Colybrassus/Kolybrassus Antik Kenti / Aya Sofya – Pamfilya – Alanya

Coliybrassus Antik Kenti şahsa ait bir tarla ile de komşu.
Colybrassus Antik Kenti’ne çıkan merdivenler
Colybrassus Antik Kenti’nin içler acısı görüntüsü. Tarih bunu hak etmiyor.

Colybrassus Antik Kenti, Antalya’nın Alanya İlçesi’nde Bayır Köyü sınırları içerisinde, Toros dağlarına kurulmuş bir kenttir. Alanya’nın yaklaşık 14 km batısında yer alan Konaklı’dan kuzeye yönelip, 30 km kadar yol aldıktan sonra Güzelbağ’a varılır ve oradan öyle Pamfilya’nın doğusunda Kilikya’nın batısında yer alan Colybrassus Antik Kentine ulaşabiliriz.

Coliybrassus Antik Kenti’nde yapılan yüzey çalışmalarında, kalıntıların Helenistik döneme ait olduğu söylense de daha eski dönemlere ait bir yerleşim yeri olup olmadığına dair bir araştırma yapılmamıştır. Yapılan yüzey çalışmalarından elde edilen verilerde kentteki yaşamın Orta Çağ’a kadar devam ettiği saptanmıştır.

Colybrassus Antik Kenti’ne Ait Yazıtların Çoğu Okunmamıştır

Colybrassus Antik Kentte oldukça iyi işlenmiş İon tarzı köşe başlıklı bir tapınak bulunakta. Bu unsur kentin tarihini belirlemede oldukça önemli… Kentin güneybatısında bulunan nekropol alanında Latin harflerle bezenmiş pek çok lahit vardır. Bunların hepsi de içler acısı durumdadır. Her geçen gün daha çok tahrip olan Colybrassus Antik Kenti’nin en önemli değerlerinden biri de Tapınak biçimli kata mezarıdır. On sekiz basamakla ulaşılan anıt mezarın giriş kısmı basık kemerli şekilde yontulmuştur. Kemerin orta yerinde bir Medusa başı yapılmış, her iki yanına ise kartal motifi konmuştur. Anıtsal görünümlü tapınak biçimli kaya mezarın tam olarak kim için yapıldığı bilinmemektedir.

Antik kentte ayrıca tapınak, kuleli kent duvarları, sarnıç, odeon, evler, eksedra[1], kapı ve sur kalıntıları vardır. Çevreye dağılmış durumdaki çok sayıda yazıt, kent tarihine ilişkin mutlaka ki önemli bilgiler içermektedir. Yazıtlarda ne yazdığına dair hiçbir çalışmanın yapılmaması, kentin arkeolog ve tarihçilerin dikkatini bugün dahi çekmemiş olması üzüntü kaynağımızdır.

Colybrassus Antik Kenti’ne Yolculuk

2014’lü yıllar Alanya’nın pek çok köy ve yaylalarında yaptığım alan araştırmalarıyla geçti. Bayır Köyü, yeni hazırlamakta olduğum Alanya’nın tarih, sosyo-kültürel ve halkbilimi içerikli yeni kitap çalışmamda yer alması gereken önemli verilerin olduğu bir bölgeydi. Konaklı Beldesi’nin yeni açılan Kongre Merkezi Müdürü Mehmet Şahin Bayır Köylü olduğundan bölgeyi tanımamda ve görüşeceğim kimselerle tanışmamda bana rehberlik etti. Onun aracılığıyla bu derlemede bana yardımcı olabilecek  kimselerle görüşüp randevulaştık ve 28 Mayıs 2014’de Bayır Köyü’nün yolunu tuttuk.

Colybrassus Antik Kenti’nin Rehberi Hazır

Bayır Köyü’nde eskiden muhtarlık yapan ve bize rehberlik ederek kendisinden oldukça bilgi bilgilendiğim Hatıplar sülalesinden merhum Hatıp Ahmet Şirin ne yazık ki artık aramızda yok. Gerçekten de bölgeyi ve tarihini bana o kadar güzel anlattı ki, kendisiyle bir kaç gün  daha geçirebilseydim, yörenin halkbilimi alanındaki derlemesini bir başına kendisinden yapabilirdim. O derece bilgi yüklü, bilinçli ve sohbeti hoş bir insandı. Toprağı bol olsun.

Bu keşif ve araştırmada Merhum Hatıp Ahmet Şirin gibi derlemeye katkıda bulunan bir diğer isim de Orman Bölge Müdürlüğü’nün şoförlerinden, Çoban Dal Ahmet lakaplı tanınan Ahmet Bey’di. Bana rehberlik edecek ekiple tanıştıktan sonra Torosların yolunu tuttuk ve o bol oksijenli, yakıcı güneşinin altında Colybrassus Antik Kenti’ne doğru yola koyulduk. Kente ancak belli bir mesafeden sonra yürüyerek gidebiliyordunuz ve o bunaltıcı sıcağa rağmen meraklarımız her şeyin önüne geçiyordu.

Colybrassus Antik Kenti’ne Kepçeyle Girilip Kazı Yapılmış!
Silvan Güneş – Ahmet Şirin – Çoban Dal Ahmet – Mehmet Şahin (28 Mayıs 2014)
Colybrassus Antik Kenti’nin en dikkat çeken kaya mezarını defineciler ne yazık ki mayınla patlatmışlar.
Bir tarih yok oluyor.

Antik kente vardığımızda gördük ki ne yazık ki bizim bu ziyaretimizden bir birkaç gün kadar önce tarih ve insanlık düşmanı biri veya birileri tarafından Colybrassus Antik Kenti’ne kepçeyle girilmiş. Birçok yerleri kazılmış. Anıtsal görünümlü, Medusa başlı tapınağa dinamit döşenerek patlatılmış. Tapınağın altında yer aldığı söylenen Medusa başı parçalanmış ve iki yanında yer alan kartal kabartmalarının olduğu kemerli yapı yere düşmüş. Belli ki define arayan bu kimseler, eski insanların bu taşın içinde değerli bir şey yerleştirdiklerini sanıyorlar. Hiç böyle bir şey mümkün olabilir mi?…

Zamanımız insanının cahilliği yüzyılımızın ulaştığı akla, bilime, teknolojiyi de göz önüne alınca, hakikaten çekilmiyor. En kötüsü de cahilin sadece kendine zarar veriyor olmaması. Koskoca bir toplum bir cahilin dönüşü olmayan tüm yıkımlarına maruz kalabiliyor…  Ne yazık ki, cehaletin verdiği hasarlarla telafi edilemez bir insanlık dersindeyiz!..

Colybrassus Antik Kentini Kim Bu Hale Getirdi?

İşte böyle bir görüntüyle karşılaşınca ben ve ekibimde yer alan arkadaşlar bir durum değerlendirmesi yaptık, fakat en güzel sözü merhum Ahmet Şirin söyledi. “Bakınız bu tarihi kentler ve bizden önce yaşamış insanların kurdukları bu şehirler, yıllardır korunarak günümüz tarihlerine kadar, başlarına hiçbir şey gelmeden gelebildi. Köylü hiçbir zaman bu tarihin bir taşına dahi zarar vermedi, ona zarar vermeyi aklından dahi geçirmedi. Köylü denilince çağımızın bugünkü okumuş insanları bizlere ‘cahil’ der, oysa okuma-yazma oranı artıkça, insanların daha medeni, çağdaş, eğitimli olması gerekiyordu öyle değil mi? Bakınız bu antik kente yapılanlar asla bir köylünün işi değildir.

Köylülerimiz Doğaya Saygılı, Toprağın Değerini Biliyor

Bizler tarihe, kültüre, geçmişin hatıralarına saygılı insanlarız. Şimdiye kadar bu tarihi koruyarak bu günlere getirmemiz de bunun bir kanıtıdır. Bunu yapanlar kesinlikle köylü değildir, bizim köyümüzden de değildir…

Köylü doğaya saygılı ve onun koruyucusu olduğu kadar bu kentleri de her şeyi koruduğu gibi bugünlere kadar korumuş, gereken saygıyı göstermiştir. Bugünün okumuş yazmış insanı bugün bu tarihi değerler üstünde gereken araştırmaları yapıp, bu tarihi ayağa kaldırmalıyken, onlar ne yazık ki gereken saygıyı göstermemişler ki, antik kentler hala harabe halinde ve korumasız… Bunu yapanlar bu çağın görmüş geçirmiş, eli kalem tutan kimseleridir…” dediğinde kendisine söyleyecek laf bulamadım….

Atatürk’ü Çok İyi Anlamış Merhum Ahmet Şirin’e Herkes Kulak Vermeli

Atatürk Cumhuriyeti’ni çok iyi anlamış Bayındır Köyü’nün eski muhtarı merhum Hatıp Ahmet Şirin, orada hepimizin bilmesi ve anlaması gereken Atamızın “Köylü Milletin Efendisidir.” sözüne örnek göstereceğim gerçek bir Beyefendi olarak, tarih karşısında takınmamız gereken örnek duruşu sergilemiştir. Son zamanlarda definecilerin hedefi haline gelen tarihi kentlerimiz telafi edilemez büyük tahriplere ve beraberinde belgelerin yok olması ile birlikte kentlerin tarihine ışık tutacak verilerin de yok olmasına sebebiyet vermişlerdir. Oysa ki en büyük define, bu antik kentlerimizin bizatihi kendisidir…

Bir ülkenin tarihi zenginlikleri o bölgedeki pek çok iş kolundaki insanını besler. Özellikle turizm açısından tarihi yerler bölgeyi büyük bir cazibe merkezi haline getireceği gibi, her türlü sektör kendi iş koluyla ilgili üretimleri bu kentlerden alacağı verileri kullanarak kazancına kazanç katabilir. O nedenle tarih bilinci yediden yetmişe her kesime çok iyi anlatılmalı ve mutlaka turizm kaynakları içerisinde hak ettiği yeri almalıdır

Colybrassus Antik Kenti’nde Medusa Başlı Kaya Anıt Mezarı
Anıt Mezarın sadece sağ üst köşesinde kartal kabartması görülüyor. (ft: 28 Mayıs 2014)
Parçalanan sal taraftaki kartal kabartması
Kartal kabartması detay.
Colybrassus Antik Kenti’ne Bu Talanı Köylüler Yapmadı!

Colybrassus Antik Kenti’ndeki Medusa başlı kaya mezarın başında Bayındır eski muhtarı merhum Hatıp Ahmet Şirin, Mehmet Şahin ve Çoban Dal Ahmet uzun uzun antik kente yapılan bu zulmün içimizde bıraktığı acıyı, öfkeyi ve isyanı dillendiren sözlerimizle kendimizi avunduracak bir şeyler aradık. Anadolu’nun her bir köşesinde tarih fışkıran bu zenginliği başıboş bıraktığımızı, şu an içinde bulunduğumuz zamanın ne yazık ki bu tür tarihi kentler üzerinde birtakım kötü niyetli kişilerin girişimleri yüzünden yok olduğunu, bunun insanlık tarihi yanı sıra bölgenin tarihine, dokusuna, kültürel, ekonomik, antropoloji gibi pek çok disiplin adı altında belgesel deformasyona yol açtığını -her zamanki gibi- ancak konuşabildik!…

Lahitler…
Colybrassus Antik Kenti’nin kaya mezarının hemen merdivenlerinin başında tahrip olmuş lahitler insanın içini acıtıyor… Yüzyıllar öncesinden bu lahitler ilk önce Arap akımlarında yeterince tahrip olmuştu. Bu yüzyıla gelene kadar bu lahitler defalarca yağmalandığından günümüz insanının bunların içinde bir şeyler bulmaları imkansız. Bu yüzyılın insanının artık bu gerçeği öğrenmesi lazım.
Dağın başında bir lahit mezar.
Kapakları kaldırıl oraya buraya savrulmuş lahitler. Yol kenarlarında görmek mümkün. Üstünde yazılan yazılar ise ilgililerden okunmayı ve anlaşılmayı bekliyor.
Gövdesinden ayrılmış başka bir lahit başı.
Şehre uzak, yol üstünde Latin harflerle yazılmış bir lahit.
Lahtin üstünde yazanların hâlâ bilinmiyor olması tarih adına ne büyük kayıp.
Colybrassus Antik Kenti’ne Yöre Halkı “Aya Sofya” Diyor

Muhtar Hatıp Ahmet Şirin Colybrassus Antik Kenti’ne neden “Aya Sofya” dendiğini sordum. Ahmet Şirin, “Halk arasında söylenen bir söylenceye gör,  İstanbul, Aya Sofya Kilisesi’ni yapan yapı ustasının Colybrassus Antik Kenti’nden gittiğini.” ve bu bilginin atalarının da kendi atalarından duyduğu gibi kendilerine kadar intikal ettiğini söyledi….

Gerçekten de kentin ayakta kalan bazı bina kalıntılarındaki muntazam taş ustalığı ilk etapta dikkatimizi çeken öğelerden oldu. Söylediklerine göre kente yakın zamanda gelen yabancı bir arkeolog şahsi bir keşif yapmış, sonra kentin biraz daha kuzeyine düşen ve biraz sonra yol alacağımız bölgesinde kente ait bir amfi tiyatronun -ya da bir meclis binası da olabilir- olabileceğini söylemiş. O amfitiyatro ya da meclis binasının üstü şimdi bir şahsa ait tarla…

Colybrassus Antik Kenti’nde Gübresiz Tarım!

Çiftçi orayı ekmiş biçmiş, hiç gübre kullanmadığı için buğday başaklarının arasında kimi yerde yer yer kimi yerde öbek öbek burası envaiçeşit çiçeklerle dolu. Kimi yerde çiçekler börtü-böceğin yuvası olmuş. Fakat bir amfitiyatronun ya da meclis binasının üstünden yürüyüp gitmek de insanı pek mutlu etmiyor. Bu değerlerin bir an evvel ortaya çıkmasını ve buralara turistlerin gelmesini, tarihin yeniden canlanmasını arzu ediyorsunuz.

Colybrassus Antik Kenti’ne Türk Halkının Efsanevi Desteği
Antik kente tırmanmak o kadar da kolay değil.
Arkeologlar için burada iş çok fakat çok heyecanlı bir çalışma olacağı kesin.
İnsan Torosların tepesinde bu kadar muazzam şekillendirilmiş, pürüzsüz taş bloklarla ve muhteşem bir mimari yapının kalıntısıyla karşılaşınca akıl şaşıp kalıyor. Bizlerden binlerce yıl önce yaşamış bu insanların yakaladıkları teknoloji, sabır, bilgi birikiminin hududunu düşünüyorsunuz. Diğer taraftan bugün onlarla karşılaşma fırsatımız olsaydı, yanlarında ne kadar cahil kalacağımızı ve aslında zaman ilerledikçe insanoğlunun aklından, zekasından ve yeteneklerinden ne oranda şiddetle uzaklaştığını daha iyi anlıyorsunuz. Gördükleriniz beyninizi tokatlıyor. Bundan sonra kelimeler kifayetsiz, çok yetersiziz çünkü çok.
Taşlar bizimle ıslarla konuşuyor, fakat biz onları duymak istemiyor gibi gözümüzü kapatıyor, kulaklarımızı tıkıyoruz. Bu kadar meraksızlık ve değersizlik çok kötü.
İnsan her bir taşın detayında başka bir bulmacaya götüren soruyla buluşuyor sanki. Büyük bir pazılın içinde taşlar, haydi gelin diye bizi çağırıyor. Sanıyorum tarih ve arkeolojiyle uğraşmak kadar eğlenceli başka bir adrenalin yok. Bu beyin sporu her geliştiğine inanan insanın özlemi olmalı.
Bu fotoğrafı çekerken benimle iletişime geçmiş keramiklerin sizlere iletmem gereken bir mektubu var. Diyorlar ki “Taşların da canı acır.” “Lütfen” mi desem “ne olur mu desem” kırmayın…
“Sanat” demekle “sanat”, “zenaat” demekle “zenaat” olmaz. İkisinin de lafa-söze ihtiyacı yoktur.
İnsan altın vs gibi çok değerli bir şey bulunamayacağı belli olan bir sarnıcın ağzını neden kırar ki? demek ki bu tahribatın başka bir boyutu daha var. Sadece değerli bir şeyler aramak değil, tarihe zarar vermek gibi. Burada bilinçle zarar veren iki kere kötü niyetli bir el var.
Yazının biraz daha okunması için ellerimle toprağı biraz açmak zorunda kaldım. Bu taş hala aklımdadır. Altına kalpli yaprak oyulmuş bu taşın üstünde ne yazıyor acaba?
Tarihe meraklanmak ve gerçeği aramak kadar eğlenceli ne olabilir şu hayatta?
Merhum Muhtar Ahmet Şirin’in çocukluğu ve hayatı, Colybrassus Antik Kenti’ni anlamaya çalışmakla geçmiş. Hayattayken keşke bu sorularına cevap verilebilseydi.

Colybrassus Antik Kenti’nden Çıkıp İlerlerken Yolumuzun Üstünde Bir Sütuna Rastladık…

Colybrassos Antik Kenti’nin sınırları içerisinde kalan bu yoldan ilerlerken, kent merkezinden çıktıktan sonra bir yolun üstünde hiçbir antik kalıntının olmadığı bir yerde bir sütuna rastladık. Türk halkının sözlü edebiyat anlamında inanılmaz üretimler yaptığını ve bu konuda sahip olduğu matematiği ve zekâyı takdir etmemek mümkün değil. Yolun üstünde rastladığımız bu sütunu gördüğünde, onun hikayesini düşünmemiş de oturmuş ona bir hikaye yazmış. Yani kendi hikayesini yazmış…

Bu hikaye de ağızdan ağıza aktarıla gelmiş ve böylece kendine bir efsane yaratmış… Tıpkı türküler, masallar, deyişler, tekerlemeler, atasözleri, maniler, bilmeceler gibi say say bitiremeyeceğimiz zengin edebiyat türlerinde olduğu gibi…

Ve Toroslar…
Şu an tam da amfi tiyatronun olduğu iddia edilen arsanın üstündeyim. Bu duygu ve bu görüntü tarif edilebilecek gibi değil.
İnsan doğadaki bu güzellikleri gördükçe geriye kalan ve güzel denen her şey hikaye kalıyor. Doğa gerçek değeri anlamamızda bilge olduğu kadar keskin bir ölçek…
Yörük kadınının dağda keçi güdüp bir taraftan da yün eğirirken sırtında taşıdığı ve üstüne masal yazılan sütun. hakikaten bu sütunun burada ne işi var?

Colybrassus Antik Kenti’ne ait bu sütun, neden ve kim tarafından buraya getirilmiş?

Yörük kadınları da erkekler ne iş yaparsa aynısını yaparlar. Fakat erkeklerden çok daha fazla görevleri vardır. Yemek yapmak, çamaşır yıkamam, çocuk büyütmek, kışlık hazırlamak gibi… Bu nedenle Toroslara olur da yolunuz düşerse bir Yörük kadınını bir taraftan keçileri güderken, diğer taraftan elinde topacı, yün eğirirken görebilirsiniz….

İşte böyle elinde topacıyla yün eğirip dağlarda keçilerini güden bir Yörük kadını Colybrassus Antik Kenti’nde normalde bir insanın kaldıramayacağı ağırlıkta olan ve çok beğendiği bir sütunu omzuna alıp yürüyorken birden obasından biri hızlıca yanına gelerek sevdiği adamın öldüm haberini vermiş. Bunun üzerine Yörük kadını omzunda taşıdığı o sütunu hemen oraya bırakıvermiş.

Yörüklerin burada birbirilerine ders vermek için uydurdukları bu hikâyede bir insanın mutluyken omzuna taşıyamayacağı yükü de verseniz onu yaşayabileceği ve fakat mutsuzluğun insan için en büyük yıkım olduğu kadar, hayatın devamlılığı ve manası için de değer yargılarının buna göre değişiklik gösterebileceği üzerineydi.

Colybrassus Antik Kenti’nde Veda Ediyoruz…

Küçük bir yolculuğun ardından, yine eski zamanlarda sınırları antik kenti kapsayan, bugün ise çobanların basit kulübelerle keçilerine barınak yaptığı doğa harikası bir yere geliyoruz.

Burada teknolojiye hacet yok, keçileri izlemek film gibi zaten. Bir senaryoya, yönetmene, oyuncuya da ihtiyaç yok. Sen iyi bir seyirci ol yeter.
Günün sonunda dinlenmeyi hak ettik, fakat tadına varılmaz uc uca birbirini tutuşturan sohbet anlatılacak gibi değil.
Milletin efendisinin kurduğu bu sofrada misafir olmak ne büyük şeref… Gönlü bol, eli açık, misafirperver ve bunların da üstüne sohbetine doyum olmaz güzel insanlarımız. Ulu Önderim Atatürk’ün de dediği gibi, “Köylü milletin efendisidir!” Başta bu ortamı sağlayan sevgili arkadaşım Murat Şahin’e ve diğer ekip arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.
Colybrassus Antik Kenti’nde Sonra Bizleri Güzel Bir Sürpriz Bekliyor

Sütunu geçtikten sonra yolumuz yine Colybrassus Antik Kenti sınırları içerisine düştü. Yürüye yürüye Çoban Dal Ahmet’in oğlu Fatih’in çoban barınağına geldik. Burası gerçekten doğa harikası bir yerdi. Keçilerin oradan oraya atlayışları, birbirleriyle oynayışları kaleme dökülecek gibi değil… Hele bir de bir ağacın tepesine bir çardak kurulmuş ki, değmeyin keyfimize. İnsan tüm gününü orada geçirse sıkılmaz. Kimbilir, oğlak meleşmelerinin, arı vızıltılarının sesiyle uyumak ne eşsiz bir hediyedir.

GDO’suz Üretim…

Son zamanlarda GDO’lu ürünlerin insan sağlığını bozması ve gündemden hiç düşmemesi Fatih’in aklını kurcalamaya başlamış. Madem ben doğanın içinde yaşıyorum ve hayvanlarımı da doğal besliyorum, o zaman bunun yanında bir de tavuk besleyeyim demiş ve iki işi birden yapmaya başlamış. Beri yandan halkın daha sağlıklı beslenmek için alternatifler araması ve buna gereği gibi ulaşamaması da Fatih’i harekete geçirmiş. Fatih belki dağda bir çoban, fakat çok duyarlı bir çoban. O işinin en iyisini yaparken karşılığında sadece maddi anlamda bir kazancı hedeflemiyor, aynı zamanda işinin en sağlıklı üretimle halkın sağlığını ve buna bağlı olarak geleceğimizi de düşünüyor. Böylesi billur gibi bir düşünceye sahip Fatih’i canı gönülden kutluyorum.

Torosların o eşsiz doğasının eşliğinde, Fatih’in çardağında sohbetimiz o kadar güzel ki insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Ayrıca burası bir ömre bedel, insanın üstündeki o tatlı yorgunluğu da silip süpürüyor…

Köylülerimizin Değerini Bilelim

Bize hazırlanan yemekle açlığımızı giderirken, aklımdan milyonlarca şey geçti. Güzel gönüllü köylülerimizin sofrasında, paha biçilmez değerde sohbetini dinlerken, Türk milleti olarak nice güzel özelliklerimizle, geleneklerimizle bir kez daha gurur duydum. Her gittiğim yerde o kadar değerli insanlar tanıdım ve o onlardan o kadar özel bilgiler derledim ki, bunların hepsini nasıl kitaplaştıracağım, insanın hakikaten ömrü yetmez. Yörük geleneklerini bundan sonra devam ettireceğim derleme çalışmaları ile birlikte bir an evvel belgelenmesinin önemini yüreğimde bir kez daha duydum. Bu gerçekten benim için büyük bir sorumluluk haline geldi…

Bu tarih bu kültür bizim…

Yemeğin ardından keyifle içtiğimiz çay gibi hep deminde kalıp, lezzetiyle ilelebet yaşamasını diledik köylülerimizin… Çünkü bu tarih, kültür ve üstünde yaşadığımız her avuç toprağı ayrı bir hazine olan vatanımızı bizler kolay kazanmadığımız gibi o verdiğimiz çetin mücadeleyi yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için de vereceğimiz mücadele bir o kadar önemliydi. Elbette bunun için hepimizin kendini sorumlu hissedip, buna göre hareket etmesi, bu bilinci yaşatması şart.  Her ne kadar pek çok alanda geri kaldık, ilerleme gösteremiyor olsak da hiçbir şey için geç değil. Yeter ki buna inanan, inananları ise destekleyip önünü açanlar olsun!…

Colybrassus Antik Kenti’ne Bir Defineci Saldırısı Daha…

Colybrassus Antik Kenti’ne 07.07.2019 tarihinde definecilerin yaptığı bir talan, şehirde zaten elde çok az bulunan ve belki de antik kentin tarihini aydınlatmaya dahi yetmeyecek eldeki sınırlı belgeler yeni bir tahribata daha uğradı. Mezar odasında kaçak kazı yapıldı ve Medusa başı ile süslenmiş kemer haberlere göre bir kez daha parçalandı. Lahitler kırıldı, yazıtlar parçalandı. Kaya mezarın kemerinde daha önce tahrip olarak yere düşen ve üzerinde kartal motifi olan kabartma hunharca parçalandı. Umarım bu ve buna benzer yazılarımız bir taraftan tarihi kentlerimizi korumamız için bir bilinç oluştururken, diğer taraftan da bu konudaki hassasiyetimizi artırarak toplumda kitlesel bir bilinç oluşturur.

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı
Burada olmaktan, bu işi yapmaktan ve sizlere ulaşmaktan büyük bir aşk duyuyorum. Bildiğim her seferinde başka tatlar çıkarttığım bambaşka bir aşk bu. Sizlerin de tatması dileğiyle…
 Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* Fotoğraflar (28 Mayıs 2014): Silvan Güneş arşiv (kaynak gösterdiğiniz takdirde kullanabilirsiniz.)

* http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ29seWJyYXNzdXM

* https://www.histolia.de/pamphylien/kolybrassos/kolybrassos-pamphylien-plan.html

[1] Eksedra: Yarım daire planlı, bazen üstü kubbeli, ana yapıya birleştirilen mimari öğe.