Magydos Antik Kenti / Antalya

Magydos Antik Kenti

Magydos Antik Kenti Antalya şehir merkezine 8 km uzaklıkta, M.Ö. 4. yüzyılda kurulduğu tahmin edilen bir kenttir. 2400 yıllık tarihi geçmişe sahip kent, bugün Karpuzkıran Plajı olarak bilinen bölge ile askeri bölgenin arasında kurulmuş bir liman kentidir. Antik coğrafyacılar Magydos’u Katarrhaktes (Düden) ırmağı ile birlikte andıklarından, adının bu esrelerde geçmesi nedeniyle elde edilen bilgilerin dışında hakkında söylenebilecek çok fazla bir şey yoktur. Çünkü Magydos Antik Kenti’nin Antalya şehir merkezinin içinde yer olması, zamanın kazılar yapılmaması nedeniyle, belki de kuruluşunun Perge, Aspendos, Side gibi Likya Uygarlığı’nın ve Likya Birliği’nin en gözde olan şehirlerinden çok daha eski olduğu ve bunun M.Ö. bin yıllarına kadar uzanabileceği görülebilecekti.

Düden Irmağı / Antalya
Düden Irmağı
Düden Şelalesi
Düden Irmağı
Düden Irmağı
Düden Şelalesi

 

 

 

 

 

 

 

Bazı yabancı araştırmacılar “Lara Bölgesi’nde Antalya’dan önce kurulan Magydos Antik Limanı’nın, sonraları Antalya’nın  ikinci bir limanı olarak işlev gördüğü” yönünde varsayımlarda bulunmuşlardır. Fakat bugün bu bölgede bir zamanlar Antik döneme ait Magyrdos adında bir liman kenti olduğunun farkında olan insan sayısı çok azdır. Hem tarihi hem turizm hem de sosyo-çevresel faktörler bakımından, antik kente ait bölgede gerekli tanıtım ve bilgilendirmelerin olmaması, insanlık tarihi, bölgesel kültür, eğitim ve turizm açısından büyük bir eksikliktir. Yine de kentin varlığından haberdar olmamızı sağlayan kent kalıntıları arasında liman, hamam, sur kalıntıları, dükkâna benzeyen yapı kalıntıları ve su kemerinin bulunması, elde olanlara dahi en kısa zamanda sahip çıkıp, gerekiyorsa kazı çalışmalarının başlatılması açısından önemli bir çalışma olacaktır.

Antalyalı Yerel Tarihçisi Hüseyin Cimrin

Kıyıda sur kalıntıları ile dükkâna benzeyen bu yapı kalıntıları ile birlikte liman dışındaki diğer yapılar, harç ve moloz taşlarla inşa edilmiş, geç devir karakterine ait olduğu saptanmıştır. Antalya Müzesi sayesinde envanter kayıtları yapılan antik kente ait bu kalıntıların çoğu, bugün askeri dinlenme kampının binalarının altında kaldığını söyleyen, Antalya’nın sivil tarihçisi Hüseyin Cimrin’in 1961 yıllarda, şelale ve antik su kemeri altında çekindiği fotoğraf sayesinde, Magydos Antik Kenti’ne ait bu kalıntıların nasıl olduğu konusunda bir fikir sahibi olabilmemiz sevindirici olmakla birlikte, tarihe verdiğimiz değerin anlaşılması bakımından da oldukça önemli bir tarihi belgedir.

Bugün halen deniz içinde rıhtım kalıntıları, liman ve tesislerine ait olduğu görülebilen bir takım kalıntılar vardır. Limanın hemen gerisinde liman hamamına ait tonozlu bir bölüm, hamamın su ihtiyacını sağlayan su kemerleri, hemen aşağısında Düden Çayından gelen küçük bir şelale yer almaktadır. Suyunun şifalı olduğuna inanılan bir kaynak ve oldukça ince kumu nedeniyle 1960’dan 1970’li yıllarına kadar Antalyalıların rağbet ettiği plaj, özellikle romatizma rahatsızlığı olan hastalara iyi geldiği inancıyla gömüldükleri kumda yaptıkları güneş banyosu nedeniyle oldukça hareketliydi. Suyu çok derin olmadığı için yüzme bilmeyenlerin de rağbet ettiği bu plajın en çok keyif alınan özelliğinden biri de, kuma gömülenlerin, vücutlarını kumdan arındırmak için şelalenin altına gidip keyifli bir duş yaparak eğlenmeleriydi. Bugün halen Antalya’nın en güzel plajlarından olan Karpuzlu Plajının özellikle sıcak yaz aylarında bir taraftan hafif ılıyan, tuz oranı yoğun olan Akdeniz sularının yanı sıra, suyu daha serin olan şelalenin soğuk ve tatlı suyunu tercih alternatifi sunması açısından da oldukça önemlidir.

Limanın hemen gerisinde tıpkı Alanya’da korsanlara ait liman hamamında olduğu gibi, liman hamamın ait tonozlu bir yapı mevcuttur. Hamamın su ihtiyacı, su kemerleri vasıtayı ile hamama ulaşıyordu. Onun hemen aşağısında su kaynağı ise kimbilir kaç asırdır üstünde yaşayan insanlara şifa dağıtıyordu?

Magydos Antik Kenti’nin Dikkat Çeken En Büyük Özelliği Sikke Basması

Magygos Antik Kenti, Roma İmparatorluk devrinde, İmparator Domitian’dan İmparator Gallienus’a kadar sikke basması nedeniyle, o günkü önemini ortaya koymuştur. Magydos Antik Kenti’nde basılan bu sikkelerin bugün çoğu, Avrupa’nın çeşitli müzelerinde sergilenmektedir. Bunlar;

Domitian (M.S. – İ.S. 81-96)              Trajan (M.S. 98-117. 3.82) –

Hadrian (M.S. 117- 138)                   Antoninus Pius (M.S. 138-161) –

Marcus Aurelius (M.S. 161-180)       Lucius Verus (M.S. 161-169) –

Plautilla (M.S 202-205)                     Geta (M.S. 161-169)

Macrinus (M.S. 217-218. 11.87)       Julia Soaemias (M.S. 218- 222)

Severus Alexander– (M.S. 222-235)  Maximus (M.S 235-238)

Philip II (M.S. 244-247)                     Trebonianus Gallus (M.S. 251-253)

Volusian (M.S. 251-253)                    Valerian I (M.S. 253- 260)

Salonina (M.S. 253-268)

Sikkelerdeki Hermes Tasviri

“Pamphylia Bölgesi’nde yer alan Aspendos, Attaleia, Lyrbe, Magydos, Perge ve Sillyon kenti olmak üzere toplam 6 kentin sikkeleri üzerinde Hermes tasvirine rastlanmıştır. Bu bölgedeki kentlerin sikkeleri üzerinde 2 ana tip göze çarpmaktadır: Ayakta Duran Hermes ve Oturan Hermes.”

Antik dönem coğrafyası içerisinde geniş bir alanda yayılım ve tapınım bulan Hermes’in sikkeler üzerindeki tasvirlerinden yola çıkılmasının sebebi de, sikkelerin tanrı Hermes’e yaraşır bir şekilde ticaretle elden ele dolaşarak onun şanını ve görüntüsünü/tasvirini geniş bir alana yaymalarıdır. Latince “pazar” anlamına gelen mercatur terimi de Hermes’in Latin dengi Mercurius’tan gelir.[1]

Pamphylia Bölgesi’ndeki Perge kentinde tefecilerin, gayri meşru işlemlerini “Hermes parası” denilen bir kuruşla aklamaları ise,[2] bu bölgede Hermes’in nitelikleri (sahtekârlığın, hırsızların, kurnazlığın, refahın, yalancıların, serserilerin[3], “Hermes” ve alışverişin koruyucu tanrısı[4] hakkında bize bilgi vermektedir. Ayrıca bu bölgede Hermes, Magydos kentinin M.Ö. II.-I. yüzyılları arasına tarihlenen sikkesi hariç, hep Roma İmparatorluk Dönemine ait sikkeler üzerinde görülmektedir.”[5]

MAGYDOS ANDREAS AYAZMA KİLİSESİ

Magydos Antik Kenti’nde, Cumhuriyet Dönemi öncesinde, Hacı Despina Malimatoğlu tarafından Rum Sefarettinidi’in çiftliğine bir kilise yaptırılmıştır. Bu kilisenin yanında bulunan ve “Ayazma”[6] denilen su kaynağının bazı hastalıklara iyi geldiği inancının yaygın olması nedeniyle, Antalyalı Rumlar bu kiliseye ve suya rağbet gösterirler, çocuk sahibi olamayan kadınlar, çocuk sahibi olmak için dilekte bulunurlar, sonrasında çocuk sahibi olmuşlarsa, Azizin adı olan “Andrea” adını koyarlardı. Bu ritüeller, her yıl 19 Ağustos’ta düzenlenen “Aya Andreas Yortusu “ile kutlanırdı.

Pamfilya Magydos Kenti Metropoliti Aziz Nestor

Aziz Nestor (Kutasal Şehit Nestor) /                                      Selanik Şehidi

Nestor 01Apostol Anrea Protoklios’un Yortusu 30 Kasım’dı ve fakat buradaki “Andrea, Stratilatos idi. İ.S. 249 yılında Bizans İmparatoru Dekios döneminde tüm imparatorluk eyaletlerinde ilan edilmek üzere imparatorluk fermanı çıkartılmış ve buna göre “Hristiyanlığa inanan her vatandaşın hangi cinsten ve yaştan olursa olsun, bu inançlarından vazgeçip eski tanrılara inanmalarının sağlanmasını, emirlere uymayanların işkence ile acımasızca cezalandırılmalarını” emrediyordu. Yazar Grigor Nyssi’nin anlattığına göre, bu emre istinaden ilk işkence gören ve öldürülen İ.S. 251 yılında Magydos (Lara) Piskoposu Nestor olması nedeniyle, Piskopos Nestor anısına her yıl 2 Mart’ta bu kilisede ayin düzenlenirdi.

Selanikli ve Magydos Antik Kenti Metropoliti Şehit Aziz Nestor’un Şehit Edilmesi

nestor34
Nestor’un Aziz Demetrios’u hapishanede ziyareti.

“Mesih’in düşmanı, İmparator Maximian, insanlar için çeşitli oyunlar ve eğlenceler düzenlerdi. Bu oyunlarda imparatorun favorisi, Golath benzeri bir boy ve güç olan Lyaeus’un adıyla bir Vandaldı. İmparatorun gladyatörü olan Lyaeus, her gün erkeklere karşı tek bir dövüşe meydan okudu ve onları öldürdü. Böylece, kana susamış Lyaeus kana susamış, idolatlı Maximian’ı eğlendirdi. İmparator, Lyae’nin savaşları için sütunlarla çevrilmiş, harman yerine benzer özel bir sahne inşa ettirdi. Spearslar (Orta Çağ mızrakları), yukarı doğru, bu platformun altına dikildi. Lyaeus güreşte birisini yendiğinde, onu platformdan mızrak ormanına fırlatırdı. İmparator ve onun putperestleri, ölünceye

Lyaeus’un masum kurbanları arasında çok sayıda Hristiyan vardı: kimse Lyaeus ile düello yapmaya gönüllü olmadığında, imparatorun Hristiyanlar tarafından tutuklanması ve onunla düelloya zorlanması emretti. Pagan dünyasının bu dehşet verici eğlencesini gören Nestor’un kalbi acıyla yandı ve devasa Lyaeus’la bir düelloya girmeye karar verdi. Bu kararından öncesinde Aziz Demetrios’u görmek için hapishaneye gitti ve bunu yapmak için ondan bir nimet istedi. Aziz Demetrios onu kutsadı, onu alın ve göğsü üzerindeki Haç işareti ile imzaladı ve ona peygamberlik verdi: «Lyaeus’u yeneceksin, ama Mesih için acı çekeceksin.» Böylece, genç Nestor Lyaeus ile düelloya gitti.

Maximian çok sayıda insanla birlikteydi; Herkes, kesinlikle ölecek olan genç Nestor için acı hissediyordu. Onu Lyaeus ile düello yapmaktan caydırmaya çalıştılar. Nestor şöyle dedi: “Ey Demetrios, bana yardım et!” Ve Tanrı’nın yardımı ile Lyaeus’un üstesinden geldi, onu yere serdi ve ağır devin yakında ölümle karşılaştığı keskin mızrakların üzerine attı. Sonra bütün insanlar haykırdı: «Büyük Demetrios Tanrısı!» Ama halktan önce utanan ve en sevdiği Lyaeus için üzülen imparator, Nestor ve Demetrios’a öfkelenmişti. Bunun üzerine Demetrios’un, Nestor’un başını kesmesini mızraklamasını istedi. Böylece, Hristiyan kahramanı Nestor dünya yaşamını 306 yılında sona erdi. Rabbinin Krallığı’na yerleşmesini sağladı. Nestor’a mızraklara işkence edilirken onu izleyen bazıları tarafından alkışlanıyordu.”[7]

Silvan GÜNEŞ

Biyografi Yazarı

 

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* Antalya’nın Sivil Tarihçisi Hüseyin Çimrin

* http://www.ortodokslartoplulugu.org/azizlerimizin-hayat-hikayeleri/28-subat-magydos-piskoposukutsal-sehit-aziz-nestor/

[1] SEDILLOT, Rene (1983), Değiştokuştan Süpermarkete, Tarih Boyunca Ticaretin Öyküsü, Cep Kitapları, İstanbul, s.106.

[2] KAHN-LYOTARD, Lawrence (1981),“ Hermes” Dictionnaire des Mythologies et des Religions des societes traditionelles et du monde antique, I, (ed.Y. Bonnefoy), Paris, Flammarion, s.502.

[3] LEACH, Maria (1949), “Hermes” Mythology and Religion I,(ed.J.Fried), New York, s.493; JOBES, Getrude (1962), “Hermes (Hermeias)” Dictionary of Mythology,Folklore and Symbol, I, New York, s. 760

[4] SIEBERT, Gérard (1990), “Hermes” LIMC (Lexıcon Iconographıcum Mythologue Classicae) V-1, Zürih-Münih, Artemis-Verlag. (1990), s.289

[5] DEMİRTAŞ, Nurgül,  “Pamphylia Bölgesi Şehir Sikkeleri Üzerindeki Hermes Tasviri”, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 2, Sayı: 8, Aralık 2014, s. 233-245 <http://www.asosjournal.com/Makaleler/198347806_422%20NURG%C3%9CL%20DEM%C4%B0RTA%C5%9E.pdf>>

[6] Ayazma:  Daha çok Rumların kutsal saydıkları kaynak, pınar ya da kuyu.

[7] https://www.antiochpatriarchate.org/en/page/saint-nestor-the-martyr-of-thessaloniki/834/