Selen/Sallune/Selinus/Trajanopolis/Castelo Lombardo/Antik Kenti – Kilikya / Antalya – Gazipaşa

Selinus Antik Kenti, Antik Çağda Kilikya bölgesinin en önemli kentlerinden biriydi. Bugün Antalya’nın Gazipaşa İlçesi sınırları içerisinde, kente 4 km mesafede, Gazipaşa Limanı’nın batısında, Hacı Musa Çayı’nın yakınına inşa edilmiş olan Selinus Antik Kenti, M.Ö. 6. Yüzyılda “Sallune” adıyla anılmış, daha sonraları Trajanopolis, Castelo Lombardo adlarıyla da anılmıştır. Fakat sonra yeniden “Salinus” adını almıştır. Selene adı Asur metinlerinde SALLUNE olarak geçmektedir. Esasen var olan Selene adı, Seleneli anlamına gelen “us” eki alarak Seleneus Selinus olmuş olabilir ve bu kelimenin orijinalinin, Yunancadan ek almadan önceki halinin SELENE veya SELEN olması ihtimali oldukça yüksektir. Gazipaşa birçok kavmin uğrak yeri yerleşim alanı ve bazen de başkenti olmuştur. TBMM kararı ile eski adı olan Selinti kaldırılmış ve Kuvva-i Milliye ye verdiği destek sebebi ile Atatürk’ün unvanı ile şereflenerek Gazipaşa olmuştur. Kazım Mirşan Yazılı Belgelere göre ERKEN TÜRK DEVLETLERİ VE TÜRÜK BİL isimli eserinin 79. sayfasına bir de Glosar -sözlük- koymuştur. Burada Selene sözcüğüne geldiğinizde karşısında ırmak adı diye yazdığını görürüz. Yani Orta Asya da Selene isimli bir ırmak vardır ve burada Türkler binlerce yıldır yaşamaktadır. Şemseddin Sami; Kamus-ul Alam1 adlı eserin Seleńge maddesinde Selenge, ırmağını anlatarak; Asya da büyük bir nehir olup Moğolistan’ın kısm-ı şimalinde vaki haliha Hıtay vus asında Hangay ve Tangrulu dağlarından nebaan eder. demektedir. Selene Osmanlıca da Sağır KEF ile okunur veya yazılır. Seleňge okunur. Yani Selene ırmağı Tanrı dağlarından çıkmaktadır. Prof. Dr. Ramsay Anadolu nun Tarihi Coğrafyası isimli eserinde Taşeli bölge haritasını verir. Bu harita günümüz haritalarına oldukça yakın olmakla birlikte bazı yer ve bölge adları dikkat çekmektedir. Bu haritada SELENTİS yazısını görürüz. Bu kelimenin sonundaki tis-ıs-os-us ekleri aidiyet eki olup, Yunancadır. Roma ve Yunanlılar kendi dillerinden olsun, başka kaynaklardan gelmiş bulunsun, genel olarak böyle bir ek ile sözcüğü beslemişlerdir.

Gazipaşa’nın antik adı olan Salinius Yunan ve Romalılar Anadolu’ya gelip bu kentlere yerleşmeden önce de vardı. Kentin, Hellenistik Dönem’de Seleukoslular olarak krallığın içinde, onların valilerince atanan Kommegeneliler, Akdeniz kıyısına daha önce kurulmuş olan “Seleneus-Selene-Sallune”[1] kentini kurduğu söylense de, Selinus adının aslının Orta Asya’da Baykal gölüne dökülen Selenge Irmağından aldığı, dilimize Çinceden gelen “su” sözcüğünün daha sonra Türkçede yer aldığı da kaynaklar arasındadır. Yanı sıra Akdeniz kıyılarında Roma ve Bizans dönemlerinden çok önce, Anadolu’nun yerli halklarından olan Luwilerin varlığı ve kökenleri yine Orta Asya halklarına bağlandığı için, antik kentlerle ilgili derinlemesine yapılabilecek araştırmalar bu bilgileri mutlaka güçlendirecektir.Prof. Dr. Ekrem Memiş’in, “Eski Çağ Türkiye Tarihi” isimli eserinin 45. sayfasında Luwice başlığı altında şu açıklamayı yapmaktadır. “Luwice’nin anlaşılması ve tetkiki çok uzun çalışmalar sonunda kabil olmuştur. Bu dille ilgili malzemeyi de HATTUŞAŞ arşivi vermiştir. Bu malzemeye dayanarak ilkin E. Forrer, ss ve nt sonekli yer adlarının, Wahsulassas, Huwarsanassa, Arinanda, Asitawanda gibi daha ziyade GÜNEY ANADOLU’da yer aldığını işaret etmiştir. B. Landsberger ve ona dayanarak Prof. Dr. Emin Bilgiç ve Rozenkranz isimli bilginler; Luwicenin, Hititlerin zamanında da konuşulmaya devam eden bir dil olduğunu söylemişlerdir. Selenti adı da Selinus adı da nt ve ss son eki kalıbına uyuyor. Ekrem Memiş’in kitabında 32. sahifeden itibaren yapılan açıklamalardaki Şamtamhari metinlerinin 2. Neden Selene-Selendi 6. Hattuşaş tabletlerinde yer almaktadır.” denilmektedir.

İşte bu noktada önemli bir kaynak, konuya aynen şu şekilde bir açıklık getirmektedir. “Hattuşaş arşivindeki tablette; Anadolu da 17 krallık olduğu ve bunlardan birinin adının doğrudan doğruya TÜRKİ kralı olduğunu görürüz. Mezopotamya da büyük bir imparatorluk meydana getiren Sami kökenli Akkadların vesikalarından öğrendiğimize göre Musul ve Kerkük dolaylarında Hurriler adıyla anılan bir kavim oturuyordu. Hurri dili üzerinde yapılan tetkikler bu kavmin dilinin Orta Asya kökenli bir dil olduğunu ortaya koymuştur. Bu kavim Urartularla akraba olup Urartular da Asya kökenlidir. Hurrilerin YUVARLAK ÇADIR tipli evler yaptığını biliyoruz. Prof. Dr. Afif Erzen’e göre günümüzde bile yarı göçebe Türk Boylarının hala kullandığı tek direkli ve bunun hemen yanında bulunan ışık menfezli çadır tipleri eski yuvarlak planlı evlere benzemekte ve dolayısı ile yerli Anadolu karakteri taşımaktadır. Çünkü yarı göçebe Türk boylarının kullandığı yuvarlak planlı çadır, en eski çağlardan beri kullanılan ve tipi değişmeyen bir konut tarzıdır. Halen Urfa civarındaki birçok köy evleri bu tiptedir. Luwiler ve Hurrilerden sonra bölgeye egemen olan Hititler ise bu hâkim kültürden çok etkilenmişlerdir. Önce Luwilerin, arkasından Hurriler ve Hititlerin yaşadığı bölgemizde birçok ad o kavimlerden kalmadır. Ancak daha sonra, M.Ö’lerde EGE GÖÇLERİ sebebi ile yıkılan Hitit devletinden geriye kalan bazı yer isimleri, arkasına ve önüne getirilen Yunanca ekler ile telaffuz değişikliğine uğramış, üstelik de XVII ve XIX. Yüzyılda batıda patlayan Helen Sempatisi ile tuhaf şekilde Yunanca ilan edilmiştir. SELİNUS adı da Orta Asya’dan Selene Irmağı boylarından kopup, Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasına yaşamaya gelen bu Turanî kavimlerin birlikte getirdikleri kıymetli armağanlardan olup, Selene’den-Selenus’a dönmüş ve ünlü Prenses Selinus; adını bu memlekete vermek bir yana, tam tersine o güzel adı, bu güzel memleketten almıştır. Çünkü Selene o çağlarda verimli topraklar ve ormanlara sahip, beş tane akarsuyu ile kıyılara bereket taşıyan bir cennet köşesi idi. Gerek sahilde ve gerek iç bölgelerde Hitit yapılarının temelleri üzerine oturtulmuş bulunan Selenus Kalesi, Adanda Kalesi, Antiochia Kalesi, Sivastı Kalesi, Macar daki Sestrus, Göçük üstündeki Sebaste ve Kıcık taki Nefelis kaleleri ve yerleşimler bu beldenin yaşamaya değer bir yer olduğunun tarihi kanıtlarıdır. Böyle güzel bir beldenin adını kim çocuğuna ad olarak vermek istemesin? Krallar da böyle yapmışlar ve doğan güzel kızına Selenus adını vermişlerdir. Selenus; Seleneli demektir. Son dönemlerde bölgenin Tarihî-Coğrafyası üzerinde yapılan Eski Çağ Konya Araştırmaları üzerinde duracak olursak Selendi adına daha bilimsel yaklaşımlar getirebiliriz. Buna göre; Konya Klasik Çağ da Lykaonia olarak adlandırılmakta idi. Bu ismin bundan önceki Hitit dönemindeki Lukka’dan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bu durumda bölgenin Hititlerden itibaren Lukka olarak adlandırıldığını ve klasik çağda bu ismin Lukka’dan değişerek Lykaonia şekline dönüştüğünü sanırız. Tabii bunun öncesi de var. M.Ö. III. bin yılın sonlarında bölgeye gelmiş olan Luwiler yaşayan halkın büyük çoğunluğunu teşkil ettiğinden bölgede Luwice konuşuluyor ve Güney Anadolu nun iç kısmı Luwia olarak anılıyordu. Bu bölgenin batı kısmı ise Arzawa olarak biliniyordu. Luwiler M.Ö. III. bin yıldan Helenistik döneme kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Klasik dönem, Helenistik Dönem ve Antik Dönem yer adlarından hareketle Luwice isimlerin yayılma alanlarını tespit etmeye çalışan Ten Cate isimli bilgin, Lykaonia nın güneyinde yer alan Lykia, Dağlık Kilikya (Taşeli) ve İsauria Bölgelerinin önemli Luwi yerleşimleri olduğunu kabul etmiştir. Araştırmacılar 1994 yılında Konya’nın Hatıp Kasabası güneyinde bir Hitit Anıtı tespit etmişlerdir. Burada 5 metre yükseklikte bir tanrı figürü ile hiyoroglif metinleri bulunmuştur. Yazıtta Büyük Kral Muwattalli nin oğlu Büyük Kral (Kahraman) Kurunta’ya işaret edilmektedir. Konya bölgesi Hititlerin batı politikaları bakımından önemli olduğu gibi, Kadeş Savaşına giderken, kuzeyden gelebilecek olan Kaşka saldırılarına karşı da başkentin buraya (Tarhuntašša-şimdiki Konya’nın güneyi) taşınarak arkasını emniyete alması söz konusu olduğu görülmektedir. Bölgeye Hattuša da (Hattuşaş) oturan büyük kral ile aynı haklara sahip olan ve hükümdar ailesine mensup bir kral atanmakta idi. Tarhuntašša Ülkesine aynı zamanda Hulia Nehri Memleketi de denilmekte ve birincisi İDARİ, ikincisi de COĞRAFİ ad olarak kabul edilmektedir. Boğazköy kazılarında elde edilen bir Bronz Tablette Hulaia Ülkesinin Sınırları ise şöyle tespit edilmiştir: Batı Sınırı: Walwara, Harhasuwatna Tarapa, Sarnanta, Tupisa ve Nata şehirleridir. Hulaia Ülkesine deniz kesiminden sınır teşkil eden şehirler ise; Mata, Sanhata, Surima, Saranduw, İstapanna, Sallusa (Sallune-Gazipaşa), Tatta, Dasa’dır. Bu durumda Hulia Ülkesi en azından Alanya’ya kadar olan bölgeleri elinde bulunduruyordu. Bronz tablette; Hulaia Ülkesine ait olarak gösterilen Sallusa Kenti yeni Asur belgelerinde Sallune, Klasik çağda Selinus olarak kaydedilmektedir. Bilge Umar’a göre de bu isim Luwicedir. Yabancı bilim adamlarının şahitliği ile Rum-Roma sözcüğünün aslı ve yine batılı tarihçi Sabatino Moscati dâhil birçok bilim adamının kanıtları ile Sallune, Selinunte-Selene-Selinus yer adının Yunanca köklü olmayıp, sonradan Yunanca ekler alarak ve Yunanperestler tarafından Yunanca ya mal edilen bir sözcük olduğu, Gazipaşa sözcük aslının İç Asya dillerinden geldiği söylenebilir. İç Asya dillerinden en yaygın olanın Türkçe olduğu düşünüldüğünde sözcük aslı pek ala Türkçe olabilir.”[2]

 

 

 

 

 

Seleuneus’a çok yakın olan ve Alanya’nın 33 km doğusunda yer alan Yeşilöz Köyü’nün Akdeniz’e olan kıyısında IV. Antiovhos’un kızı İotepe’ye ait küçük bir liman kenti bulunmaktadır. İ.Ö. 5.yy.da yaşayan Yunanlı tarihçi Heraklı (Hierocles), Roma ve Bizans dönemi şehir ve limanlarından olan İotepe için kenti İsauria[3] kentleri arasında yazmıştır. Antik adı Ayzutap olan kent bugün Aydap olarak bilinmektedir. (geniş bilgi için bkz: Iotape Antik Kenti – Kilikya / Antalya-Gazipaşa, https://blog.delphinhotel.com/iotape-antik-kenti-kilikya-antalya-gazipasa/)

Roma İmparatoru Trajanus, Part seferinden Roma’ya dönerken Selinus Antik Kentine gelmiş, burada hastalanmış ve hayatını kaybetmiştir. Sonrasında yakılan Trajanus’un külleri Roma’ya götürülür.

 

 

 

 

 

120 metre yüksekliğe sahip bir tepenin üzerine inşa edilen akropolde günümüzde Orta Çağ’a ait bir kalenin sur kalıntıları tepedeki en belirgin yapılardandır. Akrapol içerisindeki sarnıç ve kilise de günümüze gelebilmiş yapıtlardır. Kente ait anıtsal mezarlar oldukça önemli kalıntılar arasındadır. Gazipaşa Kalesinin eteklerinde yer alan Selçuklu Şikarhane Köşkü. Alaaddin Keykubat Yapımı Bıçkıcı Köprüsü Selçuklulara ait oldukça önemli kalıntılar arasındadır.

Bu önemli bilgileri verdikten sonra, gerek Luwilerle ilgili, gerekse Roma ve Selçuklularla ilgili kaynaklar için Gazipaşa ile ilgili yazımızın devamını merakla bekleyiniz.

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* Antiocheia Ad Cragum / Antalya-Gazipaşa / Klikya, < https://blog.delphinhotel.com/antiochia-ad-cragum-antalya-gazipasa-klikya/>

* Iotape Antik Kenti – Kilikya / Antalya-Gazipaşa, https://blog.delphinhotel.com/iotape-antik-kenti-kilikya-antalya-gazipasa/

* Iotape Antik Kenti’nde İnançlar ve Traianus Tapınağı / Kilikya / Antalya Gazipaşa

https://blog.delphinhotel.com/iotape-antik-kentinde-inanclar-ve-traianus-tapinagi-kilikya-antalya-gazipasa/

* https://www.alaturka.info/tr/tuerkiye/akdeniz-boelgesi/alanya-gazipasa/1659-selinus-lamus-nephelis

[1] https://docplayer.biz.tr/146602-Gazipasa-gazipasa-dunden-bugune-antalya.html

[2] https://docplayer.biz.tr/146602-Gazipasa-gazipasa-dunden-bugune-antalya.html

[3] İsauria: (Modern Yunanca: Ισαυρία / İsauria), Vetus (Eski İsaura), İsaura Nova (Yeni İsaura), Tris-Maden ve Leontopolis (Arslanlar Kenti) isimleri Lycaonia (Konya) ya da Eski Yunanda Iconium (Konya)’nın bir kenti olarak bilinmektedir. İsaura’lı halk enerjik ve yağmacı bir halk olarak bilinir. İsaura’nın Kralı Philiph düşmemek için birçok savunma yapmış olsa da Alexander‘in ordusuna karşı koyamamıştır. < http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvxLBzYXVyaWE>, 31.05.2019, s 21:01