Ariassos/Ariasos Antik Kenti / Psidia Uygarlığı

Ariassos Antik Kenti Antalya Burdur karayolunun 45. kilometresinde, Çubuk Boğazı’ndan sonra 1 km batıda, Toros dağlarının 900-1100 metre yüksekliğinde, dik bir vadinin kuzey yamaçlarında yer alan teraslar ve doğudan batıya doğru 400 metre uzunluğunda bir alan üzerine yayılarak yer alan bir Psidia (Psidya) yerleşimdir. Tepenin diğer yamacında ise Akkoç köyü yolu dolanmaktadır.

Psidai yerleşimi, tıpkı Likya uygarlığı gibi, Antalya İli’nin güneyinde bugünkü Burdur ve Isparta illerinin yerleşim alanlarını kaplayan ve kökleri en az 2000 yıldan beri varlığını sürdürmüş, Anadolu’nun en eski hakları olan Luwilere dayanmaktadır. Psidialılar iyi korunmuş kalelerde, boylar halinde yaşayan, hafif silahlarla kendilerini koruyan ve geçimlerini yağma, soygunla sağlayan bir halktı. Henüz okunamayan dilleri Roma İmparatorluk Çağı’na kadar süren Psidialıların topraklarına Romalıların hâkim olmasıyla birlikte, ovalık yerlerde de yerleşimler başlamış, sosyal, kültürel ve siyasi hayat gelişti. Bu refahı M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda Termessos, Antiokheia, Sagalassos, Selge gibi kentlerde yapılan çeşitli müsabakalar, halk için düzenlenen çok masraflı eğlenceler, gladyatör dövüşleri, boğa güreşleri kanıtlamaktadır. Roma İmparatorları Traianus, Hadrianus döneminde girişilen ve Antonus Pius, Marcus Aurelius dönemlerinde de devam eden tiyatro, tapınak, apora, heykel gibi görkemli imar girişimleri devam ettirdi. Romalıların hâkimiyetinden sonra resmi yazıları Grekçe ve Latince olarak çift dil olarak kullanılmaya başlandı.  Prehistorik (tarih öncesi) geçmişi zengin olan Psidia bölgesi, paliolitik devirden beri (Kabataş Devri, Yontma Taş Devri) iskân edildi. Adada, Psidia/Antiokheia, Termessos, Selge, Kremna, Pednelissos önemli Psidia kentlerindendi. Ariassos Antik Kenti ise bu kentlerden Psidia’ya bağlı önemli bir güzergâhta bulunan oldukça güçlü bir kentti. Roma Dönemin’de güzergâh bakımından önemli bir geçit noktası olan Ariassos Antik Kenti’ne Romalılar yollarını inşa ettiler.

Gnaeus Marilius Vulso (Romalı general)

Roma Konsülü Gnaeus Marilius Vulso’nun seferi ve Apameia Barışıyla bağlantılı tarih olan M.Ö. 189-188, Ariassos Antik Kenti’nin kuruluş yılı kabul edildi. M.Ö. 1. yüzyıldan, M.S. 253-267 Gallienus Dönemi’ne kadar sikke basımına devam edildi. Geç antik döneminde Hierokles tarafından Pamphylia Eyaletinde gösterildi. 12. yüzyıla kadar Natitşa Epiccopatum’da Pamphilia II Bölgesi’nin piskoposluğunu sürdürdü. Bizans Dönemi’nde ise eski hareketliliğine sahip olmayan kentteki yaşam sona erdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aleksander Severius
Aleksander Severius’un adına bastırılmış bir sikke

Ariassos Antik Kenti’ne girilen vadide sizi önce, günümüze kadar gelmiş güçlü bacakları üzerine yükselmiş, üç kemerli, 3 girişli görkemli bir şehir kapısı karşılar. Yöre halkı tarafından “Üçkapı” olarak anılan bu yapı, günümüze kadar sağlam bir şekilde gelmiştir. Bir Roma dönemi yapısı olan anıt girişin Severus Alexander zamanında kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Bundan sonra şehirde dikkat çeken en önemli yapılar arasında mozele tipi ve kayalara oyulmuş kist mezarlar, şehir surları, Roma Yolu, su yolu, tiyatro, nymphaion[1], bouleuterion[2],üç adet kilise ve hamam/gymnasiım, sarnıçtan oluşan bir yapı kompleksidir.

 

Lexander Severus ve Mammaea’nın lahitleri (Capitol Müzesi)

Eski Yunan ve Roma mimarisinde nymphaionlar, nymphalara adanmış yapılardır. Nympler ise inanışa göre bir çeşit peridir. “Yunan Mitolojisi‘nde yeri ve denizi dolduran sayısız çokluktaki dişi, tanrısal varlıklardır. Ölümsüz değillerdir ama tanrılar gibi ambrosia ile beslendiklerinden çok uzun yıllar yaşarlar ve hep genç ve güzel kalırlar. Ambrosia balımsı bir maddedir ve uzun yıllar yaşamı sağlar. Doğurganlık ve zariflik simgesidirler. Mitlerde genellikle güzellikleri yüzünden başlarından geçenler anlatılır, genel olarak perilerin güzelliğine vurgu yapılır. Çok sayıda nemf türü vardır ve bunlar yaşadıkları yerlere göre ayrı adlar alırlar. Oreadlar dağlarda, Naiadlar akarsularda, Dryadlar meşe ağaçlarında limnadeslar göllerde, Crinaealar çeşmelerde, Pegaeaeler kaynaklarda, Potameidesler nehirlerde, Elionomaeler bataklıklarda yaşarlar. Oreadlar ve Dryadlar doğanın bir parçası oldukları için satirler[3] bu nemflerin hayranıdır.”[4] Demek ki Ariassos Antik Kent sakinleri de böyle bir inanışlara sahiplerdi. Her ne kadar 18. yüzyılda tarih kitaplarını kaleme alanlar, bizlerden yüzyıllarca önce yaşamış insanların inançlarını, o bölgeyi ele geçiren güçlerin sanki her şeyin hâkimiymiş gibi belli bir kesime bağlamış olsa da, kült inancın asıl sahiplerini ve daha önceden var olan inanç biçiminin ne olduğunu bilmeden, maddi manevi tüm hayatı bir yere bağlamak kanımca doğru değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tekrar Nymphaeum’a dönecek olursak, bu yapının en az yarısı kireç taşlarıyla kaplı olarak, açık bir meydana yukarıdan bakmaktaydı. Bu meydanın batısında, kaldırım taşlarının altında iki adet sarnıç vardı ve bu sarnıçlar, kemerler yoluyla gelen suya depolanarak, nymphaeumaya bitişik olan hamam binasına gerekli suyu sağlıyordu. Dikdörtgen şeklinde sütunlu bir yapı olan ve tıpkı Likya hamamlarının genel düzenine uygun bir mimariye sahip olan hamam kompleksi, eski Yunan da palestra adı verilen bir jimlastik salonuna ve batı ucu, yine eski Yunan ve Roma’da bir mekânda açık olan bir toplantı yeri olarak kullanılan bir oda, kapalı alan ya da yarım daire şeklinde, sırtın yüksek olduğu kalıcı bir platform anlamına gelen exedradan oluşmaktaydı. Kompleksin içinde yıkılmış olan bir hamam evi de mevcuttu. Ele geçirilen ve M.S. III. yüzyılın başları ile 3. çeyreği arasına tarihlenen yazıtların birçoğunda, gymnasiumda gerçekleştirilmiş olan yarışmaları anlatılmaktadır. Özellikle güreş dalında galip gelen yarışmacıların şerefine yazıldığını ortaya koyan bu yazıtlar, Ariassos Antik Kentindeki sosyal yaşam hakkında bizlerin hayallerini nasıl zorlayacağı konusunda somut bilgi vermesi bakımından önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 

“Ariassos Antik Kentin şehir yerleşiminin batı ucuna doğru, kuzey yamacı üzerinde yer alan kamu binaları Roma dönemi öncesine tarihlenmektedir. Küçük bir agoranın batı ucunda, kabaca yontulmuş bir yapı vardır. Bu yapıya girişi sağlayan kapının letosu, tipik bir Pisidia kalkan motifi ile bezenmiştir. Agoranın güney tarafında 18.10×13.90boyutlarında dikdörtgen bir kapı vardır. Bu yapının 3 tarafını çeviren ve oturma yerleriyle döşeli portilo, bu yapıyı agoraya bağlar ve arka duvarı üzerinde bulunan 3 adet girişle başka bir yapıya bağlanır. Kuzey cephede bulunan orta kapı lentosu Pisidia kalkan motifiyle, doğu kapı lentosu ise, aynı zamanda Sagalassus’da Helenistik Döneme ait bouleterionda da görülen savaşa ait tipik motifler olan kılıç ve kalkan ile süslenmiştir. Ariassos yapısı da büyük bir olasılıkla M.Ö. II. yeya I. yüzyıllara aittir. Bölgede bulunan diğer kamu yapıları daha sonraki dönemlere aittir veya üzerlerinde yüzyıllar boyunca kullanılmalarını sağlayan bazı değişiklikler yapılmıştır. Eski Yunan da kent meclisinin toplandığı binaya (Bouleteriona) ait portiko adı verilen, önünde sütunların bulunduğu, üstü örtülü, uzunlamasına salonun karşısında, prostyle yani binanın ön tarafında serbest duran sütunları tanımlayan bir mimari yapı ile mabet bulunmaktadır. Oldukça dik kademeli bir platformun üzerine inşa edilen ve imparatorluk dönemine ait olduğu tahmin edilen bu mabet, aynı zamanda bir duvarlarla çevrili kutsal alan anlamına gelen bir temenos ile çevrilidir. Mabedin doğusunda, doğusunda, ilk olarak Helenistik dönemde inşa edilmiş, fakat daha sonra büyük bir olasılıkla mabedin yapıldığı yıllarda sıra sütunlarla döşenmiş, küçük bir stoaya[5] ait kalıntılar vardır. Geç Antik Dönemde stoaya ait potilo bölünerek bir seri oda elde edilmiştir. Bu bölgedeki yapıların genel özellikleri gayet gösterişsiz olan Roma dönemi öncesine ait şehrin en önemli sicil yerleşim bölgesini oluşturmaktadır. Yerleşimin en iyi korunmuş kalıntıları arasında 25 adet, mimari açıdan çok iyi dizeyn edilmiş mezar vardır. Şehri doğudan ve batıdan çevreleyen bu mezarlar, üzerindeki taş işçiliği ve yapım detayları bakımından yerleşimin doğu ucunda bulunan 3 kemerli girişe çok benzemektedir.”[6]

 

 

 

 

 

 

 

“Ariassos Antik Kenti zamanında önemli bir geçiş kapısı özelliğine sahip bir şehir olsa da, diğer antik şehirlerin aksine, neredeyse tüm yapıların un ufak olduğu, taş üstünde taşın kalmadığı bir antik şehirdir. Antik dönemde bağcılık, şarapçılık ve zeytinyağı ürünlerinin yapıldığı ve geç Roma döneminde yaşadığı deprem nedeniyle yıkıldığından dolayı terk edildiği sanılsa da nasıl olmuştur da bu kadar tahrip olmuştur ve neden bu kadar çok yıkıma uğramıştır? Şehrin bu hale gelmesi sadece depremin bir neticesidir? Üstünde düşünülmesi gereken sorulardır. Ariassos’un şehir kapısından sonra en göz alıcı yapıları anıtsal mezarlardır. Şehir yerleşimi ile bütünleşmiş olarak doğu ve batı tarafta iki nekropol alanı bulunmaktadır. Şehir kapısı ile çeşme binası arasında sütunlu bir cadde olduğu kabul edilmekle birlikte, bugün böyle bir caddeyi görebilmek mümkün değildir. Bu caddenin kuzey tarafında kentin asıl yerleşim yeri ve batısında bir nekropol alanı vardır. Bu kentin en şaşırtıcı özelliği, Ariassos kalıntılarının dörtte üçünün olağanüstü gösterişli anıtsal mezardan oluşan nekropol kalıntısıba sahip olmasıdır. Çoğunluğu anıtsal mezarlardan oluşan nekropolis alanından orantılı olamayacak kadar küçük olan Ariassos Antik Kentine, daire biçiminde düzenlenmiş olan mezarlar (horea), lahitleri ve kayalara oyulmuş kist mezarları, kente ayrı bir gizem katmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Batı nekropolünün kuzey tarafında 9 tane mozole tipi mezar bulunmaktadır. Bunlar iki krepisli stylobat üzerine oturmuş ortostatlı[7] bir podyum üzerine çift tonoz örtülüdür. Anteler arasındaki 6 merdivenle lahittin bulunduğu odalara çıkılır. Batı nekropolünde dörtgen planlı bir veya iki basamaklı platform üzerine oturmuş doğrudan girişli kırk adet daha basit yapılı mezar binası daha tespit edilmiştir. Doğudan batıya doğru baktığınızda diğer nekropol alanı, şehir surlarının güney köşesi, sivil yapılarla şehri kucaklar. Doğu nekropolünde ise dokuz adet mezar yapısı karşımıza çıkar. Bunların dışında kireç taşından yapılmış, yanları tabula ansatalı, dar yüzleri Pisidia tipi kalkanlı lahitler ve doğrudan kayaya oyulmuş basit gömü şekilleri de kullanılmıştır. Kentin kuzeybatı bölümünde üç adet kilise binası, batı yamacında ise bugün Akkoç köyü yolunu keserek inen yerde düzgün döşenmiş iri bloklarla yapılmış Roma Yolu kalıntısı sizi karşılar. Bu yol, Termessos tarafından Ariassos’un batı kapısına gelen yoldur.”[8]

Ariassos Antik Kenti sakinlerinin, antik dönemde bağcılık, şarapçılık ve zeytinyağı üretimi yaptıkları ve kentin geç Roma döneminde yaşadığı deprem nedeniyle yıkıldığından dolayı terk edildiği sanılmaktadır.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraf

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/ariassos

http://www.geziantalya.com/item/ariassos-antik-kenti

http://www.arkeolojidunyasi.com/bolgeler/pisidia.html

https://www.lookandlearn.com/history-images/M075715/Sarcophagus-of-Alexander-Severus-and-Mammaea-Museum-of-the-Capitol

https://www.youtube.com/watch?v=Obl61Wp_mAk

https://www.youtube.com/watch?v=_BJCKt6FPFU

[1] Nymphaion; Latince nymphaeum, nimfeum olarak da bilinir, Eski Yunan ve Roma mimarlığında nympha’lara adanmış anıtsal yapıdır.

[2] Bouleuterion: Antik Yunan’da kent meclisinin toplandığı binaya verilen addır. Başlangıcından itibaren kapalı olarak yapılmıştır. Birçok antik kentte yapılmış ilk kamu binası olarak karşımıza çıkar. Yapısal olarak pritaneium ile büyük benzerlik gösterir. Ancak burada şehrin kutsal ocağı (ocak tanrısı Hestia için yakılan sürekli ateş) değil; Hestia’ya ait bir sunak bulunurdu. Oturma yerleri tiyatrolarda olduğu gibi geniş bir yarım daire oluşturuyordu.

[3] Satir: Satir, Antik Yunan mitolojisinde yer alan yarı keçi yarı insan kır ve orman iyesi. Roma mitolojisindeki karşılığı faundur. Çoğunlukla gövdelerinin belden üstü insan, belden aşağısı ise teke biçimindedir.

[4] Alıntı: http://www.wiki-zero.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTmVtZg

[5] Stoa: Antik Yunanistan mimarisinde bir sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galerilere verilen ad. Yönetim ve ticaret merkezleri olarak kullanılmakta olup halka açık yerlerdi. Stoa aynı zamanda Kıbrıslı Zenon’un kurduğu Stoacılık adlı felsefeye de adını vermiştir.

[6] http://www.geziantalya.com/item/ariassos-antik-kenti

[7] Ortostatlı: (1) Eski Mezopotamya, özellikle Asur ve Hitit mimarlıklarında yapının zemin nivosunun üstünde kalan ve alışılmışın üstünde boyutlara sahip, bezeli duvar kaplama taşı. (2) Asur ve Hitit mimarisinde, büyük yapıların dış duvarlarının eteklerinde kullanılmış çok büyük boyutlu taş bloklar.

[8] Kaynakça: “Ariassos”, Dünden Bugüne Antalya II. Cilt, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2012, Antalya, s.195-196)