Geçmişten Bugüne Nasreddin Hoca

nasreddin hoca

Nasreddin Hoca, hemen herkesin bildiği ve Türkiye kültüründe özel bir yere sahip bir değer. Yalnızca ulusal değil uluslararası bilinirliğe sahip bir derviş olan Nasreddin Hoca, kendisine atfedilen yaşam öyküsü ve fıkralarıyla genişleyerek büyüyen bir mizah kültürünün öncüsüdür. Her toplumun ve coğrafyanın geçmişinden gelen önemli isimleri vardır ancak 1200’lü yıllarda yaşamış bir mizahçı kolay bulunmaz, olsa da kültürü ve tarihi bu kadar uzun bir süreçte yeni kuşaklara geçmez. Türkiye’nin fıkra ve mizah kültürünün öncüsü ve atası olarak kabul edilen Nasreddin Hoca hakkında yazılanlar ve bilinenlerle onun mizah tarzına daha yakından bakalım. Nasreddin Hoca nereli, hangi tarihte doğdu ve Nasreddin Hoca’nın hayatı nasıldı sorularına cevaplar bulalım.

Nasreddin Hoca’nın Hayatı

Bilinen kayıtlara göre Nasreddin Hoca, 1208 tarihinde Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu köyünde doğdu. Tarihten de anlaşılacağı üzere Selçuklu’nun son döneminde yaşayan Nasreddin Hoca, Sivrihisar’da medresede eğitim almış ve köyü Hortu’da bir süre köy imamlığı yapmış bir kişi. Daha sonrasında tasavvufun merkezlerinden Akşehir’e gelen Nasreddin, burada dervişliğe geçiş yapmıştır. Akşehir’de Mahmud-ı Hayrani’nin dervişi olan Nasreddin, Hayrani’nin cemaatinde ve devlette bazı görevler de üstlenmiştir. Devamında hayatının geri kalanını Konya Akşehir’de geçiren Nasreddin Hoca, bir anlatıya göre bu dönemde Akşehir’de kadılık yapmış ve bu nedenle kendisine “Nasireddün Hace” ismi verilmişti. Bu isimden kaynaklı olarak zamanla Nasreddin Hoca ismi yerleşmiştir. Hoca unvanının o dönemde kullanılmadığı düşünülürse bu savın doğru olma ihtimali yüksektir. 1284 yılında Akşehir’de vefat etmiştir. Bugün Akşehir’deki Nasreddin Hoca Türbesi’ne gömülmüştür.  Bu yaşam öyküsünden de anlaşılacağı üzere Nasreddin Hoca, Selçuklu’nun son döneminde, bugünkü Eskişehir – Konya coğrafyasında yaşamış ve dönemin koşullarına uygun olarak medrese eğitimi almış, derviş olmuş, devlet görevi yapmış bir insandır. Peki bu 76 yıllık hayatında neler yapmıştır ki bugünlere gelen Nasreddin Hoca fıkraları ortaya çıkmıştır? Kendisi medrese –dervişlik – kadılık çizgisinde yer alan bir Selçuklu insanı olarak nasıl bir mizah öncüsü olmuştur?

Nasreddin Hoca Hakkında Yapılan Çalışmalar

Nasreddin Hoca isminde birisinin yaşayıp yaşamadığına dair farklı fikirler bile bulunuyor. Bu fikre göre Nasreddin Hoca, fiktif yani kurgu bir isim ve Türk insanının mizahi karakteri ya da geçmişten aktarılan komik anlatılar kendisine mal ediliyor. Bu fikir yalnızca bir varsayım olmakla birlikte bir açıdan bu düşünceye yaklaşılabilir. Kendisine ait olmadığı, yaşamı ve yaşadığı tarihlerden belli olan birçok fıkra, Nasreddin Hoca üzerinden anlatılır. Bu durum esasen Nasreddin Hoca’ya, Türk toplumunun hazırcevap mizah anlayışını betimleyen bir karakter özelliği katar. Öte yandan Nasreddin Hoca hakkında yazılmış kitaplar ve yapılmış araştırmalar bulunmaktadır. Kendisine atfedilen fıkralara ve bunların mizah karakterine geçmeden önce bu çalışmalara bir göz atalım.

Nasreddin Hoca hakkında bugüne kadar yazılmış en kapsamlı çalışma, Rus yazar Leonid Solovyov tarafından yazılan iki ciltlik “Povest o Hoce Nasreddine” isimli eserdir. 1,5 milyonun üzerinde bir satışa sahip olan bu eser, “Vozmutitel Spokoystviya” isminde ilk kitapla çıkmış ve daha sonra da “Oçarovannyi Prints” isminde ikinci bir kitapla tamamlanmıştır. İlk kitap Nasreddin Hoca’yı bir roman içerisinde edebi  anlatı içinde sunmuş, ikinci kitapta ise daha felsefi bir üslup yer almıştır. Kitabın isminde yer alan Hoce kelimesinin de Hoca yerine Hace’den türediği düşünülmektedir. Nasreddin Hoca ile ilgili en eski anlatı ise 1480 yılı tarihli Saltukname’dir. Günümüze kadar gelen Nasreddin Hoca’ya ait fıkralar, hikayeler ve mitolojik unsurlar, kökenini bu çalışmalardan alırlar.

Povest o Hoce Nasreddine 1. Kitap İç Kapak Çizimi

 

Nasreddin Hoca ile ilgili çalışmalar, yalnızca Anadolu coğrafyası ile sınırlı değil. Hem Balkan ülkeleri hem de Orta Asya’da kendisi hakkında oldukça fazla çalışma bulunuyor ve bu ülkelerin dillerinde yapılan akademik araştırmalar mevcut. 1775-1782 yılları arasında yazılan Nasreddin Hoca’nın Mansıbı isimli tiyatro oyunu ve 1939’da vizyona giren Nastradin Hoca i Hitar Petar isimli bir sinema filmi vardır. Bu filmde Bulgarların komedi karakteri Hitar Petar ile Nasreddin Hoca arasında diyaloglar bulunur. Osmanlıca dilde yazılan tiyatro oyunu ise İtalyanca, Almanca, Fransızca dillerin çevrilmiş ve bugün Polonya’nın Poznan Raczyński Kütüphanesinde saklanmaktadır. Bir fıkra derlemesinden oluşan komedi türünde bir oyundur. Sayıları oldukça fazla olan uluslararası çalışmalar, Nasreddin Hoca’nın sınırları aşan önemli bir karakter olduğunu ispatı. Bu durumun karşılığı olarak 1996 yılı, UNESCO tarafından tüm dünyada Nasreddin Hoca Yılı olarak kutlandı. Balkan ülkeleri ve Orta Asya’da, Hoca o kadar benimsenmiştir ki bilimsel toplantılar ve akademik çalışmalar devam etmektedir.

Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği 2018

59. Uluslararası Nasreddin Hoca Şenliği

Her yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Akşehir Belediyesi ortaklığında 5-10 Temmuz tarihlerinde Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri düzenleniyor. Geleneksel göle maya çalma ile açılan şenlik, Akşehir ilçesi için oldukça büyük bir önem taşıyor. Bu yıl 59. Düzenlenen şenlikte Akşehir Belediyesi tarafından açıklanan programa göre; Manuş Baba, Ferhat Göçer, Derya Uluğ, Fettah Can gibi popüler isimlerin konserlerinin yanı sıra 7 tiyatro oyunu ile halk dansları gösterisi ve özel yarışmalar bulunuyor. 59 yıldır devam eden bir geleneğe sahip olan Nasreddin Hoca şenlikleri, bu sene 10 ülkenin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Tüm etkinliklerin ücretsiz ve halka açık olduğu şenlikler, Anadolu’nun kadim kültürüne verilen selamlardan biri olma özelliğini taşıyor. Aynı şekilde Nasreddin Hoca’nın doğum yeri olan Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde de Nasreddin Hoca şenlikleri düzenlenmektedir.

Nasreddin Hoca Sivrihisar Festivali

Nasreddin Hoca Fıkraları ve Mesajları

Nasreddin Hoca’nın gerçek hayat hikayesinin ne olduğu ve hangi fıkraların gerçek yaşamından alıntılandığı her zaman tartışma konusu olurken, esasen fıkraların yapısı ve mesajı yani Kıssadan hissesi yönünden bakıldığında ortaya bir dünya görüşü çıkar. Nasreddin Hoca mizahı, bütünüyle ele alındığında ortaya çıkan hayat görüşü itibariyle kişinin gündelik hayatına seslenir. Dolayısıyla Nasreddin Hoca’yı özgün ve özel kılan şey de budur. Gelin bu fikriyatı fıkra örnekleriyle inceleyelim.

Kazan Fıkrası

Hoca’nın komşusundan ödünç aldığı kazanın yanında önce komşusuna bir tencere vererek “Kazan doğurdu” demesi ve komşusunun tencereyi kabul etmesinin ardından bu kez kazanı geri vermeyerek “Kazan öldü” demesi üzerine komşusunun “Kazan ölür mü?” diyerek kabul etmemesi ile Hoca; “Doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun?” diyerek günlük hayatımıza seslenir. Hayatta karşımıza çıkan pozitif konuları olağan karşılamaya alışık olup negatif konuları reddetmemize işaret eden bu fıkra, bir başka derin mesaj barındırır. Eğer bulunduğun sistemdeki kazançlarını meşru görüyorsan kayıplarına itiraz etme hakkın kalmaz.

Eşeğe Ters Binme

Nasreddin Hoca ile özdeşleşen eşeğe ters binme fıkrası, fıkrada geçen “Herkesi göreyim, kimse de arkada kalmasın” isteğinin yanında bir başka anlam içerir. Hoca eşeğe ters biner ve böylece gerisini yani geride bıraktığını görür. Ancak eşek ilerler yani ileri yönde hareket eder. Bu fıkra, insanın geçmişini unutmadan değerlendirirken oraya takılı kalmadan ilerlemesi gerektiğin gösterir. Hayatta ileride görünen her şey geriye düşer, ilerlemeye ve değişime direnmeden geçmişi de bilerek yaşamak gerekir.

Ya Tutarsa

Herkesin bildiği Göle Maya çalma fıkrasında Hoca Nasreddin, hayatta hedeflediğin, olmasını istediğin bir şey varsa onun gerçekleşmesi için ufak da olsa bir girişimde bulunmak, hiç bir şey yapmamaktan iyidir mesajı verir. Hedef için hem çalışmayı hem de umudu taşımanın gerekliliğini anlatır.

Giyin Süslen Fıkrası

Bu fıkra da ters köşe mizah örneklerinden;

Hoca ağır hastadır. Karısı yanında üzüntüden perişan biçimde sürekli ağlar. Nasreddin Hoca, karısına döner ve der ki: Hadi ağlamayı bırak, git içeri, güzelce giyin, süslen sonra gel yanıma otur.

Karısı şaşırır ve der ki: Hoca ne dediğinin farkında mısın? Niye süsleneyim sen bu haldeyken?

Nasreddin Hoca cevap verir : Belli ki biraz sonra Azrail buraya gelecek, belki seni beğenir, beni bırakır seni alır.

Anadolu topraklarının mizah kültürüne ve bu toprakların dervişi Nasreddin Hoca’ya saygı ve selamlarla.