Pinara Antik Kenti (Likya Yolu) – Antalya

Likya Birliğine başkentlik yapmış Ksantos Antik Kenti’nin nüfus olarak artması üzerine, yirmi kadar seçilmiş Ksantoslu aile kendilerine yeni bir kent kurmak için Ksantos (Eşen) nehri boyunca bir keşfe çıktılar. Ksantoslular yeni kuracaklar şehrin Ksantos’a yakın ve güvenlikli bir yer olmasının yanı sıra, sel riski taşımamasına da dikkat ediyorlardı. En sonunda Babadağ’ın doğu yamaçlarında, savunması kolay ve ve Ksantos nehrinin 5 km kadar yakınlığı nedeniyle su sıkıntısı çekmeyecekleri bu bölgeye yeni şehirlerini kurma karar verdiler.

 

Baba Dağ
(Bugün yamaç paraşütü yapmak için kullanılan önemli bir turistik bölgedir.

Pinara Antik Kenti
(Kral Kata Mezarları)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeni şehir kurmaya karar verdikleri Babadağ’ın yuvarlak kayalıklardan oluşmasından dolayı, yeni kentlerine Likya dilinde “yuvarlak” anlamına gelen “Pinara” adını verdiler. Ve bu kayaları, yetenekli taş ustalarının sayesinde öyle bir anıtsal mimariyle ruh verdiler ki, bu kayalara kurucularının kaya mezarlarını yaptılar. İnsan aklı, zekâsı ve estetiği ile buluşan o yuvarlak kayalar, bir anda sanatsal bir abideye büründü. Belli ki yeni bir şehri kurmanın heyecanı ile kendilerine yer arayan Ksantoslular, kendilerine yeni bir şehir kurarken, aynı zamanda buna öncülük eden krallarının da şehirleri ile birlikte gıpta ile yaşamasını istiyorlardı. Kısa zamanda kurulan şehir yeni sakinlerine de kavuşunca hızla gelişmeye başladı. Likya Birliğinde 3 oya sahip oldu. Bu şu anlama geliyordu. Kısa zamanda kurulan, bir anda gelişen ve Likya Birliğinde 3 oya sahip olan bu kentin sahipleri, hiç de sıradan olmayan kimselerden oluşuyorlardı. O nedenle şehri yöneten krallar öldüklerinde, kendilerine kral kaya mezarları yapılarak onurlandırıldılar.

Pinara Antik Kentinde sarp kayalara inci gibi dizilmiş kral kaya mezarları, bugün dahi aynı görkemiyle ayaktadır. Fakat bu bölgede halen arkeolojik kazıların başlatılmaması yüzünden, antik kent ve dönemi hakkında elimizde sağlıklı bir bilgi yoktur. Antik kentin en önemli kalıntılarından biri de Pinara Antik Tiyatrodur. 3200 kişilik olan tiyatro 27 sıradan oluşmaktadır. Şehirde Akropol, Odeon, Agora ve kilise bulunmaktadır. Aşağı Akropolün geçit vermeyen sarp yamacında sur duvarı ile desteklenen seyir teması vardır. Surun güneyinde arkasını yamaca dayamış Odeon, önündeki düz alanda agora bulunur. Aşağı akropolün alt kısmındaki su kaynağı kentin yaşam kaynağı olmuştur.

Büyük İskender
Bergama Krallığına Ait sikkeler

 

 

 

 

 

 

 

 

MÖ 334 yılında Büyük İskender Pinara’yı ele geçirmek için saldırı düzenler ve Pinara Antik Kenti kısa zamanda teslim olur.

Büyük İskender’in ölümünün ardından şehre Bergama Krallığı sahip olur. MÖ 133 yılında Bergama Krallığı’nın Roma’ya bağlanmasının ardından Pinara yeniden Roma şehri olur. En görkemli günlerini bu tarihlerde yaşayan Pinara Antik Kenti büyük bir deprem sonunda hasar görür. MS 2. yüzyılda tarım, bankerlik ve deniz ticareti yapan ve bugün dünyanın ilk belgeli hayırseveri olarak tarihe geçen Opramoas, tüm Likya kentlerine yardım etmiştir. Likya’nın en zengin ve en ünlü hayırseveri Opramoas, depremden ağır hasar gören Pinara Antik Kenti’nin kamu alanlarını da onartmış, Likya kentlerine yaptığı diğer yardımlarından dolayı, Likya Birliği tarafından dört kez onurlandırılmıştır. Opramoas hayırseverliği sadece kentlerin onarılması ile sınırlı değildir. Genç kızlar için çeyizlik, yoksullar için yemek parası, yaşlılara kefen parası vermiştir.

 

 

Bugün Antalya’nın Kumluca İlçesi MS 8. Yüzyıla kadar pek çok deprem yüzünden defalarca hasar alan kent, bu tarihten sonra tamamen terk edilir. Daha sonra bölgeye Türkler hâkim olur fakat diğer tarihi bölgeler gibi burası da kaderine terk edilir. Hatta buradaki tarihi kentten haberi İngiliz Arkeolog Charlen Fellow’un burayı keyfedip, daha sonra çok önemli heykelleri, altınları ve pek çok benzeri değerleri İngiltere’ye kaçırana kadar… İngiltere’ye götürülenler arasında hayırsever Opramoas’a ait bir yontunun da olması muhtemeldir!

 

 

Bölgenin sakinliği, yeter güvenlik önlemlerin alınmaması, yerli ve yabancı pek çok mezar soyguncuları ve antika meraklıları tarafından tahrip edildiğinden, bu bilinçsiz kazılar yüzünden kent her geçen gün tarihi ve kentsel anlamda hasara uğramaya devam etmektedir. Yolun 3 km’si asfalt, 1 km’si de toprak ve bozuk olmasına rağmen ulaşımı zor değildir. Fethiye ve Ölüdeniz’den Pinara Antik Kenti’ne özel turlar düzenlenmektedir.

Silvan Güneş

Folklor Araştırmacısı & Biyografi Yazarı