Yazılı kaynaklarda Karyalılar ile birlikte söz edilen Lelegler ve hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Herodotos’a göre Lelegler ilk önce kralları Altes[1] önderliğinde Troia’nın güneyinde Satnioeis nehri kıyısında Pedasos şehrinde yaşıyorlardı.[2] Troia Savaşı’ndaki yenilgi geriye kalanların bir kısmı güneye inmiş, geçtikleri yerlerden de birçok izler bırakmışlardı, fakat bugün gelin görün ki, tarihin özellikle o dönemleri üzerine antik kentlerde yapılması gereken arayışlar, bu izlerin yeteri kadar ortaya çıkmasını mümkün kılmadığı gibi, son yıllarda her geçen gün sit alanları üstündeki yapılaşmalar da bunların pek çoğu henüz gün yüzüne çıkamadan yok olup gitmesine neden oldu. Hal böyle olunca, özellikle yabancı bilim adamlarının bazı alanlarda küçük delillerle yaptıkları saptamalar zaman içerisinde doğru kabul edildiğinden, belki de bugün zihnimizde oluşturulan pek çok yanlış algıyı yok edecek yeni buluşlara ulaşamadık/ulaşamıyoruz.

Lelegler jalikarnossos’da Sekiz Kent Kurdular

Truvalıların savaş sonrası Halikarnassos çevresinde yerleştiği[3] söylemektedir. Strabon, Lelegler’in Halikarnoslulara ait topraklara iç kısmında, sekiz kent kurduklarını, bunların; Syangale, Myndos, Termera, Side, Madnasa, Pedasa, Ouranion ve Telmissos kentleri[4] olduğunu söylemektedir. Hellenlerce Leleges (Lelegler, Lelexler, ya da Leleg’in /Lelex’in halkı) olarak Karialılar ise “Kar” anılan toplumun yanı sıra, bölgede yaşayan bir halk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazılı tarihe geçildiğinden bu yana Anadolu’daki pek çok antik kent neredeyse kurucularıyla birlikte Yunan ya da Romalılara bağlanmaya çalışmaktadır. Bu konuda üretilen yüzlerce doküman ve aynı yanlığın üstüne temellenen terminoloji ne yazık ki bilim dünyasında kabul görmüştür. Oysa ki henüz Anadolu’da olanlar ve tüm bu yanlış yamaları, yakıştırmaların yerini gerçeğiyle değiştirmek için çalışacak olanlar bizlerken…

Bizler de ne yazık ki daha önce bu alanda yazılmış ve ortaya atılmış savlara sadık kalarak yeni buluntuları yorumlarken, aslında bir yalan tekrarı kanıtlamanın ötesine gidemiyoruz. Anadolu’da Lelegler deyince burası Muğla’nın Bodrum ilçesinin tepelerindeki bölgedir. Ve bu kentlerin her biri ıssız ve uzak ören yerleri olsa da konum olarak güvenli olduğu kadar çok uzakları, adaları, kıyıları rahatlıkla gözetleyebilecek stratejik bir özelliğe de sahiptir.

Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Ortaya Koyduğu Eserler

Halikarnas Balıkçısı olarak bildiğimiz Cevat Şakir Kabaağaçlı bu konuda ortaya koyduğu eserlerle tarihi gerçekler üzerine çok değerli araştırma ve çalışmalar yapmıştır. Fakat ondan sonrasında onun gibi emek veren ve tarihi kentler, kimlikler üstüne yazan ikinci bir isim karşımıza çıkmamıştır. Örneğin, Bodrum’un tepelerinde yer alan Pedasa Antik Kenti Leleglerin başkentidir ve “Pedasa” Hititçe “keçiyolu, patika” anlamına gelmektedir. Lelegler evlerini ulaşımı oldukça zor yerlere yapmaları, evlerindeki duvarlarda ise harç kullanmamaları onların bu konuda ustalıklarını da ortaya koymuştur.

Arkeolojik yönden üstünde çok durulması ve Leleglerin izlerini sadece Muğda topraklarında değil, Akdeniz’de bugün pek çok dağların arasında yerleşim yerleri olan, pek çoğu üstünde araştırma dahi yapılmamış, yerleri dahi bilinmeyen antik kentler üzerinde mutlaka yapılmalıdır. Nitekim Strabon Leleglerin Karya topraklarında Side adında bir kent kurmuşlardır. Aynı adla Likya sınırları içerisinde de bir antik kenti olması acaba bu isim birliği üstünden tarihi açıdan ortak bir bağ olduğu gerçeği üzerinde durmamız gerektiğini bizlere düşündürebilir mi? Yanı Likya kentleri içerisinde de başka kentler kurmuş olabilirler mi?

Özellikle tarihi kentler üstünde yorum yapmak için onların inşaat teknikleri de kent kurucuları hakkında oldukça belirleyici bir veridir. Akdeniz’de harçsız yapılmış yüzlerce tarihi kalıntı da bulunmaktadır ve bunların Leleg yapılarıyla karşılaştırılması belki de bizlere hangi karanlıkları aydınlatmamıza neden olacaktır?

Troya kralı Priamon’un oğlu Hektor’un kardeşi Lykaon; ‘anam beni kısacık zaman içinde doğurdu, O savaş sever Leleg’ lerin kralı, Altes’in kızıdır’ der. (annesi Laothoe).

Likyalılar Kadar özgürlüğüne Düşkün Lelegler

Likyalılar gibi aynı karakteristik özelliği taşıyan ve özgürlüklerine onlar kadar düşkün olan Lelegler o zaman kadar savaşlarda elle tutulmayan, boyundan geçirilerek sol omuzda tutulan kalkanlara onlar tutulacak yer yapmışlar ilk savaş başlığına sorguç konulma modasını onlar yaratmışlar ve kalkanlarının üstüne işaretler kazımak da onların işi olmuştur.

 Leleglerin Pisidialılar gibi gezgin bir topluluk olduğunu söyleyen Strabon onların korsanlık yaparak hayatlarını idame ettirdiklerinin yanı sıra Leleglerin Girit’in Kreta kentinden göç ettiklerini yazması da aslında bugün dahi Girit ve bir türlü bunların aslında bir Anadolu halkı olduğunu bir türlü söylemek istemeyen tarihçilerin, bölgede anlatılan Minos efsanesidir. Bu efsaneden yola çıkarak, Minos Uygarlığı’nın yaratılması dahi, Girit’deki var olan medeniyetin kökleriyle olan bağının kopartılması ve adres saptırması kaygılarından başka bir şey değildir.

Leleglerin en önemli kentlerinden biri olan Pedasos Antik Kenti’nin yarı tanrı olarak bilinen Aşil, yani Akhilleus’un Trova Savaşı’ndan sonra talan edildiğini yazmasının yanı sıra Efes Antik Kenti’nin hem Karialılar hem de Lelegler tarafından iskân edildiği bilinmektedir. Ayrıca Leleglerin Trovalılar içinde en önemli kabilelerden olduğu bilgileri ise yine tarihi verilerle bugün üstüne başka bilgiler koyarak aydınlatmamız gereken konulara muhtaç bırakmıştır.

Lelegler Kimdir Amazonlar Kimdir?

Bodrum içerisinde kalan Madrasa Antik Kenti, Leleglerin yine çok önemli kıyı kentlerinden biridir. Onlara ait kalıntılar ne yazık ki bugün hak ettiği gibi korunamamaktadır. Leleglerden daha önce Anadolu topraklarında anlatılan Amazonların, yani savaşçı kadınlar Efes Antik Kenti’nin kurucularıydılar.

Leleglerin, Efes’in gerçek sakinleri olduğu gerçeğinden hareketler, Leleglerle ile Amazonların arasında bir bağ mı olduğu yoksa ikisinin aynı kapıya mı çıktığı belgelerle ortaya konulmalıdır. Leleglerle ilgili duvar kabartmalarında Amazon kadınlarla savaşıyor haldeki betimlemelerin yapılması; hikayenin günümüzde tamamlanamamış olması; bugün bu sır perdesini aralayacak olan tarihçilere ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu ortaya koymaktadır.

Çift Keserli Balta

Lelegler hakkında bugüne kadar yapılan en kapsamlı yüzey araştırması, ünlü Alman arkeolog Dr. Wolfgang Radt’a ait. Uzun yıllardan beri Bergama kazısı başkanlığını yapan Dr. Radt, 1960’lı yıllarda Bodrum Yarımadasının Lelegler’e ait önemli bir bölümünü mimari açıdan araştırmış, doktora tezi kapsamında yaptığı çalışmasını da daha sonra Leleg mimarisiyle yapılmış en kapsamlı araştırma olarak yayımlamıştır.

Özgün Leleg Yapıları Yuvarlak Bir Mimariye Sahipti

Özgün Leleg yapılarının yuvarlak ve çok amaçlı yapılar olduğunu söyleyen Dr. Radt, iç içe iki surdan oluşan, birbirine geçmiş bu yapılar arasında 20 m olanların da olduğu, belli bir noktadan birbirleriyle içteki bir noktadan üstlerinin kapatıldığını ve burada çobanların yaşadığı ortadaki geniş avluda hayvanların yaşadığını yazar. Bu yapıların üstü kapalı olup olmadığı bilinmemektedir. Tahminen belli bir yükseklikten sonra üstünün ağaçlarla örtülü olduğu sanılmaktadır. Bu varsayımla bu mekanın hayvanların hem korsanlardan hem de yabani hayvanlardan korunduğu öne sürülmektedir…

Zaman içerisinde bölgenin Helenleşmesi ve MÖ 8-7. Yüzyıllardan başlayarak Roma döneminin de etkileriyle bu klasik mimari anlayışlarında bir takım değişiklikler gözlemlendiği, bu yapılara köşeli ilaveler, kulemsi eklemelerin yapıldığı ve Roma döneminde Leleklerin karakteristik mimarisinin özelliğini yitirdiğini söylemiştir.

Pedasa Antik Kenti’nin MÖ 2000 yılından, MS 1300 yılına kadar iskan gördüğünü kanıtlamıştır. Pedasa Akropolü, mezar alanları, tarım terasları, çiftlik evleri savunma duvarları ile bir Leleg Kenti’nin bütün özelliklerini gösterir. http://bodrumrehberin.com/Pedasa.html

MÖ 1500 – MS 400 yılları arasında yaşayan Lelekler’in, 1900 yıl boyunca kültürel olarak da ürettikleri gibi popülasyonları da hesaba katılmalıdır. Bu durumda mutlaka kendilerine kurdukları başka kentlerde vardı! Bunlar araştırılmalıdır. Böyle bir araştırmanın şimdiye kadar yapılmaması ve tarih kitaplarında onlardan çok kısıtlı bahsedilmesinde sizce de bir yanlışlık yok mudur? Ayrıca tüm bu antik kentleri en eski Anadolu halklarından olan Leleklerin kurduğu konusunda tarihi belgeler de varken…

Sanıyorum araştırılması, aydınlatılması ve üstünde konuşulması gereken nice gerçekler gün yüzüne çıkartılmalı ve tarihçilerimiz bunun için mücadele vermelidirler… Yoksa bunlar gün yüzüne çıkartılmadan bir tarihten bahsetmek ya da onu birilerine mal etmek asla bilimle örtüşmeyecektir.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı


[1] * Homeros İlyada, X, 428, 429

Homeros, İlyada, XXI,86: “Altes, kralıdır savaş sever Leleglerin, Satnionies kıyısında yalçın Pedasos’un tutardı elinde.”

[2] Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası, İstanbul, 1993,  XIII.I, 49.

[3] George, E, Bean, Eski Çağda Menderes’in Ötesi, İstanbul, 2000.

* George, E, Bean, Eski Çağ’da Ege Bölgesi,

[4] Syrabon, Antik Anadolu Coğrafyası, İstanbul, 1993, XIII. I, 59. / George, E, Bean, “Eski Çağda Menderes’in Ötesi, İstanbul, 3.

%d blogcu bunu beğendi: