Kapalıçarşı Tarihi – Kapalıçarşı Serinliğinde Yolculuk

Kapalıçarşı

İstanbul ve tarih. İçiçe geçmiş iki kelime adeta. Ülkemizin turizm başkenti Antalya gibi tarih başkenti de hiç kuşkusuz İstanbul. İstanbul’u İstanbul yapan tarihin şahitleri de her biri ayrı değer taşıyan yapılar. Camileri, hamamları, köprüleri, hanları ve çarşılarıyla başta Osmanlı dönemi olmak üzere binlerce yıllık medeniyetin yükünü ve güzelliğini taşıyan İstanbul’da, bu yapılar içinde dünyanın en büyük alış veriş merkezi denilebilecek ve halen etkinliğini sürdüren bir yer var: Kapalıçarşı. Her şehirde bir kapalı çarşı bulunur hatta İstanbul’un birçok ilçesinde de Kapalıçarşı ismiyle bazıları tarihi özelliğe de sahip olan yapılar yer alıyor. Ancak biz şimdi Kapalıçarşılar arasında en eski en ihtişamlı ve en bilineni üzerine odaklanacağız. İngilizce Grand Bazaar yani büyük Pazar/ çarşı anlamına gelen İstanbul’un Fatih ilçesi sınırlarında tarihi yarımada olarak bilinen bölgedeki Kapalıçarşı. Orhan Veli Kanık’ın, gözleri kapalı olarak dinlediği İstanbul’unda “Serin serin Kapalıçarşı” diye bahsedip “Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa” diye çıkışını da gösterdiği Kapalıçarşı’da bir tarih yolculuğuna çıkarken günümüzdeki durumuna bir göz atalım istedik.

Kapalıçarşı Nerede?

İstanbul’da İstanbul gibi ünlü olan yerlerden biri olan Kapalıçarşı, İstanbullu olan ya da İstanbul’a gelenler dışında da bilinmekle birlikte yeri herkes tarafından bilinmeyebilir. Kapalıçarşı tarihi detaylarına gelmeden önce bu tarihi mekanın nerede olduğuna bakalım. İstanbul’un Avrupa yakasında meşhur Haliç’in girişinde yer alan Eminönü semtinde bulunan Mısır Çarşısı ve Yeni Cami’nin arkasına doğru çıkıldığında aynı zamanda bir tarih yolculuğuna da çıkılır. Daha önce bu sayfalarda da yer verdiğimiz pek çok Türk kültürü lezzetin ana merkezinin yer aldığı dükkanların olduğu Tahtakale semtinden biraz daha yukarı çıkıldığında Kapalıçarşı sizi karşılar. Kapalıçarşı nerede sorusunun yanıtına semt bazında yanıt vermek ise zor. Çünkü Eminönü sırtlarında girişi olan Kapalıçarşı, Beyazıt’tan çıkışa sahip. Dolayısıyla Kapalıçarşı için bugün Fatih ilçesinin tam göbeğinde yer alan dev bir yapı denilebilir. Şimdi o kapılara, dükkanlara,yollara, kısaca Kapalıçarşı tarihine detaylı bir göz gezdirelim.

Kapalıçarşı

Kapalıçarşı Tarihi

Osmanlı padişahı 2. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet, 1453 yılında İstanbul’un fethini gerçekleştirdikten sonra bu fetihten yalnızca 8 yıl sonra 1461 yılında Kapalıçarşı’nın yapımını başlatır. Kapalıçarşı’nın kuruluş tarihi olarak da bu tarih kabul edilir. Yani bugünden bakıldığında 557 yıl önceye tarihlenmiş bir yapıdan söz ediyoruz. İstanbul’u kendisine başkent olarak kabul eden Osmanlı İmparatorluğu, ekonomik anlamda başkenti için kritik bir merkez olarak tasarladığı Kapalıçarşı ile hedefine ulaşmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in torunu Kanuni Sultan Süleyman tarafından ise bugün halen varlığını sürdüren ve pahada yüksek eşyaların satıldığı büyük çarşı inşa edilerek Kapalıçarşı, son halini almıştır. İstanbul ekonomisinin merkezi olan Kapalıçarşı’ya en kolay ulaşım yollarından biri de Sultanahmet üzerinden Çemberlitaş yönü ile Beyazıt semtidir. Yerli ve yabancı turistlerin de uğrak yeri olan Kapalıçarşı, nasıl ki Osmanlı’da ekonominin tayin edicisi olmuşsa bugün de esnafı ve altın borsası ile halen yerel ve ulusal ekonomide belirleyiciliğini devam ettiriyor.

Kapalıçarşı

Kapalıçarşı Özellikleri 

Peki, bu değerli binanın ya da bir başka deyişle tarihi devasa yapının öne çıkan özellikleri neler? Öncelikle Kapalıçarşı’nın kapılarından başlayalım. Kapalıçarşı’da tam 10 adet ana kapı var. Evet tam 10 kapı. Bu kapılar, yapının nasıl dallı budaklı bir şekilde tarihi yarımadaya yayıldığının da ispatı. Kapalıçarşı’da yer alan kapıların isimleri ise Kuyumcular, Sepetçihan, Takkeciler, Çarşıkapı, Tavukpazarı, Zenneciler, Beyazıt,  Nuruosmaniye, Çuhacıhan ve Mahmutpaşa şeklinde. Fatih Sulyan Mehmet zamanında yaptırılan bölüme iç bedesten deniliyor. Bizans döneminden kalma bir yapının revizesi olarak tahmin edilen ve Kapalıçarşı’nın çekirdeği olarak kabul edilen bu bölümden sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan bölüm de Sandal Bedesteni ismiyle anılıyor.

Rakamlarla Kapalıçarşı 

Kapalıçarşı’nın toplam alanı ise 45.000 metrekare. İstihdam gücüne bakıldığında ise 200.000 kişiye ekmek kapısı olan bu dev yapı, günde 300 ila 500 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer. 97 farklı sektör kategorisinde ürünün satıldığı Kapalıçarşı’da sabahtan akşama kadar alışveriş yapmanın yanı sıra günlük bir çok ihtiyacınızı gidermeniz de mümkün. İçinde yer alan polis karakolundan sağlık ocağına altın rafinerisinden tarihi lokantalara, postanesinden banka şubelerine  kadar adeta bir mini şehir denilebilir. Günümüzde bile bu kadar çok yapıya ev sahipliği yaptığı düşünülürse Osmanlı döneminde insanlar için ne kadar önemli olduğu tahmin edilebilir. Türk kahvesinin en okkalısından kebabın en lezzetlisine kadar Türk mutfağından damak tadınıza hitap edecek pek çok farklı alternatifi tarihi dokuya adapte olmuş biçimde yaşayacağınız bir yer Kapalıçarşı. Çarşının çok büyük olması daha içeri girer girmez sizi ürkütebilir, girdiğiniz yeri bulamayacağınız düşüncesine sizi sevk edebilir. Tabi ki içeride pek çok yönlendirme levhası var ve yukarıda adını saydığımız kapıların isimlerini de sık sık bu tabelalarda göreceksiniz ama neyin nerede olduğunu bilmiyorsanız işiniz zor. Kapalıçarşı hakkında öncesinde sıkı bir çalışma yapmanız ya da yanınıza bilen birini rehber olarak almanız işinize yarayabilir ama bu masalları andıran çarşıya bir kapısından girip aklınıza estiğince gezerek kaybolmanız en güzeli. Kapalıçarşı’nın Pazartesi’den Cumartesiye saat 08.30 ile 19.00 arasında açık olduğunu ve Pazar günleri de kapalı olduğunu hatırlatalım.

Kapalıçarşı

Kapalıçarşı esnafı denilince akla ilk gelenler kuşkusuz halıcılar ile kuyumcular.  Bu iki sektör, yabancı turistlere satış yapma ve dolaylı olarak ihracat konusunda mahir. Tıpkı Orta Doğu’nun otantik pazarları gibi Kapalıçarşı’da da pazarlık makbul. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Kapalıçarşı tam da bu nedenle esnafın harman olduğu yer denilebilir. Burada yaşayan ticaret kültürü ve ortaya çıkardığı yaşantı biçiminden enfes netlikte bir Türkiye fotoğrafı çıkarmanız mümkün.  Rakamlarla Kapalıçarşı’yı anlatmak gerekirse; bugün 64 adet cadde ve sokağa sahip olan bir yerden bahsediyoruz. İçinde 16 adet han bulunan Kapalıçarşı, 1800’lü yıllarda yaşanan depremden önce bu sayıdan daha fazla hana sahipti. Yukarıda yer verdiğimiz 10 kapının yanında diğer yan kapılarla birlikte toplam 22 adet kapıya sahip olan Kapalıçarşı, 3600’ün üzerinde dükkanı ile dünyanın en büyük ve de kayıtlara göre en eski alışveriş merkezi özelliğini taşıyor.

Son yapılan büyük bir ihaleyle tüm çatılarının onarım ve yenilemeden geçeceği Kapalıçarşı, yalnızca İstanbul’un değil, ülkenin de göz bebeği bir değer. Kapalıçarşı’ya gittiğinizde içindeki ve çevresindeki ilham verici tarihi atmosfer sizi saracak. İstanbul’da, günümüzün modernleşme rüzgarına rağmen 557 yıldır ayakta kalan ve hala önemini koruyan Kapalıçarşı’ya gitmediyseniz mutlaka programınıza alın.