Barbaros Hayrettin Paşa

“Barbaros Hayreddin Paşa Midilli’de doğdu. Tarih kitaplarına ise aynı zamanda “Hızır” ismiyle de geçti.[1] Bu bilgiye muhalif iki kaynak daha vardır. Birinci kaynağa göre bu tarih 1478[2]; ikinci kaynak göre ise de 1483 yılı doğum tarihi olarak kabul etmektedir.[3] Babası, tımarlı sipahi olan bir Türk ailesine mensup olup Selânik ve Manastır arasındaki Yenice-i Vardar Kasabasından idiler.[4]

Barbaros Hayrettin Paşa için bazı kaynaklara da babası Eceabatlı yani Maydoslu olduğu yazmaktadır.[5] 1462 senesinde Fatih Sultan Mehmet zamanında Cenevizli bir ailenin elinden Midilli Adası alınmış ve orayı Türkleştirmek için oraya yerleştirilen tımarlı sipahiler arasında Barbaros Kardeşlerin babası Yakup Bey adında bir sipahi de bulunur.[6]

Hızır Reis Midilli Adası’na Yerleşen Yakup Bey’i Anlatıyor

Yakup Beyin Midilli Adası’na yerleşmesini Hızır Reis Gazavat adlı eserinde bize Şöyle anlatır: “Sultan Mehmed Han “Allah kabrini nurlandırsın” zamanında Midilli feth olunup kâfirlerin elinden alındı. Sultanın emri ile kul taifesinden bazı kimseler kaleyi beklemek üzere tayin olunup yazıldılar. Bu erleri kalede kalmaları kararlaştırılınca şevketlü padişaha arz-ı halde bulunup şöyle dediler;”

“Bizim burada kalmamızı ferman buyurdunuz ancak bizim ihtiyaçlarımızı da gidermelisiniz. Yoksa bizim halimiz burada nice olur. Biz burada bir bölük bekâr taifeyiz ve etrafta Müslüman taifelerde yoktur ki onlarla muamele edip kendi başımıza bir çare ve derman bulalım. Ömrümüz bekâr olarak burada geçer mi? Velhasıl bu şekilde bizi burada bırakmak büyük zulümdür. Biz bu zulme razı olmayız, bize bir çare buluverin” derler. Fatih Sultan Mehmed bu kullarının isteğini kabul edip buraya bir emr-i Şerif göndererek: “Midilli‟de kalan kullarım benim emr-i şerifimle oradaki kâfirlerin kızlarından hangilerini beğenirlerse nikâh edip alsınlar. Eğer vermezlerse cebren alsınlar. Amma şeriata uygun hareket etsinler. Nikâh edip evlensinler. Bu konuda hiç kimse onlara engel olmaya”[7]

diye emr-i Şerif gönderir.

Yakup Bey de Fatih Sultan Mehmed‟in bu emr-i Şerifi üzerine ada halkından Rum veya İtalyan/Ceneviz asıllı Catalina (Katarina)[8] ile evlendi. Karısının Rum Papazının dul karısı olduğu da söylenir.[9] Bazı Hıristiyan yazarlar Türk Deniz gücünün yaratıcısı olan bu iki kardeşin (Oruç ve Hızır) Türk Irkından olmadıklarını iddia etmişlerdir. Bu iddiaları Hızır Reis‟in kendi görüş ve hatıralarından oluşan “Gazavât-ı Hayreddin Paşa” adlı eserinde yalanlayarak kendisinin Türk olduğunu savunmuştur. Yakup‟un Catalina ile evliliğinden Yusuf, İshak, Oruç, Hızır ve İlyas olmak üzere beş çocuğu doğmuştur.[10][11]

Barbaros Hayrettin Paşa İlk Deniz Korsanlığına Antalya’da Başladı

Barbaros Hayrettin Paşa (Hızır Reis), ilk deniz korsanlığına Antalya’da başladı. 1462’de II. Mehmed zamanında Midilli Adası alındıktan sonra adaya 200 yeniçeri ile birkaç sipahi bırakılmış ve bunların Hristiyanlarla evlenmelerine izin verilmişti. Bunlar arasında bulunan yeniçerilerden Yakup, bir Rum kızıyla evlenmiş, İshak, Oruç, Hızır ve İlyas adlarında dört oğlu olmuştu.

Barbaros Hayrettin Paşa ve Kardeşleri

İshak adada ticaretle uğraşıyordu. Oruç ve Hızır ise denizciliğe başlamışlardı. Hızır, Şıra, Selanik ve Eğriboz’a; Oruç, ise Mısır, İskenderiye ve Trablusşam sahillerine gidip geliyorlardı. Bu seferleri sırasında Oruç Trablusşam’dan gelirken Rodos Şövalyeleri’nce izlendi. Savaş sonrasında İlyas Şehit oldu, Oruç tutsak alındı. Oruç, Rodos’a götürüldü. Bu sırada Antalya Valisi, II. Beyazıt’ın oğlu Şehzade Korkud’un, ara sıra Rodos’a adam göndererek orada bulunan İslam tutsaklarının bir bölüğünü satın aldırdı. Korkud, Oruç tutsak düştükten sonra da Kapucubaşı’na para verip kırk kadar Müslüman tutsağını satın almak üzere Rodos’a adam yolladı.

Tutsakların Antalya Dolaylarında Tutsak Alınması

Tutsakların Antalya dolaylarında teslim alınması için pazarlık yapıldı. Şövalyeler üç gali donatarak tutsakları yola çıkardılar. Oruç Reis de bu gemilerden birisinde kürekçi olarak bulunuyordu. Bu gemiden kurtuldu. Bir süre Mısır ile Antalya arasında çalışan Antalyalı Ali Reis’in büyük yelken gemisinde yelkenci olarak çalıştı ve bu gemiyle İskenderiye’ye gitti. Bu sırada Portekizliler, Ümit Burnu’ndan geçerek Hint Denizi’ne saldırmaktaydılar. Mısır, Hint Denizi’ne göndermek üzere bir donanma hazırladı. Kereste yüklendi. Oruç Reis de buna katıldı. Bu sırada Rodoslular bunu haber almış ve donanmaya saldırmışlardı. Savunamayacaklarını anlayan Mısırlılar gemileri yakarak karaya çıktılar. Oruç Reis, Antalya’ya, Korkud’un yanına döndü. Kardeşi Hızır, o sırada Oruç’un yanına Antalya’ya geldi. Birlikte korsanlık yapmaya karar verdiler.

Tarih-i aliati’deki beyitlerde bu olay şöyle anlatılmaktadır.

“İki karındaş ve iki nerreşir

İki pelenk egken ve iki delir

Devleti sadriye gelüp biryere

Saldılar avaze bahra bere

Birbirine arkalanıp iki mert

Düştü aduv semtine enduhu dert…”

1514’te Barbaros ve Oruç üç gemi ile İspanya’ya hareket ettiler ve bir süre daha korsanlığı sürdürdüler.”[12]

Antalya 1207’de Türkler tarafından fethedildiğinde burada ilk Türk donanması  Vali Mübarizeddin Ertokuş kurulmuş, bundan sonra ise Türk denizciliğinin en şanlı sayfaları Barbaros Hayrettin Paşa’nın kardeşi Oruç Reis’in ilk deniz kuvvetlerini Antalya’da kurmasıyla Türklerin denizlerdeki hakimiyet serüveni buradan yazılmaya başlanmıştı. Oruç Reis ilk deniz kuvvetlerini Antalya’dan topladı ve askeri kuvvetini dilaverlerden (yiğit) oluşturdu.

Barbaros Hayrettin Paşa Haritası

Barbaros Hayrettin Paşa Haritası (İslam Ansiklopedisi)

Hollandalılar Yavuz Sultan Selim ve Barbaros Hayrettin Paşa’yı “Altın Türk” Diye Yaşatır?

Lahey’de Yavuz Portresi, Barbaros Büstü

“Osmanlı’nın adaletli ve güvenli sınırlarının dışında sıkıntılı bir dünya mevcuttu. Hollanda deniz ticareti ve deniz ürünleri ile ekonomisini ayakta tutuyordu. Fakat denizlerde anarşi, talan ve yağmacılık yüzünden Hollanda zor bir dönem yaşıyordu. Korsanların oluşturduğu mafya, gemilere aman vermiyordu. Bu yüzden çaresiz kalan devrin Hollandalı idarecileri bir çözüm ricası ile Osmanlı Sultanı Yavuz Selim’e müracaatta bulunmuş, durumlarını arz etmişlerdi. Yavuz, onları dinledikten sonra, gemilerinde bayrağımızı çekerek seyahat edebileceklerini, güven ve rahat içinde ticaretlerini yapabileceklerini söyledi. Osmanlı bayrakları ile denizlere açılıp ticaret yapma imkanı bulan Hollandalılar da işte bunun hatırasına Yavuz Sultan Selim’in 2m x 3m ebadındaki portresini Lahey’deki Milli Meclis binalarının duvarına asmışlar.

Leiden şehrinin merkezindeki beş katlı eski belediye binasının en üst katındaki Barbaros Hayreddin Paşa’nın iki asır önce yaptırılan büstü ise, İspanyolların Hollanda topraklarını ele geçirme planlarının o zaman Hollandalıları himaye eden Barbaros’un korkusundan dolayı bozulmuş olması sebebiyle minnettarlık ifadesi olarak yaptırılıp altına da, yaldızlı harfler ile “Altın Türk’ün Adına” ibaresi nakşettirilmiş.”(*)

Barbaros Hayrettin Paşa Heykeli ve Şiir

Büyük Amiral Barbaros Hayrettin Paşa.
Büyük Amiral Barbaros Hayrettin Paşa

Barbaros Hayrettin Paşa macera dolu hayatıyla kocaman bir tarih yazmış, enteresan bir hayat hikayesi var. Bu tür tarihi karakterler hakkında çok şey bilmiyor olmamız ise elbette üzücü. yanı sıra Beşiktal’da iskele meydanında Barbaros Hayrettin Paşa için yapılmış değerli bir heykel var. Kaidesinde ise yine kendisi kadar değerli şairimiz Yahya Kemal’in şiiri. Şiir Barbaros Hayrettin Paşa’ya şöyle sesleniyor;

deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..

adalar’dan mı? tunus’tan mı, cezayir’den mı?

hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;

o mübarek gemiler hangi seferden geliyor?

Neyzen Tevfik’in Barbaros Hayrettin Paşa Şiiri

Yine ünlü şairlerimizden Neyzen Tevfik şiiri okur fakat beğenmez. “geliyor da geliyor’ diye tutturmuş yahya kemal” der ve Barbaros hayrettin paşa için aşağıdaki dörtlüğü sarf eder;

“ebedi bilgini hayrettin kaptan

beş asır önceden biliyor gibi

ıkına sıkına yazdığın şiire

barbaros kıçını siliyor gibi”

Neyzen Tevfik

Ne yapalım ki Barbaros Hayrettin Paşa da bizim, Yahya Kemal de Neyzen Tevfik de bizim bu kimi yerde övündürüp, kimi yerde yerdiren, yerdiği yerde hüzünlendirirken bir espriyle güldüren tarih de bizim…

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

(*) Alıntı: http://www.turkosfer.com/laheyde-yavuz-portresi-barbaros-bustu/

[1] İdris Bostan “Barbaros Hayreddin Paşa“ Türk Denizcilik Tarihi C:1 İstanbul 2009, s. 144.

[2] Şerafettin Turan,‟‟ Barbaros Hayreddin Paşa‟‟ T.D.V. Ġ.A , C. 5, İstanbul 1992, s.65.

[3] M. Tayyib Gökbilgin, „‟Oruç Reis‟‟ M.E.B.İ.A. C:9, İstanbul, s: 419.

[4] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Büyük Osmanlı Tarihi, C.2, Ankara, s.363.

[5] Katip Celebi, Tuhfat al-kibar fi asfar al bihar, İstanbul, s.39.

[6] Rasim Ünlü, Türk Denizcilik Tarihinde İz Bırakanlar, Türbe Ve Mezarları 1, İstanbul 2007, s.33.

[7] Ertuğrul Düzdağ, Barbaros Hayreddin Paşa‟nın Hatıraları 1, İstanbul, s.55.

[8] Rasim Ünlü, a.g.e. s.33

[9] Jean-Louis Belechemi, Barbaros Kardeşler, Çev. Nihal Önal, İstanbul, 1995, s. 12

[10] Rasim Ünlü, a.g.e. s.34

[11] EKİZ; Ahmet, İzmir, 10 Ocak 2011, Ege Üniversitesi Tarih Öğrencisi, <file:///C:/Users/User/Downloads/The_lion_of_the_seas_Barbaros_Hayrettin.pdf>, 27.08.2020, s 20:50.

[12] Yurt Ansiklopedisi, Türkiye İl İl: Dünü, Bugünü, Yarını, Anadolu Yayıncılık, CİLT:2, s 783.

%d blogcu bunu beğendi: