Anydros / Eudokias Antik Kenti / Lykia ve Pamphylia Birleşik Eyaleti

Anydros Antik Kenti, Antalya’nın kent merkezinin 17. km kuzeybatısında Antalya Korkuteli üzerindedir. Antik kentin Antik Çağ’da Pamphylia Ovası’nın batı kenarını oluşturduğu Korkuteli ilçesi ve Antalya ilinde yer alan bugünkü Yukarıkaraman’ın bulunduğu düzlük Ovası (Düzlerçamı Ovası)’nın sınırları içinde olması nedeniyle, siyasi varlığını “Lykia ve Pamphylia Birleşik Eyalet”i olarak sürdürdü. M.S. 74’de İmparator Vespasianus tarafından kurulan “Lykia ve Pamphylia” birleşik eyaleti, M.S. 313 yılına kadar devam etti.  M.S. 312-32’de Liykia ve Pamphylia’nın birbirinden ayrılarak bağımsız iki kent olmasının ardından, Anydros Antik Kenti Pamphylia sınırları içerisinde yer alan bir eyalet oldu.

Aslında bu süreci biraz düşünecek olursanız, günümüzden bin sekiz yüz yıl önce kurulan bu birleşik eyalet sisteminin, günümüz yönetim şeklindeki bu terminolojide kazandığı yönetim, siyaset ve sosyoloji anlayışına attığı temelleri araştırıp irdeleyerek, sağlıklı bir değerlendirme yapmak gerekir. Zira, Andydros Antik Kenti, sivil yönetim organizasyonu bakımından Pamphilya Eyaleti statüsünü M.S. 5. yüzyılın ortasına kadar devam ettirdi.
Anydros Antik Kenti, 18. yüzyılın başlarından itibaren gezginlerin uğrak yeri oldu. 19. Yüzyılda; L. A. O. de Corancez (1809, 1812), Ch. Texier (1834,1836), T. A. B. Spratt ve E. Forbes (1842), A. Schönborn (1842), E. Th. Daniell (1842), E. J. Davis (1872) ve J. Seiff (1872) gibi gezginler, bölgeye gelerek kentin çeşitli yerlerini dolaştıklarına dair yaptıkları ziyaretleri kaleme aldıkları eserlerinde bahsederek yer verdiler. Bu gezginlerin eserlerinden edindiğimiz bilgiye göre anlıyoruz ki; Anydros Antik Kenti, Yukarıkaraman’ın bulunduğu yerdeki Antikçağ-Bizans yerleşmesinin büyükçe bir yerleşme yeriydi. Kalıntılar; Kuzeyde Evdir Hanı, doğuda eski Antalya yolu, güneyde Uzunkuyu Kahvesi, batıda Kuruçay dere/sel yatağı tarafından sınırlanan alanda yoğunluk göstermekteydi ve ören yerindeki kalıntılar, genel olarak geç devirlere (Geç Roma ve Bizans çağlarına) aitti…

Anydros Antik Kenti’ni diğer antik kentlerden ayıran en belirgin özelliği, kenti koruyacak olan sur duvarlarına ve bir akropolise sahip olmamasından dolayı ortaya koyduğu şehir anlayışıdır. Antik kentin bu özelliği bizlere gösteriyor ki, kent polis (bağımsız) statüsüne sahip bir yerleşme olmamakla birlikte, halkın gerektiğinde sığınabileceği, tahkimatlı[1] bir ana kentin toprakları (teritoryumu) içinde yer alan,, kırsal-tarımsal nitelikte bir yerleşmeye sahipti.

“M.S. 3. yüzyılda Eirenarkhos Orthagoras’ın mevcut sulama kanalları sisteminde yaptırdığı hidrolik düzenlemenin ardından, 13 km. kuzeydeki karstik Kırkgözler kaynaklarından sağlanan bol su sayesinde yapılan tarımsal faaliyetler, bölgeye zenginlik ve refah getirmiş, böylece uzunca bir sessizlik döneminden sonra altın çağını yaşayan Anydros-(Eudokias) sivrilerek büyük ve görkemli bir kome (peripolion) haline gelmiştir. İ.S. 3. yy. gibi ekonomik açıdan sıkıntılı bir dönemde, Termessos’un güçlü bir şekilde ayakta kalabilmesinde de önemli bir rol oynamıştır. M.S. 4 yüzyıl Eudokias’ın tarihinde ikinci gelişim çağıdır. Yörede  Hıristiyanlığın kök salmaya başlaması da Peripolion Anydros- (Eudokias’ın) gelişme sürecini olumlu yönde etkilemiştir. M.S. 5. yüzyılın başlarında kentleşme sürecini tamamladığı anlaşılan kome büyük bir olasılıkla II. Theodosius zamanında, (H. Rott’a göre 421-431 tarihleri arasında) imparatorun karısı Aelia Eudocia veya İmparator Arcadius’un karısı Aelia Eudoxia’nın onuruna “Eudokias” adını alarak Termessos territoriumu içinde kent (polis) statüsüne kavuşmuştur.
Güçlü bir olasılıkla M.S. 448-458 yılları arasında da Termossos piskoposluğundan ayrılarak ayrı bir piskoposluk haline gelmiştir. Kentin gelişim sürecinin son noktası M.S. 7. yüzyıldır. Söz konusu çağda Eudokias’ın M.S. 6 yüzyıldan itibaren önemini tamamen yitirdiği anlaşılan ana kent Termessos’u temsil eder konuma geldiği görülmektedir.

Kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 800 m. doğu-batı doğrultusunda ise yaklaşık 650 m. boyutlarındaki 52 hektar kadar bir alanı kapsayan Eudokias antik kentinin; belkemiğini bugün ortada en küçük bir izi dahi bulunmayan, taş döşemeli bir ana cadde oluşturmaktaydı. Spratt ve arkadaşlarının verdikleri bilgilere göre kentin belli başlı kamu yapıları bu ana caddenin çevresinde sıralanıyordu. Yerleşmenin en başta gelen özelliği ana kayaya oyulmak suretiyle meydana getirilmiş olan ve Geç Roma Dönemi’nden günümüze kadar işlevselliğini koruyan su kanallarıdır. Profan yapıların yanı sıra günümüze ulaşan en görkemli mimarlık kalıntısı, Evdirhan’ın güneybatısında kalan Korinth düzeninde inşa edilmiş prostylos planlı tapınak yapısıdır.
Modern gezgin ve araştırmacıların vermiş oldukları ayrıntılı bilgilerden, antik yerleşimin biri doğuda (Evdirhan çevresinde) diğeri ise güneyde (güney yolu ile batıdaki Kuruçay dere yatağı arasında) olmak üzere iki nekropolünün bulunduğu anlaşılmaktadır. Nekropollerdeki egemen mezar türünü Termessos tipi kalkanlı lahitler oluşturur. Bir diğer mezar tipi anıt-mezarlardır.
İlk defa İtalyan araştırmacılar Paribeni ve Romanelli tarafından belirlenen, en büyük iki tanesi doğu nekropolünde olmak üzere traverten moloz taşların yığılmasıyla oluşturulan irili ufaklı tümülüsler de, bölgenin yaygın mezar tiplerinden birisidir.”[2]

Ortaçağ’da da bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını bulunan eserlerden ve ‘Uzunkuyu” denilen sarnıçtan anlıyoruz. Selçuklular zamanında bir sayfiye yeri olarak kullanıldığı için canlılığına tekrar kavuşan antik kentin bugüne ait kalıntılarının durumu hakkında bilgi verecek olursak, kente ait kalıntılar, Düzlerçamı Orman Parkı’nın hemen yanında Yukarı Karaman köyü içindeki çevreye dağılmış bir şekilde yer almaktadır. Kentte çeşitli tapınak kalıntıları, heykel, friz parçacıkları adeta sağa sola saçılmış durumdadır. Kent içinde düzgün ve hala bugün köy halkı tarafından kullanılan su kanalları vardır.

Eserlerden çoğunluğu gün geçtikçe artan köy nüfusunun konut ihtiyacını karşılamak için temel duvarlarına karışmaktadır. Olbia kenti gibi bu kentin halkı da İ.Ö. 148 yılında Antalya kentinin kurulması üzerine yavaş yavaş Antalya’ya göçmüş, kentin nüfusu oldukça azalmıştır.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraf

A.V Çelgin. Anydros-Eudokias, Suyla Hayat Bulan, İnsan Eliyle Yok Olan Bir Kültür Mirası ve Düşündürdükleri, Colloquium Anatolicum/Anadolu Sohbetleri VII, 2008, 23-57

A.V. Çelgin, “termessos’un Görkemli Kome’si (Peripolion ?) Andyros (Nea Kome ?) ve Ondan Doğan Geç Antikçağ/Erken Bizans Kenti Eudokias, Sorunlar-Öneriler”, “Mehmet ve Nesrin Özsait onurulan sunulan makaleler / Şahin H. Konyar E., Ergin G., Ed., Suna ve İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Aröağan Dizisi: 2, 2011, s 109-126.

http://www.antalyakulturturizm.gov.tr/TR,185695/anydros–eudokias.html

http://www.akmedanmed.com/pdf/2012/42_yalcinsoy.pdf

[1] Tahkimat: Savaşlarda kullanılmak üzere savunma amaçlı inşa edilmiş askeri yapılar ve binaları tanımlar. İnsanoğlu binlerce yıllık uygarlık tarihinde çok çeşitli şekillerde savunma amaçlı yapı inşa etmiştir.

[2] http://www.antalyakulturturizm.gov.tr/TR,185695/anydros–eudokias.html