Yaban İpeği Asırlardır Orta Asya’da Üretilip İşlenen Önemli Bir Tekstil Maddesiydi (Bölüm I)

Yakın zamanda izlediğim bir belgeselle, Doç. Dr. Zahide İmer’in “Miladi Dönem Öncesi Asya’da İpek” başlıklı çalışmalarında ipek hakkında öğrendiklerim bu konu hakkında bir yazı yazmam gerektiğini ve siz değerli okurlarımı bu konuda bilgilendirirken, ipek hakkında araştırmalar yapmak isteyenleri de, kültürümüzün ve dünya tarihimizin içinde ipeğin yerini anlatma ihtiyacını doğurdu. Dolayısıyla bu yazının insanlık tarihi bakımından çok aydınlatıcı olacağına inanıyorum…

Özellikle antik dönemlere ait heykelleri incelediyseniz sizin de dikkatinizi çekmiştir, özellikle kral, kraliçe, prenses ya da o dönemlerde topraklarını yöneten devlet adamları, eşleri ve maddi olarak durumu iyi olanların üstlerinde oldukça ince kumaştan yapılmış bir elbise vardır. Hem de o dönemlerde ipek sadece belli bir kesimin tercih ettiği bir kumaş türüdür ve hem karadan hem de denizden yapılan ticarete asırlardır yön veren maddelerden biri de ipek olmuştur. Üç kıtada da hem ticareti hem yeni keşifleri hem de halkların birbirlerini, coğrafyalarını, kültürlerini, dillerini, inançlarını kısacası farklılıkları tanıyıp siyasi ilişkilerin de gelişmesini sağlayan ticaret yolu ilk defa M.Ö 3000 yıllarında tarçın, kakule, zencefil ve zerdeçal satışına dayanan baharat ticaretiyle birlikte Çin topraklarında başlamıştır.

Baharat Ticareti ve Baharat Yolu

Başlatılan bu ticaret baharat üzerine olduğu için buna baharat ticareti denilmiş, güzergâhı genişledikçe ulaştığı güzergâh “Baharat Yolu” olarak anılagelmiştir. Bu ticaret daha sonra Arapların eline geçerek geliştirilmiştir. Buna eklenen ipek, kumaş, çanak-çömlek, vb pek çok süs ve ev eşyaları, kuruyemiş vb. eklenip geliştikçe hem karadan hem de denizden yürütülen bu ticarete en ağırlık kazanan kumaş adını vermiştir; bu sefer daha genişlemiş haliyle ticaretin yürütüldüğü bu yol “İpek Yolu” adını almıştır.

İpeği Çinlilerin Bulduğu Doğru Değildir!

Yalnız burada sizleri aydınlatmam gereken en önemli bilgi, yüzyıllardır ipeğin Çinliler tarafından bulunduğu üzerine çok da iyi araştırılmadan ve fakat evrensel bir bilgi olarak yayılan bir bilgiyi düzeltme ihtiyacı duyuyorum. Doç. Dr. Zahide İmer, “Miladi Dönem Öncesi Asya’da İpek” adlı tezinde bakınız bu konuda bizleri nasıl aydınlatarak, bu bilgiyi çürütmüş; “Çin’in bu kaynaklarını araştıran ve fevkalade önemli bulgular elde ettiğini ifade eden Prof. Arth. Rosthorn, Çinlilerin efsane kralı Kaiser Fohi ile kraliçe Shin-nong isimlerinin efsane kitap Schu-king’de yer almadığını, hatta ipek medeniyetini kurduğu sanılan efsane kraliçe Si-lung ve onun eşi Huang-ti’nin de bu kitapta isimlerinin geçmediğini ifade etmiş, “belki daha ileriki zamanlarda yaşamış olabilirler”, demiştir.

Aynı kitabın İmparator Yü ile ilgili bölümünde ise, ipek medeniyeti ve onun üretimi ve ürünü hakkında bilgilerin sıkça yer aldığı söylenir. Öyle ki ipekten üretilmiş birçok eşyanın olduğu ve hatta bu yüzden yerli halktan vergi toplandığı dahi bu söylenen kısımda yer almıştır. Anlaşılan o ki, ipeğin üretimi Çinlilerin göçünden yani yerleşiminden çok önce biliniyor ve üretiliyordu.[1] Çinliler ipeği tamamen kendilerine mal etmek için yazılı tarihin önem kazandığı tahribi 200 yıldır kendilerine mal ettikleri ipek hakkında birçok kitaplar yazdırmışlar ve bu bilgilerin dünyaya yayılmasını sağlayan bir politika gütmüşlerdir. Fakat Doç. Dr. Zahide İmer’in ipek üzerine yaptığı bu değerli araştırmada bunun böyle olmadığını, dünya tarihine Çin ipeği olarak geçen ipeği ilk ortaya çıkaran ve yaygınlaştıranların Çinliler olmadığını, ipeğin varlığının Çinlilerin ipek hakkında yarattıkları hikâyelerde çok daha öncesine dayandığı ortaya çıkarmıştır.

Doç. Dr. Zahide İmer’in İpek Hakkındaki Araştırmaları Çok Değerlidir

Doç. Dr. Zahide İmer tezinde; “Elimizde, milattan önceki zamanlara ait ipek böceği yetiştiriciliği ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Kimi arkeolojik buluntular M.Ö. 4000, 3000’leri gösterirken, kimileri de M.Ö. 800, 700’leri işaret etmektedir. Orta Asya’daki ipek tarihine baktığımızda, yaban ipeğinden üretilmiş ipek parçalarının çok daha eskilere dayandığı, hakiki Çin ipeğinden üretilmiş olanların yakın tarihe ait örnekler olduğu anlaşılmaktadır. Hele Çinlilerin tarih içinde gelişimini de dikkate alırsak, ipek tarihini belki, Çinlilerden önce veya Çinlilerden sonra diye iki zaman sürecine ayırmamız gerekecektir. Çünkü, araştırma bulgularına göre, Çinlilerin Orta Asya’ya yayılmadan önceki zamanlarda, Orta Asya’da yaban ipeği bin yıllar önce vardı ve işleniyordu. Bu yüzden M.Ö. 3000’lerde Çinlilerin ipeği bulmaları mümkün olamayacağı gibi, araştırma bulgularına göre, Çinlilerin Orta Asya’ya yayılmadan önceki zamanlarda, Orta Asya’da yaban ipeği bin yıllar önce vardı ve işleniyordu. M.Ö. 3000’lerde Çinliler’in ipeği bulmaları mümkün görünmüyordu.” Çinlilerin muhtemelen daha önce bilinen, yaban ipeğinin işlemesi ile ilgili bilgileri temel alıp, hakiki ipeğin üretimini bu bilgilere göre geliştirmiş olabilecekleri düşünülebilir.”; diyerek ipeğin tarihçesi hakkında çok önemli bilgiler vermekle kalmamış, aynı zamanda ipeğin Orta Asya’da çok daha eski tarihlerde bilindiğini kanıtlamıştır. Çinliler gerçekten de uyanık bir millet, çok sonraları dut yaprağı ile ipek böceği denemeleri ya da böyle bir tesadüfi gelişim sonucunda “Bombyx mandarina” adı verilen üretimini kültive ederek geliştirmiş olabilirler. Bu bilginin dahi gerçekten tamamen Çinlilere ait olup olmadığı şüphelidir. Çünkü Çin hiçbir şekilde tarihi kaynaklarını kimseye açmamakla birlikte, tarşhi kendi lehlerine çevirmek için de pek çoğunu tahrip etmişlerdir. Bu da Çinlileri etiklik konusunda sınıfta bırakıyor.

İpek Çinlilerden Daha Önce Biliniyordu

Bilim adamları Çinlilerden çok daha önce Orta Asya’da yaban ipeğinin varlığının bilindiğine ve Çinlilerin bahsi geçen dut ağacından üretilen ipek için belki kendilerini yoğunlaştırıp bunun sarımıyla ilgili teknik olarak bir gelişim gösterebileceklerine dikkat çekiyor. Gerçek böyle dahi olsa Çinliler amacına ulaştı! Çinli kral ve kraliçe isimlerini kullanarak, sanki bu kişiler ipeğin üretildiği zamanlarda yaşamışlar gibi, onlardan efsane kahramanlar üreterek hikayelerini tarihe geçirmeyi başardılar!…

Eserde yine çok önemli konulardan bir tanesi de İpeği çile haline dönüştürme işleminin de Çinlilere mal edilmiş olmasıdır. Oysa  “ipek kültürünün Çin tarihinden çok daha eski dönemlere dayandığı, hatta çile yapmanın M.Ö. 3000’lerden de önce olduğu bilindiğine göre[2] bunun da efsane kral Huang tie ve karısı Su-ling tarafından yapılmış olması imkansız görül”[3]müş, ve bu bilgi de bilim adamları tarafından çürütülmüştür.

Sizlere bu tezdeki şu pasajı da paylaşmadan geçemeyeceğim. “Çinliler ipekle ilgili birçok efsane yazmış, konuyla ilgili araştırma yapanlar da genelde bu efsaneleri örnek vermişlerdir. Efsane kitaplardan en çok Çinlilerin kaynak kitabı olan Schu-king’in adı geçer. Bu kaynağa göre; ipekten elbiselerin dokunmasına M.Ö. 2255, ipek boyacılığına da M.Ö. 2200 yıllarında, küçük bir şehir olan Shantung’da başlanmış ve bu şehir, ipek endüstrisinin vatanı olmuş. Aynı kitapta ipek üretiminin ve ipeğin makaraya sarım işleminin ilk kez M.Ö. 2698 yılında kral Huang-ti’nin karısı kraliçe Si-lung tarafından yapıldığı anlatılır.”[4]

“Çin’in bu kaynaklarını araştıran ve fevkalade önemli bulgular elde ettiğini ifade eden Prof. Arth. Rosthorn, Çinlilerin efsane kralı Kaiser Fohi ile kraliçe Shin-nong isimlerinin efsane kitap Schu-king’de yer almadığını söylüyor. Hatta ipek medeniyetini kurduğu sanılan efsane kraliçe Si-lung ve onun eşi Huang-ti’nin de bu kitapta isimlerinin geçmediğini ifade etmiş; “belki daha ileriki zamanlarda yaşamış olabilirler”, demiştir. Aynı kitabın İmparator Yü ile ilgili bölümünde ise, ipek medeniyeti ve onun üretimi, ürünü hakkında bilgilerin sıkça yer aldığı söylenir. Öyle ki ipekten üretilmiş birçok eşyanın olduğu ve hatta bu yüzden yerli halktan vergi toplandığı dahi bu söylenen kısımda yer almıştır. Anlaşılan o ki, ipeğin üretimi Çinlilerin göçünden yani yerleşiminden çok önce biliniyor ve üretiliyordu.”[5]

Yukarıda alıntı yaptığım bilimsel çalışmada da görüldüğü üzere tarihi belgeler gerçekleri ortaya koyduğu gibi, sanıyorum yüzyılımız ve bundan sonrasında şimdiye kadar doğudan batıdan üretilmiş pek çok tarihi yalanın önce beyinlerimize bilgi olarak kazınması, fakat gerçekler gün yüzüne çıktıkça da bunları beynimizden çıkartıp gerçek olmayan hikâyeleri unutmak için oldukça önemli bir çaba harcayacak olmamız gerçeğini de ortaya koymaktadır. Bildiğimiz ve bilgi sahibi olduğumuzu sandığımız her şeyin aslında kurgulanmış büyük bir yalandan ibaret olduğuyla yüzleşmek gerçekten insanlık adına çok acı verici.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı


[1] (Rebel 1927: 48).

[2] Feddersen 1957: 218.

[3][3] Doç Dr. Zahide İmer, G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar. Eğitimi-Resim Anabilim Dalı / ANKARA, © Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı, <“Miladi Dönem Öncesi Asya’da İpek”>, https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-file/3483, 20.09.2020, 23:43.

[4] (Rebel 1927: 49) (Douglas 1882: 145).

[5] (Rebel 1927: 48).