Telmessos Antik Kenti / Likya Birliği’nden Karya Satraplığına

Bu günkü yazımızın konusu Telmessos Antik Kenti! Sakın ola Telmessos Antik Kenti ile Termessos Antik Kenti arasındaki isim benzerliğini ve ikisinin bambaşka antik kentler olduğunu birbirine karıştırmayınız. “Likya Birliği” başlığı altında, Likya Uygarlığını ve kentlerini konu alan yazılarımdan oluşan yazı dizisini takip edenler, Termessos Antik Kenti ile ilgili yazımı da okumuşlardır! Henüz yeni okuyacak olanlar için yazının uzantısını ekliyorum. http://blog.delphinhotel.com/termessos-antik-kenti-likya-birligi/

Telmessos Antik Kenti, Türkiye’nin Güneybatısı’nda bugünkü Muğla İli’nin Fethiye İlçesi’nin sınırları içerisinde, Antalya’nın 30 km kuzeybatısındadır. Güllük Dağı’nın güneybatısında ilçenin tarihteki ilk yerleşim yeri olma özelliği taşımış, tarihler boyunca önemini korumuş bir yerleşim yeridir. Likya – Karia sınırında bir kıyı kenti olan Telmessos Antik Kenti’nin kökeni hakkında pek fazla bilgi toplanamamıştır. Antik çağdaki ismi Telmessos olan antik kentin isim anlamı kesin olarak bilinmemekle birlikte, söylentilere göre ismini Apollon’un oğlu Telmessos’tan almıştır.


Akdeniz kıyı şeridinde kurulduğundan bu yana antik şehrin bulunduğu bölgede, yerleşimin kesintisiz olarak günümüze kadar geldiğini görmekteyiz. Telmessos Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda elde edilen filolojik bazı tespitlere göre şehrin kuruluşunun M.Ö. 3000’lı yıllara kadar gitmesine rağmen bunu kanıtlayacak somut bulgulara henüz tam olarak ulaşılamamıştır.

Suidas’ın kentin kuruluşu ile ilgili olarak anlattığı bir mitolojik hikaye ise şu şekildedir; Troia Savaşı’nın başladığı dönemde, Atinalılardan elçi olarak gelen Odysseus’la Menelaos’u evine kabul eden Antenor’un (Troia’lı ihtiyar) kızına âşık olarak, köpek kılığına girip ilişki kuran Apollon’dan olma çocuğa Telmessos adı verilir. Doğan bu çocuğun adına izafeten Likya sınırlarında aynı isimle Telmessos kenti kurulur. Böylece Apollon çocuğunu bu yeni kente kâhin olarak tayin eder. M.Ö. 547 yılında Pers generali Harpagos’un eline geçerek Karya Satraplığı’na bağlanır. M.Ö. V. yüzyılın ortalarında Attik – Delos Birliği’ne katılan şehir daha sonra birlikten ayrılarak bağımsız kalmıştır. M.Ö. IV. yüzyılda Lykia Birliğini oluşturma gayreti içindeki Limyralı Perikles’in Telmessos’a sefer açtığını ve onun birliğin içine girmesini sağladığını biliyoruz. Perikles’in (M.Ö. 360) hâkimiyetine son veren İskender, Telmessos’u alarak kentin kralını yine şehrin başında bırakmış, ancak komutan Nearkhos’u da genel Lykia valisi atayarak yoluna devam etmiş, bu şekilde Telmessosluların gönlünü almaya çalışmıştır. Ancak Kral Antipatrides bir müddet sonra Vali Niarkhos’a karşı çıkmışsa da Nearkhos bir kutlama için şehre müzisyenler göndermiş, müzisyenlerin aletleri arasına kılıçlar saklayarak şehri zapt etmiştir. Telmessos, İskender’in ölümünden sonra bir müddet Ptolemaiosların yönetiminde kalmış, M.Ö. 189’dan sonra Bergama Krallığı’na bağlanmış Bergama Kralı III. Attolos’un ölümünden sonra topraklarını Roma’ya bırakan vasiyetnamesi ile de doğrudan Roma’ya bağlanmıştır.

M.Ö. 88 tarihinde Pontus Kralı Mithridates Roma topraklarına saldırmışsa da yapılan savaşta yenilmiştir. Bu savaşta Roma’nın yanında yer alan Rodos’a, Telmessos ve kıyı şeridi armağan olarak verilmiştir. Bu dönem içinde, diğer Lykia şehirleri gibi Telmessos da Rodoslulardan şikayetçi olmuş ve sonunda Roma Lykia’yı Rodoslulardan geri almıştır. Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, M.S. VII. yüzyıldan sonra Arap akınları ile önemini kaybetmiştir. VII. yüzyılda II. Anastasius Telmessos’a kendi adını vererek Anastasiupolis demiş, fakat bu isim fazla tutmamıştır. 1424’de Osmanlı topraklarına katılan Telmessos’a “uzak şehir” anlamına gelen Makri, daha sonrada Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey’in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir. 1850’lerde Telmessos’u gören C. Texier’in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro o zaman görülebiliyormuş. C. Texier’den sonra 1856’da meydana gelen büyük deprem bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.

 

 

 

 

 

Tarih boyunca bölgede birçok savaş yaşanmıştır. Yaşanan bu savaşlarda her seferinde el değiştiren kent yakılıp yıkılmıştır. Ayrıca kurulduğu dönemden günümüze kadar yaşanan depremlerle de hayli tahrip olan antik kentten günümüze kaya mezarlarıyla  beraber birkaç lahit mezarın dışında pek kalıntı kalmamıştır. 19. yüzyılda yaşayan gezginlerinin bahsettiği notlarda ve dönemin gravürlerde geçen Telmessos tiyatrosu, tamamen toprak altındaydı. Bugünkü Fethiye, 1957 yılında gerçekleşen depremden sonra bugünkü yerinde kurulmuş ve Telmessos’un iskele yakınında bulunan tiyatrosu Fethiye Müzesi’nin yakın zamanda yaptığı kazı çalışmasıyla birlikte bu antik tiyatro gün yüzüne çıkartılmıştır. Tiyatro konum ve plan itibarıyla Helenistik dönem özelliklerini yansıtmakla birlikte, günümüze ulaşan kalıntılar daha çok Roma dönemine aittir. Roma döneminde yapılan ve M.S. II. yüzyılda onarım geçiren tiyatro 5000 kişiliktir. Şehrin ilk kurulduğu yer olan kale, bir surla çevrilidir. Bugün bu surların altında Roma, üzerinde de Orta Çağ’da yapılan surlar görülür.

Aminthas’ın Mezarı Charles Fellows’in Çizimi 1838
Amintas Kaya Mezarı’nın 1838 yılında Charles Fellows’un çiziminden günümüze kadar gelen takriben 200 yıllık zamanda ne kadar yıprandığı ortadadır.
Amintas Kaya Mezarı’nın hemen yakınında, Amistas Mezarı’na benzeyen başka bir mezar daha vardır. Bu mezarın sol sütunu ne yazık ki günümüze kadar sağlam gelememiştir. Mezarlar her geçen gün tahrip olmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aminthas Mezarı’nın giriş kapısından bir detay.

Rodos Şövalyeleri bu kaleyi kullanarak bölgeye hâkim olmaya çalışmışlar, limandaki Şövalye Adası’nı kullanarak şehri denetim altında tutmuşlardır. Telmessos Antik Kenti’nden bu güne gelmeyi başaran en eski kalıntı grubu ise kaya mezarlarıdır. Şehrin akropolünün her taraftan görülen ve şehrin üzerinde görkemli görüntüsü yer alan Amyntas’ın mezarı Fethiye’nin simgesi olmuştur. Cephesi iki sütunu olan İon tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, M.Ö. IV. yüzyılda yapılmış, Hermapios oğlu Amintas yazısı nedeniyle Amintas Mezarı olarak isimlendirilen kaya mezardır C. Texirer bu mezarı 1850’lerde görmüş ve bunu belgelemek için mezar kapısının sol üst köşesine imzasını atmıştır. Amyntas mezarının yanında ona benzeyen ancak sütununun biri kırılmış, tapınak biçimli bir kaya mezarı ile başka kaya mezarları da bulunmaktadır. Şehrin içinde de Lykia tipi birçok lahit görülür. Bunlardan biri hemen bu kaya anıtlarının altındaki sokakta, bir de hükümet binası ile iskelenin yanındadır. Hükümet binası yanındaki kabartmalı lahit günümüze sağlam olarak gelebilmiştir. Kapaktaki kabartmalarda dörder savaşçı ellerinde kalkanları olduğu halde, savaşmakta, uzun giysili bir adam sağ tarafta koltukta oturmaktadır. Yan yüzlerde de figürler vardır. M.Ö. 340 yıllarına ait bu lahdin, Ch. Fellows ve C. Texier’in çizimlerinde eskiden alt kısımlarında kabartmaların olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan ve M.Ö. IV. yüzyıla ait iki lahitten birisi kabartmalıdır. Ancak bu kabartmalar çok tahrip olmuştur. Bu kaya mezarının doğu tarafındaki yamaçta bir grup kaya mezarı daha görülmektedir. Bunlardan iki tanesi tapınak cephelidir. Bir tanesi tamamlanmadan yarım bırakılmıştır.

Telmessos Antik Kenti Lahti
Telmessos Antik Kenti Lahti

Fethiye’nin çevresinde antik şehirlerle doludur. Örneğin Eşen’in kuzeybatısında, Fethiye’ye 45 km uzaklıkta bulunan Minare Köyü’ndeki Pınara harabeleri ilginç Lykia kaya mezarlarına sahiptir. Burada tiyatro, odeion ve tapınak gibi birçok yapı sağlam olarak görülür. Eşen’in güneyinde Dodurga Köyü’nde bulunan Sidyma harabelerinde de yine görülmeye değer ilginç mezar anıtları bulunmaktadır. Lykia’nın altı büyük kentinden birisi olan, Fethiye’ye 40 km uzaklıkta, Yaka Köyü’nde bulunan Tlos harabeleri de akropol, tiyatro, hamam, agora ve stadion gibi kalıntılarıyla çarpıcı bir görünüm arz eder. Bunlardan başka Fethiye’ye 25 km. uzaklıktaki Üzümlü’de bulunan Kadyanda’da stadion, tiyatro, agora ve hamam kalıntıları yer almaktadır.

Bugün olduğu gibi yüzyıllarca önce de insanlar bu güzel bölgeyi beğenmiş ve yerleşmişlerdir. Fethiye Körfezi içinde de bazı antik yerleşmeler vardır. Bedri Rahmi Koyu üzerinde Krya, Manastır Koyu üzerinde Lissa ve Lydai ile Göcek yolundaki İnlice’de Daidala antik kenti bunlardan birkaçıdır.

Doğa ve tarihle bütünleşen Fethiye’de birbirinden güzel koylar gezilebilir. 4 km uzunluğundaki tabii plajı ile Çalış ve Karagözler şehrin içindeki plajlardır. Buralarda denize girebileceği gibi Fethiye’den kalkan dolmuş motorları ile Fethiye koyları da günübirlik görülebilir. Bu oniki adalar gezisi rüya gibidir. Ayrıca 19 km uzaklıktaki Günnük ağaçlarıyla ünlü Küçük Kargı, 17 km uzaklıktaki Katranca Koyu, Ölüdeniz, Belcekız ve Belcekız’a 3 km uzaklıktaki Kıdrak, sık çam ağaçları ve berrak denizi ile ideal bir dinlenme yeridir. Ölüdeniz’den 5 – 6 km uzaklıkta, 350 m yükseklikte dağlar arasındaki Kelebekler Vadisi de ayrı bir güzellik oluşturur.

Ölüdeniz ise ayrı gezi güzergâhıdır. Burada bulunan ve 1925 yıllarında büyük bir kent olan Kayaköy, değişim yoluyla boşalmış olan taş evleriyle dikkati çeker. Kayaköy’e giderken görülen Hisarönü, modern bir konaklama ve alışveriş merkezi olmuştur.

Ayrıca Gemili Adası ve Karacaören Adaları’nın üzerleri de eskiden ne denli önemli olduklarını ispatlarcasına kalıntılarla doludur. İlçe merkezindeki müze görülebilir. Fethiye’ye 50 km uzaklıktaki bir doğa harikası olan 18 km uzunluktaki kanyonuyla ünlü Saklıkent ve Fethiye yaylaları ile Tlos yakınındaki Yaka Park sıcaktan bunalanlar için bulunmaz yerlerdir. Babadağ’da yapılan yamaç paraşütü, on iki ay boyunca yapılabilen scuba, Dalaman ve Eşen çaylarında yapılan rafting ve kano sporları ayrı bir aktivite oluşturmaktadır. Fethiye tarihi ile doğanın harika bir şekilde bütünleştiği ender yerlerden birisidir.

Yine de günümüze kadar gelen kaya mezarlar ve lahit mezarları çoğu insan tarafından oldukça ilgi görmektedir. Denizin ve güneşin bol bol tadını çıkarırken kendinize gezi programı hazırlamayı ve Telmessos Antik Kenti’ni de bu programa eklemeyi unutmayınız. Tatil yapıp bir taraftan eğlenirken, diğer taraftan da gezip dolaşarak tarihe tanıklık etmenin, bilgi dolu bir tatille unutulmaz anlarla vakit geçirmenin tadını asla doyamayacaksınız.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

 

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar:

https://www.neredekal.com/telmessos-antik-kenti/

http://www.gozlemci.net/5526-fethiye-antik-kenti-telmessos.html