Perdeden Sahneye Geleneksel Türk Tiyatrosu

geleneksel türk tiyatrosu

Tiyatro, bugüne kadar yazılan tarih çalışmalarına göre kökeni ritüellere dayanan dünyanın en eski sanat dallarından biri. İnsanların tanrı inançlarına bağlı olarak antik çağlardan bu yana yaptıkları gösterilerden sözlü aktarıma ve kurgulu, yazılı metinlerin sahnelenmesine varan bir yolculuğu olan tiyatronun en eski kökenleri de yanı başımızdaki Yunanistan medeniyetine ait. Tiyatronun bu topraklardaki öyküsü ise yine Yunan – Roma medeniyetinin Ege ve Akdeniz’deki süreçlerinden sonra Osmanlı döneminde, bugün Geleneksel Türk Tiyatrosu olarak anılan bir süreçle devam etmiştir. Günümüzde Batı etkisindeki modern tiyatro ve evrensel metinlerle harmanlanarak yine bir şekilde tarz olarak kendisini gösteren Geleneksel Türk tiyatrosu, kökeni ve ari olarak yaşadığı dönem itibariyle nasıldı? Osmanlı döneminin bu değerli kültür hazinesinin keşfi için bir yolculuğa çıkalım.

 

Geleneksel Türk Tiyatrosu Türleri

Osmanlı döneminde kendisini gösteren oyun türlerinin bir bütünü olarak ifade edilen Geleneksel Türk tiyatrosu, sahne üzerinde perde arkası gölge oyunundan halkın içine karışmış seyirlik oyunlara kadar geniş bir yelpazede özel bir kültürü barındırıyor. Bu gelenek söylendiğinde akla hemen gölge oyunu, Pişekar ile Kavuku ya da İbiş ile Memiş gibi çok bilinen isimlerle İsmail Dümbüllü’nün kavuğu gelir. Gelin öncelikle Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun türlerini başlıklar altında toplayalım sonra da bunların tarihine ve uygulamalarına bakalım.

  • Kukla

  • Meddah

  • Ortaoyunu

  • Gölge Oyunu ( Karagöz – Hacivat)

  • Köy Seyirlik Oyunları

  • Seyirlik Oyunlar ( Hokkabaz,Cambaz,Çengi..)

 

Yukarıdaki türlerin iki ortak özelliği, yazılı bir metne bağlı olmayışları ve güldürüye dayalı olmasıdır. Bu nedenle konu ve kurgusu belli olup doğaçlamaya dayalı olarak sahneleme anlamına gelen Tuluat, Geleneksel Türk tiyatrosunun temelini oluşturur. Bir başka önemli özellik ise 20. Yüzyılda tiyatro kuramcısı Bertolt Brecht’in ortaya çıkardığı epik tiyatroya ait bazı unsurların Geleneksel Türk Tiyatrosu içinde de bulunmasıdır. Seyirciyle doğrudan konuşma, seyircinin bir oyunun içinde olduğunu ve karşısında bir oyun oynandığını fark ettiği yabancılaştırma, anlatıcı gibi epik tiyatroya özgü öğeler Brecht’in kuramından çok önce bu topraklarda kendisini göstermiştir.

Kukla Oyunu

Kukla oyununun kökenlerinin Orta Asya Türklerine dayandığı düşünülmektedir. Yalnızca sahnede sergilenen bir oyun olmanın dışında hem kukla oynatma hem de kukla yapımı olarak özel ustalıkların gerektiği Kukla oyunu, günümüze kadar uzanan pek çok çeşide sahiptir. Geleneksel Türk tiyatrosu içinde en baskın türler içinde yer almasa da gösterilerde, şenliklerde mutlaka yerini alan Kukla oyunu, Osmanlı döneminde çeşitli biçimler almıştır. Gösteri türüne göre ipli ve sopalı kukla ile ele geçirilerek oynatılan el ve ayak kuklası gibi türleri bulunmaktadır. Bu türler dışında bir iskemleye bağlı olan ve yalnızca dans edebilen iskemle kuklası ile araba kuklası, yer kuklası gibi alt türler de yer almaktadır. Kukla oyunu geleneksel Türk Tiyatrosu içinde özel bir yere sahiptir.

 

Meddah

Günümüzün stand –up gösterilerinin atası olan Meddah gösterisi, Geleneksel Türk tiyatrosu içinde uluslararası bir öneme sahiptir denilse abartı olmaz. Bugün Türkiye’de de sıkça rastlanan tek kişilik komedi gösterilerinin modern türünün Türkiye’den önce ABD ve Avrupa ülkelerinde başladığı düşünüldüğünde 1800’lü yıllarda Osmanlı döneminde bu sanatın icra ediliyor oluşu, uluslararası anlamını göstermektedir. Boynunda bir mendil ve elinde bir asa ile kah ayakta kah iskemlede oturarak gösterisine başlayan meddah, hikayeler anlatmaktadır. Bu hikayeler Türk tarihi, İran tarihi ve İslam tarihine dayanan ve halk tarafından çok bilinmeyen özel hikayeler olurken kıssadan hisse denilen ( Kıssa hikaye, hisse bu hikayeden size kalan ders-öz) bir finalle de hikaye bağlanır. Meddah, bir hikaye anlatıcıdır. Uzun bir hikayenin seyircinin izleğini bozmadan ve tek başına anlatılması ise özel yetenek ve birikim gerektirir. Bu nedenle meddah, hem bir oyuncu, hem iyi bir taklitçi hem lafazan hem de bir entelektüeldir. Geleneksel Türk tiyatrosu içinde yer alan türlerin hemen hepsinde görülen bir birden fazla donanımın bir araya gelmesi şartı, meddah sanatında en temiz şekilde kendisini gösterir. Meddah, kullandığı teknikte seyirciyi hem sahneyle özdeşleştirir hem de yabancılaştırır. Bu anlamda modern tiyatronun bugünkü arayışının kökleri meddah geleneği içinde bulunmaktadır. Meddahlık, İstanbul kahvehanelerinde eğlence kültürü olmuş bir halk sanatıdır.

Merhum Tiyatrocu Levent Kırca’dan Bir Meddah Örneği 

 

Ortaoyunu

Gelelim geleneksel Türk tiyatrosunun en bilinen türü olan ortaoyunu özelliklerine. Ortaoyunu, tuluat yani doğaçlama tekniğinin kullanıldığı ortaoyunu türü, içinden çok usta sanatçılar çıkarmıştır. Kel Hasan Efendi, İsmail Dümbüllü gibi isimler, ortaoyunu sanatının yetiştirdiği ustalardır.  En eski hali ile Kavuklu ve Pişekar’ın karşılıklı atışması olan Orta oyunu, daha sonra başka rol kişilerinin de katılımı ile içinde hazır cevaplık ve doğaçlama barındıran bir tür halini almıştır. Kel Hasan Efendi’nin kavuğunu ( kimilerine göre takke) İsmail Dümbüllü’ye aktarmasıyla başlayan Türk tiyatrosunda kavuk hikayesi, Dümbüllü’nün Münir Özkul’a onun da Ferhan Şensoy’a bırakmasıyla bir gelenek halini almıştır. İçinde usta – çırak ilişkisi ile bir geleneği çağdaş bir şekilde sürdürme kültürü barındıran kavuk devrinde son olarak Ferhan Şensoy da çırağı Rasim Öztekin’e kavuk devrini yapmıştır. Cumhuriyet döneminde Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular ekibinin yanı sıra Nejat Uygur, Gazanfer Özcan, Metin Akpınar – Zeki Alasya Devekuşu Kabare, ortaoyunu geleneğinin çağdaş izlerini taşıyan, halkla iç içe tiyatro yapmışlardır.

Karagöz ve Hacivat. Gölge Oyunu

Gölge Oyunu

Bu tür kimi kaynaklarda yalnızca Karagöz, kimi kaynaklarda da Karagöz – Hacivat olarak geçer. Esasen gölge oyunu zamanında Bursa’da yaşayan Karagöz ile Hacivat( Hacı İvaz) hikayesidir. Teknik olarak ise Karagöz ve Hacivat figürlerinin perde arkasında gölgelerinin gösterilmesi ve oynatıcının tıpkı kuklacının sanatı gibi hem el hem de söz mahareti ile sergilediği özel bir gösteridir. Geleneksel Türk tiyatrosu yelpazesinin özgünlüğünü ve genişliğini gösteren Karagöz – Hacivat oyunu da yine kılcallaşarak her yere yayılmış ve günümüze kadar uzanarak kült olmuş bir türdür. İlk başlarda siyasi taşlamanın da sıkça ve keskin bir şekilde yapıldığı oyun Abdülaziz döneminde bu sebepten yasaklanmış, yasağın ardından ise siyasi eleştirel özelliği yerine daha günlük konulara dönülerek bir yönünü kaybetmiştir.

 

Köy Seyirlik Oyunları

Geleneksel Türk Tiyatrosu özelliklerinin en temelini oluşturan halkla iç içe ve halkın içinde yaşama alışkanlığı, en çok köy seyirlik oyunlarında kendisini gösterir. Tiyatro oyununa istekli köy insanlarının dahil olduğu ve bu özelliği sebebiyle tam anlamıyla bir halk tiyatrosu özelliği taşıyan Köy seyirlik oyunları, özel dekorlar ve aksesuarlar yerine doğal olan her şeyi oyunu bir parçası yapmıştır. Kişisel yetenekler, doğaçlama, seyirciyle oyun sırasında doğrudan ilişki ve hatta seyircinin sahneye çıkarılarak oyuna katılması gibi özelliklere sahiptir. Bu özellikleriyle 21. Yüzyılın modern tiyatrosunda seyircinin yeniden tiyatroya katılması için yapılan teknikleri barındırır. Köy seyirlik oyunları, sanat ile halk arasında örülen duvarı ortadan kaldıran ya da bu duvarın örülmesi öncesinde zaten böyle bir duvara gerek olmadığını gösteren özgün köklere sahiptir.

 

Seyirlik Oyunlar

Daha çok şehir merkezlerinde sergilenen hokkabaz, cambaz gibi özel eğitim gerektiren gösterilerle çengi, köçek gibi hem sözsüz oyun hem de dans gösterisi içeren oyunlar ise Geleneksel Türk tiyatrosu içinde seyirlik oyunlar olarak geçer. Modern zamanın illüzyonistlerinin atası olan Hokkabaz ve yine sirk ile akrobasi gösterilerinin öncülü olan bu oyunlar, panayırlarda ve özel günlerde sergilenen özel bir kültürdür.

 

Her ne kadar Geleneksel Türk tiyatrosu denilince bu türlerin  eski kostümlü ve eski düzen halleri temsili olarak gösterilse de günümüzde hem var olan hem de arayışında bulunan tiyatro ve gösteri biçimlerinin özleri, bu gelenek içinde yer almaktadır.,

 

Kaynaklar :

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü

https://www.turkedebiyati.org

kulturturizm.gov.tr

kulturportali.gov.tr