Iotape Antik Kenti’nde İnançlar ve Traianus Tapınağı / Kilikya / Antalya Gazipaşa

“Iotape Antik Kenti Alanya ilçesinden Gazipaşa’ya uzanan eski (sahil) karayolu üzerinden 34 km sonra, Gazipaşa’dan Alanya istikametine doğru ise 10 km sonra ulaşacağınız, deniz kenarına kurulmuş tarihle doğanın buluştuğu, insanın heyecanlarını körükleyen bir liman kentidir. Antik kent aynı zamanda Alanya ile 26 km mesafede olan Alanya sınırları içerisinde yer alan olan Uğrak Köyü’ne 8.5 km mesafededir. Uğrak Köyü’nün sınırlarında yer alan antik kent Iotape adını “Aytap” olarak okuduğu için halk antik kenti “Aytap” olarak tarif etmektedir. Bölgede Aytap adıyla bilinen bir diğer yer ise Alanya’dan Gazipaşa’ya sahil yolundan giderken Iotape Antik Kenti’ne gelmeden bir önceki sahil koyudur. Burası Aytap olarak bilinen doğa ile bütünleşmiş muhteşem manzarasıyla yerli halkın denize girmek için tercih ettiği “Aytap Plajı” olarak bilinen yerdir.

Alanya-Gazipaşa deniz yolu çok keyifli bir yoldur.
Bu hayatın en keyifli işlerinden biri de tarihi yerleri gezmek, 3000 yıl önce yaşamış insanların ayak bastıkları yerleri adımlamaktır.
Bir zamanlar burada iyi insanlar yaşıyorlardı. Deniz manzaralı şehirleri ise yaşamaya değer bir kentti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sahil yolu antik kentin tam ortasından geçtiği için haliyle bu yol nedeniyle antik kent bir tahribat görmüştür. Yolun üst kısmında daha çok nekropol alanındaki mezar yapılarından, evlerden ve bir bölüm izlenebilen surlardan oluşan bir takım yapı kalıntıları ile birlikte kilisemi yoksa başka bir ibadet yerimi olduğunu bir türlü kestiremediğim, olukça sağlam yapılmış bir yapıya daha rastlanmaktadır. Bu yapının iç mimarisine baktığımızda içinde kubbeli, içinde belki de bir zamanlar heykellerin yer aldığı alanlar yer almaktadır. Tıpkı bu yapının büyüklüğü ve ihtişamı deniz kenarında yer alan hamamda da mevcuttur. Fakat sağlamlık bakımından yolun üstünde kalan bu yapı, hamama nazaran biraz daha az yıpranmıştır. Bunun nedeni de deniz kenarındaki yapıların her türlü iklimsel farklılıklara ve şiddetli yağan yağmur ve kışın dev deniz dalgalarının yaladığı sahilin önemli bir kısmını kaplayan tuzlu suyun bu yapıları yıpratma payını hesaba katmak gerekir.

Gezilip görülesi yerler.
Her türlü sosyal tesislerin olduğu bir antik kent. Zaman tüneli diye zamanın ötesine yolculuk yaptıracak bir aracı icat ettiklerini düşünün, tatile gittiğiniz yerlerde kullanır mıydınız?

Kente ait en büyük yapıların deniz kenarında kalması antik kentin bu haliyle dağınık bir yerleşim göstermesine neden olmuştur. Nekropol anıt mezar yapılarının yanı sıra, tonoz örtülü küçük mezar yapıları ve basit mezarlar da yer aldığından, buradaki öl gömme merasimindeki örnek çeşitliliği dikkat çekicidir. Antik kentteki bu mezar mimarisi ve ölü gömme adetlerindeki çeşitlilik bizlere gösteriyor ki, Iotape Antik Kenti’nde çok çeşitli kavimlerden insanlar yaşıyorlardı ve bunların her biri kendi inanç yapılarına göre ölülerini de kendi geleneklerine uygun olarak gömüyorlardı. Ya da çok kısa zamanlarda çok farklı kavimlerin ele geçirip hayat sürdüğü bir kentti Iotape ve kenti her ele geçiren farklı kavimin kendi inanış ve geleneklerine göre yaşadığı bir köşeydi antik kent.  Bu yazımı henüz okuyan ve Iotape Antik Kenti hakkında daha geniş bilgi almak isterseniz sizleri “Iotape Antik Kenti – Kilikya/Antalya-Gazipaşa” başlıklı bir önceki yazımı okumanızı tavsiye ederim. (bkz: http://blog.delphinhotel.com/iotape-antik-kenti-kilikya-antalya-gazipasa/). Ayrıca günümüze kadar çok iyi bir şekilde gelen hamama ait kanalizasyon sisteminin, günümüz yapılarıyla karşılaştırıldığında, günümüz nüfusunun eski kentlerdeki insan nüfusunu kaç bin defa katladığı yerde bu oldukça yüksek orandaki kalabalık nüfuslu yerleşim yerleri için yapılan kanalizasyon sisteminin, antik dönem mimari anlayışının eline su dahi dökemeyeceğine tanık oldukça insan şaşırmaktan ve temenni etmekten başka bir şey yapamıyor. Dileğimiz odur ki, Antik dönem mimarları günümüz mimar ve mühendislerine örnek olsun. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu söylediğimiz noktada, bunun iyi tekrarların da başına gelmesi dileğiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aya Yorgi Kilisesi ve Iotape Traianus Tapınağı

Iotape Antik kentinde iki tapınak, bir kilise bir de bazilika vardır. Ve bu yapıların hepsi, Iotape Antik kentine muhteşem görüntüsünü sağlayan iki kubbeli hamam binasını hemen etrafında yer almaktadır. Iotapeliler Roma İmparatoru Traianus adına bir tapınak yapmışlardır “Iotape Traianus Tapınağı” bilimsel yayınlarda diğer tapınakla karıştırılmasın diye “1 Nolu Tapınak” olarak kayda geçmiştir. 2 Nolu Tapınak için henüz bilimsel bir veriye rastlamadığım için, bu tapınağın hangi tanrıya ait olduğunu söylemek ancak bundan sonra yapılacak bilimsel araştırmalarla ortaya çıkma ihtimali olan bir konu. Bu küçücük antik kentte iki tane tapınak bir tane dikdörtgen planlı Hagios Georhinios Stratelates (Aya Yorgi) betimli bazilikanın (kilise) olması, yukarıda Iotape Antik Kenti sakinleri için yaptığım çok uluslu ve çok inanışlı halktan oluştuğu yönündeki ortaya attığım atıfın pek de yanlış olmadığını gözler önüne sermektedir. Kaldı ki Iotape Antik Kenti’ndeki kilisenin Hagios Georhinios Stratelates (Aya Yorgi)’ye ait Aziz’i betimleyen tek fresko izlerini taşıyor olması, Hristiyan ailemi için de oldukça büyük bir değerdir. Bu yapılar hem insanlık tarihi hem de yöre turizmine kazandıracağı katma değer açısından korumaya alınmalı, turistik tesislerle desteklenmeli ve turizm alternatifleri çerisinde destinasyona mutlaka kazandırılmalıdır. Peki, “Aya Yorgi kimdir?” derseniz Yorgi (Yun: Γεώργιος Georgios; Lat: Georgius; Ar: جرجس Cercis ö. 23 Nisan 303) Hristiyanlıkta ve İslâm’da velî olarak kabûl edilen bir Hristiyan’dır. İslami kaynaklarda ismi “Cercis” olarak geçmektedir. Geleneksel rivâyetlere göre Roma ordusunda bir askerdi. Ebeveyni Yunan kökenli Hristiyanlardı. Babası Gerontius, Roma ordusunda görevli bir Kapadokyalıydı. Annesi Polikronya, Filistin‘deki Lod şehrinden bir Hristiyan’dı. Yorgi’nin Kapadokya doğumlu mu yoksa Filistin doğumlu mu olduğu konusundaki rivâyetler muhteliftir. İslam tarihçilerinin geleneğinde Filistin doğumlu olduğu anlatılır. Hristiyan geleneğinde en azından bir süre Lod’da büyüdüğü anlatılır. Yorgi, Diokletyan‘ın muhafız ordusunda bir Romalı asker oldu. Hristiyan dininden dönmesi istendiğinde bunu kabûl etmediği için Diokletyan öldürülmesini emretti. Latin Katolik, Doğu Katolik, Anglikan, Doğu Kilisesi ve Oryantal Ortodoks kilisesinin aziz tezkirelerinde (hagiografilerde)Yorgi en çok saygı gösterilen Hristiyan azizlerinden biridir. On Dört Manevi Koruyucu’dan birisi ve önemli askeriye azizlerinden birisidir. Aziz Yorgi ve Ejderha efsanesinin baş kahramanıdır. Azizi Yorgi günü geleneksel olarak 23 Nisan’da kutlanır, (Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs’a denk gelmektedir.). Dünya genelinde birçok ülkede, meslek grubunda ve örgütlerde Yorhi “hami aziz” olarak kabul edilir.”[1] Yorgi kelimesinin önündeki “Aya” “Aziz” anlamındadır. Cinsiyetine göre erkek ise Aziz kadın ise Azîze de denir. “Aya (Roma Yunancası aslı “ἅγιος”), anlamı ise,  “Hristiyanlıkta iyilikleriyle tanınmış kutsal kişi.” Anlamına gelmektedir. “Bu unvan Hristiyan otoritelerince sonradan (genellikle kişi hayatta değilken) verilir. Hristiyan toplumu için önemli işler başarmış, üstün ahlaklı kişiler sonradan kilise tarafından aziz ilân edilebilir.”[2]

Traianus Tapınağı’nın çizimi.

Tabii ki Hristiyanlık henüz dünyada yayılmadan önce insanlar tanrılara tapıyorlardı. Daha sonra ise o tanrıların yerini güçlü yöneticiler aldılar ve yöneticilere atfedilen yarı tanrısallık zaman içerisinde tamamen insanın bir tanrıyı temsil etmesiyle şekil değiştirdi. Pagan inancının aşamalarını gözler önüne serdiğimizde dört semai dinin ortaya çıkması ve tek bir yaratanın olduğu inancını yayan dört büyük peygamberin zaman içerisinde tüm dünyanın inanç biçimini değiştirmesiyle birlikte, en temelde çıkış noktası doğa olan ve onun gücünü temsil ettiğine inanılan tanrılar için yapılan tapınaklardan, tek bir yaratanın inanç yapısına hüküm sürdüğü Allah inancına kadar insanoğlunun inanma ve kendini adama biçimleri aslında temelde aynı, sistemde farklılıklar göstererek günümüze kadar süregelmiş muazzam bir terminolojiyi içinde barındırıyordu. Bir zamanlar tanrılara adanan adaklar, kurbanlar, bu sefer adak noktasında inandığı dinin yayılması için emek harcamış kişilere, kurbanlar da “Allah’ın emri ve insanların yerine getirmesi gerektiği borcu” olarak başka farklı algılara bürünerek yaşatıldı. Tüm bunları özellikle günümüzden iki bin, üç bin yıl önce yaşamış toplumların yaşam biçimleri ortaya çıktıkça çok daha iti anlayabiliyoruz. Öyle ki, toplumlar bir inançtan başka bir inanca geçerken haliyle daha önce inandıkları bir inancı da bir sonraki inancın içine bir şekilde yerleştiriyorlar ve inanç olarak bildiğimiz pek çok şeyin aslında bizlere geleneklerle binlerce yıllık bir devinim içinde ne şekilde evrilerek geldiğini görebiliyoruz. O nedenle bu da tarih bilimin ve arkeolojinin diğer bilim dallarıyla olan alışverişinden kaynaklanan verilerin aktarımıyla gerçekleşebiliyor. İşte hep altını çizerek kaleme almaya çalıştığımız insanlık tarihine sahip çıkmak ve bizlere miras bırakılmış her taşı gözümüz gibi korumak, hepimizin bu hayattaki doğal misyonudur. Iotape Antik Kenti’ndeki Traianus Tapınağı Roma İmparatorluğu Döneminde yapılmıştır ve İmparator kültü olarak karşımıza çıkmaktadır, fakat henüz verileri olmayan diğer tapınağın hangi tanrıya atfedilerek yapıldığı umarım bundan sonra yapılacak kazı kurtarma çalışmalarıyla ortaya çıkar.

Iotape Antik Kenti’ndeki Traianus Tapınağı Iotape’de iki tapınağın olmasından kaynaklı olarak, birbirine karışmaması için “1 Nolu Tapınak” olarak yer almıştır ve bilimsel yayınlarda da bu isimle geçmektedir. Traianus (Trajan) adıyla bilinen Roma’nın beş iyi imparatorundan biri olan ve onun döneminde imparatorluk en geniş sınırlara ulaşan İmparator Marcus Ulpius Nerva Traianus (?-117) Iotapelilerin kendisi adına tapınak kuracak kadar taptıkları güçlü bir hükümdardır. Öyle ki Iotapeliler Traianus ve Valerian adıyla tanınan M.S. 253-260 yılları arasında Roma İmparatoru olarak görev yapan Publius Licinius Valerianus’a kadar kent adına sikke bastırılmıştır. Bu tarihlerde belli ki en hareketli zamanlarını yaşayan antik kent sakinleri Roma ve Bizans dönemi özelliklerini taşıyan yapıları nedeniyle de iyi bir imar görmüştür.

dor sütun ile ilgili görsel sonucu
Korint & İyon & Dor sütun ve başlıkları

İlgili resimstylobate ile ilgili görsel sonucustylobate ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

Resim

Konumuz Dor sütunları, ama Korint tipi sütunlar hakkındaki şu dip bilgiyi de vermeden geçemeyeceğim. “Bugün dünyadaki en yaygın sütun başlığı olan Korint, Iç Anadolu’da yetişen dikensi kenger yaprağı ile süslemiştir.” Murat Çovanoğlu

krepis ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düz düzenli bir tapınak olan Traianus Tapınağı 1.10 m. yüksekliğinde bir podyum üzerine oturmaktadır. Podyuma 1.85 m. genişliğinde ilave edilen dar bir merdiven ile yapıya ulaşılmaktadır. Podyumun üzerinde yine Dor tapınaklarında görülen üç basamaklı bir krepis vardır ve üzerinde 11.5×7.45 m. ölçülerinde stylobate yer alır. “Stylobate nedir?” diye soracak olursanız, Dor tipi yapılarda sütunların tabanı olmadığı için sütunu tutacak ve taban oluşturacak başka bir platforma daha ihtiyaç vardır. Bunlara krepis denir ve genellikle üç basamak olan bu krepislerin en üstte olanına stylobate denir. Yani bir sütunun hemen altındaki ilk taban. Ayrıca şu bilgiyi de vermek isterim ki Romalılar ayaklarına giydikleri o parmak arası ayakkabılarına da krepis demektedir. Buradaki mantık da aynıdır. Tıpkı dor usulü mimaride olduğu gibi sütunun hemen altındaki taşın adı nasıl krepisse ayağa giyilen ve ayağı tamamen tutan ayakkabının adı da krepistir. “Girişin bulunduğu yönün orta bölümünde dar basamak uygulaması KestroiAntonius Pius ve Selge Kesbelion Artemis tapınaklarında da görülmektedir.”[3]  Iotape Traianus Tapınağı’na benzeyen Dor düzeninde olmasıyla ve bu tapınaktan daha önce inşa edilmiş olan Mamurt-Kale Meter Theon Tapınağı’nda da aynı biçimde, giriş yönünde ortada üç basamaktan oluşan dar bir merdiven yapılmıştır. Aynı dönemde yapılan ve mimarileri birbirine benzeyen eş tapınakları da görünce, insan o dönmedeki idari yönetimlerin yönetişim sistemlerine hayran oluyor. Bilginin aktarımı ile birlikte ulaşımın son derece kısıtlı olduğu böylesi bir çağda Ege kıyılarında Yund dağlarının üstünde Kınık sınırları içerisinde Karadere Köyü sınırları içerisindedir. “Yoğun şekilde tahribata uğramış yapının planı konusunda değişik görüşler öne sürülmüştür. Kentte araştırmalar yapan bazı bilim adamları yapının templum in antis planlı olabileceğini belirtirken[4] Karamut-Türkmen ve Söğüt, tapınağın planının daha çok prostylosa yani ön ön cephesinde sütun dizisi olan yapı tipine yakın olduğunu savunmaktadır.[5] Claudius (M.S. 41-54) Dönemi’nden itibaren bölgede çok tercih edilen prostylos plan tipinin Iotape gibi bir şehirde, bu küçük tapınakta uygulanmasının normal olduğu belirtilmektedir.[6] Tapınağın üstyapısına ait çok sayıda mimari blok yapı çevresine dağılmış durumdadır. Söz konusu malzemeler arasında, üç fascialı architrav blokları, ortasında bir kalkan kabartması bulunan bir alınlığa ait parçalar ve çatıya ait çok sayıda pişmiş toprak çatı kiremidi parçaları bulunmakla birlikte, çatının beşik çatılı olduğu düşünülmektedir.[7] ( Lev. 45b ). Tapınağın içerisinde, yapının inşa tarihi ve kültü hakkında oldukça aydınlatıcı bilgiler sunan bir adak yazıtı bulunmuştur.[8]  Söz konusu yazıtta Iotape Kenti’nin halkından ve İmparator Traianus’dan bahsedilmektedir. Ve şöyle yazmaktadır. “İmparator Nerva Traianus Caesar Germanicus Dacius Parthicus’a ve Iotapeites’lilerin şehrine vatansever Toues, imparatorların üçüncü kez rahipliğini, ikinci kez halk işlerini ve ikinci kez daima olarak gymnasium başkanlığı ve bütün diğer hizmetleri yaparken tapınağı ve onun içindeki heykeli kendi parasıyla yaptırdı.” yazmaktadır.[9] Bu yazıt yardımı ile yapının İ.S. 115-117 yılları arasında inşa edildiği ve İmparator Traianus’a adanmış bir tapınak olduğu anlaşılmakla birlikte imparatorların aynı zamanda din adamlığı görevlerini ve yanı sıra sporla da oldukça önemli görevleri olduğunu ve gymnasium başkanlıkları konusunda şimdiye kadar diğer imparator ve din adamı misyonu taşıyan yöneticilerin şehri nasıl yönettikleri konusunda bizlere önemli bilgiler vermektedir. Peki buradan hareketle dünden bu güne değişen sanırım cumhuriyet yönetim sistemi sayesinde laikliğin dünya genelinde benimsenmesiyle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını en faydalı bir değişim örneği olarak görmemiz gerekirken, spor konusunda mülki yönetimlerin kısmen, yerel yönetimlerin ise tamamen bu başkanlığı yürüttüğünü söylemek yanlış olmaz. Demek ki geçmişle yaşantı ve algı bakımından kopmayan güçlü bağlarımız var ve çoğu yaşamaya devam ediyor diyebiliriz..! Iotapeli yardımsever Toues ise emin olun o yaptırdığı tapınak ve içindeki heykelin bugün yerinde yeller estiğini öğrenseydi, buna çok üzülürdü.

Anadolu’da İmparator Traianus’a adanmış pek çok tapınak bulunmakla birlikte, bu tapınakların en bilineni Pergamon Kenti’ndeki Traianus Tapınağı’dır.[10]

 

 

 

 

 

 

Tapınağın inşa edildiği dönemde kentte başka imar faaliyetlerinin olduğuna dair çeşitli bilgiler mevcuttur. Tapınağın hemen kuzeyinde yer alan hamamın kapı lentosundaki yazıta göre bu yapı Traianus’a adanmıştır 703 . Dolayısı ile Dor Düzenli tapınak, kentte Traianus Döneminde gerçekleşen bir dizi bayındırlık faaliyetleri çerçevesinde tasarlanmış ve kentin önde gelen kişileri tarafından finanse edilerek yapılmış olmalıdır. Ayrıca, Traianus zamanından başlayarak Kente ait sikkeler basılmış 704 olması, Iotape’nin bu İmparator döneminde ön plana çıktığının başka bir göstergesidir. Yerleşimde bilimsel kazılar yapılmamış olduğu için kutsal alanın erken evreleri hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.[11] Bu tapınakların en bilineni Pergamon Kenti’ndeki Traianus Tapınağı’dır.[12] Traianus’a adanmış Anadolu’daki diğer tapınaklar için kaynakta yer alan bilim adamlarının ilgili eserlerine başvurabilirsiniz.[13]

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* http://adudspace.adu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11607/205/1/sedat_akkkurnaz_tez.pdf.pdf

* Antik Kente ait fotoğraflar: Silvan Güneş

[1] http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvWW9yZ2k

[2] http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXppel8oSHJpc3RpeWFubMSxayk

[3] Söğüt, Bilal, “Kilikia Bölgesi’ndeki Roma İmparatorluk Çağı Tapınakları; İmparator Claudius Dönemi Tapınakları”, La Cilicie: Espaces et Pouvoirs Locaux, Varia Anatolica XIII, 2001, s: 479-504.

[4] Rosenbaum-HuberOnurkan: Rosenbaum, E.-Huber, G.-Onurkan, S., A Survey of Coastal Cities in Western Cilicia, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1967, s 43.

[5] Karamut-Türkmen: Karamut, İ.-Türkmen, S., “Dağlık Kilikya’da Bir Kent: Iotape”, TürkArkDerg 31, 1997, s 293. & Söğüt, B., Kilikia Bölgesi’ndeki Roma İmparatorluk Çağı Tapınakları, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 1998 ( Yayınlanmamış Doktora Tezi ). s 63.

[6] Anabolu, M.U., Küçük Asya’da Bulunan Roma İmparatorluk Çağı Tapınakları, İstanbul 1970. S 96 & Söğüt, Bilal, Kilikia Bölgesi’ndeki Roma İmparatorluk Çağı Tapınakları, (tez) s 63.

[7] Söğüt, Bilal, Kilikia Bölgesi’ndeki Roma İmparatorluk Çağı Tapınakları, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 1998 ( Yayınlanmamış Doktora Tezi ). S 64.

[8] Karamut-Türkmen 1997, 294.

[9] Been, G.-Mitford T.B., Journeys in Rough Cilicia in 1964 and 1968, Wien 1970. S 26, & Söğüt, B. 1998, 64.

[10] Anabolu 1970, 96; Price 1998, 137, 273; Söğüt 1998, 65.

[11] Price, S. R. F., Rituals and Power; The Roman Imperial Cult in Asia Minor, Cambridge University Press, New York 1998. S 137, 273 & Söğüt 1998, 65.

[12]   age. (bk. Price 1998, 138, 252; Radt 2002, 299 ).

[13] T.C. Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ara Yılı 2007-05 Anadolu’daki Dor Düzenli Tapınaklar, Hazırlayan Sedat AKKURNAZ, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Suat ATEŞLİER, Aydın, 2007, s 97, 253.