Turizm Dediğin Tarihsiz ve Sanatsız Olmaz

Eski yazılarıma şöyle bir göz gezdirdim de, 15 Temmuz 2017’den beri Delphin Gurup’un blog sitesinde Likya Uygarlığını ve bu uygarlığın her biri birbirinden değerli antik kentlerini yazıyorum. Neden mi, çünkü turizmin ne kadar enstrümansız ve gelecek yıllarda kendine bir fark yaratamadığı takdirde sıradanlaşan bir mecraya sürüklendiğini görüyorum.

Bu meseleyi biraz daha etraflıca ele alacak olursak, Antalya, 2016 yılı sonu itibarıyla 2.323.555 nüfusa ve 20.177 km² yüzölçümüne sahip, 19 İlçesi olan, Türkiye toprakları içinde, dünyanın en gözde turizm cenneti şehirlerinden biridir. Antalya İli coğrafi konumunun da etkisiyle tarihler boyunca çok önemli olaylara tanıklık etmiş, insanlık tarihinin gelişiminde önemli bir geçiş yeri olmuştur. Dünya turizminin yarattığı tatil anlayışı içinde; güneşin, denizin, kumun  aranan ve saymakla bitmez pek çok üstün özellikleri bünyesinde barındıran Antalya bölgesi, turizmin cenneti olarak anılarak dünyanın gözbebeği olmuştur. Antalya’da bulunan “Antalya Havalimanı” Akdeniz kıyısındaki başlıca turizm ve tatil merkezlerine tüm dünyadan ulaşımı sağlayarak, insanları dünyanın cennetine kavuşturmuş/kavuşturmaya devam etmektedir. Fakat turizm açısından bu ne kadar yeterlidir? Antalya’nın en çok rağbet gören ilçe ve beldelerinden olan; Kekova, Kalkan, Belek, Adrasan, Olympos, Kemer, Finike, Kaş, İncekum, Side, Alanya, Manavgat, Gazipaşa gibi yerler, eşsiz doğal güzellikleriyle birlikte deniz, kum ve güneşin öncelik olduğu bir anlayışla turizm alanında en çok tercih edilen yerlerdendir. Oysa turizmin içinde işlenmesi gereken ve içinin doldurulması gereken en değerli unsurlardan biri de tarih ve sanattır. Bugünkü Antalya sınırlarının tamamını kapsayan Likya Uygarlığı zamanının en önemli medeniyeti olmasıyla birlikte, sahip olduğumuz topraklar üstünde filizlenmiş bu muazzam insanlık tarihine gerektiği gibi sahip çıkamamış olmamız, tarihi, iktisadi, sosyokültürel, turizm, sanat, eğitim ve insanlık tarihi açısından en büyük eksiklerimizden biridir. Bu bilindik rutin gidişata yeni bir anlayış kazandıramadıkça ya da Türkiye’ye tatile gelmek aklının ucundan dahi geçmezken, tatil yapmayı bir gelenek haline getirmiş, tatile gittikleri ülkelerin ortaya koyduğu değerin peşine düşmüş insanlara kendimizi göstermedikçe, sadece güneş, deniz, kum arayanların kendilerine bunu sunan her ülkeyi tercih edebilecekleri gerçeği yadsınamaz. Öyleyse ne yapmalıdır? İşte bu soru gerek onlarca yatırım yapan turizmcilerin gerekse ülke ekonomisinin gelişimi için elini taşın altına koymak isteyenlerin, memleketimizin güzide sanatçılarıyla yapacakları ortak protokolü hayata geçirmeleriyle gerçekleşebilecektir…

Antik Likya Uygarlığı Kentleri, Akdeniz Bölgesi’nde Teke Yarımadası’nda yer almaktadır. Antik Likya, güneyde Akdeniz, batıda Karya, doğuda ise Pamfilya ile komşudur. M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında ise 23 kentten oluşan “Likya Birliği” oluşturulmuş, tarihin ilk demokratik birliği, günümüz demokratik sistemlerine esin kaynağı olması nedeniyle de altı çizilerek her türlü yaratıcı fikirlerle beslenmiş bir turizm anlayışıyla işlenmesi gereken önemli bir konudur. Tabii ki tüm bu gelişmeler mutlaka hem eğitimin içinde hem de bölge insanından başlayarak sistemli ve planlı bir yapılanmayla adım adım ilerlemelidir…

aspendos ile ilgili görsel sonucu
Aspendos Amfi Tiyatrosu
aspendos ile ilgili görsel sonucu
Aspendos Amfi Tiyatrosu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Likya uygarlığı ve bünyesindeki federasyona bağlı en önemli kentleri Patara (başkent), Xanthos, Pinara, Olympos, Myra ve Tlos’tur ve daha sonra bunlara eklenen Phaselis’le birlikte Likya Birliği’ne bağlı daha küçük kentlerin büyük bir çoğunluğunda amfi tiyatro vardır. Bu tiyatroların en gözde ve popüleri olan Aspendos Antik Tiyatrosu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün, 1994’den bu yana büyük bir özveriyle, her yıl gerçekleştirdiği, 1998 yılında uluslararası bir boyut kazanan “Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali”, bu yıl 30 Ağustos-24 Eylül 2019 tarihleri arasında 27. Yaşına girecektir.

Ä°lgili resim
Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali

Aspendos Antik Tiyatrosun’nun mimarisi ve tarihin izlerinin yapının üstünde bıraktığı mistik yapı, sanatını icra eden birbirinden değerli sanatçılarımızla birlikte izleyicilerine inanılmaz doyumsuz anlar yaşatıp herkesi büyülerken, böylesine parayla ölçülemeyecek olan Aspendos Antik şehri gibi büyük bir değere sahip olmanın yanı sıra, diğer Likya Uygarlığına ait antik kentleri de aynı şekilde ayağa kaldırmakta geç kalmamız, her bakımdan en büyük kaybımız olarak görülmelidir.

aspendos devlet opera ve balesi ile ilgili görsel sonucu

Antalya’da gururla bahsedeceğimiz bir diğer festivalimiz, 2015 yılında Kadir Dursun’un organize edip Fazıl Say’ın yönetmenliğini üstlendiği, son beş yılda yönetimine Gürer Aykal’ın getirildiği, bu yıl 20.’si düzenlenecek olan ve her bakımdan desteklememiz gereken “Antalya Piyano Festivali” festivalimizdir.

Her ne kadar düşlediğimiz ve olmasını beklediğimiz alanlarda oldukça geriden seyir eden yönetimsel bir periyodumuz olsa da, gerçek şudur ki eğer kişisel girişimler hassasiyet duydukları alanlarda bir adım atma cesareti gösterebilirlerse, arzu ettiğimiz tüm güzelliklere bu vesileyle ulaşabilmemiz, memleketimiz de bir farkındalık yaratmamız da mümkündür. İşte o farkındalığı yaratan; kültür, sanat, tarih, doğa, spor gibi birçok konuda toplum yararına sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirerek “işte budur” dedirten Barut Hotels Gurup’un, iki ülkenin dostluğunun pekiştirilmesi için, 2019 yılının “Türk-Rus Kültür ve Turizm Yılı” ilan edilmesi nedeniyle, yine iki ülkenin öncülük ettiği “Türk-Rus Klasik Müzik Festivali” olarak anılacak olan festivale hayat vermesi bakımından çok önemli bir adımı atmış olmasıdır. O nedenle, yılın en sevindirici haberi olan ve böylesine seçkin bir festivale öncülük eden Barut Hotels Gurup’a kelimelere sığmayacak teşekkürlerimi sunuyorum.

Kadir Dursun (Prodüktör & Organizatör)
Vladimir Spivakov ile ilgili görsel sonucu
Vladimir Spivakov (Keman Sanatçısı & Maestro)
fazıl say ile ilgili görsel sonucu
Fazıl Say (Piyanist & Besteci)

 

 

 

 

 

 

 

Anna Aglatova ile ilgili görsel sonucu
Anna Aglatova (Solist-Soprano)
Sergey Zhuravel ile ilgili görsel sonucu
Vladimir Spivakov (Flüt Sanatçısı)

Nıkıta Vlasov (Akerdeon Sanatçısı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Antalya’nın en önemli antik kentlerinden biri olan Side’nin 3000 yıllık tiyatrosunda Kadir Dursun’un organizesinde ve Rusya’nın en önemli ödüllerinden ‘Ulusal Kültür Mirası’ ödülü sahibi, günümüzün en büyük keman sanatçıları arasında yer alan maestro Vladimir Spivakov’un Genel Sanat Yönetmenliğini üstlendiği festival, belli ki bu global dünyada yüklendiği misyonla, yıllarca yerini koruyarak kendinden söz ettirecek sahip olduğu bir prestijle umuyorum kendini hep yukarılara taşıyacaktır. Çünkü festivale hayat verenler kadar festivalde yer alacak olan birbirinden değerli sanatçıların 7-9-11 Mayıs 2019 tarihlerinde başlatılacak olan “Türk-Rus Klasik Müzik Festivali”ne bizim ülkemizden de her daim göğsümüzü kabartan, dünyaca ünlü Türk klasik batı müziği piyanisti ve bestecisi olan Fazıl Say’ın solistliğinde Mozart’ın ‘12.Piyano Konçertosu’  yer alırken, Avrupa’da “Cecilia Bartoli’nin kız kardeşi” olarak anılan Bolşoy Tiyatrosu solisti soprano Anna Aglatova, opera literatürünün en gözde aryalarını seslendirecek. Rusya’nın en başarılı flüt sanatçılarından olan Sergey Zhuravel’e Vivaldi’nin ‘Flüt Konçertosu’nda eşlik edecek. Maestro Spivakov ve Moskova Virtüözleri Oda Orkestrası, en yetenekli genç kuşak Rus sanatçılar arasında gösterilen akordeon sanatçısı Nikita Vlasov ile orkestranın kendi üyeleri olan Moskova Virtüözleri Oda Orkestrası solistlerine eşlik edecekler.

Moskova Virtüözleri Oda Orkestrası ile ilgili görsel sonucu
Moskova Virtüözleri Oda Orkestrası

Türk-Rus Klasik Müzik Festivali’nin biletleri yurt içinde ve yurt dışında Biletix’te satışa sunulacak. Konser biletlerine şimdiden ilginin büyük olacağı ve Side’nin 3000 yıllık tarihi amfi tiyatrosunda bu eşsiz ana tanıklık etmek için ruhunu beslemek isteyecek sanatseverleri, mutlaka bölgeye taşıyacağından eminim.

Bu festival, Rus turistlerinin büyük ilgi gösterdiği Antalya’da 2019 yılının “Türk-Rus Kültür ve Turizm Yılı” ilan edilmesi nedeniyle, iki ülkenin dostluğunu daha da pekiştireceği gibi…

(Side Antik Kenti için bkz. http://blog.delphinhotel.com/side-antik-kenti-tarih-bizi-cagiriyor/)

Yazıma 2019’un bu en güzel haberiyle bir virgül atarken, şunu belirtmek isterim ki Likya Uygarlığı’ndan bizlere miras kalan daha onlarca amfi tiyatrosu olan enteresan kentler vardır ve bu kentler sadece tiyatrosu olanlarla değil, şehirlerine göre başka unsurlarıyla da turizme kazandırılmalı, otellerde gerek bölge gerek bu önemli festivaller ve müzeler, gerekse çalışan personel ve yerli halk bu konuda bilinçlendirilmelidir. Şu tartışılır bir konudur ki bölgeye turist getiren acenteler, acaba Antalya’nın gerek tarihi dokusu, gerek kültürel çehresi ve yapısı hakkında ne kadar bir bilgiye sahiptir veya sahip olduğu bilgiyi turizm alanı içinde ne kadarını hayata geçirebilmektedir? Yıllardır bir türlü çözülemeyen sorunlara atılan düğümler mutlaka başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere yeniden bir yapılanmanın içine gitmeli ve Likya Uygarlığının her bir kenti hem insanlık tarihi, hem sanat, hem bilim, hem turizm açısından yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Barut Hotels Gurup’un öncülük ederek üstlendiği bu önemli festivalin tüm girişimcilerimize örnek olmasını ve böylesine nitelikli haberleri bildirmek için heyecan duyarak geçtiğim klavyemin başında sizlere bu haberleri her zaman ulaştırmayı çok istedim.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı