Akdeniz’in Bir Başka Güzelliği: Göller Yöresi

Göller Yöresi

Akdeniz Bölgesi denilince akla gelen ilk iki doğal değer masmavi deniz ve Toroslardır. İşte bu iki güzelliğe eklenebilecek bir 3. Değer de Göller Yöresi’dir. Doğanın bölgeye armağanı olan eşsiz coğrafyada var olan birçok göl, Akdeniz bölgesi ile Ege Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan 5 şehrimizi kapsar. Genel olarak Göller Yöresi kavramı çok bilinir ama detayı sorulduğunda doyurucu cevaplar alınamaz. Biz de bu yazımızda Göller Yöresi’ni mercek altına alalım istedik. Bakalım Göller Yöresi’nde kaç göl var? Göller Yöresi gölleri hangi şehirlerde ve hangi özelliklere sahip? Hazırsanız göl yolculuğumuza çıkıyoruz.

Göller Yöresi’nde Kaç Göl Var?

Birçok gölün birbirlerine yakın mesafede oluşmasından ötürü Göller Yöresi ismi verilen bölge toplam 5 şehrimizin sınırları içinde yer alıyor. Antalya’nın yanı sıra Afyon, Burdur, Isparta ve Konya illerinin sınırları içerisinde yer alan; Acıgöl, Akşehir, Akgöl, Burdur,Beyşehir, Gavur, Işıklı, Ilgın, Eğirdir, Eber, Kovada, Salda, Karamık, Suğla, Yarışlı ve Karataş göllerinden oluşmaktadır. Büyükllük bakımında bazıları ülke çapında en büyük göller arasında yer alan bazıları da irili, ufaklı boyutlarda yer alan toplam 16 göl, Göller Yöresi’nin üyeleridir. Göller Yöresi’ni ortak coğrafya olarak tanımlamaya sebep olan tek şey, birçok gölün birbirine yakın konumlanışı değil, bölgenin topoğrafik özellikleri ile göllerin tektonik oluşudur. Yukarıda saydığımız 16 gol ile birlikte Göller Yöresi sınırlarında ve çevresinde 65 göl oluşmuş ancak bunların 31 tanesi kurumuştur. Yapılan araştırmalara göre de 11 tanesi kuruma tehlikesi altındadır. Ülkemizdeki coğrafi bölgelerin iklimsel ortaklıkları da göz önüne alarak belirlendiğini hatırlarsak 3 coğrafi bölgenin kesişim kümesi olan Göller Yöresi için Akdeniz ve Karasal iklimin de geçiş alanı olduğunu söyleyebiliriz. Geçiş ikliminde yer alması ve tektonik oluşumlarla ortaya çıkması, her biri doğa harikası denebilecek güzellikte göller meydana getirmiştir.

Göller Yöresi’nde yer alan göllerden öne çıkanların detaylarına geçmeden önce yöreye ait bazı coğrafi bilgilere de göz atalım. Bölgede var olan göllerin suları, ortak bir özellik göstermez. Acı, tatlı ve tuzlu suların birikimiyle oluşan bu coğrafi yapıların suların karakteristikleri farklı faklıdır. Kireçtaşının bu coğrafyada oldukça zengin olması nedeniyle karstik şekillere sık rastlanır. Yukarıda saydığımız göllerin dışında volkanik hareketlerle oluşmuş küçük göller de vardır ancak genel eğilim tektonik oluşumlardır. Ortalama deniz seviyesinden yüksekliğin 1000 metre civarında olduğu söylenebilir ki yükseklikler batıdan doğuya doğru artış gösterir. Van Gölü ve Tuz Gölü’nden sonra Türkiye’nin 3. Büyük gölü olan Beyşehir Gölü’nün deniz seviyesinden yüksekliği 1.121 metreyi bulur. Tıpkı denizlerin dışa bağlantı durumuna bağlı olarak açık deniz ve kapalı deniz olarak sınıflandırılması gibi göllerde de benzer bir durum vardır. Dışa akıntısı olmayan göllere kapalı havza tanımı yapılır ve Göller Yöresi’nde yer  alan Burdur Gölü ve Acıgöl, bu özelliğe sahiptir. Bu göllerin suyu acıdır ancak dışa akıntısı olan Beyşehir ve Eğirdir gölleri ise tatlı su özelliğine sahiptir. Göller Yöresi, hem akış hem de akıştan kaynaklı su tipinin farkı dolayısıyla su karakteristiği yani hidrografya yönünden de oldukça zengindir. Şimdi Göller Yöresi’nde öne çıkan göllerin detaylarına bakalım.

Göller Yöresi Gölleri

Beyşehir Gölü

Türkiye’nin 3. Büyük gölü olan Beyşehir Gölü, 656 km2 yüz ölçümüne ve 10 metre derinliğe sahip. Isparta ve Konya illeri ( Beyşehir ilçesi) sınırları içinde kalan Beyşehir gölü, Göller yöresi içinde dışa akışı olan göllerden biri olduğu için tatlı su özelliği gösterir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1121 metre olan Beyşehir Gölü, dikey yönde 18 ila 20 km kadar geniş. Tabanında göl tortuları olan Beyşehir Gölü, doğal güzellik açısından bakıldığında ise ülkenin nefes alınacak yerlerinden biri denilebilir. Beyşehir Milli Parkı ile çevrelenen göl, bu sayede de koruma altına alınmış durumdadır. İçinde küçük boyutlarda adaların yer aldığı Beyşehir Gölü etrafında başta yaban domuzları olmak üzere pek çok farklı hayvanın da yer aldığı bir fauna bulunmaktadır. Beyşehir Gölü, ayrıca Konya Ovası’nın sulanması için de önemli görev üstlenmektedir.

 Acıgöl

Acıgöl’e neden acı dendiğine yukarıda değinmiştik. Afyonkarahisar ve Denizli illeri sınırlarında yer alan Acıgöl, Göller Yöresi içinde dışa akışı olmayan kapalı havza göllerden biridir ve bu nedenle suyu acıdır ki ismi de buradan gelir. Yaklaşık 41,5 km2 yüz ölçümüne sahip olan Acıgöl, Denizli’nin Çardak ile Afyonkarahisar’ın Dazkırı ilçelerinin içinde kalır. Denizli’nin Çardak ilçesinde bulunan Acıgöl, doğal sodyum potansiyeli çok yüksek olan bir göldür ve bu alanda Türkiye’nin en büyük, Dünyanın da ikinci büyük üreticisi konumundadır.Türkiye’nin sodyum sülfat rezervinin %90 gibi büyük bir oranı Acıgöl tarafından sağlanmaktadır. Maalesef, ülkemizdeki pek çok doğal güzellik gibi birçok familyadan oluşan kuşlar ile balık türlerine sahip olan Acıgöl de çevreden gelen evsel atıklar sebebiyle tehdit altındadır. Acıgöl etrafında yaşayan kuşlar ve özel bir tür olan Dişli sazancık balığı gibi hayvanların bu anlamda da tehlike altındadır. Her ne kadar resmi önlemler alınsa da çevresel duyarlılık konusu, Acıgöl için büyük önem taşımaktadır.

Salda Gölü

Fotoğrafa baktığınızda Maldivlerden bahsettiğimizi düşünebilirsiniz ama burası Salda gölü. Her geçen gün popülerliği artan ve tam da bu nedenle doğal dokusu bir nebze tehdit altında olan Salda Gölü, kireç taşı sebebiyle ortaya çıkan karstik özelliği nedeniyle muhteşem güzelliklere ev sahipliği yapan bir göldür. Burdur ilinin Yeşilova ilçesine 4 kilometre mesafede yer alan Salda Gölü, karstik bir göldür ve 184 metre derinlikle Türkiye’nin en derin 3. Gölü olma özelliğine sahiptir. 44 km2 yüz ölçümü ile pek çok kıyı şeridi, kullanıma açık olan Salda Gölü, dev bir faunaya da ev sahipliği yapıyor. 1989 yılında Doğal Sit Alanı olarak ilan edilen Salda Gölü’nün etrafı ise enfes karaçam ormanları ile çevrilidir. Salda Gölü’nün mineralli suyunu bazı cilt hastalıklarına da iyi geldiği tahmin edilmektedir. Gölde yer alan  yedi adet beyaz ada bulunmaktadır.  Beyaz kumsallar ve tertemiz suyu ile Salda Gölü, anlatılmaz yaşanır bir yer desek doğru olur. Yolunuz Göller Yöresi’ne düşerse mutlaka Salda Gölü’ne uğrayın.

Eğirdir Gölü

Yine büyük bir gölle yolculuğumuzu tamamlayalım. Sığ bir tabana sahip olan gölün tam 150 km kıyı uzunluğu bulunuyor. Türkiye’nin en büyük 4. Gölü olan Eğirdir Gölü, tatlı su gölleri açısından da ikinci büyük göldür.  1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tanımlanan Eğirdir Gölü su alanı, yüzlerce farklı balık türünün yaşam alanıdır. Kapalı havza bir göl olan Eğirdir Gölü, bu duruma rağmen taban sularının zenginliği nedeniyle toplam suyunun üçte biri sürekli yenilenmektedir. Can Ada ve Yeşil Ada isminde iki küçük adası da bulunmaktadır ve bu adalara karayolu ile ulaşım mümkündür.

Anadolu’nun ve Akdeniz’in doğal güzellikleri, doğurgan ve sonsuz denebilir. Torosların etrafında konumlanmış olan Göller Yöresi de mutlaka gezmeniz ve görmeniz gereken güzellikler sunuyor.