Damnatio Memoriae / Hatıranın Lanetlenmesi

Damnatio Memoriae ile ilgili görsel sonucuSeveran ailesinin bir portresi, Geta'nın yüzü Caracalla'nın emrettiği damnatio hatırası nedeniyle kaldırıldıLatince bir deyim “Damnatio memoriae”. Tam olarak hatıranın lanetlenmesi ya da hatıradan çıkartmak anlamına geliyor. Onursuzlaştırmanın bir formu olup, Roma Senatosu”ndan vatan hainleri ya da Roma Devletinin itibarıyla oynayanlar için çıkartılabilen bir uygulamadır. Roma Senatosu devlet adamlarını yargılayıp onların vatan haini olduklarına kanaat getirirse, o kişinin sanki asla var olmamış gibi tüm izlerini siliyor. Heykellerini kırıyor ya da başları halefleriyle yer değiştiriyor. Devlet adamlarının vatan haini olmadan önce sahip oldukları mevkilerdeki başarılarına istinaden onları onurlandırmak için kamusal alanlara verilmiş isimleri siliniyor. Vatan hainlerinin heykellerinin kırılması veya halefleriyle yer değiştirmesi, kamusal alanlara verilen isimlerinin silinmesi Roma’nın yaşamından çıkartılması anlamına geliyor. Kötü bir lanetlenme… Sosyal görünüşün özellikle vurgulandığı “civis romanus” yani “Roma vatandaşı” olmanın temel gereksiniminin saygınlık ve gururun olduğu bir şehirde bir devlet adamına “damnatio memıriae” cezasının verilmesi, bir kişiye hele de bir devlet adamına verilebilecek en ağır cezaydı.

Romanus sum civis, “Ben Roma vatandaşıyım!” anlamına gelen kullanılan bir deyimdi ve Cicero zamanında Roma İmparatorluğu’na seyahat ederken “civis romanus” ilan edilen herkesin güvenliğinin güvence altında olduğu söylenmişti.

Caligula

Sevilmeyen imparatorların ölümünün ardından adlarının silinerek hatıralarını mahkûm ederek cezalandırılması bilinen ve tarihe geçen en önemli uygulamalardan biriydi. Örneğin Caligula adıyla bilinen Roma İmparatorluğu’nun 3. İmparatoru Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus (M.Ö. 12-41) M.S. 37-41 yılları arasında görev yapmış, aşırı savurganlığı, tuhaflığı, ahlaksızlığı ve acımasızlığıyla tanınmıştı. Kendisi muhafızları tarafından öldürülmüş, ardından ise tüm adının yazılan kamu binalarındaki hatıraları silinmek istemiş ve fakat Roma İmparatorluğu’nun 4. İmparatoru Tiberius Claudius Caesar Augustus Germanicus (M.Ö. 10-54) ya da Claudius, aynı zamanda yeğeni olan Caligula’nın adının silinmesine izin vermemişti.

 

 

Claudius
Neron

Asıl adı Lucius Domitius Ahenobarbus olan ve Nero Claudius Caesar Drusus Germanicus (M.S. 54-68) olarak da bilinen,  Julio- Claudian Hanedanı’nın beşinci ve son Roma İmparatoru Nero, büyük amcası Claudius tarafından tahtın vârisi olarak evlatlık edinilmiş, Claudius Caesar Drusus olarak, İmparator Claudius’un ölümünün ardından, 13 Ekim 54’te Roma tahtına oturmuştu. Zalim bir imparator olarak tarihe geçen Roma imparatoru, üvey kardeşi Britannic’i öldürtmüş, senato üyelerini kandırıp kendisinin Roma imparatoru olmasını sağlayan annesinin öldürülmesine neden olmuş, hamile olduğu halde ilk eşini öldürmüş, genç azatlı kölesini hadım ettirip onunla resmen nikâh kıymış, tarihe aç gözlü, bencil, şehvet düşkünü, narsist bir sapık olarak geçmiş olmasına ve devlet düşmanı olarak ilan edilmesine rağmen damnatio memoriae ilan edilip edilmediği bilinmemektedir. Çünkü ölümünün ardından muazzam bir cenaze töreni düzenlenmişti. Yoksa Nero’ya gelene kadar devlet büyüklerinin zalimlikleri, edepsizlikleri, her türlü onurdan uzak davranışları halk tarafından artık alışılagelmiş bir duruma mı girmiştir? Ve bu durum yoksa tarihte sosyolojik bir durum olarak mı değerlendirilmelidir? Çünkü kendisinden önceki Roma’nın 4. İmparatoru Claudius ve onun haksızlıklarını koruyan 5. Roma İmparatoru ve Claudius’un aynı zamanda amcası olan Caligula, Caludius’un tüm edepsizliğine rağmen hatıralarının silinmesine izin vermemişti. Demek oluyor ki, balık baştan koktuğunda, kokan başın gerekli cezaya hayattayken veya öldükten sonra çarptırılmamasının etkileri halkın üstündeki etkisi de bu paralelde, hoş görülmese dahi yaptırımlara sessiz kalması ile birlikte davranış olarak bir yanıt bulabilmektedir.

Domitian
Nerva

Nitekim, Domitian adıyla bilinen Flavius Hanedanına mensup Titus Flavius Domitianus (M.S. 51-96) adı çapkına çıkmış, kıskanç olmayan eşi Domitian, onun metresiyle maceralarına katılarak tarihe hiç de hoş olmayan hikayeler bırakmışlardı. Ekonomide iyi kararlar alamayan Domitian halka ağır vergiler ödetmişti. Stephanus tarafından sekiz yerinden bıçaklanarak öldürülen Domitianus, Senatonun halefi olan Marcus Cocceisus Nerva (30-98)’yı getirirken Damnatio Mamoriae emrinin geleneğine uygun olarak adı tüm kamu kayıtlarından silinmesine karar vermiş, Domitian’a ait pek çok heykel ya da resim damnatio nun uygulanmasından sonra aslında Domitian’iken Nerva ile yer değiştirildiği için yaşama şansı bulmuştu. Roma İmparatoru Nerva, halefini, aile bağlarına göre değil kapasitesi ve potansiyeline göre seçen (evlatlık edinerek) ilk Roma İmpatoru’dur. Bu uygulama “Beş İyi İmparator”u diğerlerinden ayıran bir çizgi olmuştur.

 

 

 

Commodus

Roma İmparatoru Marcus Aurelius Commodus Antoninus (161-192), garip uygulamaları olan, arenaya gladyatör kıyafetleriyle çıkmaya meraklı bir imparatordu. Arenada her görünüşü Roma şehrinden bir milyon sesterces (Roma sikkesi)  alıyor, bu da Roma ekonomisini zorluyordu. 192’de Roma’nın bir kısmı yanınca Commodus, Roma şehrinin adını kendi onuruna Colonia Commodiana olarak değiştirerek yeniden kurma işine girişmiş, takvimdeki tüm ayları Commodus onuruna (LuciusAeliusAureliusCommodusAugustusHerculeusRomanusExsuperatoriusAmazoniusInvictusFelixPius) olarak yeniden adlandırmış, Senato “Commodian Fortunate Senate” ve ordu “Commodus Ordusu” olarak yeni ismiyle yer almıştı.  Metresi ve kuzeni Marcia’nın gönderdiği güreşçi Narcissus tarafından kendi hamamında boğularak öldürülen Commodus, ölümünden bir gün önce senato’ya gladyatör kıyafetiyle yürüyüp konsül olarak görev yapmayı planlamıştı. Ölümü üzerine senatosu Commodus’a damnatio memoriae uyguladı ve Commodus’un hayattayken onun onuruna değiştirilen isimleri düzeltilerek eski adları geri verildi. Şehrin ismi tekrar Roma olarak değiştirildi.

İmparator Septimius Severus (145-211), 193’den 211’e kadar Roma İmparatorluğu yapmış ve 195’de Marcus Aurelius ailesi ile bağları olduğunu ispatlamak için Commodus’a itibarını iade edip, senato tarafından tanrı olarak kutsanmasını sağlamıştı, fakat kendisi ” Beş İmparator Yılı” olarak bilinen yılın ilk kurbanı olması, Commodus’un Nervan-Antonian Hanedanı’nın sonu oldu.

Caracalla
Geta

Publius Septimius Geta (189-211) Septimius Severius ve kardeşi Caracalia ile Romanın üçlü yönetiminde yer almış bir isimdi. Severius 211’de ölünce Geta kardeşi Caracalia ile ortak hükümdarlıklarını ilan etmişlerdi. Aralarındaki rekabet ve antipati gün geçtikçe büyüyen bu iki kardeşten Caravalia, kardeşi Geta’yı öldürtüp onadamnatio memoriae  uyguladı. Caravalia bununla da kalmayıp aynı zamanda kendisine komplo kurduklarına inandığı politik düşmanlarından kurtulmakla meşgul olmaktan da geri kalmayıp, dönemin  tarihi kaynaklarına göre bu süre boyunca yaklaşık 20,000 kişinin öldürüldüğünü ya da vatandaşlık haklarının ellerinden alındığını söylemektedir.

 

 

Elagabalus

Elagabus olarak da bilinen Roma İmparatoru Varius Avitus Bassianus Marcus Aurelius Antoninus (203-222), Severus hanedanına mensup olarak 218-222 tarihleri arasında imparator olmuştu. En tartışmalı Roma İmparatorlarından olan Elagabus, imparatorluğu sırasında Roma dinsel geleneklerine ve cinsel tabulara büyük aldırmazlık göstermiş, Roma baştanrısı Jüpiter’i yeni bir tanrı ile değiştirmeye kalkışmış, abartılmaktan hoşlandığı gibi, tuhaflıkları, çürüme ve bağnazlığı ile ün yapmıştı. Hristiyan tarihçiler tarafından en çok sövülen Roma İmparatoru olduğu öne sürülen Elagabus, 19. yüzyıl sonlarında dahi decadent movement kahramanı haline gelmiştir.

 

 

 

III. Gardianus ile ilgili görsel sonucu
III. Gardianus

“Termessos Antik Kenti’nde, Helenistik Dönemde ait olduğu saptanan bir yazıta göre İ.Ö. 281–280 yıllarında Ptolemaioslar egemenliğinde olduğu anlaşılmış ve aynı egemenliğin Trebenna’nın bulunduğu toprakları da kapsadığı düşünülmektedir. Yine Apameia barışından sonra M.Ö. 168 sonra Bergama’nın ele geçirdiği Torosların doğu tarafındaki yerler içerisinde Trebenna topraklarının bulunması olasılığı vardır. II. Eumenes (İ.Ö. 197–160) Pamphilya’nın batı topraklarını krallık topraklarına katmıştır. [1]  “İ.S. 3. yüzyıl; Trebenna için oldukça parlak bir dönem olmuştur. 13 yaşında Roma tahtına geçen, 242 yılında Asya seyahatine çıkan imparator III. Gordianus ( İ.S. 238–244 ) pek çok Lykia kenti gibi Trebenna’ya da sikke basma özgürlüğü vermiştir. Kentte III. Gordianus’a ithaf edilmiş bir yazıt bulunmamaktadır. Zaten tüm Lykia’da bu imparatora ithafen iki yazıt bilinmektedir. Fakat burada dikkat edilecek nokta ekklesiasterion[2] binasındaki yazıtta imparator ismini içeren kısmın kazınmış olmasıdır. III. Gardianus, Roma tarihinde damnatio memoriae[3] (hatıranın lanetlenmesi ya da hatıradan çıkartma olgusu) ile dolu olan İ.S. 3. yüzyıldan temiz çıkan imparatorluklardır, dolayısıyla bu ekklesiasterionun ithaf edildiği imparator lanetlemeye uğramış bir imparator olmalıdır. (bkz. http://Trebewana/Trebenna/Tresena/Perbaina Antik Kenti – Likya-Pamfilya Uygarlığı) 

Efes’de dünyanın yedi harikasından biri olan ve halkın büyük uğraşlarıyla yaptığı Artemis Tapınağı’nı yakan Efesli bir genç Herostratus (21 Temmuz M.Ö. 356)’dur. Efesli yöneticiler Herostratus’un adını bir daha asla tekrarlanmasına karar vermiş olsalar da dünya tarihine ilk terörist olarak adının geçmesi dahi kötülerin kötülükleriyle de olsa adlarının aslında tarihe mal olduğunu göstermektedir.

55. Venedik Dükü Marino Faliero.

55. Venedik Dükü Marino Faliero, başarısız bir askeri darbeden dolayı damnatio memoriae ile cezalandırılmıştır.

Tarihe “Büyük Temizlik” ya da Büyük Terör” olarak geçen, Sovyetler Birliği’nde 1936-1938 yılları arasında yaptığı siyasi baskı kampanyasında, Kominist Parti ve devlet görevlileri arasında temizliğe yol açan, Kızıl Ordu ile toprak sahiplerinin baskı altına alınmasına, ayrıca polis araştırması, tutuklama ve keyfi infazlara yol açılmasıyla yakın geçmişte, Rus tarihçesinde yaşanmış en yoğun tasfiye hareketidir. 600.000 ile 1.2 milyon kişi hayatını kaybetmiştir. Josef Stalin’in muhaliflerine ait portrelerin, kitapların, insanların silindiği resimlerin ve diğer izleri kaldırılmış, Khruschev, Sovyetler Birliği liderliğine geldiğinde de Stelin’i bazı propaganda filmlerinden çıkartılmıştır.

İngiliz edebiyatının önde gelen edebiyatçı olan ve gerçek adı Eric Arthur Blair (1903-1950) olan George Orvel, “Bin dokuz yüz seksen dört” adlı ünlü romanında görmezden gelinen kişilerin yok sayılması ve buharlaştırılması üzerine okuru gerçeklerle yüzleştirmeye çalışması da, aslında damnatio memoriae’nin zamanın her alanında, haksız olanların değil de haklıların maruz kaldığı, bizlerin birbirimize her fırsatta acımadan uyguladığımız, tarihin görülmesi gereken bir tecellisidir.

 

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Ä°lgili resim

Damnatio Memoriae ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

 

Ä°lgili resim
Dei El Bahari tapınağının Hatshepsut adında sansürlü bir yazıtı Fotoğraf: Hedwig Storch – Source

 

Kaynak & Alıntı & Fotoğraflar

https://www.wikiwand.com/tr/Caligula

https://www.wikiwand.com/en/Claudius

https://www.wikiwand.com/tr/Domitianus

https://www.wikiwand.com/tr/Commodus

https://www.wikiwand.com/en/Caracalla

https://www.wikiwand.com/tr/Elagabalus

https://www.wikiwand.com/en/Gordian_III

https://www.wikiwand.com/en/Marino_Faliero

https://www.wikiwand.com/tr/Neron

https://www.wikiwand.com/tr/Nerva

[1] TAM II 739 (Neisa) ve 830 (Idebessos)

[2] Ekklesiasterion: Hellen kentinde en büyük “Halk Meclisi” binası. Ekklesia’nın toplandığı yere verilen ad.

[3] Damnatio memoriae: Latince bir deyim olup, tam olarak anlamı “Hatıranın Lanetlenmesi” ya da hatıradan çıkartma olgusudur. Onursuzlaştırmanın bir formu olup, Roma Senatosu’ndan vatan hainleri ya da Roma Devletinin itibarıyla oynayanlar için çıkartılabilir.