8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Değeri, Anlamı, Tarihçesi

Kimilerinin yalnızca Kadınlar Günü, kimilerinin Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak kutladığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, isminin kullanımından çok değeri ve anlamı ile önemli. Bugün hala tüm dünyada pek çok farklı zemin ve kategoride kadın – erkek eşitsizliği ve erkek egemen toplumun kadın aleyhine gündelik pratiklerinin yarattığı sorunlar devam ediyor. Dünya nüfusunda kadınların büyük çoğunluğu  erkeklere oranla mülksüz, yoksul, ucuz iş gücü ve emekçidir. Bununla birlikte kadınların boğaz tokluğuna çalışması/çalıştırılması olan ev işi, çocuk ve yaşlı bakımıyla kadının görünmeyen emeğini işaret eden ücretli bir işte çalışmayan ev kadınları yani ev işçileri de yine evde olan erkek nüfusuna göre oldukça eşitsiz bir biçimde mevcuttur.

İlk olarak insanlık dışı çalışma koşulları ve düşük ücret gibi ekonomik haksızlıklara karşı ve yanı sıra oy hakkı için ayağa kalkan kadınların yukarıda saydığımız sorunlarının yanında  ailede, iş yerlerinde, eğitim hayatında, sokakta…vb hayatın her alanında maruz bırakıldığı cinsel, psikolojik, ekonomik ve politik şiddet, taciz/tecavüz,  çalışma yaşamındaki ayrımcı politikalar, özellikle medyada ve her alanda normalleştirilen seksist/cinsiyetçi dil, örgütlenme ve sendikal haklara yönelik kısıtlamalar, yasaklar, ücretsiz hizmet sunan kreşler, yaşlı ve hastalar için gündüz bakım evleri, sığınma evleri, sporda, sanatta cinsiyet ayrımcılığı, güvencesiz/esnek çalışma koşulları, siyasette ve sendikalarda karar alma mekanizmalarında görünür olmak, militarizm/savaş karşıtlığı gibi…erkekliğin lehine olup kadınlığın aleyhine kurulmuş siyasal ve ekonomik sisteme karşı, kadının insan haklarını hiçe sayan katı bir erkek egemen düzen söz konusudur. Bu düzen kadınların en temel haklarını ellerinden almış bazılarını hiç yerine teslim bile etmemiştir. Bu sebeple kadının eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin hikayesi çok uzun yıllar öncesine dayanır.  İşte biz de  bu sebeple; 2019 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Kadınlar Günü tarihçesi ile bugünün anlamı ve değerine bir bakış sunmaya çalıştık.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Tarihçesi

Kimi çevrelerce ve kişilerce Dünya Emekçi Kadınlar Günü tarifinin kullanılması, esasen Dünya Kadınlar Günü tarihçesinin işçi – emekçi kadınlar protesto ve devamında mücadelesi ile ortaya çıkmasına dayanıyor.  Bugüne gelen tarihsel kaynakların aktarımı ile öncelikle Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışını özetleyelim.

Kadınlar Günü tarihçesi, bundan 162 yıl önceki bir olaya dayanıyor. 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentindeki tekstil işçisi kadınların, aldıkları ücretler, kötü çalışma koşulları ve çalışma saatlerinin yüksekliği nedeniyle yaptıkları bir grev konu edilir. Bu grev, oldukça büyük bir etki yapar ve kadın işçilerin dayanışmasını sağlar. Bir başka tarihsel kaynaksa fabrikada çıkan bir yangından söz eder. Bazı kaynaklar 1857 yılında greve çıkan kadınların fabrikaya kapatılması ve fabrika yangınında hayatlarını kaybetmesini işaret ederken bazı kaynaklar ise yangın konusunu yine New York’taki 1911 yılında Triangle Gömlek Fabrikası’ndaki yangına taşır. Bu yangında çoğu kadın 146 kişi hayatını kaybeder.  Sadece tek bir asansörün çalıştığı ve yangın merdiveni çıkışlarının kilitli olduğu fabrikada çıkan yangın sonrası, kadınlar öncülüğünde binlerce kişilik bir protesto yürüyüşü gerçekleştirilir. Yüz binlerce işçi o gün iş bırakarak protesto yürüyüşüne katılır.

ABD’deki bu büyük ihmalin yarattığı öfke ve öncesinde başlayan mücadele, işçiler ve uluslararası sosyalist hareketler üzerinde büyük bir ivme yaratır. 1911 faciasından önce, 1910 yılında yine enternasyonalist sosyalistler üzerinde oldukça büyük bir etkisi olan Alman Sosyalist Partisi önderlerinden Clara Zetkin, Amerika’da olup bitenlerden ilham alarak, sosyalist kadınları bir araya getirecek bir konferans örgütler. Bu konferansın  her sene aynı gün yapılmasına karar verilir . 1910 yılında II. Enternasyonal, Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanır ve 17 ülkeden sendikaların, sosyalist partilerin ve çalışan kadın kulüplerinin temsilcilerinden yüzlerce kadını bir araya getiren bu konferans sonucu, 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’sDay – Dünya Kadınlar Günü) olarak kutlanması  oy birliğiyle kabul edildi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Clara Zetkin

Bunun üzerine ilk Dünya Kadınlar Günü 19 Mart 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre gibi çeşitli Avrupa ülkelerinde kutlandı. Gösterilere katılan yüzlerce kadın oy verme, seçme/seçilme hakkı ve istihdam için seslerini yükselttiler.

Dünya Kadınlar Günü’nün resmen 8 Mart olarak belirlenmesi ise, 1921 yılında Moskova’da yapılan 2. Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda gündeme geldi. Jülyen takvimine göre 23 Şubat, Miladi takvime göre 8 Mart 1917 tarihinde St. Petersburg’lu tekstil işçileri ‘Ekmek ve Barış’ sloganıyla sokaklara döküldü.

Ekim Devrimi’nin başlamasının kıvılcımını çakan etkenlerden biri olan bu eylemin ardından da 8 Mart, Rusya’nın başkenti Moskova’da 1921 yılında gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda resmen Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edildi.

Ardından yaşanan iki dünya savaşında 8 Mart anmalarına bazı ülkelerde yasak getirildi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Osmanlı ve Cumhuriyet Kadını

Bu esnada Osmanlı devletinin son dönemlerinde ise kadınlar birçok çatı altında güç birliği yapmış ve çalışma hayatı içerisinde daha faal olarak yer almışlardı. Kadınların ağırlıklı olarak çalıştıkları iş kollarının başında ise tütün ve dokuma sanayi gelmekteydi.  Bu iş kollarına ait fabrikalarda çalışan binlerce kadın hak arama mücadelelerini artık büyük çaplı grevler düzenleyerek gerçekleştiriyordu. Dokuma ve tütün fabrikalarının bulunduğu Bursa, İstanbul, Sivas gibi illerde bu şekilde bir çok grev düzenlenmişti. Bu grevlerden birinin 1911 tarihinde yine Bursa’da ipek ve halı fabrikasında gerçekleştirildiğini de Osmanlı arşiv belgelerinden öğrenebilmekteyiz.  Belgede grevin, mesai saatleri ve ücretlerin düzeltilmesi konusunda gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Aslında Osmanlı Devleti, kadın işçi eylemleriyle bundan biraz daha önce 1839’da tanışır. Bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Plevne’de fabrikada çalışan bir grup kadın işçi, kendi görevlerini yapacak ve işsiz kalmalarına sebep olacak olan makinelerin fabrikada kullanılmasına karşı isyan ederler.

Görüldüğü gibi Osmanlı’da kadın emek tarihi bir hayli eskilere dayanır. 1912’den 1922 yılına kadar durmadan savaşan Osmanlı Devleti’nden sonra Cumhuriyetle birlikte kurucu kadrolar, rejiminin bekası için kadını “ideal anne, ideal eş, ideal yurttaş” fikri üzerinden tasarlarken, onun çalışma hayatında etkin olması, üretimde ve hayatın her alanında yer alması için kalemşörleri aracılığıyla sıkı bir propaganda yaparlar, kadının vatanın geleceği için ne kadar önemli olduğunu vurgularlar. Cumhuriyet kadınları gitgide artan bir hızla çalışma hayatında yer alırlar. 1930 ve 1934’te kadınlara siyasi hakları tanınırken, ne var ki başka sivil toplum örgütlerinin yanı sıra kadın hareketi de baskı altına alındı. Örneğin; 1935’te Türk Kadınlar Birliği, oy hakkının kazanılması ve ilk kadın milletvekillerinin TBMM’ye girmelerinin ardından kendi kendini fesh etmek zorunda bırakıldı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Dolayısıyla 1935-1975 arasında artık bir kadın hareketinden söz etmek çok mümkün değil. Kadınlar daha çok hayır derneklerinde çalışmaya teşvik edilir. 1975 yılına gelindiğinde İlerici Kadınlar Derneği’nin kurulmasıyla, sol kesimden kadınlar bu durumu sorgulamaya başlar. Ancak onları harekete geçiren motif cins ezilmesi değil, sınıf mücadelesidir ve bu kadınlar işçi sınıfı kadınlarını örgütler. Oysa dünyada feminist hareket dalga dalga yayılmaya başlamıştır, ancak İleri Kadınlar Derneği kadınları buna rağmen o dönemin sol hareketlerinin erkekleri kadar “feminizm” karşıtıdırlar. 1980 askeri darbesinin ardından o yılları daha çok, sürgünde geçiren bu kadınların çoğu özeleştiri yapar ve 90’lı yıllarda yeni kadın hareketi içinde yeniden yerlerini alırlar. 12 Eylül’le kesintiye uğrayan Türkiye kadın hareketi 90 yıllarda ikinci dalga feminist hareketin etkisiyle, ataerkil düzenin, “kadınların bedeni, kimliği ve emeği üzerinde kurduğu” egemenliğe karşı topyekun bir mücadele başlatırlar.

Ataerkil bir dünya düzeninde kadın varoluşunun binlerce hikayesini taşıyan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü,  Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1977 resmi olarak kabul edilmiştir.  Yani mücadelenin başlangıcından tam 66 yıl sonra!