Apollon – Side Antik Kenti ve Apollon Tapınağı

Tanrı Apollon (diğer bilinen adıyla Phobios), mitolojide müziğin, sanatların, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısı, kehanet yapan, bilici tanrı olarak üstüne bir takım sıfatların yüklendiği bir tanrıdır. Apollon’a yüklenen kehanet sıfatında bu yeteneğin diğer insanlara da yüklenebiliyor olmasıdır. Biseksüel olarak da nitelendirilen Apollon’un mitolojideki eşi Kassamdra’dır ve Zeus ve Leto’nun oğlu, At Tanrıçası Artemis, ikiz kız kardeşidir. Kassandra, Troya Kralı Priamos ve Hekabe’nin “güzellerin en güzeli” olduğu rivayet edilen kızıdır ve Yunan mitolojisinin bir kahramanıdır. Savaşı yaşamış ve bu esnada ağabeyi Hektor’u ve sözlerini kaydetmiştir. Troya atı’nın getireceği tehlikelerden dolayı çevresini uyarmaya çalışsa da kendini kimselere dinletememiştir. Kassandra’nın bir tutkulu bir arzusu vardır. Geleceği bilmek ve rahibe olmak! Tanrı Apollon, bu güzel kızı görür görmez arzulamış ve ona bunun için teklifte bulunmuş, Kassandra eğer kendisiyle birlikte olursa geleceği görme yeteneğini kazanacaktır. Kassandra’nın Apollon’la birlikte olmak gibi bir niyeti yoktur, bakire bir rahibe olmak hayatını devam ettirmek istemektedir. Apollon’nun teklifini kabul eder. Apollon, Kasandra’nın ağzına tükürüp geleceği görme yeteneğine sahip olunca, onun diğer şartını yerine getirmez. Yani Kassandra Apollon’u kandırmıştır. Apollon bu duruma çok sinirlenir ve Kassandra’yı lanetler. Lanet ise şöyle işlemektedir. Kassandra geleceği görebilecektir ve fakat buna kimseyi inandıramayacaktır. Hem istediğin gibi kâhin ol, insanlara sana inanmadıktan sonra, kâhinliğinin ne hükmü kalır öyle değil mi? Fakat Apollon’un lanetinin asıl önemli noktası, Kassandra asla bir rahibe olamayacak ve aksine, hayatını normal bir kadın olarak yaşayacaktır.

Peki gerçekte de böyle mi olmuştur? Kassandra, Trova Savaşı’nı ve savaşın sonucunu gördüğü halde onca çırpınışlarına rağmen kendini kimseye anlatamamış, savaşın başlamasını ve olayların izlemesini kahrolarak izlemek zorunda kalmıştır. Aias denilen bir Yunan askeri tarafından Truva Savaşı’ndan hemen sonra Athena’nın tapınağında kendisine çok kötü davranılır. Bedeni hakarete uğrar. Daha sonra da Agemannon’un savaş esiri olarak Sparta’ya götürülür. Agemennon’un kıskanç eşi Clymnestra tarafından öldürülür. Psikolojide, geleceğe dair başkalarını uyarmasına ve doğruları söylemesine rağmen kimseyi kendine inandıramama durumuna “Kassandra Kompleksi” denilmektedir.

Apollon çok yakışıklı, sarışın bir tanrı olarak betimlenmiştir. Roma İmparatorlu’ğu zamanında ismi “Apollo” olarak kayıtlara geçmiştir. Anadolu kökenli[1] olan tanrı adına, en başta Anadolu’da olmak üzere bir sürü tapınak yapılmıştır.  Örneğin sadede Lykya’da Apollon adına yapılan tapınaklar; Letoon, Patara, Oinoanda, Sura, Lykeos, Lykeios, Side, Perge ve komşu bölgelerde Pisidaia, Sagalassos gibi antik kentler sayılabilir.

Tanrı Apollon’un Lykia bölgesinde yoğun olarak görünmesi, Lykia birliği’nin Apollon’u baş tanrı olarak seçmesinden kaynaklanmaktadır. Lykia basımı bir Myra sikkesinde Apollon, uzun ve chiton ve himation giyinmiş, sağ elinde bir defne dalı tutmuş ve onu öne doğru uzatmış, sol elinde tomar halinde kutsal bir kurdeleyle gösterilmiştir. Helllenistik Çağ ile birlikte başlayan ve Roma İmparatorlu sonuna kadar devam eden Apollon kültü, ( “Ataların Tanrısı” Theos Patroos) anlamına geliyordu.

‘Birlikte içmek’ anlamına gelen sympozyum (sempozyum) antik yunanda bir içki davetiydi. Roma toplumunda “Latince: convivium’ olarak geçen “sempozyumda geçen veya sempozyumu betimleyen edebi eserler iki Sokratik Diyaloğu, Platon’un Sempozyum’u ve Ksenefon’un Sempozyum’u, Megaralı Theognis’in ağıtları ile birkaç Yunan Şiirini içermektedir.”[2]

Side’de farklı dönemlerde bulunan Apollon betimlemeli sikkeler.

“YUNAN ve Etrüsk sanatında tasvir edilen sempozyumlar benzer mizansenler göstermektedir. Sempozyumlar genellikle müzik ve şarkıyla sona ererdi ve müzik, “insan olmanın gerçeği” gibi görülüyordu. Anthony Storr, Music and the Mind (Müzik ve Akıl) adlı kitabında, “Şimdiye kadar keşfedilmiş hiçbir kültür müzikten yoksun değildi. Müzik, insanlık için çizim ve resim yapmak kadar beşeri olan temel etkinliklerden biri olarak ortaya çıkar.” Rosalind Thomas, birçok müzik gösterisinin içinde şarkıları ‘halk festivallerinde tanrılara söylenen ilahiler, Apollon onuruna söylenen şükran ezgileri, oyunlarda söylenen lirik zafer övgüleri, geçit töreni şarkıları (prosodia), kişisel methiyeler (encomia), cenaze ve evlilik töreni şarkıları (epithalamia), bakire şarkıları (parthenesia) ve ağıtlar” olarak listeler.”[3] Demek ki hangi yüzyılda olursa olsun, insanlar yaşamları içerisinde tanrılara tapındıkları gibi, onlara yükledikleri sıfatlarla da aslında yaşamları boyunca karşılaştıkları her türlü olaylara istinaden ortaya koydukları gelenekselleşmiş değerlerini bu sayede işlevsel bir hale de getiriyorlardı. Bunu kimi zaman kendilerinin tanrılara kendi öz duygularıyla yükledikleri sıfatların gereklerini yerine getirmek için yapıyorken, daha sonraları daha sonra bu sıfatlarla güçlendirdikleri tanrıların sanki kendi özellikleri de onların kudreti sayesine inanma gereklerini yerine getiriyor gibi yapıyorlardı.

 

 

 

 

 

“Roma barışı” olarak bilinen dönemde iki Apollon tapınağı inşa edilmişti ve bunlardan bir tanesi de Side Apollon Tapınağı’ydı. Parlak anlamına gelen “phoibos” kelimesiyle özdeşleştiğinden “Phoinos Apollon” da denmektedir. Akdeniz’in güneyinde bugünkü Akdeniz bölgesinde kalan ve Lykia Bölgesi olarak bildiğimiz yer de gerçekten güneşin hâkim olduğu, gün boyunca güneş ışınlarının o eşsiz pırıltılarıyla yeryüzünü şenlendirdiği cennet bir yerdir. Dolayısıyla Apollon’a atfedilen sıfatlarla oldukça çok örtüşen ve tüm Roma krallarının göğsünün hemen üstünde Apollon’u simgeleyen Apollon’un yüzü ve etrafına yayılmış güneş ışınları buradan gelmektedir. Yukarıda da dediğimiz gibi, pek çok arkeolog tarihçiler Apollon’un Yunan Ana Kıtası’na Anadolu’dan geldiğiniz ve ana yurdunun Anadolu inanışı olduğunu söylemektedirler. Yine bu tapınma ve mabet anlayışı da Mezopotamya ve Anadolu’da gelişerek tüm diğer kıtalara yayılmış bir unsudur. Akdeniz kıyı kentlerinin neredeyse tamamında bir Apollon tapınağı vardır ve birçok turist onun kehanet gücünden faydalanmak, yollarına yön bulmak isterler. Şimdi burada verdiğim tüm bilgilerin harmanında hep birlikte Side Antik Tapınağı’na gidelim. Side Antik Tapınağı deniz kenarına kurulmuştur ve bugün için paha biçilmez bir kara parçası ile doğanın tarif edilmez güzellikleri içinde yer almaktadır. Kentin kurulduğu yarımadanın güneyinde ve antik limanın doğusunda gemileri karşılayan iki tapınaktan biridir Apollon tapınağı. Kente girişlerin doğu-batı doğrultusunda Korint düzeninde inşa edilmiştir. Bu tapınaklardan biri Apollon’a adanmışken, diğeri de Athena’ya aittir. Hristiyanlığın yaygınlaşması politikası güttüğü yıllarda, halka büyük baskılar kurulmuş, pagan inancını (çok tanrılı din) bırakıp, tek bir tanrıya inanmaları istenmiştir. Atalarından bu yana birçok tanrıya inanan ve onların gölgesinde yaşamlarını sürdüren halk bir anda inancını terk etmek istememektedir ve işte bu geçiş döneminde çok büyük acılar yaşanır. Hristiyanlığın yayılması için misyonerlik yapanlar, zaman içinde emellerine ulaşsa da bunda en büyük yarayı alacak olanlar o zamana kadar tanrılar için yapılmış mabetler ve onları onurlandırmak için yaptıkları heykelleridir. İşte bu süreçte birçok heykeller yıkılmış, yıktırılmış, tahrip olmuş ya da zarar görmemesi için pagan inancına yürekten bağlı insanlar tarafından saklamak amacıyla toprağa gömülmüştür. Bazı kentlerde tapınaklar kiliseye dönüştürülürken, bazı kentlerde de Hristiyanlığı daha çok yaygın hale getirmek için kiliseler inşa edilmiştir. İşte o kiliselerin bir tanesi de MS 150 yıllarına dayanan, sikkelerde MS 4. Yüzyıllarda yer alan Apollon, Apollon Tapınağı’nın etrafına yapılan ve tapınağın ortada kalmasına neden olan Bizans Bazilikasıdır. Bazilika yapılırken Apollon Tapınağı’nın taşları sökülerek bazilikada kullanılmıştır. Roma düzeninde sütunlarla (peripretos) çevrili tapınağın büyük sütunlarının bazıları restore edilip yerlerine konulmuş, Ataların Tanrısı Panroos büyük bir inanç ve güçle halkının bağrında uzun yıllar yaşamıştır. Aynı şekilde Athena’da kentin kurucu olarak görülmüş, iki tanrı arasında ayrım yapılmamıştır. Apollonla ilgili bir takım yazıtlar bulunmuştur ve bu bilgiler bu kitabelerde yazın yazılardan günümüze aktarılabilmiştir. Sidelilerin en önemli dini bayramı, ancak bir liman kentinde gerçekleştirilebilinmektedir ve gemiler sağsağlim limana yanaştıklarında dört yılda bir yapılan bu şenlikleri sadece Pamfilyalılar katılabilmektedirler. Şenliklerde spor karşılaşmaları önemli bir yer tutmakta ve bu yarışmalarda dereceye giren sporcuyu da onurlandırmak için onların adına birbirine benzer çok sayıda yazıtlar yazılmaktaydı. Bu sporlar arasında güreşe çok önem verilmekte ve çocuklar kategorisinde de yürütülen bu sporlara birinci olanlara hem para verilmekte hem de kaidesi ile birlikte heykeller verildiği yine yazıtlar aracılığıyla günümüze gelmiş önemli bilgilerdir. Side Antik Kenti Apollon’la birlikte kentin adının da anıldığı, MÖ 4. Yüzyıldan itibaren Side sikkelerinde yer almasıyla kesinlik kazanmıştır. Bu sikkede Apollon, ayakta, ayaklarının dibinde bir karga ve önünde bir sunak ile birlikte omuzundaki şal dışında çıplak olarak betimlenmiştir. İlk tipteki sikke de ise öne uzattığı sağ elinde kısa saplı bir defne dalı, sol elinde ise yay bulunmaktadır.  İkinci tipte ise sağ elindeki sunu taşı önündeki ateş altarını tahıl veya sıvı dökerken, sol eliyle uzun saplı bir defne dalı tutmaktadır. (MS 193-211) Septimius Severus dönemindeki bir başka sikke örneğinde ise Apollon ile Athena’nın birbiriyle tokalaşıyor olarak resmedilmesi oldukça anlamlı, yorumlara açık bir resimlemedir.[4]

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* https://inandedektor.com/u/21514-side-antik-paralari-bolum-1.html

[1] Freeman, Charles, Mısır, Yunan ve Roma, Antik Akdeniz Uygarlıkları adlı eserinde Apollon’un Anadolu kökenli olduğu söylemektedir.

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Sempozyum

[3] Freeman, Charles, Mısır, Yunan ve Roma, Antik Akdeniz Uygarlıkları, çeviri,: Suat, Kemal Angı, Dost Kitapevi Yayınları, Temmuz 2013, Ankara, s 219.

[4] MERTEK, Mehmet, https://www.academia.edu/1150737/ANADOLUDA_APOLLON_K%C3%9CLT%C3%9CR%C3%9C s 146, 147, 148, 149.