22 Aralık Sarıkamış: Tarihteki Büyük Acının İzleri

22 Aralık Sarıkamış: Tarihteki Büyük Acının İzleri

 

Osmanlı, 1. Dünya Savaşı’na Neden Girdi?

Sarıkamış’ta binlerce askerin soğuktan donarak ölmesine sebep olan askeri harekatın öncelikle 1. Dünya Savaşı’nın Doğu yani o zamanki adıyla Şark Cephesi’nde gerçekleştiğini hatırlatalım. Şair Necmettin Halil Onan, Çanakkale Savaşı için yazdığı şiire “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın / Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.” diyerek başlar. Yine bir Dünya Savaşı cephesi olan Çanakkale Savaşı’nda da binlerce Osmanlı askeri şehit olmuş ve şair de bu durumun vehametini “Bir devrin batması” diye çok güzel tariflemiştir. Esasen Sarıkamış’ta tıpkı Çanakkale gibi bir devrin battığı bir başka yerdir tarihimizde. Tabi böylesine ağır kayıpların, ölümlerin, acıların yaşandığı bir savaşa Osmanlı nasıl dahil olmuştur? Buna mecbur mudur? Pozisyonunu doğru almış mıdır? Bu soruların yanıtlarını araştırdığımızda karşımıza İttihat ve Terakki yönetimi ile Sarıkamış Harekatı’nın da bizzat komutanı olan İttihat ve Terakki kurucusu Enver Paşa geliyor. Osmanlı’nın Çanakkale gibi Sarıkamış’da ve birçok başka cephede yaşadığı binlerce kaybın nedeni olan 1. Dünya Savaşı’na nasıl girildi önce ona bakalım.

Şimdi 1914 tarihinden 5 yıl geriye gidelim. Osmanlı İmparatorluğu’nun başında Padişah Abdülhamit Han vardır. Abdülhamit, daha önce ilan ettiği Meşrutiyeti kaldırmıştır. O zamanlarda etkili bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, böylelikle geri planda kalmıştır. Tarihe 31 Mart vakası olarak geçen olay ise İttihat ve Terakki’nin kurucusu Enver Paşa (Binbaşı Enver) liderliğinde Osmanlı yönetimine yapılmış bir darbedir. Bu askeri darbe ile Abdülhamit tahttan indirilmiş, 2. Meşrutiyet ilan olmuş, tahta 5. Mehmet Reşat geçirilmiş ve yeni kurulan hükümetin kontrolü de İttihat ve Terakki’ye geçmiştir.

22 Aralık Sarıkamış: Tarihteki Büyük Acının İzleri
Enver Paşa

1900’lerin başında oluşan yeni dengelere ayak uydurmak isteyen Osmanlı Hükümeti, önce İngiltere ile ittifak girişiminde bulunur. Ancak o zamana kadar yakın ilişkide olduğu Britanya, buna yanaşmaz. Ardından bu kez Fransa ile bir ittifak arayışına girilir ama oradan da sonuç çıkmaz. Devamında daha önce Abdülhamit’in de yakın ilişkiler kurmaya başladığı Almanya İmparatoru 2. Wilhelm ile yapılan görüşmeler sonuç verir ve Osmanlı yönetimi ile Almanya arasında bir gizli ittifak anlaşması imzalanır. Yani Almanya, Osmanlı’nın stratejik ortağı olmuştur. Bu esnada 1. Dünya Savaşı patlak verir ve Almanya ile Avusturya – Macaristan İmparatorlukları, İngiltere – Fransa – İtalya – Rusya ortaklığındaki İtilaf Devletleri’ne karşı, İttifak Devletleri adıyla savaşın bir tarafı olmuşlardır. Görünürde Osmanlı, tarafsızdır ve Almanya ile gizli ittifaktan da İtilaf Devletleri’nin bilgisi yoktur.

İngiltere, bu tarafsız durumdan şüphelenir ve yapım ve tamirat için kendisinde olan Osmanlı’ya ait Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına ambargo koyar ve iade etmez. Bu durum, ilişkileri gerginleştirir. Ve ardından 10 Ağustos 1914 tarihinde o bilindik olay yaşanır. Almanya’ya ait Göben ve Breslau isimli iki gemi, İngiltere, takibinden kurtulmak için Çanakkale Boğazı’ndan giriş yapar. Bu durum tarafsızlığı bozan bir durumdur ve İngiltere, Osmanlı’dan imzalanan tarafsızlık anlaşması uyarınca gemilerin karasularından çıkarılıp silahlarından arındırılmasını talep eder. Ancak gemiler zaten Enver Paşa’nın gizli izni ile içeri alınmıştır ve bu yapılmaz. Meclis kararıyla bu iki gemi, Osmanlı tarafından Almanya’dan satın alınmış olarak gösterilir. İsimleri Yavuz Sultan Selim ve Midilli olarak değiştirilir ve üstüne de Almanlarla imzalanan anlaşma gereği Osmanlı Donanma Komutanlığı’na atanan Tuğamiral Suschon komutasındaki Osmanlı donanması içine katılarak 29 Ekim tarihindeki eğitim amaçlı Karadeniz manevrasında, Sivastopol bölgesinde bugünkü Ukrayna Odesa ile Rusya Novorossisk limanlarını bombalar. Yani çok net olarak alınmış bir savaş kararı vardır ve bu şekilde Osmanlı, savaşa dahil olur. Devamında 1 Kasım tarihinde Rus ordusu, Kafkasya sınırları üzerinden taarruza geçeler ve İngilizler de Kasım’da Akabe’yi bombalayıp ve İzmir’de iki Osmanlı gemisini batırırlar. Sarıkamış faciasına giden yol, böyle hazırlanmıştır.

22 Aralık Sarıkamış: Tarihteki Büyük Acının İzleri
Yavuz ismini alan Goeben Zırhlısı

Sarıkamış Askeri Harekatı Nasıl Gerçekleşti?

1914 yılının Kasım ayında Rus orduları, Azap ve Köprüköy’e girerler.  Bu saldırıyı, o zamanki 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa savunur ve Rus ordusunu geri iter. Enver Paşa’nın planı, bu durumu sonuçlandırmak ve Rus ordusunu daha gerilere sürerek yok etmek ve Azerbaycan Bakü petrollerine ulaşmaktır. Bu şekilde ittifak halinde olduğu Alman İmparatorluğu’na sanayi desteği de sağlanacak ve bununla beraber Osmanlı’nın kaybettiği ve 93 harbi olarak geçen 1877 savaşında Ruslar’ın aldığı; Batum, Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de geri alınacaktır.

İşte bu amaçlarla hazırlanan Sarıkamış Askeri Harekatı planı, 19 Aralık 1914 tarihinde Başkomutan Vekili olan Enver Paşa tarafından kurmaylara sunuldu ve harekat başladı. Harekatın ilk 2 günü başarılı geçse de taarruz sırasında olumsuz hava koşullarını artması, işleri zorlaştırdı. Bu süreçte 3-4 Ocak 1915 tarihine kadar devam eden bir hayatta kalma mücadelesi yaşandı, Osmanlı ordusunda. Harekatın başarısız olması bir yana TSK Genelkurmay Başkanlığı’nın verilerine göre 60 bin kadar Osmanlı askeri donmanın yanı sıra dizanteri, tifo hastalıklara yakalanarak şehit oldu.  Yine aynı verilere göre Rus ordusunda da 32 bin civarında asker, hayatını kaybetti.

22 Aralık Sarıkamış: Tarihteki Büyük Acının İzleri

Biz de bir kez daha 22 Aralık 1914 tarihinde başlayan bu harekatta hayatını kaybeden Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla anarken bu acı olayla ilgili Sarıkamış doğumlu şair Ömer Ekinci Micingirt’in Sarıkamış Şehitleri şiirinin girişinden 4 kıta ile yazımızı bitirelim.

Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi
Karlara serildi Sarıkamış’ta
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta

Mehmet’im çarıksız Yemen’den geldi
Şahâdet gürledi sonsuzu deldi
Gök mavi yer beyaz kefeni aldı
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi
Yokluklar yok oldu varlık silindi
Namlular yırtıldı taşlar delindi
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta

Izdırap çilekeş dereleri kar
Dikenli tabyadan esiyor rüzgâr
Susun! Şehidimin söyleşisi var
Bâsiret kör oldu Sarıkamış’ta