İdebessos Antik Kenti / Likya Birliği

İdebessos Antik Kenti, Antalya ilinin Kumluca ilçesine bağlı Karacaören Köyünün merkezi İncirağaç mahallesinin 8 km. kuzeybatısında, Kocaağaç mahallesi yakınlarındadır. Likya Uygarlığına bağlı İdebessos Antik Kenti, Anadolu’nun eski halklarından olan Luwiler tarafından kurulmuştur. Ağırlıklı olarak Helenistik ve Roma dönemine ait kalıntılar yer almaktadır.

“İdebessos Antik Kenti, Anadolu’nun güney-batısında yer alan ve Antik kaynaklarda da Likya olarak sözü geçen bölgede bulunmaktadır. Likya, Anadolu’nun tarihsel açıdan oldukça önemli bölgelerinden birisi olarak tanımlanabilir. Bölge Eski Devirlerde “Işık Ülkesi” olarak adlandırılmıştır. Likya Bölgesi coğrafik konumlanışı nedeniyle yani dağlık bölgeleri olduğu gibi kıyı bölgelerine de sahip olması nedeniyle ve kıyıların çok miktarda korunaklı doğal limanlar içermesi sayesinde M.Ö.2 bin yılın başlarından itibaren korsanlık için önemli bir merkez olmuştur. Likya Bölgesinde, Korsanlıkla ilgili olduğunu bildiğimiz en erken tarihli topluluk; Doğu Akdeniz’de korsanlık faaliyetleri ile de ünlenen Lukalar’dır. “Luka” kelimesinin daha sonra Grekçe’ye Lykia şekline dönüşerek dahil olduğu sanılmaktadır.

Günümüze ulaşan yazıtlardan, Likyalıların kendilerine özgü bir dilleri olduğu anlaşılır. Bu dil, batı Grek alfabesine benzeyen Likya alfabesi kullanılarak yazılmıştır. Altısı ünlü harf olmak üzere, toplam 29 harften oluşan Lykia Alfabesi, Grek alfabesinde gösterilmeyen bazı seslere de sahiptir. Uzun bir süre Likya dilinin Grekçe ya da Farsça’nın yakın akrabası olduğu düşünülmüşse de, 1945’te Danimarkalı Dilbilimci Holger Pedersen, Likya dilinin Anadolu dillerine bağlı olduğunu ortaya koyarak bu görüşü çürütmüştür. Bugün birçok dilbilimci Likya dilinin bir batı Luvi lehçesinden ortaya çıktığı görüşünde birleşmişlerdir.

Son yıllarda yapılan arkeolojik ve epigrafik çalışmalar, Likyalıların M.Ö. 2. bin başlarında Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya gelen ve Akdeniz Bölgesi’ne yerleşen Indo-Germen kökenli Lukka kavimlerinden olduğunu ortaya çıkarmıştır.

M.Ö.2.yy.’dan itibaren Roma ile Anadolu’daki pek çok şehir arasında çatışmalar yaşanmış ve bu mücadelede Kilikya’daki korsanlar Anadolu’daki kentleri desteklemiştir. M.Ö.100’de Roma senatosu Lex de Provinciis Praetoriis adı verilen bir kanun hazırlayarak korsanlarla başa çıkmaya çalışmıştır.”(1)

İdebessos Antik Kenti’nin erken tarihsel bilgileri Likya Birliği dönemindendir. Kent, başından beri Birliğin üyesidir. Arkeolog Nevzat Çevik ekibinin yapmış olduğu yüzeysel araştırmalarda bunan Hellenistik dönemine ait bir yazıt ve bazı duvarlar bu dönemde yerleşimin varlığını gösteren kalıtlardır. Ele geçen yazıtlar, yerleşimin bir ‘polis’ olduğunu ve Roma döneminde Akalissos ve Kormos ile başını Akalissos’un çektiği bir Sympoliteia’nın üyesi olduğunu ve üç kentin, Birlik’te tek oyla temsil edildiğini göstermektedir. Roma Dönemi sonrasında ise Edebessos adını alan kent Hıristiyanlık döneminde Myra Metropolü içerisinde, adı Lebissos, Lemissos olan bir piskoposluk olarak anılır. Lykia Birliği’nde Akalissos ve Kormos’la birlikte sahip olabildiği tek oy hakkı bunu siyasi anlamda doğrular. Yani otonomisi dahi tek oyla temsil edilen diğer Lykia kentleri düzeyinde değildir. Birlik bağlamındaki kararlarında, tek oyun ortakları olan Akalissos ve Kormos’a bağlı davranmak zorunda olması, kentin siyasi zayıflığını tanımlamaktadır.

“Stephanos’un sözlüğünde Lykia kentlerinden biri olarak sayılan İdebessos, Hierokles’te yanlışlıkla İlebessos olarak yazılmıştır. Kentin adının anlamı ve kaynağıyla ilgili kesin bilgi bulunmamakla beraber, adındaki “ss” sufixi –soneki-, kalıntılarla görünenden daha eski bir yerleşimin var olduğunu düşündürmektedir. Lykçe’de olasılıkla “İdãb”dır. “Kadın adı olan ‘İtei’ ve ‘maxzza’dan bir kompozisyon olarak Idamaxzza biçiminde gelmektedir”. Neumann da olasılıkla bir kişi ismi olduğunu belirtir. Perslere ait “İte” adının geçtiği bir Klasik Dönem sikkesinin İdebessos’a ait olması kuşkuludur. Bölgede ‘İte’ ile başlayan başka bir yerleşim ismi şimdilik bilinmemektedir. İdebessos’un adıyla ilgili daha anlamlı bir yorum Ramsay tarafından yapılır: “Kurt” olarak anılan Pisidia rahiplerinin başı olan Başkurt ‘Edagdabos’ (Arkhigallos) olarak adlandırılıyordu. Grekçe ‘Arkhi’nin karşılığı Anadolu’da İda, İdo ya da Ede idi. ‘İda Dağı’, “başdağ” ya da “en yüksek dağ” idi. Idomeneus ise ölçülü şiirde kullanılan ‘İda’nın uzun hecelenmiş biçimiydi. “Meno” ya da “mene” ise Anadolu’da rahip ailesinin ortak ismiydi. Bu kökenden oluşturulmuş diğer bir yerleşim adı olasılıkla Likya’daki İdebessos’tur”. Pisidia sanat geleneğinin, Lykia’ya göre çok daha baskın olduğu İdebessos’ta Ramsay’in yorumu yörüngesinde adlandırması normal görünürken, kentin arkasındaki dağlık alanda bulunan bölgenin en yüksek tepesi Kızlarsivrisi’nin varlığı da, yerleşime ‘Başdağ’dan kaynaklanan bir ismin verilmiş olmasını doğallaştırmaktadır. Kentin adı olan İdebessos dolayısıyla arkasındaki en yüksek dağdan kaynaklanmış olmalıdır. ”(2)

  İdebessos Antik Kenti Tiyatrosu

Diğer Likya antik kentlerinden farklı bir yerleşim gösteren antik şehir hakkında arkeolojik çalışmaların yapılmamış olması nedeniyle, kent ve dönemi hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Şehir küçük bir düzlükte gelişmiş, hemen yanı başında ufak yükseltinin etrafının surla çevrilerek bir bakıma emniyetli bir akropol elde edilmiştir. Antik çağda, yörede çok az nüfusa sahip olması bu güvenliği şart koşmuştur. “Yüzeyde görünen yapılardan, özellikle tiyatrodan Helenistik Dönem’de, boyutlarını ve planını bilmediğimiz bir biçimde var olduğu; en varsıl günlerini yaşadığı Roma Dönemi’nde, küçük bir kent olduğu; Bizans döneminde 3 kilisesi ve kastronuyla Bizans’ın farklı dönemlerinde yerleşim gördüğü ve Roma Dönemi kent boyutunun yaklaşık korunduğu anlaşılmaktadır. Çevresindeki tarım arazilerinden ve daha çok da ormanlardan geçimini sağlayan, tamamen Doğu Lykia’lı bir dağ yerleşimidir.”(3)

Orman yolunun kenarında, surun kuzeybatı kısmına düşen yerde, bugün orkestrası toprakla dolmuş, 5-6 oturma sırasına sahip küçük bir tiyatro bulunmaktadır. İdebessos Antik Kenti’nin kuzey-güney doğrultusunda kesen orman yolunun kenarında Hellenistik ve Roma dönemlerine ait şehre su sağlayan Aquaduct(4)’un kalıntılarını vardır. Tiyatronun kuzeyinde planlı bir şekilde yer alan Aquaduct ’un ucunun bir yapıya bağlanması, bu yapının hamam kalıntısının varlığı ihtimalini akla getirmektedir.

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İdebessos Antik Kenti’nde göze çarpan ve ilginç kılan en önemli eserler aile lahitleridir. Köyün yanı başındaki nekropol alanında Bizans ve Roma dönemlerine ait bazikala dikkat çekmektedir. Büyük çoğunluğu Roma Dönemine at olan lahitlerden, “U” planlı şekilde, üç lahitten oluşan, kertiklenmiş, kitabeli ve köşeli bir mezarlık vardır. Çok az sayıda kabartmalı lahitlere örnek olan bu lahitlerin üstünde kalkan ve mızrak tasviri göze çarpar. Diğer bir mezarda lahittin kaidesini oluşturan bloklarda yüksek kabartma olarak yapılmış, boğaya saldıran aslan tasviri vardır.
“Arkeolog Nevzat Çevik ve ekibinin yapmış olduğu yüzeysel çalışmalar ve yüzeyde yoğun olarak gözlemlenen Bizans ve kısmen Roma seramiği dışında yerleşimde ele geçmiş olan yegâne buluntular bronz heykelciklerdir. 1989 yılında zor alım yoluyla Antalya Müzesi’ne kazandırılan, define kazısında bulunmuş 8 adet heykelcik, İ. Delemen tarafından değerlendirilmiştir. Heykelcikler arasında Lykia’nın binicisi Men olan tek atlı heykelciği, Lykia’da oldukça popüler olan 3 adet Kakasbos-Herakles heykelciği, 1 atlı heykelciği ve binicileri yitik olan 3 at heykelciği bulunmaktadır. Bu heykelcikler, sikkelerde atlı tanrı figürlerinin yaygınlık kazandığı döneme bağlı olarak İ.S. 2. yy.’ın sonu ile 4. yy.’ın başına verilmektedir. Bu buluntular İdebessos’ta inanılan tanrılara ilişkin eldeki tek ip ucudur. Yerleşimdeki kültlere ilişkin ne bir kabartma ne bir yazıt ne de tapınak olarak adlandırılabilecek bir yapı kalıntısına rastlanmıştır. Bu bulguların bir define kazısında bir arada çıkma olasılığı aslında çok zayıf. Zoralımla elde edildiği için bunu öğrenmek zor olabilir. Ancak eğer doğruysa tek bir define çukurunda 8 bronz heykelciğin bir arada çıkmış olması, definecilerin bir Atlı tanrı Kutsal Alanı’nı kazmış olduklarını gösterebilir.”(5) Anadolu’daki pek çok tarihi şehirlerimizin kaderleri gibi, İdebessos Antik Kenti’nin sırları da toprağın altında, definecilerin tahribine uğramaktan kurtulup, bir gün gün yüzüne çıkmayı beklemektedir.

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraf

(1): http://www.antalyafourseasons.com/privatedetaytr.asp?kategori_no=11

(2): İsa Kızgut, Süleymen Bulut, Nevzat Çevik, tespitleri; http://www.akmedadalya.com/ozet_tr.php?catagoryID=14&articleID=185

(3): A.g.k.

(4): Aquaduct: (su kemerleri ) su taşımak amacıyla insanlarca inşa edilen kanallardır. Modern mühendislik ve mimarlıkta ise; suyu kaynağından istenilen noktaya götürmekte kullanılan, boru, ark, kanal, tünel ve bunları destekleyen her türlü yapıdan oluşan bir sistemdir.

(5): A.g.k.

http://www.geziantalya.com/item/idebessos-antik-kenti
https://tr.wikiloc.com/dag-bisikleti-rotalari/ant-056-finike-yalniz-belen-yaylasi-idebessos-alakir-baraji-6812311/photo-3824543
http://www.akmedadalya.com/ozet_tr.php?catagoryID=14&articleID=185