Alanya Geleneksel Jazz Festivali 16 Yaşına Bastı

Bir şehrin, bir ülkenin sanat ve sanatçıları ile tanınması ne kadar büyük bir değer ve şereftir. Ülkelerin kendi sanatçılarını evrensel olarak tanıtmaları aynı zamanda o ülke için de büyük bir reklam ile birlikte kültürel gelişimin bir göstergesidir. Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde belli zamanlarda farklı türlere ait gerçekleştirilen bir takım festivallerle dünyanın pek çok ülkesinden değerli sanatçılar gelmekte ve bu sanatçılar bir taraftan kendi kültürlerini tanıtıp dünyadaki farklılıklar konusunda toplumu sanat yoluyla bilinçlendirirken, diğer tarafta toplumun eğitim bakımından kendini geliştirmesini de sağlıyor. Elbette bu festivallerin artık büyük şehirlerle sınırlı kalmaması ve ülkemizin en ücra köşelerini dahi hem hareketlendirmek, bilgilendirmek ve toplumu eğitmek bakımından önem arz ediyor. Özellikle turizmin hareketli olduğu bölgelerde sanatsal ve kültürel etkinliklerin çokluğu, dünyanın pek çok farklı yerinden ülkemize gelerek tatil yapan turistlerin tatillerini daha keyifli ve eğlenceli bir hale getirmesine de yardımcı oluyor. Çünkü turistler yaşayan hareketli şehirleri seviyorlar ve kenti tanımak için otellerinden dışarıya adımlarını attıklarında da tıpkı kaldıkları otelin konforu kadar dışarıdaki hayatın da enerjik, farklı ve olumlu duygular edinebilecekleri değerlerin olması gerekiyor. Bu nedenle yaşadığım şehir olan Alanya’da 16 yıldır devam eden, dünyanın her yerinden şimdiye kadar üç yüzü aşkın sanatçıya ev sahipliği yapan Jazz festivalini ve gelenekselleşen bu yapısıyla şehirde yaşama ayrıcalığına sahip olarak ülkemizi mesken tutup oturumunu almış, yerli Alanyalıların da kentin sanatsal etkinliğine dâhil olmaları bakımından değerli buluyorum.

Alanya Belediyesi’nin ev sahipliğini yaptığı geleneksel Jazz Fetivali her yıl Kızılkule’nin hemen dibinki boş alanda yapılmakla birlikte, şehrin tarihi dokusunun ve denize şavkı düşen kale yamaçlarındaki eski evlerin siluetinin denize düştüğü bir ortamda sanki bir rüyanın içinden geçiyormuşçasına devam ediyor. 2002 yılından bu yana gerçekleştirilen Alanya Jazz günlerinden kimler gelip geçmedi ki; özellikle de 2013’de Della Miles’in verdiği konseri unutabilmem mümkün değil, Della Miles zaten jazz alanında kendini tüm dünyaya kanıtlamış bir sanatçı ve öyle muhteşem bir sahnesi vardı ki, hakikaten anlatılmaz yaşanır. Sahnenin tam arkasına Alanya’da korsan havası verilmiş en gösterişli iki tekne gelmiş, ışıklarını açmış ve sahnenin hemen arkasında yansıyan bu görüntülerle birlikte TRT’nin festivali canlı yayınla yayımlaması festival alanını tıka basa doldurmuş seyircilerin kentteki festivale olan bu ilginin memnuniyetini de ortaya koymuştu. Şarkıcının “Yalnızım” adlı eseri seslendirmesi için bizim için büyük bir sürpriz olmakla birlikte, yorumu hepimizin gönlünü bir kez daha fetih etmesine neden olmuş, sanatçı imparatoriçeliğini adeta bir kere daha ilan etmişti. İşte sizlere o şarkı ve o anları anımsama vesile olacak bir video, (bkz. https://vimeo.com/user20367768)

Alanya Jazz Festivali için Türkiye’nin önemli kültür ve sanat festivalli diyebilir miyiz? Bu soruya evet demek istiyorum, fakat şunu da eklemek isterim ki daha çok geliştirebiliriz ve festivali sanatçılarla halkın buluşacağı karşılıklı söyleşi, oturum vb panellerle destekleyebileceğimiz gibi, halen jazz deyince nasıl bir müzik olduğunu bilmeyen, festivale hiç gitme fırsatı olmamış kişilere ulaşmak bakımından da jazzı tüm şehrin bir taraftan bilgilenirken diğer taraftan yaşayacağı bir anlayışın eline bırakmalıyız. Bir şehirde sadece belli bir kesimin takip ettiği bir festival olmaktan çıkartıp, özellikle eğitim camiası ve sivil toplum örgütleri ile birlikte ‘bu alanda neler yapılabilir’ noktasında bir beyin fırtınası yaratıp, farklı fikirlerin değerlendirilerek harekete geçme konusunda geç kalmamamız gerekmektedir. Jazz  ya da Caz müziği 1880′ lerde New Orleans’ta gelişmeye başladı ve 1920’lerin başında New York, Los Angles ve Chicago’da bir çok akımın bir sonucu olarak yapılmaya başlamış ve son şeklini almış bir müzik çeşididir. Müziğin kökenleri Afrika’ya dayanmaktadır ve kölelik düzeninin bir uzantısı olarak Amerika’ya uzanan o acı dolu yolculukta, aslında bir anlamda bir ağıtı, bir isyanı, bir gelecek umudunu, bir aşkı ve arzuları taşıyan pek çok duygunun harmanından çıkarak biçimlenmiş, Afrikalıların geleneklerin anlatan toplumun kültürel bir parçası olan müziğin Amerika’da ilk zamanlarda yasaklanması, Afrikalıların geleneklerini gizli gizli yaşamalarına neden olmuştu. Zaman içerisinde Avrupa kökenli kilise müziğinin kendi müzik ve gelenekleriyle örtüştürerek müziklerine farklı bir form kazandıran Afrikalılar, ortaya çıkarttıkları yeni müzikleri ile bu sefer kabul görmüş ve her yeni yorumlarında böyle böyle tüm dünyanın dikkatini üstlerine çekmeyi becermişlerdi. İlk defa Ragtime’de doğan ve New Orleans’ta ilk sitillerinin örneğinin verildiği jazz müziği o zamanlarda başkenti olan Sedalia eyaletinde “Scott Joplin Festivali” olarak halen devam etmektedir. Scott Joplin,  kesik tempolu caz müziği besteleriyle tanınan bu alanın en büyük temsilcisi haline gelen besteci ve piyanist olarak unutulmayacak bir isimdir. Aslında jazz deyince akla gelen ilk isim olmasına rağmen, ne yazık ki tarihe meraklı olmayan ve sadece tüketen bir toplumlar yumağı olan dünya halkları, 20. Yüzyılda doğan bu müziği gerçekten sevmiş ve onu anlamak istiyorlarsa bir de bunun üstüne Afrikalıların kölelik düzenindeki yaşantıları hakkında mutlaka bilgi edinmelidirler…

Alanya belediyesi tarafından 16. Yaşını yine coşkuyla kutlayan jazz festivali, bu yıl da diğer yıllarda olduğu gibi çok farklı sanatçılara yer verdi. Bu festivale gelecek sanatçıları kimlerin ise Alanya Belediyesi’nin park ve bahçeler müdürüne belirlemektedir. 26, 27, 28 ve 29 Eylül 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen festival Club Summer Garden, Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Havana Club’ın katkıları, TRT Müzik, Dream TV, Dream Türk ve Radyo D’nin medya sponsorluğunda gerçekleştirildi.

26 Eylül 2019’da Türkiye’nin uluslararası alanda literatüre geçen, Anadolu ezgileriyle caz yorumlarını dinleyeceğiniz tek kadın neyzeni Burcu Karadağ ile açılış yaptı. Piyanoda Baki Duyarlar, perküsyonda Mehmet Akatay, tütekte Alafsar Rahimov Balaban ve kontbasda Enver Muhamed eşlik etti. Burcu karadağ’ın ardından 22.00’de ünlü besteci, aranjör ve müzisyen Neco sahne aldı. Neco’ya piyanoda Cengiz Özdemir, davulda Mehmet Çilingi, saksafonda İsmail Tepe, kontrabassda Yiğit Şen eşlik ettiler.

27 Eylül 2019’da Azerbaycanlı bir vokal şarkıcı ve solist lirik bariton Tofiq Hasansoy sahne aldı. Tofik Hasansoy’a  perküsyonda Jabbarov, akordeonda Seymur Hasansoy, piyanoda Nijat Aslanov, davulda Yevgeniy Manukhin, basgitarda Nijat Pashazade eşlik ettiler. Unutulmaz eserlerle seyircinin kalbini fetih eden sanatçı jazz müziğine yorumuyla eşsiz bir değer kattı. Aynı gece saat 22.00’da Paris doğumlu, sanatçı Lou Tavano cazseverlerle buluştu. Yazar bir anne ve rock davulcusu bir babanın kızı olan sanatçıya; piyanoda Alexey Asantcheff, çelloda Guillaume Latil, kontrabassda Alexandre Perrot, davulda Ariel Tessier eşlik ettiler.

28 Eylül 2019’da sahne alacak olan Yavuz Akyazıcı’ya aynı zamanda eşi olan sanatçı eşlik etti. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nde başladığı üniversite hayatına, New York, New School Jazz Academy’de devam eden ve Birdland, Knitting Factory, Auggie’s gibi dünyaca ünlü caz kulüplerinde, Matt Wilson (Charlie Haden Liberation Band), Eric Person (Ben Harper, Dave Holland Quintet), Joe Fonda (Kenny Baron, Anthony Braxton), Kevin Burke (Wynton Marsallis Orchestra) gibi isimlerle konserler veren Yavuz Akyazıcı’ya; vokalde Funda Akyazıcı, basda Enver Muhamedi, davulda Burak Cihangirli eşlik etti.  Aynı gece saat 22.00’da kendi özgün müziği cazla Rus halk müziği ve klasik müziğin füzyonu olarak nitelendirilen Alina Rostotskaya sahne aldı. Alina Rostotskaya’ya, gitarda Maxim Shibin, kontrabassda Daria Sokolova, davulda Mikhail Fotchenkov eşlik etti.

29 Eylül 2019’da yani bu gece festivalin son gününe üzülerek geldik. Çünkü Alanya oldukça muhteşem bir dört gün yaşamış ve halk oturacak yer bulamadığı için Kızılkule’nin üst kısmındaki yolları dahi sahnedeki sanatçıları izleyebilmek için büyük bir özveriyle gece boyunca ayakta izlemişti. İşte bu son jazz gününde Barış Manço’nun 41 yıllık sanat hayatını ortaya koyan Monçoloji albümünün aranjörlük ve müzik editörlüğünü yapan ve bunun gibi pek çok projeye imza atan Eser Taşkıran ile muhteşem bir final gecesi yaşadık. piyano-klavyede yer alan Eser Taşkıran’a; vokalde Meltem Taşkıran, davulda Mert Türkmen, basgitarda İsmail Hakkı Soyberk, trompette Barış Doğukan Yazıcı, gitarda Türker Otçu, trambonda Taşkın Akarsu eşlik etti.

Alanya Jazz Fetivalinin 16 yıldır halka açık bir şekilde ücretsiz olarak gerçekleşmesi halkın izleyici ve jazz severlerin en çok takdir etiği ve belediyenin en olumlu hizmetlerinden bir tanesidir. O nedenle Alanya Belediyesi’ne bu hizmetinden dolayı teşekkür etmek de başka bir yurttaşlık görevimiz. Kültürel ve sanatsal olarak her yıl daha çok insanı kucaklayarak gelişmesini umut ve temenni ettiğimiz festivalimizin bundan sonraki organizasyonunda da aynı lezzetle devam etmesini temenni ediyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı