Uzaya İlk İnsanlı Yolculuk – 12 Nisan Dünya Kozmonotlar Günü

İnsanlık, kendi tarihi boyunca sürekli olarak elindeki ile yetinmeyerek daha fazlasını görmek istemiş, yeni keşiflerin peşinde koşmuştur. İnsanın genetiğinde var olan merak dürtüsü, onu her zaman göklere, bilinmeyene de yöneltmiştir. Bu konuda ülkemizde de “Millet Ay’a çıkıyor” repliği ile de sürekli dillendirilen uzaya yolculuk, bundan 58 yıl önce Rus kozmonot Yuri Gagarin ile gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle 12 Nisan günü Rusya tarafından Dünya Havacılık ve Kozmonotlar günü, global olarak da Dünya Uzaya İnsanlı Yolculuk günü olarak kutlanmaktadır. İnsanlık tarihinde, bugün uzay ile olan ilişkimiz de değerlendirildiğinde çok önemli bir dönüm noktası olan bu günü hem bundan 58 yıl öncesine giderek hem de günümüzde uzay ile dünya arasındaki ilişkinin durumuna bakarak değerlendirelim.

Uzaya İlk İnsanlı Yolculuğun Hikayesi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD ile SSCB arasında başlayan Soğuk Savaş rekabeti, bu rekabetin merkezi olan bu iki ülkenin birbirleriyle teknoloji ve silahlanma yönünden mücadelesini de barındırır. ABD’nin uzay araştırmaları yönünden yaptığı çalışmalara karşılık Sovyetler Birliği de bu alandaki çabasını hızlandırır. Bu rekabetin en görünür olduğu zaman ise 4 Ekim 1957 tarihinde Soveyetler Birliği tarafından uzaya fırlatılan Sputnik 1 (Yoldaş 1) isimli yapay uydudur. Dünyadan fırlatılarak gezegenimizin yörüngesine oturtulan ilk uydu olan Sputnik 1, iki ülke arasındaki deyim yerindeyse uzay savaşlarını da başlatır.

Bu çalışmanın başarılı olmasının ardından sıra artık insanlı uzay yolculuğuna gelmiştir. Buradaki amaç ise uzayda keşifler yapmaktır. Bir döküm mühendisi olan Yuri Gagarin, savaş pilotluğu eğitimi alırken SSCB’nin bu yeni hedefi için eğitilmek üzere seçilir. Öncesinde SSCB bir de hayvanlarla deneme yapar. Sputnik 2 testinde ise Laika isimli bir köpek kullanılır ancak maalesef Laika kalkıştan bir süre sonra ölür. 19 Ağustos 1960 tarihinde isimleri Belka ve Strelka olan iki köpek, bir tavşan, iki sıçan ve 40 fare ile birlikte uzaya fırlatılır ve ardından Sputnik 5 isimli daha sonra yerleştirilen uyduya başarı ile iniş yapar. Hayvanlar, daha sonra bir kapsülle dünyaya yine sağlam biçimde geri dönmüşlerdir. Bu tecrübenin de verdiği cesaretle Sovyetler, uzaya ilk insanlı yolculuk için çalışmalarını hızlandırır.  Ve bu iki başarılı tecrübe sonrasında o zaman 27 yaşında olan Binbaşı Yuri Aleksiyeviç Gagarin, tüm hazırlıklar tamamlandığında tarihler 12 Nisan 1961’i gösterdiğinde, bugün Kazakistan sınırları içinde yer alan Baykonur Uzay Üssü’nden Vostok 1 (Doğu 1) isimli uzay gemisiyle uzay yolculuğuna çıkar. Dünyanın yörüngesine oturan ve 1 saat 48 dakika süreyle gezegen etrafında tur atan Gagarin ile Vostok 1, ardından başarılı bir iniş gerçekleştirerek dünyaya geri döner.

Yuri Gagarin

Gagarin, bu yolculuğu esnasında 3 kez dünyaya mesaj gönderir. Bu mesajların ilki şu şekildedir: “Yeryüzünü seyrediyorum görüş seviyesi iyi, sesinizi gayet iyi duyuyorum.”  Oldukça heyecan yaratan ve önemli bir başarıyı işaret eden bu mesajdan 50 dakika sonra ise ikinci mesaj gelir: “Uçuş güzel devam ediyor. Yeryüzünü seyrediyorum, görüş sahası açık, her şey görülüyor sadece bir taraf bulutlarla kaplı. Uçuşa devam ediyorum. Yerçekiminden kurtulmuş olmaktan dolayı rahatsız değilim. Her şey normal bütün sistemler çalışıyor.” Yuri Gagarin, tarihe geçen bu yolculuğunun son bölümünde dünyaya inişten önce ise şu şekilde seslenir: “Kendimi iyi hissediyorum. Moralim düzgün. Uçuşa devam ediyorum. Her şey yolunda sistemler normal çalışıyor” 

Yuri Gagarin’in bu başarısı elbette insanlarla uzay bilimleri arasındaki ilişkiye yeni bir boyut kattı. 1958 tarihinde kurulan ABD Uzay Araştırmaları Üssü yani NASA da ABD – SSCB rekabeti ile birlikte uzaya insanla yolculuk yönünde çalışmalarını hızlandırdı. Sovyetler ise Gagarin deneyiminin ardından yeni denemelere hazırlanırken ABD 1962 yılında John Glenn ile ilk insanla uzaya uçuşunu gerçekleştirdi. Tam da bu yıl yani Gagarin’in uzaya çıkışının birinci yıldönümünde SSCB Yüksek Divan Başkanlığı Kozmonotlar Günü kutlaması ile ilgili bir kararname imzaladı. Burada uzaya giden pilotlara Rusların Kozmos yani Uzay kelimesinden türeyen kozmonot, Amerikalıların ise Astronomi yani Uzay bilimden türeyen Astronot ismini kullandığını da not düşelim. Yani, astronot ile kozmonot farkı nedir sorusunun cevabı, hiçbir fark yoktur ülke ve kültür farkı vardır olarak cevaplanabilir. SSCB’nin 12 Nisan’ı Kozmonotlar Günü olarak ilan etmesinin üzerinden 49 yıl sonra 2011 yılında Birleşmiş Milletler 12 Nisan tarihini, Uluslararası Uzaya İnsan Uçuş Günü olarak kabul etmiştir.

İlk Kadın Kozmonot: Valentina Tereshkova

Yeniden uzay savaşlarına dönecek olursak 1962 yılında ABD, John Glenn ile kendi hamlesini yaptıktan sonra 1963 yılında bu kez yeniden SSCB, bir kadın pilot Valentina Tereshkova ile ikinci insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirmiştir. Ülkesinde milli kahraman ilan edilen Yuri Gagarin ise ülkesinin uzay programı elçisi olarak tüm dünyayı dolaşarak çok önemli bir kişi haline geldi. Daha sonra uzay pilotluğu eğitimi nedeniyle yarım bıraktığı savaş pilotluğu eğitimine geri dönen Gagarin, 1968 yılında henüz 34 yaşında bir MIG 15 savaş uçağı ile yaptığı eğitim uçuşunda riskli bir manevra sonrasında hayatını kaybetti. Bu trajik olayın 1 yıl sonrasında ise ABD, Apollo 11 uzay gemisi ile 20 Temmuz 1969 tarihinde Neil Armstrong ve Buzz Aldrin ile Ay’a ayak basma denemesinde başarılı oldu. ABD’nin önde gelen televizyon kanallarından canlı yayınlanan bu anlar, tüm dünyaya ulaştırılırken Armstrong’un “Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım.” Sözleri ise adeta bir klasik haline geldi.

Neil Armstrong: Buzz Aldrin ile birlikte Ay’a ilk ayak basan astronot

1961 yılında Yuri Gagarin’in uzaya çıkışı ile başlayıp 1969 yılında Neil Armstrong’un Ay’a ayak basmasıyla geçen 9-10 yıllık süreç, devamında uzay çalışmalarının da evrensel bir tabanını oluşturdu. Ay’a insan gönderilip geri getirilmesi deneyimi sonrasında uzay istasyonları, uydular, Mars başta olmak üzere yakın gezegenlerde hayat bulma çalışmaları, uzayın keşfi ve kara deliklere kadar astronomi, tüm dünya için pek çok alanda kendisine yer buldu.

Günümüzde Uzay Araştırmaları ve Gelinen Son Nokta

Bugün, ülkemiz Türkiye’nin de içinde bulunduğu pek çok ülkenin uzaya fırlattığı, dünya yörüngesinde yer alan 1400 civarında yapay uydu bulunuyor. Bilişim sektörünün tamamı ve yeni gelişmeler, bu uyduların teknolojisine dayanılarak yapılıyor. Mars’ta su bulunması ve o gezegende hayat belirtilerinin varlığı araştırması ile Ay’a seyahat konusu tartışılıyor. Şu anda ABD ve Rusya ile Avrupa Uzay Ajansı, Kanada ve Japonya’nın da desteklediği Uluslararası Uzay İstasyonu, ortaklaşa çalışmalar yapıyor ve elbette ABD’nin kurumu olan NASA da her geçen gün kendisini geliştiriyor. Uzay konusunda son dönemde en çok tartışılan konulardan biri olan karadelikler için de bu hafta bir fotoğraf yayınlandı. Kara deliklerin nasıl bir işleve sahip oldukları ve “Black substance” yani Kara madde denilen bir sistem, bilimsel olarak yorumlamaya çalışılıyor.

ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından yayınlanan Kara delik görüntüsü

İnsanın varlığında her daim sorduğu “Hayat nedir?” sorusuna elbette bilim kesinkes cevaplar üretmiyor ancak uzay araştırmalarının vereceği kesin sonuçlar, bu soruya dönük bilimsel açıklamalara derinlik katmaya devam edecek. Keşfetmenin ve ilerlemenin en büyük adımlarından olan uzay araştırmaları adına 12 Nisan Uluslararası Uzaya İnsan Uçuş Günü ya da Havacılık ve Kozmonotlar Günü kutlu olsun.