Soura (Sura) Antik Kenti / Likya Birliği

Soura (Sura) Antik Kenti

 

 

 

 

 

 

 

Soura Antik Kenti, MÖ IV. yüzyılda varlığını sürdürmüştür. Antalya, Kale ilçesine (Demre) 6 km. uzaklıktaki Sura Köyü’nün yakınındaki, Myra Antik Kenti’ne yakın bir harabedir. Lykia (Likya) Birliği içinde 2 oy hakkı olan Soura Antik Kenti, Çayağzındaki Andriake harabelerinin hemen üzerindedir. Bugün Kaş’a giden yol, Sura Antik Kentinin içinden geçmektedir. Bazı kaynaklarda Sourai-Sura adıyla veya Sura adıyla anılır. Andriake’den Kaş’a giden yolda buradan geçmektedir. Soura, Hellen dilinde “Soura halkı” anlamında bir sözcüktür.

Soura Antik Kenti’nin sahip olduğu akropol oldukça küçüktür ve çevresi surlarla örülmüştür. Kuzeyde bulunan surlar dikdörtgen yapılarıyla hala ayaktayken güney yöndeki surlar hiçbir kalıntı bırakmadan yıkılmıştır. Akropolün batısında, derin bir vadi içerisinde bir Apollon Tapınağı bulunmaktadır. Antik dönemde federasyonun “kehanet” merkezi de olan Soura Antik Kenti’nde Apollon Tapınağı kalıntıları, akropol, lahitler ve kaya mezarlarını görebilirsiniz. Hatta Soura’da bulunan üstü lahit olan anıtsal mezar Likya’daki en büyük lahit olarak biliniyor.  Kayaya oyulmuş olarak kalan basamaklar, akropolden buraya merdivenlerle inildiğini göstermektedir. Tapınak in antis[1] planlı, dor nizamındadır. Arka cephede triglif[2] ve metop sırasının bir bloğu hâlâ görülebilir.

                         Apollon Tapınağı
Soura Antik Kentinde üstü lahit olan anıtsal mezar, Likya’daki en büyük lahit olarak biliniyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kehanetin yapıldığı kaynak akropolün dibinde bulunur. Rahipler burada et dolu şişleri suya batırarak balıkların eti yiyip yememesine göre kehanette bulunuyorlardı. Tapınağın gerisinde oldukça harap durumdaki Bizans kilisesinin yıkıntıları görülmektedir. Asfalt yoldan vadiye bakıldığında bu yapılar bu güzel vadi içinde izlenebilmektedir.Sura’ya çok yakın bir yerleşme yeri de aynı yol üzerinde, birkaç km ilerideki Gürses’teki “Trabenda Antik Kenti”dir. Antik ismi ve tarihi hakkında pek bilgimiz olmayan bu şehirde de sur kalıntıları ve lahitler vardır. Lahitlerin büyük çoğunluğu Roma Devri’ne aittir. MÖ V. yüzyıla ait kabartma figürlü lahit Lykia (Likya) tipindedir. Akropol doğu ve batıdan sur duvarları ile çevrilidir.

Antik tarihçilerin Soura’nın Apollon’un kehanet merkezlerinden biri olduğunu ileri sürmüşlerinin dışında, elimizde Soura hakkında yeterince bilgi yoktur.  Lykia’nın diğer kentleri gibi MÖ IV. yüzyılda varlığını sürdürmüştür.

Kentin akropolü oldukça küçük bir alan kapsamış ve kalın bir surla çevrelenmiştir. Sur duvarları kuzeyde dikdörtgen şeklinde bir kaleyi oluşturur. Güney yönündeki kulenin hiçbir iz bırakmadan yıkıldığı sanılır. Surlara bitişik odalar ve bunların açıldığı koridorlara diğer kentlerde rastlanamamıştır.

Akropolün güney-doğu köşesinde kayalara oyulmuş, Lykçe yazılı bir heykel kaidesi ile Apollon Sorias kültünü yansıtan rahip listelerini içeren bir stel dikkati çekmektedir. Akropolün batısındaki Apollon mabedine kayalara oyulmuş merdivenlerle çıkılmaktadır. Yan duvarların öne doğru çıkarılıp uzantıları arasına iki sütunun yerleştirildiği İn antis plânlı, dor üslûbundaki mabedin hemen yanı başında da kehanetin yapıldığı kaynak suyu vardır. Mabedin arkasındaki alanda ise yıkılmış bir Bizans kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Soura Antik Kenti’ne Nasıl Gidilir?

https://www.youtube.com/watch?time_continue=105&v=DMebhpRcYnQ

http://www.tripmondo.com/turkey/malatya/battalgazi/videos-from-battalgazi/

http://yalcin.eu/index.php/tr/likya-kesif-rehberi/antik-sehirler-map/soura-tr

_______________________________________________________

[1] İn antis: Ante duvarları arasında tek sütun bulunan tapınak tipidir. Arkaik Dönem’de ve çok seyrek rastlanır.

[2] Triglif, klasik mimaride Dor frizinin dikey olarak kanalize edilmiş tabletleri için kullanılan mimari bir terimdir. Dolayısıyla Dor frizindeki triglifler arasındaki dikdörtgen oyuklara “metop” denir. Kanallar arasındaki yükseltilmiş boşluklara Latince femur, Yunancada ise meros denilmektedir.