2020 Yılı “Patara Yılı” İlan Edildi

Patara Antik Kenti, Antalya’nın kaş İlçesi Xanthos Vadisi’nin güney batı ucunda bugünkü Ovagelemiş Köyü’ndedir. Hititçe’de “Patar”, Likya dilinde “Pttara” olarak anılan kentin; MÖ 8. Yüzyılda kadar var olduğunun izlerine, yapılan kazılar sonucunda elde edilen somut veriler ışığında kanıtlanmıştır.

İskender’in kuşattığı kentlerden olan Patara, Roma dönemli Likya ve Pamfilya eyaletlerinin başkentliğini de yapmış önemli bir kenttir.[1]

Patara Antik Kenti anlatmakla değerlerle bezenmiş bir antik kentimizdir. Şehrin her bir yapısı, taşı ve kazılar sayesinde ulaşılan eserler tek başına bile; Türkiye’nin dünyaya açılan kapısıdır. Bu antik kent, aklınıza gelebilecek her türlü meslek grubunun, kendi alanı üstünde çalışmalar yapabileceği enteresan veriler ve bugün için de çok değerli fikirleri bünyesinde barındırmaktadır.

Her yazımda altını dile getirdiğim gibi burada yine tekrarlıyorum. Bizlere sadece savaşlarla ve savaşların ve galibiyetlerin belirlediği sınırlarla çevrilmiş coğrafyalarla anlatılan tarihin yanı sıra; sanatsal eserler, kültürel değerler, toplumların yaşamsal maddi-manevi her türlü kaynakları; coğrafyanın ve doğanın insanlara sundukları ve tabii ki de eğitim seviyesi, inançlar ve mitoloji. İşte bunlar da olmadan savaşlarla ve o savaşları yöneten komutanlarla anlatılan tarih, sanki bir kulaktan girip diğerinden çıkarken; tarih bilimi yeni nesil için oldukça sıkıcı, meraksız ve heyecan barındırmayan bir alan olup çıkıyor.

Likyalıların şehirleri; anaerkil toplum yapısına sahip bir toplum olarak gelenekleri, destanlaşan özgürlüklerine düşkünlüklerini ve kurdukları şehirlerde de kendisini yansıtmaktadır. Bu özel antik kente ait bilgilerin daha çok akılda kalması için Patara’nın her özelliğini maddelerle anlatarak kentin tüm değerlerini sizlerle paylaşacağım.

* Antik Likya, güneyde Akdeniz, batıda Karya ve doğuda ise Pamfilya ile komşudur.

* M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında ise 23 kentten oluşan “Likya Birliği” oluşturulmuştur.

* Bu birlik tarihteki ilk demokratik birliktir ve günümüz demokratik sistemleri için esin kaynağı olmuştur.

* Likya parlamentosunun yapısı, kentlerin büyüklük ve nüfusuna oranlı olarak belirlenen temsilci sayısı antik dünyada benzersizdir.

* Bu federasyonun önemli kentleri; Patara (başkent), Xanthos, Pinara, Olympos, Myra ve Tlos’tur. Bunlara daha sonra Phaselis de eklenmiştir. Teke Yarımadası’nda Likya Birliği’ne ait daha küçük kentler de bulunmaktadır. Bu kentler sistemli kazılardan çıkan sikkelerden ve yazıtlardan bilinmektedir. Bunlar arasında Andriake, Sura, Kyaenai, Limyra, Theimmusa, Simena, Istlada, Trebende, Aperlae bulunmaktadır. Bu seri adaylık önerisi, dünyada sadece bu bölgede yaşamış ve yok olmuş olan Likya Uygarlığına ait Patara’daki Parlamento binası, Likya kaya mezarları, kale kalıntıları, toplumun inanç sistemlerini yansıtan tapınak kalıntıları, Likyalıların toplumsal hayatları ile ilgili bilgiler veren kent kalıntıları gibi benzersiz kalıntıları içermektedir.”[2]

* Ünlü düşünür Montesquieu’nün  “Yasaların Ruhu” adlı kitabında, “Antik dünyanın en mükemmeli…” olarak övdüğü, Likya Birliği’ne ait Meclis Binası, M.Ö. 2. Yüzyılda yapılmıştır. Antik Anadolu’nun en büyüklerindendir ve bina, 42.80 x 32.60 metre ölçülerindedir. Bu mecliste yönetim biçimi olan demokrasi, yaklaşık olarak 1400 kişilik kapasitesiyle, Tüm Likya Birliği’ne bağlı kentlerin temsilcilerinin de yer aldığı oturumlarda kimbilir nice tartışmalara şahitlik etmiştir.

* Antik Likya Uygarlığı Kentleri bu nitelikleri ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ne önerilmektedir.”

* Dünyanın en eski deniz feneri Pataradadır. Roma İmparatoru Nero, MS 64/65 yılında Patara’ya 2 deniz feneri yaptırmış; büyük bir tsunamiyle yıkılan fenerlerin üstünde ise halen o şiddetli tsunaminin izlerine rastlanmıştır. Oysa dünyanın en eski deniz fenerinin Mısır ve İskenderiye’de olduğu biliniyor. Örneği bu bilgiyi halen tüm dünya literatürüne geçirtemedik. Katkı sunmak isteyen var mı? Bu fener günümüzde halen onarılmayı beklemektedir.

* 1993 yılında bir kundaklama sonucu çıkan yangında yazılı birçok bloğa ve bunların bütününde sonradan çok önemli bir anıta rastlandı. Bloğun üstünde yapılan çalışmalar sonucunda[3] Üç tarafı yazılı olan anıtın İ.S. 46 yılına ait olduğu ve ön yüzünde İmparator Claudius’a ithafen diktirildiği devasa bir anıt olduğu anlaşıldı. Diğer yüzlerinde ise tüm Lykia sınırları içerisinde yer alan yolların ölçüleriyle bir yol listesi bulundu. Anıtın üzerinde tanımlama yapabilmek için herhangi bir veri bulunmayınca, anıt üzerinde çalışma yapan arkeologlar, anıtın içeriğinden, işlevinden ve mimarisinden edinilen veriler doğrultusunda bunlara itinerarium[4], miliarium[5], stadiasmus[6] ve tabellarium[7] isimleriyle tanımlamış ve çeşitli yayınlarda bu isimleri kullandılar.

* Anıtın “A” olarak belirlenen ön yüzündeki ithaf yazısını okurken insanın hakikaten nutku tutuluyor. Metnin tamamı şöyle: “Drusus’un oğlu Tiberius Cladius Caesar Augustus Germanicus’a, en yüce rahibe, hükümranlığının beşinci yılında, on birinci kez İmparator, vatanın Babası, dördüncü kez Konsüllüğe aday iken, Roma dostu ve İmparatorsever sadık müttefikler olarak Likyalılar kendi uluslarının kurtarıcısına (ithaf ettiler). Çünkü onlar onun tanrısal önsezisi sayesinde ayaklanmadan ve kanunsuzluktan ve eşkıyalıktan kurtarıldılar ve şimdi devlet mekanizması muhakeme yeteneği olmayan halk yığınından (alınıp) en seçkin kişiler arasından seçilen danışma meclisi üyelerine emanet edildikten (ve) bu sayede (Likyalılar), Tiberius Claudius Caesar Augustus’un legatus propraetor’u olan Quintus veranius aracılığı ile onun (İmparator) tarafından, tekrar kendi vatanlarının efendisi yapıldıktan sonra dirlik ve hukuk işlerinde eşitliğe ve geleneksel kanunlara tekrar kavuşmuş bulunuyor.[8]

* Anıtın bir yerinde “Roma dostu imparatorsever sadık müttefikler”olarak tanımlanan Lykialılar, Claudius’un Lykia’da bir süredir devam etmekte olan iç savaşı bitirerek, anıtta ifade edildiği şekliyle kendisini isyandan, kanunsuzluktan ve eşkıyalıktan kurtardığını ve “dirliğe, hukuki eşitliğe ve geleneksel kanunlara” yeniden kavuştuğunu ifade etmektedir. Ayrıca; Claudius’un Lykia’daki yönetimini “muhakeme yeteneği olmayan halk yığınından” alıp “en seçkin kişiler arasından seçilen danışma meclisine” emanet ettiği şeklinde bir vurgulama daha vardır.

* Bu tip bir meclis üyesi seçimine, Gagai Antik Kenti’nde ele geçen aynı dönemden bir başka yazıtta da işaret etmektedir. Anıt İ.S. 43 yılında Roma eyaleti yapılan Lykia’nın ilk valisi ve Yunan filozof Quintus Veranius’un oluruyla dikilmiştir. Askeri açıdan oldukça tecrübeli olan vali, Lykia’daki iç savaşın sonlandırılması ve bölgenin eyaleştirilmesi için Cladius tarafından görevlendirilmiş ve 5 yıl bu görevde kalmıştır. Yunan filozof Onasander’ın askeri taktikler üzerine bir kitabı olan Strategikos’u adadığı seçkin bir generaldir.

* Myra’nın doğusundaki Bonda Tepesi üzerinde de, Patara’daki anıttan çok kısa bir süre önce dikilmiş olan Claudius Anıtı’nda da yine “imparatorsever ve Roma dostu Lykialılar” Claudius’a, sağladığı “huzur ve yolların yapımı” için teşekkür etmektedirler.[9]

* Anıtın ithaf yazısına önden bakıldığında sol tarafındaki yan yüzüne verilen  (B) kısmında, önce bir metin, metinin altında da yol listesi başlamaktadır. Bu metinde: Druos’un oğlu Tiberius Claudius Caesar Augustus Germanius, Yerküre’nin hakimi, tüm Likya boyunca aşağıda ölçüm listesi verilen yolları, kendi legatus proraetor’u Quintus Veranius’un çabalarıyla yapıldı”[10].

* Yol listesinde Lykia’nın üç bölgesinin adı geçmektedir. Bunlar kuzeyde günümüz Elmalı ilçesinin çevresine denk düşen Mylias, doğuda Kemer ilçesinin yak. 10 km kadar batısında kalan Mnarike ve batıda merkezi Göcek’in yak. 20 km kadar kuzey kısımlarına ulaşan Oktapolis bölgeleridir. (daha geniş bilgi için bkz: İnsanlık Tarihinin Önemli Miraslarından Olan Patara Yol Anıtı “Stadiasmus Patarensis” Antalya Müzesi’nde Sergilenecek)

* Patara Antik Kenti’nde 2018 yılında yürütülen kazı çalışmalarında, Liman hamamı bölgesinde,  9 veya 10. yüzyıldan kalma olduğu tahmin edilen, namlu ucu kırık, oldukça korozyona uğramış bir Viking kılıcı bulundu.  Kazı başkanı, “Bu Viking kılıcının Patara’ya nasıl geldiğini belirlememiz çok zor; ancak bulunan kılıç Patara Antik Kenti’nin tarihine yeni bir ışık tutacak” diye açıklama yaptı.

* Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden biridir. Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında Akdeniz kaplumbağaları Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahiptir.

* Patara Antik Kenti geniş bir alana yayılmıştır. Gezi planı yaparken geniş bir zaman ayırmak ve yürüyüş yapmaya hazırlıklı gitmek gerekmektedir.

* Antik kentin devamında meşhur Patara Plajının halka açık kısmında denize girmek ise, bu dünyada yaşadığını hissetmek isteyen herkesin tatması gereken unutulmaz anlardan biri olacaktır.

 

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

Alıntı & Resim ve Fotoğraflar

[1] (bkz) Patara Antik Kenti / Likya Birliği – Antalya: http://blog.delphinhotel.com/patara-antik-kenti-likya-birligi-antalya/

[2] http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,44409/likya-uygarligi-antik-kentleri-antalya-ve-mugla.html

[3] (Şahin 1994; Işık – İskân – Çevik 2001; Şahin – Adak 2004; Şahin – Adak 2007; Şahin 2014) blokların ait olduğu yapının Lykialıların İ.S. 46 yılında İmparator Claudius’a ithafen diktirdiği devasa bir anıt olduğu anlaşılmıştır.

[4] Işık 1994: 254

[5] Işık – İşkan – Çevik 2001

[6] Şahin – Adak 2007; Şahin 2014

[7] Salway 2007: 195-196

[8] Çeviri: Şahin, 2014, 42

[9] Marksteiner – Wörrle 2002

[10] Çeviri: Şahin, 2014, 42