Phaselis Antik Kenti / Likya Birliği

 

 

 

 

 

 

 

Phaselis Antik Kenti İ.Ö. 691/690 yılı civarında Rhodos kenti Lindos’un önderliğinde Pamphylia Körfezi’nin batı sahilinde kurulduğu söylenmektedir. Antalya-Kumluca karayolunun 57. km’sinde güneye dönüldükten bir km sonra antik kente ulaşılır. Kuruluş efsanesinde Rhodoslu kolonistlerin yöre halkına yerleşim halkı olarak mısır ekmeği veya kurutulmuş balık önerdikleri, yerli halkın da arpa ekmeği ve kurutulmuş balığı kabul ettikleri anlatılır. Coğrafi konumu ile önemli bir liman kenti olan Phaselis, üç limana sahiptir. Bu limanlar  yarımadanın kuzeyinde, diğeri kuzeydoğuda, üçüncüsü ise güneybatı kıyısında yer alır.  Limanları, agoraları ve şehir sikkeleri üzerindeki gemi betimlemeleri, Phaselis’in ticari liman hüviyetini vurgulamaktadır. Phaselis bazen Likya bazen Pamfilya bölgesi şehri olarak gösterilir. Gerçekte ise her iki bölgenin sınırları arasında yer almaktadır. Kuzey-Güney limanları birleştiren ana cadde Agora ile Tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturur. Güneydoğu yönündeki basamaklar Tiyatro ve Akrapolis’e ulaşım sağlar. Akrapolis’in yamacına inşa edilmiş tiyatro küçük boyutlu tipik bir Hellenistik dönem (İ.Ö. 3. y.y) tiyatrosudur. Tiyatro ile birlikte su kemerleri, hamamları ve agorası halen ayakta olup görülmeye değer niteliktedir.

Tarihçiler şehrin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğin tanrıçası Athena olduğunu, mitolojide sıkça anılan Akhilleus’un(Aşil) mızrağının tanrıçanın tapınağında korunduğunu yazarlar. Henüz yeri bulunmamış tapınak ve diğer önemli yapıların bugün ormanla kaplı Akropol tepesinde yer aldıkları düşünülmektedir.

Ticaret hayatında açıkgözlülükleri ile bilinen Phaselis’in hanımlarının yaptıkları özel saç biçimine “Sisoe” adı verilmekteydi ki Mısır tanrıçası Isis’in saç şekline benzediği söylenmektedir.

P. Servilius

İ.Ö. 2. yy.’ın 2. yarısında (yak. 130) başlayan Lykia Birliği üyeliği yaklaşık 30 yıl sürmüştür.[1] İ.Ö. 1. yy.’da Akdeniz’de yaşanan korsan olayları Phaselis’in kaderini oldukça değiştirmiştir. İ.Ö. 77 yılında korsanlığı bitirmek için bölgeye gelen Romalı komutan Publius Servilius Vatia tarafından cezalandırılmış olan kent, topraklarının bir kısmını ager publicus olarak kaybetmiştir.[2]

Ager publicus, Roma’da esas olarak savaş neticesinde elde edilen devlet arazisine verilen isimdir.

 

 

 

Phaselis’in erken dönem tarihi hakkında bilgi veren altı epigrafik belge bilinmektedir. Bunlardan en erkeni Tetragonal Agora’da bulunmuş ve Arkaik Dönem harf karakterleri gösteren bir fragmenttir.[3] Diğerleri de; İ.Ö. 5. ve 4. yy.’lardan Athena Polias, Hestia-Hermes, Apollon ve Helios için yazılan adak yazıtlarıdır. Athena’ya ithaf edilen yazıtta[4], tanrıça Athena Polias Dor diyalekti gösteren τἀθαναίαι τᾶι Πολιάδι şeklinde yazılmıştır. Athena Polias kentin en erken sikkelerinden de görüldüğü üzere Phaselis kentinin baş tanrıçasıdır ve Polias sıfatını da bundan dolayı almıştır (kentli Athena). Tanrı Helios için yazılan adak yazıtında[5] da Helios Dor diyalektinde yazılmıştır. Bilindiği üzere tanrı Helios’un en ünlü kült yeri Rhodos’tur[6]. Helios kültü Phaselis’te tıpkı Athena Polias’ınki gibi kentin kuruluşundan itibaren var olmuştur. Rhodos’lu kolonistler kendi tanrılarını yeni yerleştikleri Phaselis kentine de taşımış ve burada tanrı için bir kült kurmuşlardır.

 

Athena Polias (zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrısı)
Hestia
Hermes (Zeus’un habercisi. Tanrıların en kurnazı ve en hızlısı)
Apollon (müziğin, sanatın, hekimliğin, güneşin, ateşin, şiirin, kehanetin, bilici tanrısı)
Halios (Güneş Tanrısı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Strabon, “Önemli üç limanlı bir kent olan Phaselis’e ve bir göle gelinir, (Bu göl bu gün sazlıklarla kaplıdır.). Bunun yukarısında bir dağ olan Solma ve dağlar arasındaki uzun geçitlerin yanında kurulmuş bir Pisidia kenti olan Termessos’a uzanır. Bu uzun geçidin içinden Milyas’a[7], dağı aşan bir boğaz vardır. Büyük İskender geçidi açmak istediği için Milyas’ı yapıp yıktı. Phaselis yakınında deniz kenarında dağlar boyunca Büyük İskender’in ordusunu geçirdiği uzun geçitler bulunur. Burada Pamphylia Denizi’nin yanında ve kıyıda dar bir geçit bırakarak uzanan Klimaks adında bir dağ vardır; ve sakin havalarda bu geçitte su yoktur ve böylece yayalar için geçilebilir durumdadır ve fakat denizin kabarma durumunda ise dalgalarla önemli çapta örtülür. Şimdi, dağ aşırı giden geçit dik ve dolambaçlıdır, iyi havada halk kıyı boyundaki geçidi kullanır. Büyük İskender fırtınalı bir mevsimde ve genellikle şansa inanmış bir kişi olarak, dalgalar çekilmeden önce yola çıktı ve sonunda bütün gün boyunca askerler göbeklerine kadar suya batarak yürüdüler. Şimdi Pamphylia sınırlarına doğru kurulmuş olan bu kent” Lykia’dadır, fakat Genel Birlik’le bir ilişkisi yoktur ve başlı başına bir kuruluştur. Phaselis’ten sonra Pamphylia’nın başlangıcı ve büyük bir kale olan Olbia’ya ve oradan, büyük hacimde ve sesi uzaktan duyulabilen, çok şiddetle yüksek bir kayadan aşağı çarparak düşen ve Kataraktes olarak adlandırılan ırmağa varılır. Bundan sonra Attaleia kentine gelinir, adını kurucusu Attalos Philadelphos’tan almıştır…”[8] diyerek bölgeyi anlatmaktadır. Sırtını yasladığı ormanlarla kaplı Toros dağlarının kerestesi şehrin önemli geçim kaynakları arasındaydı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Phaselis Antik Kenti’nin üç limanının da uygun konumu, Ege ve Yunanistanla birlikte, Mısır, Fenike’ye yapılan deniz ticaretiyle kurduğu güzergah sayesinde önemli bir ticaret kenti olmayı başarmıştır.

Phaselis sikke
Phaselis sikke

 

 

 

 

 

 

 

Plaselis kenti mozaik örnekleri

Herodotos, Mısır’ın ticaret kenti Naukratis’teki[9] Hellenion’un kurulmasına katılan kentler arasında Phaselis’in de bulunduğunu bildirir.[10] Rhodos diyalektinde yazılan yazıtlar[11] ve yaklaşık İ.Ö. 250 ve 130 yılları arasındaki kent sikkeleri üzerinde anılan çok sayıdaki memur ismi[12], kentin, İmparatorluk Dönemi’ne kadar bir Rhodos kolonisi olarak Yunan soyunu koruduğunu göstermektedir. Roma hâkimiyeti altındaki yapısal gelişmeler kentin halk tabakasını oldukça değiştirmiştir. Epigrafik malzemelere dayanarak kentte Romalılaşma eğilimi ve Yunanlar ile Lykia-Pamphylia soyundan yerliler arasında etnik bir kaynaşma süreci yaşandığı gözlemlenebilir.

 

 

 

Pers Kralı Kyros
Kimon (Cimon)

Phaselis yaklaşık İ.Ö. 6. yy.’ın ortalarından itibaren sikke basmıştır.[13] Pers Kralı Kyros’un İ.Ö. 547 yılında Sardes’le birlikte tüm Küçük Asya’yı ele geçirmesinin ardından Pers egemenliği altına giren kent, bu dönemde de gümüş sikkelerini basmaya devam etmiştir. Phaselis İ.Ö. 469 yılında Kimon tarafından Delos-Attika Deniz Birliği’ne dahil edilmiştir.[14] İ.Ö. 411 yılında yeniden Pers egemenliği altına girmiştir.[15] Lykia İ.Ö. 360 yılında, Pers kralına gösterdiği sadakatinden dolayı Satrap Mausollos’a ödül olarak verilirken[16], Phaselis’in bu dönemde otonomisini koruduğu görülmektedir.[17] Kent bu özgürlüğü Büyük İskender’e kadar korumuştur. Mısır, Suriye ve Rhodos’tan ele geçen Phaselis sikkeleri, Arkaik ve Klasik dönemlerde bu bölgeler ve Phaselis arasında ticari ilişkilerin varlığına işaret etmektedir.[18]

 

 

 

 

Hamam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Büyük İskender
Antigonos Monoftal

Phaselislilerin İ.Ö. 333’de Büyük İskender’i altın taçla karşılayıp, kendi istekleriyle şehrin kapılarını açmaları, şehir tarihinin en renkli sayfalarından biridir. İskender’in doğu seferinde kışın bir kısmını geçirdiği Phaselis’in bu dönemde zambak yağı ve gülleri ile ünlü olduğu anlatılır. İskender’in ölümünden sonra kent, İ.Ö. 311 yılına kadar devam edecek olan, Antigonos Monophtalmos hâkimiyeti altına girmiştir. İ.Ö. 309-221 yılları arasında kentte, bazı kesilmelere rağmen yaklaşık bir yüzyıl boyunca Ptolemaios’ların egemenliği hüküm sürmüştür. III. Ptolemaios’un ölümünden sonra (İ.Ö. 221) kent yeniden özgür kalmıştır. Kentin, Lykia’nın III. Antiokhos tarafından ele geçirilmesinin ardından (İ.Ö. 197) otonom statüsünü koruyup korumadığı kesin olarak belli değildir.

 

 

III. Ptolemaioslar
III. Antiokhos

 

 

 

 

 

 

 

 

Ege Adaları, Atina, Rhodos ve Mısır’dan Phaselis’e ilişkin çok sayıda Helenistik Dönem yazıtı ele geçmiştir. Bunlardan en erkeni İ.Ö. 322-306 yılları arasına tarihlenen Samos’tan proksenos yazıtıdır.[19] Atina’dan İ.Ö. 306/5 yılına tarihlenen dekrette Phaselis’li Euksenides Lamia Savaşı sırasında yaptığı maddi yardımlar dolayısıyla onurlandırılmaktadır.[20] Mısır kenti Philai’dan ele geçen ve İ.Ö. 9 Temmuz 116 yılına tarihlendirilen bir yazıtta ise, bu bölgede oldukça önemli memuriyetlere getirilmiş Nestor adında bir Phaselis’linin kral VIII. Ptolemaios, eşi ve çocukları için, Isis, Serapis ve Horos’a adakta bulunduğu bildirilmektedir.[21] [22]

Phaselis, MÖ 167’de Likya Birliği’ne üye olup birlik sikkelerini basar. Bir süre komşu kent Olympos ile korsanların talanına maruz kalmasının ardından İ.Ö. 43’de Roma egemenliğine girer ki, bu dönem şehirde yeniden yapılanma ve en az 300 yıl sürecek refahın başlangıcıdır. Şehir 129’da İmparator Hadrian tarafından ziyaret edilir ve birçok yerde olduğu gibi Phaselis’te de bu ziyaret anısına tek kemerli anıtsal bir tak dikilir. Tarihçiler bu zengin dönemde şehrin Rodoslu gemicilerin getirmiş olabileceği sıtma salgınından ve zaman zamanda yaban arısı baskınları nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğinden bahsederler. Güney limandan başlayan ana caddenin girişindeki tek kemerli anıtsal tak bu ziyaretin anısına dikilmiştir. 5. ve 6. yüzyıllar Bizans egemenliğindeki yüzyıllardır ki, Phaselis 451’de Kadıköy Konsülüne katılan şehirler arasında yer alır. 7. y.y.’da Arap akınlarından sonra 8.y.y.’da yeni bir refah dönemi başlar. Phaselis 1158’deki Selçuklu kuşatmasından sonra gerek depremler ve gerekse limanının işlevselliğini kaybetmesi ardından önemini kaybedip 13.y.y. başlarından itibaren tamamen terk edilir.

5. ve 6. y.y.’lar Bizans egemenliği dönemidir ki 451’deki Kadıköy konsülüne katılan şehirler listesinde Phaselis’inde ismi geçer.

1158’de Selçuklu egemenliğine giren bölgede Antalya ve Alanya limanlarının işlevlerinin artması ile şehir önemini yitirip 13.y.y.’da tamamen terk edilir.

Limanları, agoraları ve şehir sikkeleri üstündeki antik gemi betimlemeleri Phaselis’in Mısır, Suriye ve Yunanistan arasındaki su yolu trafiğinde önemli bir ticari liman hüviyetini vurgular. Şehir özellikle gerisindeki ormanlarla kaplı Toros dağlarının kerestesini Akdeniz limanlarına sevk etmek için kurulmuş olmalıdır.

“Günümüze çoğunlukla Roma ve Bizans dönemi kalıntıları ulaşmıştır. Bunlar şehrin ana aksını oluşturan ve Kuzey-Güney limanlarını birleştiren ana caddenin iki yanında sıralanır. Cadde, agora ile tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturur. Meydanın güneydoğu köşesinde basamaklar tiyatro ve akropolise ulaşımı sağlar. Tiyatro küçük boyutlu tipik bir Hellenistik dönem tiyatrosudur. Roma döneminde sahne binasının eklendiği, Geç Bizans’ta ise sahne binası duvarının kısmen şehri koruyan yeni surların bir parçası olduğu kalıntılarından anlaşılır. Örenyerinin girişindeki virajın sağında şehrin eski surlarıyla (MÖ 3.y.y.), tapınak veya anıtsal mezar olabilecek temel kalıntılarına rastlanır. Kuzey limanı arkasındaki yamaç ise nekropolüdür.   Günümüze ulaşan en anıtsal yapı ise su kemerleridir. Şehrin ihtiyacı olan su, kuzeydeki tepede yer alan kaynaktan getirilmekteydi. Biri tiyatro karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere 3 agora bulunmaktadır. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde bugün Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alır. Şehrin diğer iki önemli kalıntısı ise şehir meydanındaki biri küçük diğeri büyük iki hamam kalıntısıdır. Özellikle küçük hamam kalıntıları Roma hamamının ısıtma sistemi hakkında bilgiler verir. Tarihçiler şehrin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğin tanrıçası Athena olduğunu yazarlar. Henüz bulunamamış olan Athena tapınağı ve diğer önemli yapıların bugün ormanla kaplı akropol tepesinde yer aldığı düşünülmektedir.”*

 

 

 

 

 

 

 

 

________________________________________

[1] Phaselis İ.Ö. 2. yy.’ın sonlarında Lykia Birlik tipinde sikkeler basmıştır. ΛΥΚΙΩΝ lejantı taşıyan bu sikkeleri tam olarak ne zaman bastığı ve dolayısıyla birliğe ne zaman girdiği çok açık değildir (Troxell, Coinage, 38, 65 vdd, 89-95; Krş. Heipp-Tamer, Phaselis, 21 vd.). Sikkeler dışında, Atina’dan ele geçen bir yazıt da bize bu konuda yardımcı olabilecek niteliktedir (IG II 1359). Atinalı bir nauarkhes’in yaptığı hizmetlerden dolayı hem kendi yurdu hem de yabancı uluslar tarafından onurlandırılmasının söz konusu olduğu bu yazıt, C. Blinkenberg tarafından 2. yy.’ın 2. yarısına tarihlenmekte ve Roma’nın bu dönemde Akdeniz’deki korsanlığa karşı yürüttüğü mücadeleler ile ilişki içine sokulmaktadır (Blinkenberg, Triémiolia, 59 vdd.; krş. Troxell, Coinage, 94 vd.). Strabon’un, 104-100 yılları arasında (169. Olympiat Oyunları sırasında) yazan Artemidoros’a dayanarak anlattığı Lykia Birliği hakkındaki pasajından ise, Phaselis’in bu dönemde Lykia Bölgesi içinde sayıldığı, fakat Lykia Birliği’ne üye olmadığı anlaşılmaktadır (Strab. XIV 3. 9).

[2] Phaselis’in P. Servilius Vatia tarafından ele geçirilmesi hakkında antik kaynaklarda geçen bilgiler için bk.: Cicero, In Verr. II 4. 21; Strab. XIV 5. 7; Orosius V 23. 22; Flor., Ep. I 41.6; Eutrop., Ab urbe, VI 3. Phaselis’in topraklarının ager publicus ilan edilmesi hakkında bk.: Cicero, Leg. Agr. II 50. Konuya ilişkin olarak ayrıca bk.: Arslan, Korsanlık Faaliyetleri, 91-118.

[3] Tüner Önen, Phaselis, 367 nr. 64.

[4] TAM II 1184; Blackman, Yazıtlar, 139: Nick Anderson Poliadin | Polycartes | poliadi olacaksın | nakliyeden | söylendi

[5] Adak – Tüner – Şahin, Inschriften aus Phaselis, 3, no. 1: Paslanmaz çelik ve diğer tüm tanrıların ieritefsas Aliu.

[6] Krş. Matern, Helios und Sol, 10 vd

[7] Miles: Homeros, şimdikilerde Lykialıların oturduğu toprağa nice zamandan beri “Milyas”, orada yaşayan halka da “Solymler” dendiğini, Sarpedon ve Mynos, Europe’nin oğullarının, Girit Adası’nın krallığı üzerine kavgaya tutuştuğunu, Minos üstün gelip, Sarpedon yandaşlarıyla sürülünce, Anadolu’ya Milyas’a geldiğini ve onlara hükümdar olduğu sürece Girit’deki adlarını koruduğunu ve komşularının da onlara “Termiler” dediğini, sonra Atina Kralı Pardion oğlu Lykos’un  buraya geldiğini, kardeşi Aigeus’un onu yurdundan buraya sürdüğünü, onun da Termiler Ülkesi’nde  Sarpedon’a sığındığını ve şimdi artık bu insanlara Lykos’un adıyla “Lykialılar” dendiğini ve geleneklerinin yarı Girit yarı Karia” olduğunu yazmaktadır. Strabon Milyas toprağını Termessos Geçiti’nden Sagalassos ve Apameia’nın egemenlik alanına dek uzatırken, doğu-batı sınırını çizmez. Yaşlı Pilinius, Likya Birliği Kentlerinden Arykanda’yı da Milyas’a verir: gerçekten de ora halkı arasında kendini Milyaslı sananlar vardır.

[8] Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası, Kitap: XII-XIII-XIV, Çeviren, Prof. Dr. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yayınları,  s.249, 251,

[9] Naukratis kenti Nil’in Kanopos ağzının doğu kıyısında, denizin ve Helenistik Dönem başkenti olacak Aleksandreia’nın 80 km. ve XXVI. dynastlığın başkenti olan Sais’ın 16 km. uzağında yer alır.

[10] Hdt. II 178.

[11] Yazıtlardaki Rhodos’la dilsel akrabalık hakkında krş. Brixe, pamflia 122; H. v. Gelder, bk .: H. Collitz – F. Bechtel (ed.), Yunan lehçesi yazıtları III.1 (1899), 660’ın koleksiyonu: “Rhodian’ın kuruluşunun çıktının lehçeyi kanıtladığı”. Adak, sömürgeleştirme, 41 vd.

[12] Heipp-Tamer, Phaselis, 56 vdd. ve. 124

[13] SNG, Lev. 143, hayır. 4389-4392; Aulock, Lykien, 48 CEO; Heipp-Tamer, Phaselis, 25 vdd.

[14] Plut. Kim. 12, 3 vd .; Diod. XI 60, 4 vd .; ATL 434-435, III 210, 260; Meiggs, İmparatorluk, Taf. IV nr. 22

[15] Phaselis’in, Melesandros’un seferinden sonra, 415/4 yılı vergi listelerinde geçmesi, 5. yy.’ın sonunda hala Atina egemenliği altında olduğunu ispatlamaktadır (Thuk. II 69). Fakat bundan sonra işler değişmiş gözükmektedir. Thukydides, Peloponnesos Savaşları’nı anlattığı eserinde, İ.Ö. 411 yılında geçen olaylara değinirken, Phaselis’i iki ayrı durumda zikretmektedir. İlki ünlü komutan Alkibiades’in (Thuk. VIII 88 vdd.), diğeri de Sparta’lı komutan Hippokrates’in kente gelişleriyle ilgilidir (Thuk. VIII 99). Görünüşe göre Hippokrates, Alkibiades’in ayrılmasından hemen sonra Phaselis’e gelmiştir. Phaselis’lilerin o sıra Perslerin müttefiki konumunda gözüken bir Sparta donanmasını kabul etmeleri, onların bu saatten sonra tekrar Pers tarafına geçtiklerini göstermektedir

[16] Bu konuda bk.: Treuber, Lykier, 104 vdd.; Krş. Houwink ten Cate, Luwian Population, 12; Stylianou, Commentary on Diodorus, 535 vd.; Lykia’daki Karia egemenliği hakkında ayrıntılı bilgi için bk.: Borchhardt, Herrschaft der Karer in Lykien, 183-191; Behrwald, Lykischer Bund, 39- 46.

[17] Lykia’daki Karia egemenliğinin sınırları ve Phaselis’i kapsamadığı hususunda krş. Jacobs, Satrapienverwaltung, 136; Keen, Dynastic Lycia, 235; Gygax, Lykische Gemeinwesen, 105. Elimizde bunu ispatlayacak iki delil vardır; bunlardan ilki, kentin 411’de Pers hakimiyeti altına girmesinden itibaren kendi gümüş sikkelerini basmaya devam etmiş olması (BMC 79 vd.; SNG, Lev. 143, nr. 4393-4397; Heipp-Tamer, Phaselis, 46), ikincisi de Mausollos’la müttefiklik antlaşması imzalamasıdır (TAM II 1183).

[18] Bu konuda bk.: Heipp-Tamer, Phaselis, 25-47, Lev. I-IV

[19] Çoban, Samos, 9 CEO. 5 L.

[20] IIG II2 No. 554; 329 numaralı SIG3

[21] SEC 28 1484.

[22] Kayhan Dörtlük, Dr. Tarkan Kahya, Remziye Bayroz Seyhan, Tuba Ertekin, Uluslararası Genç Bilimciler Buluşması I: Anadolu Akdeniz Sempozyumu, 04-07 Kasım 2009.

* http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/phaselis-orenyeri