Alaaddin Keykubat ve Gulâmları

Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, belki de tarih kitaplarında en az yeri olan ve en az konuşulan sultanlardandır. 1192 yılında doğan ve 31 Mayıs 1237’de zehirlenerek öldürülen Keykubat’ın aslında döneme ışık tutacak üstünde durulması gereken bir hayatı ve devleti yönetme anlayışı vardı. Türkolog Zeki Velidi Toğan, I. Aladdin Keykubat ve İzzettin Keykavus’un Türkmenlere güvenmediği gibi çeşitli ırklardan oluşan bir ordu teşkilatı kurduğunu, Ermeni, Gürcü ve Farsları istihdam etmeyi tercih ettiğini[1] söylüyor. İslâm ve Türk devletlerinde muhafaza görevi yapan, dâimî statüde, özel olarak yetiştirilmiş, çeşitli adlarla anılan askerî birliklere tarihî terminolojide genellikle “hassa ordusu” denirdi. Alaaddin Keykubat’ın da güvenliğini sağlayan muhafızları gulâmlardan oluşmaktaydı. “Gulâm”, “efendinin oğlu”[2] anlamına gelmektedir. Bu kelime ise ilk defa Selçuklular döneminde saray hayatı ve ordu sistemi içinde kullanılmaya başlanmıştır.

Gulâmlar Savaş Esirleri ve Kölelerden Oluşuyor

Gulâmlar savaş esirleri ve kölelerinden oluşmaktaydı. Küçük yaşlardayken seçilen bu çocuklar saraya yerleştirilir, aldıkları eğitimlerde gösterdikleri başarılar neticesinde birkaç yıl sonra üst mevkilere getirilirlerdi. Sultanın kendine bağlı binlerce gulâmı olduğu gibi vezirlerin ve diğer devlet adamlarının da sultanınki kadar olmasa da kendilerine bağlı gulâmları vardır. Devletin temel kuvvetleri olan ve işleri sadece iyi bir asker olmak olan gulâmlar savaşta ve barışta devlerin en önemli gücüydü. Selçuklu ordusunun büyük bir büyük bir kısmını teşkil eden gulâmların bir dönem sayılarının kırk bine ulaştığı da bazı kaynaklarca telaffuz edilmektedir.[3]

Selçuk beylerinin emrinde bulunan gulâmlar savaş zamanında onların güçlerini kullanmaktaydı, fakat tarih kitaplarına gulâmların Türkmen olarak da anılmaları, özbeöz Türk olan Türklerin varlıklarına zarar getirmekte, bu da kafa karışıklığına neden olmaktadır. Selçuklularda ordunun temelini üç ana unsur oluşturmaktaydı. Bunlar gulâmlar, memlük denilen askerler bir de ikta denilen askerlerdi.[4] 

Bir Gulâm 18-20 Yılda Eğitiliyordu

Türkiye Selçuklularında küçük yaşta toplanan gulâmlar, gulâm yetiştirme merkezlerine götürülerek burada “baba” denilen tecrübeli eğitimcilere teslim edilirdi. Yetişenler haciplerin emrine girerdi. En önemli gulâm yetiştirme merkezi saraydı. Burada askeri derslerin yanı sıra saray protokolü kurallarını da öğreniyorlardı.[5] Bir gulâmın eğitimi 18-20 yıl sürerdi. “Bir acemi gulâm 100 dinardı ve bu paranın iki katına at alınabilirdi. Hususi saray terbiyesi ile yetişmiş tören usullerini ve protokolü bilen, en seçkin kumandanların eğitiminden geçmiş, doğrudan doğruya sultanın emrinde olan ve her an emre hazır bekleyen hassalara “gulâman-ı saray” denirdi. Divan defterlerindeki kayıtlarda “gulâman-ı saray”larının yılda dört defa maaş aldıkları, kumandanlarla birlikte büyük savaşlara katıldıkları ve düşmana ağır darbeler indirdiği yazmaktaydı.

Gulâm-ı hassa takımın içinde Rum, Rus, Gürcü, Deylemli vb unsurlardan oluşmaktaydı. Bunların içinde Rumlar Selçuklu ordusunda gerek çavuş gerekse asker olarak hizmet eden en kıdemli unsurdu. Ermeni gulâmların ise orduda pek itibarları yoktu.[6]

Celalettin Karatay[7] ile iki kardeşi Seyfettin Kara Sungur ve Kemalettin Rumtaş, Melikü’l Ümerâ Şemseddin Hasoğuz, Naibu’l Hadre Emîriddin Mikâil gibi isimler Rum asıllı gulâmların en tanınmışlarındaydı. Alaaddin’in büyük büyük emirleri ise Melikü’l Ümera Emir Kemalettin Kamyar, Emir Tacettin Pervane b. Kadı Şerefeddin Altunaba el Çaşnigir Atabeg, Emir Cemaleddin Ferruh Üstaduddar Lala, Emir Celaleddin Karatay, Emîru’l Meclis ve cümletü’l mülk, Sadettin Köpek, Hüsameddin Kayır Han[8]dı.[9]

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar   


[1] Baykara, Tuncer, Türkiye Selçukluları Devrinde Konya, Konya, 1998, s 120-121.

[2] Dr. Başöğretmen, Selçuklu Anadolu, İ.H.L. Konya.

[3] Bedirhan, Yaşar – Atçeken, Zeki, Selçuklu Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi, Konta, 2004, s. 50.

[4] Sevim, Ali – Merçil, Erdoğan, Selçuklu Devletleri Tarihi Siyaset, Teşkilat ve Kültür, Ankara, 1995, s 512, 513,: R, Turan, s.162.

[5] Bedirhan, Yaşar – Atçeken, Zeki, Selçuklu Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi, Konta, 2004, s. 55.

[6] Baykara, Tuncer, Türkiye Selçukluları Devrinde Konya, Konya, 1998, s. 123.

[7] Celalettin Karatay hakkında İbn-i Bibî Rum kökenli olduğunu, günümüz tarihçilerinden Nejat kaymaz da aslen Rum olduğunu, gulâm sistemi içinde yetişerek Türkleştiğini, İslâmiyeti samimiyetle benimsediğini, devlete içtenlikle hizmet ettiğini söylemektedir.

[8] Öngül, Ali, Müneccimbaşı Ahmet b. Lütfullah, Camiü’d Düvel- Selçuklular Tarihi, Anadolu Selçukluları ve Beylikler, II, İzmir, 2001, s 80.

[9] < https://www.researchgate.net/publication/319059518_I_Alaaddin_Keykubat_Doneminde_Saray_Hayatinda_ve_Orduda_Gulamlar,>, 12.01.2020, saat: 01:26.