Pamfilya Korsanları (İ.Ö. 180-65) / Antalya

Anadolu’da Helenistik Dönem diye adlandırılan İ.Ö. 300-30 yılları arasında başlıca siyasal güçler Batı Anadolu’da Bergama Krallığı (İ.Ö. 262-133), Güney Anadolu’da da Selökid Devleti’dir. (İ.Ö. 312-65). Ayrıca Btinya, Pontus, Kapadokya ve Doğu Anadolu’da Ermenistan Kralları bulunmaktadır.

İ.Ö. II. yüzyıldan sonra doğuda yayılmaya başlayan Romalılar, Bergama Krallığı’nın topraklarını son Bergama Kralı’nın vasiyetine uyarak kendilerininkine kattılar (İ.Ö. 133). Daha ileri gitmek isteyince Pontus Kralı Mitridat’la savaşmak zorunda kaldılar. Güneyse ise Pamfilya ve Kilikya’daki korsan kentleri Roma egemenliğini kabul etmekte, bağımsızlıklarını korumaya çalışmaktadır.

Romalıların İ.Ö. 133’te vasiyet yoluyla sahip olduğu topraklar, İ.Ö. 129’da kurulan Asya Eyaletlerine bağlandı. Ancak, Pamfilya bölgesinin de eyalete katılıp katılmadığı kesin değildir. Özellikle doğusu korsanlığın gelişimine çok uygun olduğu için bağımsız bir bölge olarak bırakılmıştır.

Başlangıçta buralarda yürütülen köle ticareti Romalıların giderek artan köle gereksinmelerini karşıladığı için korsanlık serbest bırakılmış, üstelik özendirilmiştir.

İ.Ö. 167’den sonra Romalılar Delos Adası’nı açık liman olarak ilan edince, ada hemen köle ticareti için büyük bir açık Pazar durumuna gelmiştir. “Tüccar Delos’a git, her şey satılır.” sözü, tüm bölgede yaygındır.

 

 

Alanya’da günümüzde canlandırılan korsan tekneleri turistik hizmet vermektedir.

Asya Eyaleti’nin kurulduğu yıllarda, korsanlık çevredeki krallıklarla savaşabilecek güce ulaşır. Korekesyon’da (Alanya) bir kale yaptıran korsan reislerinden Tryphon, Suriye’de kralları belirleyebilecek bir duruma gelir.

Suriyelilerin korsanlara engel olmaya çalışması ve yıpranması, Kıbrıs ve Mısırlıların da işine geldiğinden, korsanların önemi onlarca da kabul edilir.

 

 

 

 

 

        Mark Antony

Fakat zamanla korsanlar Romalılara da zarar vermeye başlamışlardır. Güçlendikçe, Romalıların ticaret kervanlarına ve Asya Eyaletinin ticaret kentlerine saldırmaya başlamış, Romalıların Markus Antonius ile yaptığı ilk saldırıyı da karşılamayı başarmışlardır. Daha sonra Antonius’un kızı da korsanlarca tutsak edilmiştir.

Roma İmparatorluğu bu durumda Kilikya Eyaletini kurarak bölgeye özel valiler gönderir. Bu durumda Kilikya ve Pamfilya kentleri valilerce vurgun yerleri olarak değerlendirilir. Aspendos ve Perge gibi kentlerin tapınak ve binalarındaki heykeller, sanat yapıtları sökülüp götürülür.

 

 

 

Pers Kralı Mitridat

Bu tarz yönetim, çeşitli siyasal güçlerin Anadoludaki egemenlikleri süresince bağımsızlığını ya da yarı bağımsızlığını korumuş, yöre kentlerinin alışmadığı bir uygulamadır. Anadoludaki tüm küçük beylikler, krallıklar, son iki yüz yıldır bizlere “Pontus Krallığı” olarak tanıtılan oysa Karadeniz Bölgesindeki Perslere ait bir krallığın olan Pers Kralı Mitridat’ın komutasında birleşerek Romalılara karşı ayaklanır. “Zamanla pontos ismi, Hellen ve Latin yazarları tarafından Pontos’lu/Pontos’a ait (= Pontikos [Ποντικός]/Ponticus) şeklinde sıfatlaştırılarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum kendini Pontos’a ait cansız nesnelerde olduğu kadar, bölgede ikamet eden halkları, insanları ve hatta kentleri niteleyen bir anlam kazanmıştır. Bu bakımdan Pontos Roma tarihçileri tarafından pekiştirilen Ποντικὴ Βασιλεία=Pontos Krallığı ifadesi günümüz tarihçileri tarafından da benimsenmiştir. Bu durum, Roma’nın devamı olan Doğu Roma İmparatorluğu’na bugün ‘Bizans’ demekle, bir fark haricinde, aynıdır. O da, Doğu Roma’nın imparatorları ve halkı kendilerini daima Romalı olarak adlandırmıştır. Bu fenomen sayısız antik kaynak ve epigrafik belgede açıkça belirtilmiştir. Fakat ‘Pontos Krallığı’ olarak isimlendirilen söz konusu krallığın hüküm sürdüğü zamanlarda gerek kralların gerekse halkın kendilerine ne ad verdikleri kesin olarak bilinmemektedir. Krallığa ait antik kaynaklar, Hellen ve Latin yazarlarının eserlerinden ibarettir. Epigrafik belgelerden günümüze ulaşan yazıt sayısı ise, oldukça sınırlıdır. Bunun nedeni, söz konusu krallığın en önemli ve aynı zamanda son kralı olan Mithradates VI Eupator’un, Roma’nın en büyük düşmanı olmasıdır. Bu yüzden Romalılar, krallığı ele geçirdikten sonra, VI. Mithradates’i damnatio memoriae’a uğratmışlar ve onu anımsatacak her türlü nesneyi ortadan kaldırmışlardır. Nümismatik eserler üzerinde ise, krallıktan ziyade basıldıkları kentin ya da kralın adı yer almaktadır.

Sonuç olarak bu krallığın antikçağda kendini nasıl tanımladığını bilmediğimizden dolayı, biz bu çalışmamızda, Roma İmparatorluk Dönemi’nden günümüze değin antikçağ yazarları ve modern tarihçiler arasındaki ortak kanıyı –communis opinio– sürdürerek, söz konusu Hellenistik krallığı ve bölgeyi Pontos olarak adlandırmaya devam edeceğiz.”[1] Bununla birlikte, zamanın ünlü coğrafyacısı Strabon’da “Makedonialılar (-Büyük İskender)  Kapodokya’yı ele geçirdikleri zaman, burası Persler tarafından iki satraplığa ayrılmış bulunuyordu. Makedonialılar ülkenin bir kısmının isteyerek, bir kısmını istemeyerek satraplıktan krallığa çevirmişlerdir. Bu krallıklardan birine Asıl Kappadokia veya Tauros yakınındaki Kappadokia hatta Büyük Kappadokia ve diğerine de başkaları Kappadokia Pontika ismini  vermişlerse de, bunlar (-Makedonia’lılar) Pontos olarak adlandırmışlardır.” diyerek, Pontus Krallığı diye ortaya atılan ismin, aslında bir coğrafyadan ibaret olduğunu ve Pontuslular diye tarif edilen krallığın gerçek sakinlerinin kimler olduğu konusunda bizlere önemli bir kaynaklık etmektedir.

İ.Ö. 88 yılında Romalıları yenerek Anadolu’dan çıkarmayı başarırlar. Mitridat, Bergama’ya yerleşir. Roma valilerinin ekonomik durumunu bozduğu kentlerin vergilerini bağışlar. Anadolu’daki egemenliği kısa süren Mitridat’ı İmparator Augustus, Anadolu’dan sürer.

Ancak bu arada Pamfilya’da ve Kilikya’da korsanlar kısa sürede yeniden gelişmiştir. Korakesiyon (Alanya) ve Olimpos başta olmak üzere birçok kentte korsanlar oldukça güçlenmiş, kebdilerine kaleler, tersaneler yaparak bir hükümet bile kurmuşlar, Batı Anadolu’dan Adriyatik Denizi’ne, İtalya kıyılarına değin açılmaya başlamışlardır.

Roma İmparatorluğu, Mitridat’ın ordusunu dağıttıktan sonra korsanlarla daha rahat ilerlemeye başlayabilmiştir. Ancak, korsanlar çok iyi gizlenmekte, Akdeniz’de en küçük gemileri bile kaçırmadan soymakta, bir izleme söz konusu olduğunda da Toroslar2a kaçmaktaydılar.

Bu durum Roma’da günlük yaşamı etkileyecek ve açlık tehlikesine bile yol açacak bir boyuta ulaştığında, Roma İmparatorluğu korsanların üzerine, Pompeius komutasında büyük bir ordu yollar. 120 bin asker, 500 gemi, 24 generalden oluşan ordu, salt Pamfilya ve Kilikya’daki korsan kentlerini istila etmek için görevlendirilmiştir.

Pompeius, İ.Ö. 65’te çıktığı seferde,başta Korakesiyon Kalesi olmak üzere tüm korsan kalelerini ele geçirerek yıktılar. Teslim olan halkı doğudaki kentlere yerleştirir, korsanlık yapılan kentleri boşaltır.
                 Pompeius, İ.Ö. 65’de çıktığı seferde Korekesiyon (Alanya) Kalesi olmak üzere, tüm korsan kalelerini ele geçirerek yıktı. 

Pompeius, İ.Ö. 65’te çıktığı seferde,başta Korakesiyon Kalesi olmak üzere tüm korsan kalelerini ele geçirerek yıktılar. Teslim olan halkı doğudaki kentlere yerleştirir, korsanlık yapılan kentleri boşaltır.

Korsanlığın engellenmesi, kentlerde yaşayanların geçim kaynağının da ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Korsanlar, Akdeniz’den kazandıklarıyla bölgede çok zengin kentler kurmuşlardır. Bu zenginlik Anadolu’dan çok sayıda insanı kendine çekmiştir. Ancak, korsanlık ortadan kalkınca, zenginliğin kaynağı da yok olmuş, bölgede kalabalık bir nüfusun yaşamını sağlayacak topraklar olmadığı için kentlerin çoğu terk edilmiştir.

Bu durum yöredeki kentlerin tarih boyunca yinelenen yazgısı olmuştur. Zaman zaman yapılan saldırılar karşısında terkedilecek, zaman zaman da yeniden bir uygarlığın parçası olarak gelişip parlayacaktır.

 

 

 

Günümüz Alanya’sı bir zamanlar zengin korsanları kurduğu tarihi bir şehirdir.
Bugün halen korsanların teknelerine uygun, onların izlerini taşıdığı düşünülen korsan imgelerinin yer aldığı tekneler, turistlere hizmet vermektedir. Alanya’da aynı zamanda bir de Korsanlar mağarası vardır. Bu mağarada zamanında korsanların saklandığı ya da fırtınadan teknelerini korumak için barınmak amacıyla kullandıkları düşünülür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

[1] ASLAN, Murat, MITHRADATES VI EUPATOR (Roma’nın Büyük Düşmanı), Odin Yayınları, Eskiçağ tarihi Dizisi 1, ISBN:978-975-9078-02, s 12, 13. <<https://www.researchgate.net/profile/Murat_Arslan/publication/255815815_MITHRADATES_VI_EUPATOR_Roma%27nin_Buyuk_Dusmani/links/0c960520b75aac7050000000/MITHRADATES-VI-EUPATOR-Romanin-Bueyuek-Duesmani.pdf >>

  • Yurt Ansiklopedisi, Türkiye, İl İl: Dünü, Bugünü, Yarını, Anadolu Yayıncılık A. Ş., 1982, s 768. 769.