Andriake Antik Kenti

Andriake Antik Kenti, Likya’nın en popüler kentlerinden olan Myra Antik Kenti’nin bir mahallesidir.
Andreake Limanı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Antalya İli’nin Demre ilçesine 5 km mesafede yer alan Andriake Antik Kenti, Likya’nın en önemli liman kentlerinden biridir. M.Ö 200 yıllarında Andriakos (Kokarçay) nehrinin ağzında Andriake isimli bir şehrin olduğu ve M.Ö. 197’de III. Antiokhos’un Antiokheia (Antalya)’dan yola çıkarak, Ptolemaioslar’ın elinde bulunan yerleri alıp, filosuyla Andriake’ye geldiği bilinmektedir.[1] MÖ 3000 ile MS 600 yılları arasındaki Roma tarihini 142 ciltlik bir eserle yazan Roma tarihçisi Titus Livius, eserinde Andriake’nin ismi güney Lykia kentleri arasında sayılmaktadır. Andriake’nin hemen yanı başında bulunan Gelidonya Batığı (İ.Ö. 1200) ve Uluburun Batığı (İ.Ö. 1316) İ.Ö. 2. binden beri bu sahillerde uluslararası denizcilik faaliyetlerinin yapıldığını göstermektedir. Muhteşem doğal korunaklı yapısıyla Akdeniz in deniz trafiğinde ve ticaretinde büyük rolü olmuştur.

Patara gibi tüm Kekova sahil yerleşimleriyle bölge içi bağlantıyı doğudaki komşu kent Limyra’nın limanı Phoinikous (Finike) ve batıdaki komşu kent Antiphellos sağlamaktaydı. Komşu kentlere karadan yapılan zorlu dağ yolculuklarından daha rahat ve kolay olan bir ulaşım sağlayan deniz yolculuğu tercih edilmekteydi. O nedenle Finike-Andriake limanları arasında düzenli olarak tekne seferleri yapılmaktaydı. Hal böyle olunca kent yönetimine ait olan deniz taşımacılığına göz diken ve sık sık ihlalde bulunan korsan gemicileri türemeye başlamıştı. Böylesi hayati bir sorun baş gösterince korsanların yağmalarından kurtulmak ve deniz seferlerini güvenceye almak için büyük cezalar getirildi.

Myra’nın 5.yy.’ın başlarında, Likya’nın başkenti ilan edilmesiyle Andriake’de bölge metropolünün ana limanı haline gelmiştir. Oldukça gelişmiş olan Myra Metropolisine 4.5 km mesafede bir liman mahallesi/yerleşimi olan Andriake Antik Kenti, I. Justinianos döneminde iyice önem kazanmıştır. Antik kentlerde alışılan tiyatro, toplantı salonu gibi kamusal yapıları içermeyen bir merkezdi. Geç Klasik Dönemden itibaren Myra limanının işlediği düşünülmektedir. Antik Dönem de çok sayıda önemli önemsiz liman yerleşimlerinin varlığı ve dokusu bilinmekle birlikte, Andriake’nin arkeolojiye ve Likya bilimine katkısı çok özeldir. Çünkü Ancak salt liman fonksiyonlarını karşılayan yapılardan oluşan ve sadece liman olan bir yerleşim bilinmemektedir. Andreake, Roma Dönemi’nde ve öncesinde sadece limanlarda bulunan depolar, ticari alanlar ve ticari yapılardan oluşan dokusuyla ve bu dokunun nicelik ve nitelikte bölgenin en iyisi olmasıyla özel bir örnek sunmaktaydı. Bizans Dönemi’nde ise liman fonksiyonlu kullanımın devam etmesi yanında, sayısı artan konutlarla ve bu yoğunlaşmaya bağlı olarak yapılan 6 kiliseyle 55 küçük bir yerleşime dönüştü. Liman yapıları dışındaki oluşum 6 kiliseden ve 1 sinagogdan görülse de, Andriake hiçbir zaman piskoposluk listelerinde anılmadı.

 

İÖ VI. yüzyılda yaşamış Karyanda’lı (Bodrum Yarımadası’nın kuzeyinde lokalizasyonu kesin olarak yapılamamış Karya Kenti), Skylaks’a atfedilen, Karadeniz, Akdeniz ve Afrika sahillerindeki yüzlerce kentin tarihsel coğrafyası hakkında kısa, fakat yararlı bilgiler veren Periplous (İskân edilmiş Avrupa, Asya ve Afrika Denizi’nin Çevresindeki Seyr-ü Seferi) adlı coğrafi eserinde, Andreake limanı hakkında hiçbir bilgi verilmemesi; antik kentin Klasik Dönem’deki varlığına kuşku düşürmüştür. Oysa bu limanın Klasik Dönem’de kullanılmamış olması mümkün görülmemektedir. İÖ 200 yıllarında Andriakos un (Kokarçay) ağzında Andriake diye bir yerleşimin varlığı bilinmektedir. İÖ 197 de Antiokheia (Antalya) yola çıkan III. Antiokhos Ptolemaioslar ın elinde bulunan yerleri alıp filosuyla Andriake ye gelmiştir.

Trajan’ın (Trajan’ın)
Aziz Paulos

Part Savaşını planlayıp, Asia ve Lykia’ya gelen Marcus Ulpius Traianus (Trajan), Myra’da konakladığında Lykia’nın güneyinde güzel bir limanın planlamasının yapılması gereğini belirtmiş olsa da Andriale’ye yapılan liman planlama ve uygulaması Hadrianus’a ve onun zamanına aittir. İS 18’de Germanicus ve karısı Agrippa’nın Myra ziyareti, Andriake’ye dikilen heykellerle onurlandırılmıştır. İS 60’da ise Kudüs’te huzursuzluk çıkardığı için Roma’ya hesap vermek üzere yola çıkan Aziz Paulos’un gemi değiştirmek üzere burada mola vermiş olması, Andriake Antik Kenti’nin renkli tarihine başka bir renk katmıştır. Limanın kuzey kısmı büyük ölçüde Lykia türü lahitlerin bulunduğu, bu arada iki Bizans dönemi kilisesinin kalıntılarına rastlanan Nekropol alanıdır.

 

 

 

 

Granarium (hububat deposu)

Andriake Antik Kenti’nin kalıntıları büyük ölçüde limanın güneyindeki tepenin eteğine doğru yayılmıştır. Granarium ile liman arasındaki alanlar teraslanarak yapılaşmaya uygun hale getirilmiştir. Rıhtım caddesinde güneyden kuzeye doğru uzanan sokaklar yapı adalarını oluşturmuştur. Şehrin kalıntıları arasında su kemerleri, Nymphaion (anıtsal çeşme) agora, su sarnıçları, mureks işlikleri[2], 4 kilise, 1 sinagog ve Granarium (hububat deposu) en dikkat çeken yapılardandır. Demre yönünden ilk karşılaşılan yapı Andriake’ye tatlı su getiren aquadüct’tur (su kemeri). Kemerli girişi, içte nişli duvarları ile tipik bir Roma devri yapısı olan nymphaion[3] kentinin doğusundadır. İşte bu kayalara oyulmuş sütunlu ve gösterişli yapılar Likyalıların mesken tuttuğu her yerde çok yoğun ve yaygındır. Helenistik dönemde önemini sürdüren Myra İmparatorluk döneminde de sürdürdüğü, Andriake’deki onurlandırma anıtları ve liman yapılarındaki belgelerden öğreniyoruz.  Andriake’ye dikilen Likya Birliği Gümrük Yasasını içeren yazıt da limanın önemini vurgulamaktadır.

Andreake Sinagogu

Andriake Sinagog

Andriake Sinagogu, MÖ 500 yüzyıla aittir. Arkeologlar, Antik Myra’nın liman kenti Likya kıyılarındaki Andriake Antik Kenti kalıntılarının ortasında, Küçük Asya’da bulunan üçüncü bir sinagog ortaya çıkardılar. Sinagog, şehrin limanından yaklaşık yarım mil uzaklıktadır.  Muhtemelen limanda yer alan Yahudi tacirlerin ve tüccarların ihtiyaçlarına cevap verecekti. Küçük Asya’daki diğer eski sinagoglar Sardunya ve Priene’dedir.

Kentin Nekropolündeki mezar türü lahittir. Nekropol, kentin dayandığı sırtlara konumlandırılmıştır. Kentte yapılan kazılarda Granarium yapısının batı köşesinde bir sinagog kalıntısına rastlanmıştır. 5.yy.’a tarihlendirilen yapı, hem limandaki küçük Yahudi topluluğuna hem de limana ticaret için gelen Yahudilerin kullanmasına yönelik bir liman sinagogudur. Andriake’de güney yerleşiminde 4, kuzey yerleşiminde ise 2 olmak üzere 6 kilise bulunmaktadır. Kiliselerde vaftizhanelerin bulunmayışı, kiliselerin Myra ve Andriake’de yaşayan halktan çok limana gelen ziyaretçilerin dini ihtiyaçları için yapılmış olduğunu göstermektedir.

Andariake’nin en önemli kalıntısı, Hadrian Dönemi (İ.S. 117-138 ) ( silo, tahıl ambarı ) Granariumu’dur. Granarium, kentin doğu girişinde yer alan Agorası gibi, kentin güney yamacındaki en geniş düzlüğe inşa edilmiştir. Sekiz odalı, dikdörtgen planlı olan bu yapının her odası 65×40 metre ölçülerindedir. Cephede girişi sağlayan sekiz kapı bulunur ve toplamda 2300 m2’dir.  Blok yüzeylerinde birkaç harften oluşan usta ya da atölye işaretleri yer almaktadır. Her kapı bir odaya açılmaktadır. İç kısmı ışıklandırmak için pencereler ön cephe duvarında kapıların üstüne yapılmıştır. Ön cephede terasın iki yanında depo ile ilgili görevli odalarının yer alması, depoların iyi bir şekilde korunduğunu göstermektedir. Ortasındaki büyük giriş kapısının hemen yanında, Roma imparatoru Hadrian ve karısı Sabina’ya ait aynı büyüklükte iki büst bulunmaktadır. Çünkü Handrian’ın döneminde Andriake Antik Kenti’nin en fazla imar gördüğü dönemdir. Akdeniz’de doğudan batıya uzanan deniz rotasında yer alan Andriake ve Patara’nın sahip oldukları korunaklı limanlar, özellikle imparatorluğun Mısır’dan ihraç ettiği tahılın güvenli bir şekilde taşınması ve korunmasında önemli rol oynamıştır. Cepheye yerleştirilmiş aralarında grifon[4] olan Serapis ve Pluton kabartması ise, yazıtında açıklandığı üzere Granarium memurunun rüyası üzerine yapılmıştır. Granarium ile liman arasındaki alanda liman caddesi, caddenin önünde de üstleri yarıya kadar açık gemi barınakları bulunmaktadır. Antik kentin en görkemli yapısı olan Granarium yapısı, günümüzde antik dönemde bir süre başkentliğini yaptığı Likya bölgesinin adı taşıyan müze fonksiyonuyla yeniden hayat bulmuştur.

Andriake Ticari Agorası – Plakoma/Pazaryeri

Andriake Ticari Agorası, antik kaynaklarda geçen ve bölgeye ilk gelen gezginlerce de benimsenen ismiyle Plakoma olarak bilinen agorası, aynı zamanda Pazaryeri olarak da bilinmektedir.  Yaklaşık 60×40 metrelik dörtgen bir alana oturmakta olan Agora’nın güney yönü hariç, üç tarafı dükkânlarla çevrilidir. Kuzey cephesinde anıtsal bir giriş kapısı bulunmaktadır. Önündeki yamacında ev kalıntıları, yamacın batısında ise gözetleme kulesi bulunmaktadır. Agora’nın ortasında su sarıcı vardır ve aynı zamanda altyapı olarak da kullanılmıştır. Sarnıcın üzerini kaplayan plakalar Agora’nın meydanını oluşturmuştur. Yer altında doğu, kuzey ve batıda çevreleyen sarnıç, dükkânlarla “U” formunda estetik bir plana sahiptir. Sarnıç Kemerleri yaklaşık 24×12 metre ölçülerindedir ve nispeten sağlam durumdadır. Kemerlerin üzeri plaka taşlar dizilerek kapatılmıştır.

       

 

Mureks İşlikleri

                   Nereida

Andriake’de en ilginç mekânlardan birisi de Plakoma’nın kuzey kapısının doğusunda 6.yy.’da faaliyet gösteren Mureks adındaki kabuklu deniz yumuşakçalarından elde edilen mor kumaş boyasının üretildiği işliklerdir. Kumaş boyamakta kullanılan renk, mureks türü deniz yumuşakçalarının salgı bezinde bulunan mukusun havaya bırakılarak oksitlendirilmesi ve fırınlanması ile elde edilmektedir. Aperlai de kullanılan murekslerin kabukları denize atılmışken, Andriake’de Agoranın doğu ve batı kısımlarına yığılmıştır. Yer yer 3 metreye varan tepeler biçimindeki bu yığınlar yaklaşık 400-800 metre küp arasında deniz kabuğu içermektedir. Bu atıklar kireç harcı ile karıştırılıp mureks harcı olarak yapılarda kullanılmıştır.

Andriake limanının önemini kaybetmesi, kum ile dolması sonucu olasılıkla 655 yılı sonrası Taşdibi mevkii “Stamira” adıyla kentin limanı olarak kullanılmaya başlamıştır. Kum burnundaki deniz feneri işlevi de gören Selçuklu dönemine ait yapı kalıntısı 1800′lü yılların sonuna kadar Pirgos Kalesi adıyla anılmıştır.

Pek çok Arap akınlarına maruz kalan antik kent, limanın zamanla alüvyonlarla dolması, önemli yapıların art arda gelen depremlerden dolayı zarar görmesi akabinde büyük oranda terk edilmiştir.

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Bilinen ilk kuramsal/teorik coğrafya çalışmalarından biri kabul edilir. İ.Ö. IV. yüzyıla değin iskân edilmiş üç kıtadaki çeşitli soyları, sayılarını; sırasıyla bölgeleri, kentleri, limanları, ırmakları; iskân edilmiş adaları, halklarını ve bunların hangi tarzda anakarayla ilişki içinde bulunduğunun anlatıldığı kurgusal bir yapılanma içerir.
[2] Mureks İşlikleri: Deniz kabuklarından elde edilen bir çeşit boya. Antik dönemde giysilerin üstüne süsleme amaçlı farklı bir boya kullanılırdı. Mor, üst sınıfın konumunu gösterdiği bir renk ve önemli bir semboldü. En iyi mureks türü (purpur) deniz kabuklarından elde edilen boya amforalar içerisinde canlı olarak saklanırdı. Kırılan kabukların özütü çıkartılır, günlerce süren kaynatmanın ardından süzülerek saf bir boya elde edilirdi. Elde edilen boya tek başına veya başka boyalarla karıştırılarak alternatif renkler de elde edilir, giysilerin motifleri de elde edilen renklere göre işlenirdi.
[3] Nymphaion: Kadim Anadolu mitolojisine göre su, orman ve dağ perileri olan Nymph’lere adanmış anıtsal yapılardır. Genellikle ev görünümünde, kayaya oyulurlar. Sütun ve heykellerle bezenirler.
[4] Grifon: Kartal başlı, kanatlı, aslan gövdeli mitolojik yaratık.

Alıntı ve Kaynakça:

http://likyayolu.gov.tr/works-view/ucagiz-andriake-demre-pafta-14/

http://www.hurriyetdailynews.com/andriake-opens-partially-to-visits–83721

http://haberciniz.biz/myra-andriake-kazilari-antalya-muze-mudurlugune-verildi-2196953h.htm