Coriydalla / Krydalla Antik Kenti / Likya Uygarlığı – Kaçırılan Sion Hazineleri – Antalya

Corydalla Antik Kenti Antalya’nın Kumlucu ilçesinin batısında, ilçe merkezine 1 km. uzaklıkta, Spratt ve Forbes tarafından bulunan kitabe sayesine yeri tespit edilen kent, iki tepe ve eteklerinde, günümüzdeki Hacıveliler köyü yakınlarında, kurulmuştur. Adından ilk defa M.Ö. 480 yılında isminden bahsedilen Coriydalla Antik Kenti’nin yaşam alanı olarak kullanılan şehir, Bizans döneminde ise gelişme göstererek adından söz ettirmiştir. İmparator Marcus Aurelius’un onurlandırdığı bir heykel kaidesi aracılığıyla ismi kesinlik kazanan Coriydalla adı, Yunanca “Korydos (tarlakuşu) kelimesinden türetildiği söylense de M.Ö. 5. yüzyılda Pers ordusuna yol gösteren Coriydallas adında Romalılara göre casus birinin ismiyle zikredildiği için, aslında adını bu kişiden aldığını söylemek, pek de fena bir tahmin olmaz. Miletli Hekataios İ.Ö. 500 yılında burayı Rhodos Kenti olarak belirtmiştir.

Asar Tepesi

M.S. 141 yılındaki depremden sonra Rhodiapolisli Opramoas’ın yardım etmiştir. Otuz Lykialı kentinden biri de Coriydalla Polistir ve bu kentte epigrafik olarak Leto tapınağı belgelenmiştir.

III. Gordiaus ve Tranquillina döneminde sikke basılmıştır. Roma döneminde varlığını sürdüren kent, ancak Bizans ve Geç Bizans döneminde gelişme gösterebilmiştir. Zamanla kıyı şehirlerine doğru yapılan göçler nedeniyle, şehir önemini kaybetmiştir. 11. yüzyılda Tekeoğulları Türk boyu bölgeye gelip ova üzerinde yerleşerek, günümüzdeki Kumluca yerleşiminin temelini oluşturur.

 

korydalla antik kenti harita ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

Antik kentteki başlıca eserler hamam, suyolu ile Büyük ve Küçük Asar Tepeler üzerinde bulunan sarnıçlar, kaya mezarları ve özenle yapılmış bir duvar işçiliği gösteren büyük mozaikli bir yapıdır. Suyolu Kumluca İlçesinin, Şeyhköy’e giden toprak yolun kenarında ve yol boyunca yaklaşık beş yüz metre kadar devam eder. Büyük Asar Tepesinin güneybatısında yer alan Küçük Asar tepesinin barı yamacında altı adet kaya mezarı vardır. Mezarlardan bir tanesinde L şeklinde yerden yüksekliği 0,80 m. olan bir kline[1] bulunmaktadır. Mezarlardan bir diğeri ise çift katlı klinedir. Diğer iki mezar tonozludur. Küçük asar Tepesinin güneydoğu yamacında antik kaynakların belirttiği tiyatro bulunakta ise de bugün toprak üzerinde hiçbir iz kalmamıştır. Tepenin ilçe tarafına yakın eteğinde bir kaya mezarı, hemen onun üzerinde tekne kısmı kayaya oyulmuş, oldukça harap bir lahit bulunmaktadır.

Ä°lgili resim
Taşları götürülmüş, tiyatrodan küçük bir parça…
Lahit

Büyük Asar tepesine doğu tarafından çıkıldığında, kayalar arasında sur duvarları olduğu tahmin edilen yer yer kalıntılara rastlanır. Tepeye ulaşan karaya oyulmuş merdivenlerden çok az bir kısmı günümüze kadar korunabilmiştir. Tepede sarnıçlar bulunmaktadır. Bunların bir kısmı kayaların şekline göre oyularak yapılmış sıvalı yapılarken, bir kısmı dikdörtgen plan göstermektedir. Söz konusu mezar ahşap mimari örneği göstermektedir kaya mezarlarının içi üç klinelidir. Çok harap durumda olan ve kesin bir planı belirlenemeyen hamam, Büyük Asar Tepesi ile Küçük asar Tepesi arasındaki düzlükte yer almaktadır. Hamamın alt katında tuğladan yapılmış hipocaust[2] sistemi izlemektedir.

Antik Kent’e ait önemli yapılara ait kalıntılar, 11. yüzyılda gelip ova üzerinde yerleşen, zaman içinde sayıları arttıkça Tekeoğullarının boylarına ait köy ve kasabaların yerleşim yerlerinin yapımında kullanılmıştır. Bu durum zaten virane halde olan şehrin büyük oranda tahrip olmasına neden olmuştur. Yıkık durumda olan tiyatroya ait neredeyse pek bir şey kalmamış, şehrin geri kalan kısmı ise define avcılarının kazılarda vermiş olduğu tahriple daha da can sıkıcı bir hale gelmiştir.

Nichalos Sion Kimdir? (? -564) Likya

“Sion’lı Nikholas olarak da bilinen aziz, Likya’daki Pharroa Köyü’nde doğdu. 10 Aralık 564’de Myra’da öldü. 19 yaşına bastığında amcası onu Kutsal Sion Manastırı’na[3] emanet etti. Sonradan Nikholas’a manastır yaşantısında iki kardeşi de eşlik etti. İki kez Kudüs’e yolculuk yapan aziz, hayatının son dönemlerinde Pinara[4] piskoposu seçildi.

Hayatı boyunca birçok iyileştirme mucizeleri gerçekleştirmişti. Nikholas biyografisi 6. yüzyılda eşlikçilerden biri tarafından hem yazarın kişisel hatıraları hem de Sion Manastırı kaynakları temel alınarak yazılmıştır. Biyografi Yazarıyla ilgili hiçbir detay bulunmadığı gibi 7. yüzyılda olabileceği ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Oldukça canlı bir dille yazılmış biyografi, günlük yaşama dair detaylar içerir. 540’lardaki bir salgın hastalık içinde bir idolün yaşadığı düşünülen bir ağacın devrilmesi ya da bazı tehlikeli deniz yolculukları gibi 10. yüzyılda Sion’lu Nivholas kültü, Aziz Myralı Nıcholas kültü ile iç içe geçmiş, dolayısı ile Sion’lu Nikholas’ın gerçekleştirdiği bazı mucizeler adaşı ve komşusu Myralı Nicholas’a nakledilmişti. Azizlerin portrelerini yapma geleneği başladığında iki kültü ve efsaneleri çoktan birbirine karıştığından, Sionlu Nikholas’ın bağımsız bir portresi bulunmamaktadır. Yanı sıra aslında azize ait tüm mucize, öykü ve efsaneler Noel baba ile özdeşleştirilmiş Nicholas tasvirlerinde yer bulur.[5][6]

TÜRKİYE VE ANTALYA MÜZESİ “KUMLUCA DEFİNESİ” OLARAK ADINI DUYURAN VE YAĞMALANAN SİON HAZİNESİNİN PEŞİNDE 51 YILDIR HUKUK SAVAŞI VERİYOR

Altından bir kadeh, Sion Hazinesinin nadir parçalarından. Hemen yanında altından, uçlarında çengeli bulunan üç zincir, diğer ucunda bir yıldıza tutturulmuş. Küpe gibi takılacak bir yeri de var.  sanırım bu kadeh biçimindeki kabın uçlarına takılıyordu.

Kumluca Antik Kentindeki kilisede bulunan, Bizans dönemi maden sanatında ayrı bir yeri olan ve altın ve gümüş kilise eşyaları 1961 yılında, Kumluca köyünde yaşayan yaşlı bir kadının rüyasına girer.  Çocuklarına rüyasından haberdar edip, yeri kazdıran kadın haklı çıkar ve bugün dahi muhteviyatı bilinmeyen büyük bir define bulunur. Define içinde birçok Roma ve Likya Birliği dönemine ait sikkeler, muhteşem işçilik örneği gösteren üstü yaldızlı gümüş kilise eşyaları, bilimsel dönemi yansıtması açısından maddi yönü ve bilimsel değeri oldukça yüksek eserler yer almaktadır. M.S. 6. yüzyıla ait eserler tek bir atölyede, farklı teknik ve stiller bir arada kullanılarak yapılmıştır. Üzerindeki yazılarda Myra kuzeyinde Sion Kilisesi’ne ait oldukları belirtilmektedir. Bizans dönemine ait olan bu eserlerin en görkemli olanında, I. Justinyanus döneminde, Konstantinapolis (İstanbul) şehrinde yapıldıklarını gösteren damgalar bulunmaktadır. Bir kısım eşya üzerinde bulunan ithaf yazıtları ve monogramlardan ise bunların, hayırsever Piskopos Eutykhianos tarafından Sion Manastırına hediye edildiği belirtilmektedir. Güney Likya dağlarındaki bir manastır için, olağanüstü bir hediye olduğu düşünülen Kumluca Definesinin parçalarının tümü gümüş, altın kaplamalı tepsiler, haçlar, kandiller, levhalar, ayaklı kaplar, küçük sütunlar, sütun kaideler, başlıklar, ikonografik kaplar, kilise eşyalarından oluşmaktadır. Koleksiyonun içinde özellikle Justinianus dönemine ait (M.S. 542-565) buhurdan (içinde tütsü yakılan özel kap), büyük ilgi çekmektedir.

 Mesih monogram ve yazıt ile gümüş godparents

 

 

 

 

 

 

 

 

Definenin bulunduğu yer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbullu eski eser kaçakçısı Yunan asıllı Yorgo Zakos, Kumluca’da böyle bir definenin rastlandığını haber alınca derhal Kumluca’ya gedebilirken, dönemin Antalya Müzesi Müdürü İsmet Ebcioğlu’nun Antalya’dan Kumluca’ya gidebilecek bir araç bulunmaması nedeniyle Kumluca’ya ulaşamamasının kayıtlara geçmesi, konunun oldukça hazin ve düşündürücü tarafıdır. Araç bulunup bölgeye gittiklerinde ise Jandarma ve Müze müdürü, definenin ancak yirmi kadar küçük bir kısmına el koyabilirken, önemli bir kısmı çoktan İstanbul yolunu tutmuştur. Bundan daha hazini ise kaçakçıların İstanbul’a varana kadar yakalanmaması, İstanbul’a vardıktan sonra da mekânları belli olduğu halse haklarında bir işlem yapılmayıp, çaldıkları eserleri rahatlıkla ellerinden çıkartmalarıdır. Uluslararası kaçakçı Yorgo Zakos; defineyi İstanbul üzerinden İsviçre’ye oradan da Amerika’da yaşayan Büyükelçi Robert Bliss ve eşi Mildret 1963-1965 yılları arasında Bernes Bliss’e 1 milyon dolara satar. Amerika’ya kaçırılan definenin küçük bir kısmı Avrupa’daki bazı koleksiyonerler tarafından satın alınır. İngiltere-Londra’daki Hewitt koleksiyonunda 4 parça, Digby koleksiyonunda ise 1 parça bulunmaktadır. Ancak: Hewitt koleksiyonunda bulunan parçalar, başkalarına satıldığı için, günümüzde bu parçaların nerede olduğu bilinmemektedir. Bunların dışında, İsviçre’deki bazı koleksiyonerlerde, birkaç Kumluca Definesi parçası bulunduğu tahmin edilmektedir.

Günümüzde Antalya Müzesinde resmi olmayan kayıtlara göre Sion eserlerinin 10 ile 15 arasında olduğu yazmaktadır. ABD ve birçok Avrupa ülkesindeki müzelerde sergilenen Kumluca Definesine ait eserlerin kaynağı Yunan asıllı George Zagos’dur. Kendisi Sion hazinesine ait 8 eseri 1963, 4 eseri 1965 yılında sattığı belirtiliyor. Müze kayıtlarında Zacos’un bir eseri de 1979 yılın Nisan ayında bu müzeye hediye ettiği kaydediliyor. Koleksiyondaki 15 eserden diğer ikisinin ise başka koleksiyoncular tarafından bu müzeye satıldığı veya hediye edildiği anlatılıyor.

https://www.dailymotion.com/video/x63alvt

Dumbarton Oaks Müzesi’nde “Churc Treasure” Kilise Hazinesi Adlıyla Sergilenmektedir

Definenin 18 parçası 1967 yılında Amerika’da Dumbarton Oaks Koleksiyonunda ortaya çıkar ve Washington Dumbarton Oaks Müzesi’nde Churc Treasure başlığı altında sergilenmektedir. Antalya yakınlarından geldiği, dini bir define olduğu ve Dumbarton Oaks Müzesi’nde sadece yarısının bulunduğu belirtilmektedir. Definenin Amerika’da olduğu 1967 yılında ABD Dumbarton Oaks Müzesi tarafından yayımlanan katalogda yer alan eserlerin altında “Kumluca Köyünde,  Türkiye’de bulundu” diye yazmasının üzerine tespit edilince, Türkiye Cumhuriyeti devleri olarak ülkemize iadesi konusunda resmi görüşmeler başlatıldı. Görüşmelerde, Müze tarafından, eserlerin 1963 yılında iyi niyet kapsamında satın alındığı belirtilerek geri iade edilmesine olumlu bir cevap verilmedi. Müzenin bağlı bulunduğu Harward Üniversitesinin, 1973 yılında aldığı “Yasa dışı yollardan ülkelerinden çıkarılmış kültürel varlıkların ülkelerine iadesi” kararı uyarınca, dönemin müze müdürü Giles Constable: Türkiye’ye, hazinenin Antalya Müzesinde bulunan parçalarının da Amerika’ya götürülerek onarımlarının yapılmasını ve eserlerin 100 yıl süreyle Müze’de teşhir edildikten sonra geri iade edileceği” teklifi ülkemizce kabul görmedi.

Türkiye Kültür Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Dumbarton Oaks Müzesi Müdürlüğü arasındaki geri iade görüşmeleri, 1984 yılına kadar sürdürüldü. Bir süre ara verilen görüşmeler, yeniden başladı ve 2000 yılına kadar sürdürülür.  2012 yılında, hazinenin ülkemize iadesi için yapılan görüşmelerin 45. yılı. Amerika gibi kültürel zenginliğe inanan bir ülkenin yasa dışı yollardan ülkemizden çalınarak kaçırılan bu hazineyi geri iade etmesini anlamak imkânsız. Bizans’ın en güçlü olduğu dönemde, ancak Likya bölgesinde dağların arasındaki bir manastırda, bu ölçüde zengin bir hazinenin bulunması ve aradan geçen yüzyıllar sonrasında ortaya çıkması, Amerika’ya kadar kaçırılması ve hatta, kaç parça olduğu bilinmemesi. Tüm bu sırlar, umarım bir gün çözülür ve bu ilginç hazine, ait olduğu yere geri döner. Sadece bu hazine değil tabii ki aynı müzede bu eserler arasında Bizans Koleksiyonu içinde Antakya eserleri de bulunuyor. Bu eserler arasında 4-5 yüzyıl sonrasına ait Apolausis büstüyle zemin mozaik, 5. Yüzyılın sonuna ait av sahnesiyle zemin mozaik, 5-6. Yüzyıla ait biberli papağanlarla zemin 2 mozaik, 4. Yüzyıla ait gümüş eyer ve 6. Yüzyıla ait şamdan da bulunuyor. Kısacası özellikle Amerika ve Avrupa’nın hangi müzesine giderseniz gidin Türkiye’den illegal yollarla saygın ülkelerin saygın müzelerinde rafları yağmalanma sonucu rafları süsleyip, ülkelere önemli katma değer sağlayan oldukça çok eserimiz sergileniyor. Bunların hepsinin ait oldukları topraklara dönmesi dileğiyle…

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

https://www.haberler.com/turkiye-50-yildir-sion-hazinesi-nin-pesinde-10098858-haberi/

http://www.gezilebilecekyerler.com/wp-content/uploads/Korydalla-Antik-Kenti.jpg

https://turkiyekayipkulturhazineleriniariyor.wordpress.com/kayip-kultur-hazinelerithe-lost-heritage/usaabd/kumluca-hazineleri-kumluca-silver/

https://www.neoldu.com/korydalla-antik-kenti-hakkinda-bilgi-33337h.htm

https://chasingaphrodite.com/2012/05/16/the-harvard-list-turkey-wants-dumbarton-oaks-to-return-the-sion-treasure/

https://independent-travellers.com/turkey/antalya/museum/182.php

http://romeartlover.tripod.com/Antalia2.html

http://www.academia.edu/29699189/Anadolulu_Aziz_ve_Azizeler_Saints_of_Asia_Minor_Bachelor_Thesis_-_2011

http://thearthistoryjournal.blogspot.com/2011/07/siyon-hazineleri.html

https://www.wikiwand.com/de/Sion-Schatz

[1] Kline: (1) Antik Yunan’da, mezar içerisinde üzerine ölülerin yatırıldığı, genellikle taştan yapılmış sedir. (2) Antik çağda, uyumak, dinlenmek ve yemek yemek için üzerine uzanılan uzun kanepe.

[2]  Hipokost system: (Latin hypocaustum ), bir binada, binadaki odaların tabanının altında sıcak hava üreten ve dağıtan, merkezi ısıtma sistemidir ve aynı zamanda duvarları sıcak havanın geçtiği bir dizi boru ile ısıtabilir. Bu hava üst katları da ısıtabilir.

[3] I. Jüstinyen döneminde (527-565) Likya-Myra’yı kışatan dağlarda kurulmuş bir manastırdır. 1963’te Kumluca yakınlarında bulunmuş Sion Hazineleri olarak da bilinir. Manastır 787’de hala kullanılıyorken, Arap akıncılar tarafından yağmalandı. Bugün Antalya-Karabel’de bulunan bir kilisenin Sion Kilisesi olduğu düşünülmektedir. Kubbesi üç yarı kubbe ile desteklenmiş bu bazikalanın yan şapelleri Mısır ve Kudüs etkisini yaratmaktadır. Ki bu mimari tarzı Aziz Sion’lu Nikholas biyografisinde belirtilen 6. yüzyıl stili ile örtüşmektedir. Bilinmeyen bir tarihte merkez kubbesi çöken kilisenin kalıntıları üzerinde üçgen planlı başka bir kilise yapılmıştır. (Foss 1991:1905)

[4] Pinara ya da Pinale: Likya dilinde “yuvarlak” anlamına gelen sözcük. Fethiye’ye 45 km mesafedeki Minare Köyü yakınlarındaki bir yerleşme.

[5] Kazdhan ce Sevcenko (1991:1471)

[6] URGUN; Orçun, Anadolu Aziz ve Azizeler, (Bitirme Tezi), Ege Üniversitesi, Çeşme Turizm ve Otelcilik Yükekokulu, Turist Rehberliği Bölümü, Danışman, Prof. Dr. İsmail Gezgin, İzmir mayıs, 2011, s. 70-71. http://www.academia.edu/29699189/Anadolulu_Aziz_ve_Azizeler_Saints_of_Asia_Minor_Bachelor_Thesis_-_2011