Wiyanawarda/Winuwanda-Oioanda/Oinoanda Antik Kenti/Likya Uygarlığı/Filozof Oinoandalı Diogenes’in Dünyaca Tanınmış En Ünlü Yazıtlarının Şehri

Oinoanda Antik Kenti Likya bölgesinde Ksantos vadisinin kuzeyindedir. Kente, Muğla İncealiler Köyünün yukarısından, 30-40 dakikalık dar bir patika yoldan sonra ulaşılır.

 

 

 

 

 

 

Oinoanda Antik Kenti, Hitit çivi yazılarında Wiyanawanda / Winuwanda olarak geçmektedir. Hititçe wiyana, şarap anlamına gelmektedir. Hitit çivi yazılarında Ksanthos’a karşı yaptıkları bir seferde burasının Lukka Ülkesi’nin bir bölgesi olduğu belirtilmiştir. İyi ki varsınız Hititliler ve yazı. Eğer sizler bu bilgileri zamanında yazmış olmasaydınız, diğer antik kentlerde olduğu gibi, Anadolu’nun özellikle kıyı kentlerinde kurulan tüm antik kentleri batılı tarihçiler Yunanların/Romalıların kurduğunu iddia edecek ve bu topraklar üstünde Antik dönemde kurulmuş tüm kentleri direk Yunan, Roma uygarlığı ve sonrasında da Bizans’a bağlayacaklardı. Nitekim yüz elli yıllık bir tarihi tahribat nedeniyle, ne yazık ki taraflı yazılan tarih kitapları yüzünden, Anadolu’ya ait halklara ait tüm maddi manevi kültürel, sanatsal eserler, yaşamsal gelenekler, yaşam tecrübeleri vb., böylesi bir algı ile Yunan/Grek/ Roma adı altında, Batılı halklara mal edilmeye çalışılıyor… Yanı sıra kentin kuruluşuna dair herhangi bir mitolojinin günümüze kadar gelememesi, tarihi açıdan büyük bir kayıp olmuştur.

                   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeniden konumuza dönecek olursak, Hititlerin M.Ö. 1700-1200 tarihleri arasında etkin bir güç oldukları düşünülecek olursa, bahsi geçen metni günümüzde doğrulayacak bir görsel emareye rastlanmaması, şimdilik Hitit çivi yazısında yazılanları göz ardı etmeden tarihi arayışları devam ettirmemizi bizlere işaret etmektedir. Bu topraklara çok sonralar sahip olanların gerek savaşlarla, gerekse kendi imarlarıyla, var olanlara ne şekilde tahrip ettiğini bilememekteyiz. Kentte en erken kalıntı, kentin güneyinde yer alan ve M.Ö. 200’lü yıllara tarihlenen sur duvarlarıdır. Sur duvarındaki işçiliği güzelliği örgü tekniğindeki özellikli ve surun beşken kulesi dikkat çekmektedir.

Manzara dağlar doğa adam
LICINIA FLAVILLA, Augustus flamingo ve eşi S. ADGENNIVS MACRINVS mezar anıtı. Nîmes, 19. yüzyılda Boulevard des Arènes. Roma dönemi MS 1. yüzyılın sonu.
Lucius Licinus Murena

M.Ö. 2. yüzyılda Oinoanda,  Kbyra, Balbura ve Buban kentleri dörtlü ittifak (tetrapolis) yapmış, iki oya sahip bir kentti. İttifak M.Ö. 84 yılına kadar devam etse de, M.Ö. 84 yılında Romalı General Lucius Licinus Murena bu ittifaka son vermiştir. Belki de bunun sebebi Romada’daki Brutal iç savaşını desteklediği içindir… Bu tarihten sonra kent, Roma İmparatorluğu’nun Likya eyaletinden biri olarak varlığını sürdürmüştür. Erken Bizans döneminde şehir, en büyüğü aşağı agoranın doğusunda, tapınağın yerine inşa edilen kiliselerin yapına tanıklık etmiştir. Oinoanda Antik Antik Kenti erken Hristiyanlık döneminde Myra Antik Kenti’nin piskoposu yetkisi altındaydı. Agora, şehrin merkezinde bir ticaret merkeziydi. Kent tepe yamaçlarına inşa edilen mezarlar ile çevrilidir. Mezarların hemen hemen tümü Roma dönemine aittir. Bunların büyüklüğü M.S. 2. yüzyılın II. yarısına tarihlenen Licinnia Flavilla tarafından yapılan Hereon’dur. Bu anıt mezarda I. Flavilla’nın ailesinin soyağacını veren bir yazıt yer almaktadır. Bu yazıtta Roma Dönemi’nin Likya seçkinlerinin tanımamız mümkün olacaktır. Kentin doğusundaki Seki Beldesinin kuzey kısmında Seki çayı kenarında bir höyük bulunmaktadır. Eceler höyük olarak bilinen bu höyük yüzey buluntularına göre Kalkolitik Dönemden Roma Dönemine kadar geniş bir zaman dilimi içerisinde iskân görmüştür. Muhtemelen de Oinoanda’nın erken yerleşimi buradaydı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

M.S. 4. yüzyılda tüm Avrupa’ya hakim olan kaos ortamı yaratan Got istilası ve M.S. 7. yüzyılda güneyden gelebilecek Arap akınlarına karşı kentin doğusunda Hellenistik dönem stoasına[1] bakan büyük bir duvar inşa edilmiştir. Bu duvar yapılırken eski kolasal yapıların taşları sökülerek kullanılmıştır. Kentin birçok yapısına ait taşları bu duvar üzerinde görülebilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

M.S. 70’li yıllardan itibaren Flavius döneminde, agoraya çıkan yolun güneyindeki iki gymnasiume, hamam kompleksinin küçük alanı ile birlikte yapılmıştır. Büyük gymnasium ve hamam kompleksinin M.S. 140’larda Rhodiapolisli Opramoas tarafından bağışlanan paralarla yukarı agoranın batısına yapılmıştır. Yapıya daha sonra III. yüzyıl başlarında sütunlu bir avlu eklenmiş, yapı İmparator Septimius Severus ile Caracalla’ya adandığı bilgisi yer almaktadır.

 

 

 

 

Şehre inşa edilen tapınak, Roma döneminde şehre yukarı agorayı tepeden gören konumda inşa edilmiştir. Dorik yapılı tapınağın muhtemelen Augustos dönemine ait olduğu düşünülmektedir. Çünkü tapınağın içinde İmparator Augustos için yazılmış bir yazıt parçası ele geçmiştir.

Oinoanda Antik Kentin’nin akropolisi[2] kuzeyinde yükselen Eren tepe (1532 m.) olarak belirtilse de, burası yerleşim yeriyle ilgisi bulunmamaktadır. Oldukça engebeli topografya büyük yer kaplayan Agora ve meydan yapılarının yalnızca kentin kuzeyindeki bölgede kurulmasına izin verirken, geri kalan tüm yapı kalıntıları daha meyilli konumda bulunmaktadır. Kent alanı güneybatıda, iki kuleyle donatılmış, iyi durumdaki duvar kesintiyle korunmaktadır. Bunu teğet geçen, yanı zamanda yüksekliği korunagelmiş, güneye doğru giden bir su kemeri vardır ve bir sonraki, güneyde bulunan tepeyi aşmaktadır. Kentin doğusundaki düzlükte günümüzün İnceliler Köyü bulunmaktadır.

Oinoanda Antik Kenti 1840’lı Yıllarda İngiliz Seyyahlarca Keşfedildi

Oinoanda Antik Kenti, 1840’lı yıllarda İngiliz seyyahlarınca keşfedildi ve saptanmış ilk planı 1847’de çıkarılmıştır. İlk olarak 1884’te keşfedilen ve takip edilen yıllarda toplam 88 parçanın bulunuşuyla birlikte, Oinoandalı filozof Diogenes’in Epikurosçu öğretisinin anıtsal bir biçimde ölümsüzleştiği yazıt olarak belirlenebilen edebi bir yazıtın parçaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Oinoandalı Diogenes düşüncelerini uzun bir yazıt halinde kentteki kuzey stoanın duvarlarına kazımıştır. Ancak yapı yıkılıp parçalar dağıtılınca kentin her yerinde bu yazıttan parçalar görmek mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

Araştırmanın devamında, antik dönemin en büyük tanınmış yazıtının söz konusu olduğu ortaya çıkmıştır. 1968 yılından itibaren, Martin Ferguson Smith’in araştırmalarıyla birlikte Oinoanda’nın araştırma tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu çalışmalar da yine Diogenes Yazıtı’nın yöneliktir ve 38 yeni parça daha kazandırmıştır. Smith, bundan başka 19. yüzyılda keşfedilen birçok parçayı tekrara bulmuş ve yeniden çalışmıştır. 1974’ten başlayarak ise çalışmalara BIAA’nın (British Instute at Ankara) ilk olarak Alan Hall tarafından yönetilen çok yıllık bir yüzey araştırması katılmıştır. İlk önce yoğun olarak Oinoanda’nın yapıları ve kent topografyası ile ilgili çalışmalar yürütmüş ayrıca mevcut Dionages Yazıtı parçalarını toplam 86 yeni buluntuyla zenginleştirmiştir. Bu parçalar M.F. Smith tarafından yayınlanmıştır. Başlangıçta yaklaşık 25 000 kelime oluşturuyordu ve bu alandaki yaklaşık 260 metre kare duvarı dolduruyordu. Yazıt buluntuları ağırlıklı olarak Esplanade denen, daha eskiden kentin Hellenistik Agorası olduğu belirlenen alanda yer almaktadır. M.F. Smith 1997’de Fethiye Müzesi tarafından yürütülen bir kurtarma kazısının bilimsel başkanı olarak Esplanade’da başka bir dizi yazıt bloğu ortaya çıkarmış, ancak bu çalışma yarıda kalmak zorunda kalmıştır. Bu yazı Oinoanda’daki ilk ve tek arkeolojik kazı olmuştur. Yüzey araştırması çerçevesinde yürütülen çalışmalarda antik kentin devlet arazisin de ele alınmıştır. Oinoanda’da Epikurosçu yazıtın yanı sıra, felsefi olmayan birçok metin de ortaya çıkarılmış, yayınlanmıştır. Bunlar arasında özellikle Licinnia Dlavilla mozolesi üzerindeki soyağacı bulunan yazıt ve Demostheneia yazıtı olarak bilinen yazıtın adı anılmaya değerdir. Bu yazıtlar Diogenes yazıtıyla birlikte Yunan dünyasının en önemli yazıtsal tanıkları arasındadır ve Oinoanda’nın “epigrafinin Eldoradosu” olarak özel bir öneminin olduğunun altını çizerler. Demostheneia Yazıtı, Alman Arkeoloji Enstitüsü “Kommission für Alte Geschicte une Epigraphik” bölümü müdürü M. Wörrle tarafından yayınlanmıştır ve İmparatorluk Çağı Küçük Asya kentlerinde yaşayan elit tabakanın dünya görüşü ve kutlama kültürünün belgesi olarak yorumlanmıştır.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

 

 

 

 

 

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

koordinatlar 36 ° 48’38 “N , 29 ° 33’12” E

 

  1. Strabon: Coğrafya 13; Livius: Roma’nın Doğumu 38.37; Pliny: Naturalis Tarihi28.
  2. Ter Richter, Daniel S. & Johnson, William A .:  İkinci Sofistike Oxford El Kitabı. Oxford El Kitapları. Oxford University Press, 2017. ISBN 0190855193 . Teoksen verkkoversio .
  3. ↑ Morford Mark PO:  Roman Filozoflar: Cato From Time Sansür Marcus Aurelius’un Death, s. 128-129. Routledge, 2002. ISBN 0415188520 . (englanniksi)
  4. ↑ : Smith, Martin Ferguson  Şeyler Doğası Üzerine Lucretius’un,, s. xxi. Hackett, 2001. ISBN 1591023203 .(englanniksi)
  5. Frederiksen’in Rune: “Yunan Tiyatrosu. Polisin Kent Merkezinde Tipik Bir Bina mı? ” Teoksessa Heine Nielsen, P. (ed.):  Eski Yunan Polislerinde Daha Fazla Çalışmalar , s. 65-124. Kopenhag Polis Merkezi’nden makaleler 6. Historia Einzelschriften 162. Stuttgart: Franz Steiner Verlag, 2002.

 

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/mugla/gezilecekyer/oinoanda

http://fethiyemuzesi.gov.tr/oinoanda.asp

https://www.google.com/maps/place/Oinoanda/@36.8097558,29.5498522,3a,75y,90t/data=!3m8!1e2!3m6!1sAF1QipPP4FEGGL_FHDo1LzH4nMTbwcrLhBLe_7T8cF4e!2e10!3e12!6shttps:%2F%2Flh5.googleusercontent.com%2Fp%2FAF1QipPP4FEGGL_FHDo1LzH4nMTbwcrLhBLe_7T8cF4e%3Dw152-h86-k-no!7i4000!8i2250!4m8!1m2!2m1!1soioanda+antik+kenti!3m4!1s0x14c1068f1630ac6b:0xd7feb07b6e6ed94c!8m2!3d36.8097558!4d29.5498522?hl=tr

https://www.wikiwand.com/fi/Oinoanda

[1] Stoa: Antik Yunanistan mimarisinde bir sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galerilere verilen ad. Yönetim ve ticaret merkezleri olarak kullanılmakta olup halka açık yerlerdi.

[2] Akropolis: Akropolis – (Yunanca, Akros, yüksek; Polis, şehir demektir) – Genellikle Eski Yunan şehirlerinin kaleleri bulunan yüksek mahallelerine bu isim verilirdi. Bu kaleler, bütün şehre hâkim yüksek tepeler ve kayalıklar üzerinde kurulurdu.