Trebewana/Trebenna/Tresena/Perbaina Antik Kenti – Likya-Pamfilya Uygarlığı

Geyikbayırı-Trebenna Antik KentiTrebenna ULTRATDK trebenna ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

 

Trebenna Antik Kenti, Antalya ili, Konyaaltı ilçesine bağlı, Çağlarca Köyü’nün 2 km güneyinde, Beydağları’nın 700 m yükseklikte, orman içerisinde bir akropol kent biçimde, etrafı surlarla çevrili bir şekilde inşa edilmiştir. Antalya’nın merkezine 32 km uzaklıkta olan antik kente Çağlarca Köyü’ne kadar toplu taşıma bir araç ile gidildikten sonra orman içinde yapacağınız 2 km kadar bir yürüyüşten sonra ulaşabilirsiniz. Bir çıkıntı şeklinde tepe üzerine inşa edilmiş olan antik kentin etrafı kayalıklarla çevrilmiş durumdadır.

Geyikbayırı-Trebenna Antik KentiTrebenna GEYIKBAYIRI TREBENNA High Adventures

 

 

 

 

 

 

Roma Dönemi’nde Lykia Eyaleti’nin politik sınırları içerisinde yer alan kentin Bizans Dönemi’nde bir Pampylia kenti olarak karşımıza çıkmaktadır. Pisidia’a ya ilişkin antik kaynaklarda kentin adı Trebenna olarak geçmektedir. Adının antik kaynaklarda çok fazla geçmemesinin yanı sıra kentte ele geçen yazıtlar, az da olsa tarihi hakkında bizlere bir fikir vermektedir.  Batı Antalya Ovasında yer alan kıyı kentlerin son müdafaa yeri şeklinde düşünülen Trebenna’nın Luwi dilindeki orijinal adının “Trebewana” yani “Trebe Ülkesi” olduğu anlaşılmaktadır. Yunanca ve Latince bir anlam içermeyen Trebenna isminin ne manaya geldiği konusunda dil bilimciler henüz bir fikir beyan etmemiştir.

“İlk defa Lanckoranski ve ekibi tarafından keşfedilen kentte şu ana kadar 18 yazıt yayınlanmıştır.”[1] G. – V. Çelgin eşliğinde bölgenin epigrafik araştırmalarını yürüten B. İplikçioğlu’nun henüz yayımlamadığı 33 yazıtla birlikte kentte toplamda 51 kadar yazıt tespit edilmiştir. Bunlardan sekiz tanesinin onur, bir tanesinin bina yazısı, bir tanesi de İmparator Marcus Aurelis’un bir mektubunun üst kısmına ait olduğu, geriye kalan 41 yazıtın da mezar yazıtı olduğu saptanmıştır. Akdeniz Üniversitesi ekibinin bulduğu yazıtlarla beraber, Trebanne teritoryumu[2] içerisinde olan ve Onabora kentinin bulunduğu Gedeller civarındaki çalışmalarda elde edilen yazıtların sayısı 20 civarındadır. Böyle toplamda bilinen yazıt sayısı 70’e ulaşmıştır.

Fethiye Kalkan arasında Xanthos vadisinin güneybatı ucunda bugünkü Ovagelemiş Köyünde yer alan, Hititçe’de “Patar”, Likya dilinde “Pttara” olarak anılan Patara Antik Kenti, yapılan kazılar sonucu ele geçen kesinleşmiş somut verilere göre M.Ö. 8. yüzyılda var olduğu ve İskender’in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinmektedir. Klaudius Dönemi’nde (İ.S. 41-54) Patara Antik Kentinde bulunan, İ.S. 46 yılına tarihlenen ve  “Stadiasmus Patarensis” adı verilen “Likya Yol Güzergâhı Anıtı”nda, şehrin adının “Trebanna” olarak yer alması, kentin bu tarihlerde Likya Eyaletinin kuzeydoğusunda, Pamphykia ve Pisidia sınırlarında bir sınır kenti olduğunu göstermektedir. Bazı bilim adamlarına göre Trebenna Antik Kenti’ne ait en eski veri, üzerinde “TP” kısaltmaları bulunan ve İ.Ö. 2. ve 1.yüzyıllara tarihlenen Lykia Birlik Sikkeleri’dir. Bu sikkelerin nerede bulunduğu bilinmediğinden TP ile başlayan bazı kentlere atfedilmektedir. Bu sikkelerden dolayı Trebenna Antik Kenti’nin Helenistik Dönem’de, Lykia Birliği’nin bir üyesi olduğu[3] söylense de söz konusu sikkelerin Trebenna’ya ait olduğu oldukça şüpheli olmakla birlikte, bu dönemde Lykia Birlik Sikkeleri değil, bağımsızlık kent sikkeleri basılmaktadır.[4]

Trebenna Trebenna WikipediaTrebenna Trebenna Wikiwand“Termessos Antik Kenti’nde, Helenistik Dönemde ait olduğu saptanan bir yazıta göre İ.Ö. 281–280 yıllarında Ptolemaioslar egemenliğinde olduğu anlaşılmış ve aynı egemenliğin Trebenna’nın bulunduğu toprakları da kapsadığı düşünülmektedir. Yine Apameia barışından sonra M.Ö. 168 sonra Bergama’nın ele geçirdiği Torosların doğu tarafındaki yerler içerisinde Trebenna topraklarının bulunması olasılığı vardır. II. Eumenes (İ.Ö. 197–160) Pamphilya’nın batı topraklarını krallık topraklarına katmıştır. [5]  “İ.S. 3. yüzyıl; Trebenna için oldukça parlak bir dönem olmuştur. 13 yaşında Roma tahtına geçen, 242 yılında Asya seyahatine çıkan imparator III. Gordianus ( İ.S. 238–244 ) pek çok Lykia kenti gibi Trebenna’ya da sikke basma özgürlüğü vermiştir. Kentte III. Gordianus’a ithaf edilmiş bir yazıt bulunmamaktadır. Zaten tüm Lykia’da bu imparatora ithafen iki yazıt bilinmektedir. Fakat burada dikkat edilecek nokta ekklesiasterion[6] binasındaki yazıtta imparator ismini içeren kısmın kazınmış olmasıdır. III. Gardianus, Roma tarihinde damnatio memoriae[7] (hatıranın lanetlenmesi ya da hatıradan çıkartma olgusu) ile dolu olan İ.S. 3. yüzyıldan temiz çıkan imparatorluklardır, dolayısıyla bu ekklesiasterionun ithaf ithaf edildiği imparator lanetlemeye uğramış bir imparator olmalıdır. Kentte ekklesiasterion üzerindeki yazıttan, binanın yarısını kentin ileri gelenlerinden biri olan Solon’un yaptırdığı ve bu yapımda kamu koruluğundaki kerestelerin kullanıldığı ve geri kalan kısmının ise Solom’un torunlarınca kullanıldığı anlaşılmaktadır.”[8]

İlgili resim trebenna ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

 

Roma çağında resmen Lykia eyaletinin politik sınırları içerisinde kalmakla beraber, Bizans döneminde kesin olarak bir Pamphylia kenti olarak karşımıza çıkmaktadır. Sur duvarlarının görünen kısımları Bizans çağından kalmadır. Akropol kayalıklarında pek çok kaya odası vardır. Bunların konut ve mezar amaçlı olanları ilk bakışta ayırt edilebilmektedir. Bazıları önce mezar sonra konuttur. En özel olanı akropol girişinin hemen karşısında durandır. Roma Çağı yapıları Akropol ile Sivritepe arasında kalan düzlüktedir. Cepheleri güneydoğuya dönük ve yan yana sıralı ekklesiasterion, sebasteion ve stoa Roma dönemi kamu yapılarının yoğunlaştığı kent meydanının batı sınırını oluştururken, Elmin Nekropolü yamacındaki son kamu yapısı olan hamam ise güney sınırı belirler. Yapıya giriş, cepheyi yaklaşık üç eşit parçaya ayıran iki anıtsal kapı ile sağlanır. Roma dönemi kentinin akropolü Bizans döneminde yerleşmenin çekildiği yer olmuş, koruma duvarı ile çevrelenmiş ve Ortaçağ boyunca da kentin asıl yerleşmesi burası olmuştur. İ.S. 12. yüzyıl sonlarına kadar kent bir Bizans kenti olarak varlığını sürdürmüştür.”[9] Trebenna Antik Kenti akropolünde yerleşim yerleri, içeride Bizans döneminden kalan bir şapel, kilise, toplantı yeri ve birçok Likya tipi lahit vardır. “Trebenna nekropollerinde yapılan yeniden tarama çalışmalarında lahit sayısı 200’ü aşmış, özgün kabartmalara sahip yeni örnekler tespit edilmiştir.”**

Ä°lgili resim
Trebenna Antik KentiGeyikbayırı Mevkii, arkeolojik değerinin yanında doğal güzellikleri ve doğa spor için önemli bir bölge.

trebenna ile ilgili görsel sonucu

Ä°lgili resim

Ä°lgili resim

TU_Day4-2
Trebenna Antik Kenti’ndeki Sütun mağaraları turistlerin tırmanmak için oldukça ilgisini çekmektedir.

 

 

 

TU_Day11
Trebenna Antik Kenti Sütun Mağaraları.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İ.S. 3. yüzyılda Trebenna için oldukça parlak bir dönem olmuş olacak ki, 1 numaralı bir yazıtta kent bu dönemde kendini “Trebennalıların ünlü/şanlı kenti” olarak tanımlamaktadır.

Geyikbayırı-Trebenna Antik Kenti

Geyikbayırı-Trebenna Antik Kenti

Geyikbayırı-Trebenna Antik Kentitrebenna ile ilgili görsel sonucu

 

 

 

 

Yine 6. yüzyılda I. Justinianus hükümdarlığı döneminde (M.S. 482-565) Bizanslı coğrafyacılardan olan ve Bizans İmparatorluğunun idari bölümlerinin ve şehirlerinin her birinin listesini içeren “Sinekdimos” adlı eserin yazarı olan Hicrokles,[10] bu eserinde Trebenna’yı “Tresena” olarak kaydetmiştir. Roma’nın doğusunda kalan, Rum ve Ortadoks Patrikhanesinin etkin olduğu bölgelerde, Hristiyan kentlerin ve kiliselerin görevlileri hakkında bilgi ve hiyerarşik sıralamasını veren, günümüzde din tarihçileri açısından önemli kaynaklar arasında bulunan Notitiae Episcopatuum resmî kilise belgelerinde Trebenna Antik Kenti “Perbaina” adı ile kendini değişik adlarla göstermektedir.

“Karabel kalıntılarının Lokalize edilen ve Termessos teritoryumunda olduğu anlaşılan Typallia’dan Trebenna’ya, Trebenna’dan da Attaleia’ya yol verilmiştir. Trebenna’dan çıkan bir başka yol Onobara’ya ve oradan da denize sevk edilmiştir. Bu durumda Trebenna, Klaudius Dönemi’nde yapılan bir düzenlemeye göre yol şebekesinin doğu-kuzeydoğuda ulaştığı en son nokta olmaktadır.”[11]

Trebenna Antike Stdte an der Lykischen Kste Trebenna“S. Şahin’e göre bu dönmede belirlenen doğudaki Likya Eyalet sınırı “Çandır Vadisi’nden geçirilerek Trebenna’ya, oradan da güneydoğu istikametinde Onobara üzerinden deniz istikametinde bir noktaya kadar genişletilmişti. Buradan Kemer’e kadarki kıyı bölgesi (Kemer dahil) Pamphylia’da kalmıştı. Çandır Vadisi’nin doğu yamaçları Lykia Eyaleti’nin bir kenti olan Phaselis’e bağlanmış, batı yamaçları ise güneyde Kilanaura (Saraycık) dâhil olmak üzere Termessos teritoriumu olarak kalmışlardır.”[12] Bu bilgilerden anlaşıldığı üzere Trebenna ve Onobara Antik Kentleri Klaudius Dönemi’nde tertiplenen eyalet sınırları içerisine dahil edilmiştir. İ.S. 2. yüzyılda yaşamış olan ünlü matematikçi ve astronom Ptolemaios; “Lykie … doğudan Pamphylia’nın, Asia Eyaleti’ne olan sınırından itibaren denizdeki sınır noktası 600, 3, 360 koordinatına düşen Massikylos dağları arasında denize kadar olan kısmıyla sınırlanmaktadır.[13] diyerek hemen hemen aynı sınırları tarif etmiştir.

Trebenna’nın hemen güneyindeki Gedeller mevkiinde lokalize edilen Onobara’nın Constitutio Antoniana (İ.S. 212) ve sonrası dönemlere ait bazı mezar yazıtlarında[14] belirtilen ethnikon[15] tanımlamalarından anlaşıldığına göre, Onobara, Trebenna’ya bağlanmıştır.[16] Mezar cezalarının Trebenna’ya ödenmesi de bunu doğrulamaktadır.[17] Hurma yakınlarında bir lahit üzerinde bulunan İ.Ö. 1. yüzyıla ait bir yazıtta; esere verilen zararın ceza tahsili için Attaleia yetkili kılınmıştır. Bu durumsa Hurma, Attaleis’ya ait olmak üzere Trebenna/Onobara egemenlik alanı arasında bir sınır teşkil etmektedir.[18] Onobora, bugünkü Deveboynu merkezli ve Gedeller etrafında yayılan, batıda Hurma’ya kadar uzayan kalıntıların (Hurma hariç) tamamını içermektedir.[19]

Ä°lgili resim
Definecilerin hışmına uğramış Trebenna lahitleri.

Ä°lgili resimÇevredeki tarımsal potansiyeliyle TrebennaAnti Kenti’nin ormancılıkla ve tarımla geçindiği gibi üzüm ve zeytinyağı üretimine ilişkin önemli verilere rastlanmıştır. Aynı şekilde Onobora’da büyük bir tarım yerleşkesi olarak ve Stadiasmus Patarensis’e göre denize kolayca açılabilen konumuyla oldukça önemli bir işlevselliğe sahiptir. Gökdere Vadisi boyunca görülen kalıntıların arasından akan Sarısu, Antalya limanının hemen batısında (bugünkü denizatı tesisleri) civarlarda denize dökülmekte ve ağzı genişlemektedir. Antik dönemde su miktarının daha fazla olduğu düşünülürse, bu nehrin ağzında gemilerin yaklaşabileceği bir tesis kurulmuş olması güçlü bir olasılıktır.[20] Çünkü bu Onobara’nın gerek coğrafi konumu, gerekse Stadiasmus Patarensis’te denize verilen yolu açıklayabilmek için beklenen bir sonuçtur. Böylelikle kentin güneyindeki egemenlik alanı Sarısu ağzı civarı ve Deveboynu ile sınırlanmaktadır. Özsait ve Çelik, erken dönemde Termessos’un da bu sahilden denize açılmış olduğu ve bölge egemenliğini pekiştirdiği görüşündedirler.[21] Buradaki diğer sınır mihengi ise, Deveboynu’nun 2. Km. kuzeyinde Antalya’nın 17. km. güneybatısındaki Kızılcapınar mevkiinde bulunan, üzerinde mezar ceza tahsili için Trebenna’nın belirlediği bir lahittir.[22] Bununla beraber Gedeller’in 7. km. kuzeyinde Kocaköy mevkiinde ele geçen mezar yazıtında Hermaios ismindeki mezar sahibinin Phaselis’li olması, fakat “Teredos Kenti’nden” tanımlamasıyla gösterilmesi, Phaselis-Tenedos arasındaki bir sympoliteiaya (anlaşma) işaret etmektedir.[23]

Batıda kentin en yakın komşusu olan Typallia Antik Kentinin Helenistik Dönem’de termessos’la olan sıkı ilişkisi, Korkuteli’nin kuzeyindeki Bayat’ta ele geçmiş bir yazıtla bilinmekle beraber[24] 3. yüzyıla ait bir mezar yazıtındaki etnikon (sikke) nedenleriyle İmparatorluk Dönemi’nde Termessos’la politik bir birliği olduğu anlaşılmaktadır. İmparatorluk Dönemi’nde Termessos’la politik bir birliği olduğu anlaşılmıştır.[25] Stadiasmus Patarensis’e göre 1. yüzyıl ortalarında Termessos teritoryumu içerisinde görülen Kitanaura (bugünkü Saraycık kalıntıları) da düşünüldüğünde, Termessos teritoryumu Saraycık’a kadar uzanmaktaydı.[26] Termessos’un egemenlik alanına denize kadar indiğini düşündüren ve Roma’da ele geçmiş Lex Antonia[27] de Termessibus adıyla bilinen ve bronz bir levha üzerine yazılmış olan İ.Ö. 71 tarihli bir yasaya göre, “Pisidia’daki Termessos Maion’ün sahip olduğu adalar … kendi sınırları içerisinde kalacaktır. … Pisidia’daki Termessos Maior yurttaşlarının, kara ve deniz ticareti üzerindeki gümrük vergileri için koydukları her yasa, kendi sınırları içerisinde toplanmak üzere olacaktır.”[28] Bu metin uyarınca Termessos’un denize inebileceği ilk akla gelen yer, Trebenna’nın hemen doğusundaki topraklardır. Lex Antonia’ya göre ada ya da adalı olan ve deniz vergisi ödeyen Termessos adına böylesi bir deniz ticaretine dair herhangi bir kanıt bulunmamakla beraber, Perdikkas’ın ölümünden sonra donanmasının İ.Ö. 319 yılında Termessos yakınlarına demirlemesi ve Alketas le donanma komutanı Attalos’un karaya çıkıp Termessos’a gelmeleri[29] ve bir yazıta göre[30] İ.Ö. 281-280 yıllarında Ptolemaioslar egemenliğinde oluşu hesaba katılarak denizle ilişkisi olabileceği ileri sürülmüştür.[31] Termessos’un Attaleia yönünden denize inemeyeceğini ve Lex Antonia’da bahsedilen adalara öneri olarak sunulabilecek Sıçan Adası’nın da, Heberdey[32] ve Bean[33] gibi, metinde belirtilen adalardan olamayacağını öne sürmektedir. Ayrıca bu metnin ortak bir şablon belirlenerek daha başka kentlere de gönderilmiş olabileceğini ve kentlerin kendileriyle ilgili kısımlarını yürürlüğe koymuş olabileceklerini belirtmektedir. Dolayısıyla Termessos’un denizle ilişkisi şimdilik kesinleştirilememiştir. Termessos’un egemenlik alanı düşünüldüğünde asıl genişlemesini güney ve batı yönünde yaptığı gözlenir. İ.Ö. 3. yüzyıl sonraları 2. yüzyıl başları arasında Oinoanda yakınında Termessos Minor olarak bilinen bir koloni kurmuştur.[34] Elmalı’nın 45. km doğusundaki Ovacık mevkiinin Antik Dönem’de Termessos’a ait bir bölge olduğu kabul edilmektedir.[35] Güneyde ise sınırları Typallia ve Kitanaura’ya (Saraycık) kadar genişlemektedir. Bu dönemlerde Trebenna’ya dair hiçbir belge bulunmamıştır; ancak, Helenistik Dönem’de, Trebenna dahil Pamphylia’nın batı sınırlarının da en doğu ucunda ortaya çıkması, Pamphylia ve Pisidia sınırlarında düzenlenmiş bir sınır kenti niteliğine işaret eder.”[36]

Trebenna’nın, Attaleia ve çevresinin İ.S. 13. yüzyılın başlarında Türklerin eline geçmesiyle birlikte terk edildiği tahmin edilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* ÇEVİK, Nevzat, VARKIVANÇ Burhan, AKYÜREK, Engin, Trebenne tarihi, Arkeolojisi ve Doğası, <https://www.academia.edu/165288/Trebenna_Tarihi_History_of_Trebenna>29/12/2018, s. 18:32

* https://bikingaroundagain.com/2018/07/08/trebenna-antik-kent/

* http://evrialem.com/trebenna-antik-kenti/

* http://www.ultratdk.com/rota/52

https://tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/geyikbayiri-trebenna-antik-kenti-20529804/photo-12850022

https://alchetron.com/Trebenna

* https://paigeaclaassen.wordpress.com/2014/01/30/turkey-time/

[1] Von Lanckoronski 1892, 223 vss; Paribenni – Romanelli 1914, 203 vdd.

[2] Teritoryum: 1) Ülke toprakları, 2) Hayvanların yaşamaları için gerekli her şeye sahip oldukları bölgelere denir. Bazen benzeri hayvana tahammül edemeyen çiftleştikten sonra revirden dişiyi hatta büyüyen yavruları kovan türler vardır.

[3] Jones 1971, 103: Jameson 1980, 842.

[4] Nolle 1996, 22 vdd.

[5] TAM II 739 (Neisa) ve 830 (Idebessos)

[6] Ekklesiasterion: Hellen kentinde en büyük “Halk Meclisi” binası. Ekklesia’nın toplandığı yere verilen ad.

[7] Damnatio memoriae: Latince bir deyim olup, tam olarak anlamı “Hatıranın Lanetlenmesi” ya da hatıradan çıkartma olgusudur. Onursuzlaştırmanın bir formu olup, Roma Senatosu’ndan vatan hainleri ya da Roma Devletinin itibarıyla oynayanlar için çıkartılabilir.

[8] Von Lanckoronski 1892, 224 no: 184:Paribenni – Romanelli 1914, 208, no:149. (Yazıt no: 3) https://www.academia.edu/165288/Trebenna_Tarihi_History_of_Trebenna

[9] “Trebenna”, Dünden Bugüne Antalya II. Cilt, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2012, Antalya, s.212.

** http://www.akmedanmed.com/article_tr.php?artID=235&catID=8

[10] Kaynak: https://www.wikiwand.com/tr/%C4%B0eroklis_(Sinekdimos%27un_yazar%C4%B1)

[11] Çevik 2002, 133 vdd: Şahin – Adak 2005, Güzergahlar 45-48.

[12] Lykia Eyaleti doğru sınırları hakkında bkz. Şahin 2001, 19 vdd: Şahin – Adak 2005. Kültürel sınırlar için bkz: Çevik 2002, 17 vdd.

[13] Ptolemaios V 3. I: … Grekçe kaynak.

[14] Anti 1923, no. 5, 9: Viale 1929, no. 32; Heberdey – Kalinka 1897, no. 47.

[15] Ethnikon: Bir sikkenin üzerinde, sikkeyi basmış olan halkın ismini belirten yazıya ethnikon denmektedir.

[16] Ruge 1937, 484 vd; Jones 1971, 107, Zgusta 1984, 439, § 936, bkz. Onobara; İplikçioğlu 1999, 314.

[17] Anti 1923, 747, nr. 7.

[18] Çevik Hurma kalıntılarının Onobora arazisinde bulunabileceğini hatalı olarak öne sürmüştür. Çevik 1995, 47 vdd.

[19] Araştırma ekibi tarafından yayına hazırlanmaktadır.

[20] Tüner 2002, 65 vd.

[21] Özsait 1985, 77; Çelik 1994, 99 vdd.

[22] İplikçioğlu 2002.

[23] Çelgin 2002a, 439 dn. 17 Res.10.

[24] Mitchell 1994, 95-105; Çelgin 1997, 118 vdd.

[25] Pace 1921, 60; Anti 1923, 661-663 (Harita ve Karabel); İpekçioğlu 1999, Çelgin 2000 b, 430, Tüner 2002, 66 vd.

[26] Nolle 1996; Çelgin 1997 vd.; Tümer 2002, 70 vd.; Şahin-Adak 2004.

[27]Lex Antonia ( Antonine hukuku için Latince , bazen ayağı Antoniae,  Antonine kanunları olarak sunulan), eski Roma’da M.Ö. 44 Nisan’dakurulan bir kanundur. Mark Antony tarafından önerildi ve Julius Caesar’ın suikastının ardından Roma Senatosu tarafından kabul edildi. Diktatörlüğü resmen ortadan kaldırdı. Bunu yapmak için ikinci yasa idi (ilki İkinci Pön Savaşı’ndan sonra, Diktatörlüğü Senato’nun nihai kararnamesiyle değiştirmek yerine geçildi));ancak, önceki yasa esas olarak Sulla ve Sezar’ın sonraki diktatörlükleri tarafından geçersiz kılınmıştır. Lex Antonia ağırlıklı Sulla ve (özellikle) Sezar daimi Diktatörlükler tarafından yabancılaşmış olmuştu Senato sınıfı, bazı desteği ile iktidar yaptığı konsolidasyon başlıyordu Antony sağlamak için tasarlanmıştı. Sonunda, bu yasa da başarılı olamadı, çünkü M.Ö. 22’de Senato, Sezar’ın Ağustos Ayına Diktatörlük’ü teklif etti; ancak reddetti.

[28]  CIL I2, 2, 589.

[29] Diagoros 18, 46 (Gerekçe metin).

[30] Yazıt için: Robert 1996, 53.

[31] Özsait (1985, 77) öne sürülen bu saptama V. Çelgin (1997, 114) tarafından ihtiyatla karşılanmış, Çevik (1994, 89) tarafından desteklenmiştir.

[32] Heberdey 1934, 22.

[33] Bean 1968, 89.

[34] Bilgi için bkz. Cengiz; 1997, 100 vdd.

[35] Mitchell 1998, 97.

[36] https://www.academia.edu/165288/Trebenna_Tarihi_History_of_Trebenna