Myra’nın Andreake Limanı ve Likya’da Ticaret

Likya antik kentlerinin hangisini yazacak olsam, hemen hemen en çok karşıma çıkan dönemin en güçlü kapitalisti Rhadiapolisli Opramoas’tır.

Antinius Pius döneminde yaşayan Opramoas (MS 138-161), Likya’nın en zengin adamı ve en ünlü hayırseveridir. Opramoas, Likya Birliği için üstlendiği en önemli görevlerden bir tanesi de arkhiphylakia adı verilen, limanlara gelen gemilerin yapmış oldukları ticaretten dolayı onlardan alınan vergileri toplama görevidir. Myra Antik Kenti’nin kullandığı Andriake Limanı’nda bulunan bazı yazıtlar üzerin; Engelmann, Schawarz ve Wörrle, birtakım savlar geliştirmişler ve Likyalıların limanlardaki vergileri toplama yöntemleri üzerine pek çok görüş ortaya atmışlardır.  Bu savlar elbette halen tarihi tamamen aydınlatmaya muhtaç olsa da, Likya Birliğinin hem kıyı limanları ile yapılan ticaretin yanı sıra, sıra dağlarla çevrili Likya’nın aynı zamanda kara yolu ticaretini de unutmamak gerekir. Ne yapmışlardı Likyalılar? Sadece deniz yoluyla değil, kara yoluyla olan ticaret yolunu da belirtmek için Stadiasmus Patarensis adını verdikleri görkemli anıtı Likya’nın başkenti olan Patara’ya dikmişlerdir. Stadiasmus Patarensiz Anıtı’nın üstünde Likya kentlerinin yol güzergâhlarına ait önemli verilerin bulunduğunu da unutmamak gerekir.

Likyalılarda Ticaret

Likyalılar ticaret gemilerinin tüm emtea üzerinden gümrüklerinin ne şekilde alınacağını, satılamayan mallar ya da haciz durumlarına kadar daha pek çok hukuksal ayrıntılarını düşünmüş, bunun muhasebesini yapmış ve böylesine önemli ticari kayıtları taşlara yazıp sanki bugünlere mektup bırakırcasına, tüm yüzyılların en sağlam ürünü olan taşın üstüne yazmışlardı. Bugün dahi teknoloji ilerlemiş olmasına rağmen, dijital ortamlara taşıdığımız hiçbir veriyi, bugünden bakınca “ilkel” olarak yorumladığımız o insanların bugüne ulaştırma teknolojisinin sağlamlığı karşısına hiçbir ürün koyamayız. Evet, bugün onlar gibi tarihe mal olabilecek kayıtları taşların üstüne yazıp binlerce yıl sonrasına ulaşmasını sağlayamayız, fakat bugünün bilgisini de başka hiçbir sağlam veriyle kaybolmadan yüzyıllara taşıyabilmek oldukça zor olacak.

Myra Antik Kenti Hakkında Yer Alan Yazıtlar Kaunos Antik Kenti’nden Çıktı

Andreake Limanı Myra’nın Gözbebeği… Resimde gördüğünüz yapılar. Yiyecek ve eşya koydukları ambarlar.

Myra Antik Kenti’ne ait araştırmalarda dikkatim çeken çok önemli ayrıntılardan bir tanesi de Kaunos Antik Kenti’ne at yapılan kazılarda bulunan bazı yazıtlarda gümrükle ilgili bir yazı beklerken karşılarına bir çeşmeye ait bir yazıt çıkmış, bunda da çeşme binasının binasının yakınında bulunan yuvarlık biçimli altarın açıklamasında gümrükçülerin adına bağış ödenmesini talep ettikleri Aprodite Tağınağı’dır. Hal böyle olunca, bundan 2000-3000 yılları öncesine dayalı tarihlerde insanların inançlarına verdikleri bağlılığı ve din adıma ticaret erbaplarından alınan verginin yanında bir de inançları için aldıkları bağışlarının kökenlerinin paganizmden bu yana insanların bir geleneği olduğunu söylemek de doğru olacaktır.[1]

Antik Kentlerin hepsinin en önemli özelliklerinden bir tanesi, tüm kenti içine alacak şekilde sağlam ve kolay kolay zorlamalarla yıkılamayacak güçte bir mimariyle surların yapılması, kentlerin bulundukları konuma göre giriş çıkış kapılarının yapılması – çoğu zaman kentlere tek bir kapıdan giriş-çıkış yapılır-, ve güzergâhlara göre kent içinden geçen tüccarların kontrollerinin kargaşaya gerek kalmadan güzergahlarının belli olmasıdır. Kentlerdeki bu kapıların, örneğin limandan kente giren bir ürünün, deniz yoluyla geldikten sonra, ürünün daha iç kesimlerdeki kentlere ulaşmak içinki serüveni de tüm bu gümrük ve vergi meselesinden sonra, ticareti böylesine hassas ölçeklerde tartan, vergilendiren, yeri geldiğinde cezalandırıp haciz koyan bir sistemin, ulaşım konusunda yarattığı kolaylıklar, düzen, tertip de insanı hakikaten hayretlere düşüren başka üstünde durulması gereken bir konudur. Özellikle Kaunos Antik Kenti’nde yapılan bu ticaretle ilgili kuralları belirlemek amacıyla dikilen anıtın üstünde yer alan yazıtlar, antik dünyada ticaretin boyutlarını, hesap kitaptaki hassasiyeti ve yaptırımları bugünlere kadar gelmesini sağlamakla birlikte, ülkemizde insanlık tarihi adına nice değerli kentlerin tüm bu gerçekleri neredeyse haykırırcasına varlıkları sürdürürlerken bu bilgilerden pek çok insanın haberinin dahi olmaması da bilim, bilgi ve tarih adına büyük bir eksikliktir.

Likya’nın Ünlü Zenginleri Opramoas, Oinoandalı Lykiarkhes, Kyaneaili Ison Myra’yı Yeniden Ayağa Kaldırdılar

Likya Kentlerinin politik ve ekonomik olarak desteklemek için Likya’nın ünlü zenginleri hangi kentin kendilerine ihtiyacı varsa, bunu esirgememişlerdir. İşte onlardan biri de daha önceki yazılarımda da sıkça değindiğim ve yazımın başında da belirttiğim Opramoas’tır. Opramoas en büyük yardımlarından birini de Myra’ya yapmıştır. İS 142’de büyük bir deprem olmuş ve bu depremdeki yıkımların yeniden onarımı için 100.000 dinar, tiyatro yapımı, Eleuthara tapınağı ve exedra için – yine önemli bir meblağ, fakat bu bilgiler tahrip olmuştur-, diğer işler için 56.000 denar, yağ için 12.000, altın kaplı Tykhopolis heykelinin onarımı için 10.000 dinar bağışlamıştır.[2]

Kentin en ünlü siması Opramoas’tır. Antonius Pius döneminde (İ.S. 138-161) yaşamış olan bu kişi Likya’nın en zengin adamı ve en ünlü hayırseveri (Euergetes) dir. Opramoas, Apollonios II’nin oğludur. Annesi Aristokila adıyla da bilinen Aglais, Korydallalı’dır. Hermaios ve Apollonios III adlarında iki erkek kardeşi vardır.

Opramoas’ın Lykia Birliği’nde üstlendiği ilk görev arkhiphylakia olmuştur. Erken dönemdeki hizmetlerinin ardından 4 kez onurlandırılmıştır. İ.S. 114 ile 131 yılları arasına denk gelen onurlandırmalarda Opramoas, bronz heykel, altın kaplama ikon ve altın çelenk almıştır.131-132 yıllarında cömertliğini kanıtlayan Opramoas’ın Lykia Birliği tarafından yıllık onurlarla onurlandırılmasına karar verilmiştir. 136 yılındaki İmparator Kültü Başrahipliği ve Lykia Birliği yazmanlığı ile birlikte Lykiarkhos olmuş ve bundan sonra 132-152 yılları arasında 20 kez daha onurlandırılmıştır.

Yardım Konusunda Opramoas En Büyük Rekoru Kıran Hayırsever

Opramoas’ın neredeyse tüm Likya’da yardım etmediği kent yok gibidir. Özellikle 141 depreminden sonra yıkılan pek çok yapı Opramoas tarafından onarılmıştır. 3000 denardan 100.000 denara kadar değişen miktarlarda yardım etmiştir. En büyük yardımı 100.000 denarla Myra ve 60.000 denarla Tlos almıştır.

Ülkemizin önemli arkeologlarından Nevzat Çelik, Myra’daki kazılar evresinde kaleme aldığı kentle ilgili makalesinde daha sonra şu bilgilere yer vermiştir; “Oinoandalı Lykiarkhes Licinnius Longus 40.000 dinar, Kyaneailı zengin Iason ise kızı Lykia ile birlikte Myra’da stoa yapımı için 10.000 dinar, kayınpederi Polykharmos ile birlikte Myra tiyatrosu için 10.000 dinar yardım yapmıştır. Kent henüz kazılmadığı için Myralı zenginlerin neler yaptırdığını bilmiyoruz. Bunlar, sadece, diğer kentlerde bulunmuş yazıtlar aracılığıyla bildiğimiz Likya kentlerinden Myra’ya gelen yardımlardır. Bu bilgiler kente yapılan yardımları anlatmakla beraber asıl, alüyonlar altında kalan gizli yapılardan hiç olmazsa bazılarının varlığını haber verdikleri için çok önemlidir: “Artemis Eleuthera Tapınağı”, “Tykho-polis Heykeli”, “Gymnasion”, “Exedra”,“Lykia Stoa’sı”. Burada anılan “stoa”nın adını şimdiden ve de henüz bulmadan “Likya Stoası” olarak vermemiz arkeolojik bir keyiftir. Çünkü stoa’yı kızı adına yaptıran Iason, bu yapıya kızının adını vermiş olmalıdır. Ayrıca antik kaynaklar, İ.S. 6. yy’da “Hagios Eirene Katedrali”, “Piskoposluk Sarayı”,“Dioskori Meydanı”, “Leo Mahallesi”, “AzizKallinike Kilisesi”, Myralı Martyr Aziz“Kreskens Kilisesi” ve Myralı Martyr Aziz“Dioskorides Kilisesi”nin varlığını bildirmektedir.

Andreake Limanı

Bizans Dönemi kenti Roma altyapısına oturmuş olacağından, özellikle caddeler, meydanlar gibi kullanımı devam etmek zorunda olan alanlar ve yapılar varlıklarını sürdürmüş olmalıdır.”[3] 

MS 18’de Tiberius’un evlatlığı olan Germanicus ve karısı Agrippina Myra’yı ziyaret etmiş, Myra’nın limanı olan Andriake’de onların heykellerini dikip, kendilerine olan saygınlığı göstermişti. MS 60’da Roma’ya yargılanmak üzere giden St. Paul, Myra’da gemi değiştirmişti. Eski kaynaklar Myra ile Limyra arasında gemi seferberliğinin yapıldığını kaydetmektedir.

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* https://www.academia.edu/2486776


[1] C. Işık, Liman Agorası, Çeşme Binası, (Das Brunnenhaous an der Hafenagora), Ankara 1994, 191d.

[2] Nevzat, Çelik, Myra ve Limanı Andriake: Kazıları Başlarken Ön-Düşünceler: Arkeoloji ve Sanat Dergisi 134, Nisan-Mayıs 2010, 53-82.

[3] A.g.e.

%d blogcu bunu beğendi: