Side Antik Kenti Hamamı ve Müzesi

“Side Müzesi” demek dahi ne kadar mutluluk veriyor insana. Bir antik kentin kaç bin yıllık isminin yaşaması bir yana, pek çoğu gerek doğal afetler gerekse insanların belirli dönemlerde ve zamanlarda kente yapılan pek çok yamalama ve talana rağmen elde kalanların bir müzede toplanması, zamanı iyi tahlil etmek ve insanlık tarihi bu mirasları günümüz insanının görüp düşünmesini, anlamasını, empati kurmasını hatta kendi yaşadığı dönemle ölçüp mukayese kabiliyetinin gelişmesini, hayal kurmasını sağlamak ne büyük bir servet. İşte o servetlerin birindeyiz şimdi sizlerle; Side Müzesi’ndeyiz.

Side Antik Kenti’nin nerede olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Antik çağlarda Side’de yapılan agonlar ise bugün herkesin bilmesi gereken önemli bir festivalin boyutlarını öğrendiğimizde bizleri şaşkına çevirecek değerde önemlidir. Antik kentlerde eğlence kültürü, edebiyat, şiir, ve sahne bugün düşündüğümüzün çok üstünde gelişmiştir. Yine de bu konuda küçük bir bilgi vermem gerekirse, Side Antik Kenti Manavgat İlçesi’ne çok yakın bir yerdedir ve Manavgat’ın bir mahallesi olarak geçmektedir. Çünkü antik kent bugün önemli bir turizm beldesi olmanın yanında, oldukça kalabalık yerli bir turist bu kentte yaşamaktadır. Hal böyle olunca MS 2 yüzyılda kurulan kentin bugün de oldukça revaçta bir belde olmasındaki en büyük etkenlerden biri de, kentin deniz kenarında olmasıdır. Side Müzesi olarak kullanılan yer antik hamamdır. Antik hamam Agora Hamamı olarak bilinmektedir ve yapıda MS 5.6. yüzyıllarda bir takım ilave değişiklikler yapıldığı anlaşılmaktadır. 1956-1961 yılları arasında Mimar Ragıp-Selma Devrez çifti tarafından üç bölümden üzeri kapatılarak restore edilmiş, 1962 yılında müze olarak hizmete açılmıştır. Side gibi bir kentin önemli değerlerinin yine kendi içinde müzeye dönüştürülmüş bir yapı içerisinde sergilenmesine olanak vermek, hem tarih hem turizm hem de bilim açısından çok önemlidir. Çünkü bu yaklaşım, hem ülkemizdeki müze sayısının artmasına hem kendi değerlerinin yine aynı bölgede sergilenmesine hem de bu anlayışın örnek olması bakımından da bu anlayışa hizmet etmesine neden olduğu için değerli bir düşüncedir. Bir diğer konu ise bir antik kentten alınıp yakında bulunan başka bir müzeye götürülen eserlerin birçoğu ne yazık ki o müzelerin depolarında beklemektedir. Çoğu eser teşhire dahi çıkamamaktadır. Bunun için ya müzeler yetersiz kalmakta ya da müzenin teşhir gereği konusu itibariyle teşhir edilecek eser uygun bulunmamış olabilir. Bu bakımdan müzecilik de kendi içinde farklı bir konu olduğu için, bir ziyaretçinin ya da daha bir bilim adamının belki de gerçekten görmesi gereken ve fakat rastlayamayacak olduğu bir eser müzenin deposunda bekliyor olabilir. Ziyaretçiler için bunu bir nebze olsun öngörebiliriz belki, fakat bilim adamı için oldukça büyük bir kayıptır…

Side hamamı restorasyonla üstü kapatılmıştır. 1 numaralı Frigadarium ve 5 numaralı Tepidarium salonları avluları ile birlikte müze olarak kullanılmaktadır. 2. Numaralı Sudatorium, 3 numaralı Caldarium ve 4 numaralı Tepidarium salonları ise ziyarete kapalı bölmelerdir. Şimdi nedir bu isimler diye soracak olursanız. Hamam o tarihlerde gymnasiumun’un bir parçası olarak kullanılırdı. Gymnasiumun (Latince) spor yapılan yer demektir. Biz bune bugünkü anladığımız şekilde jimnastik de diyebiliriz. O dönemlerde spor yapmak için geniş alanlar yapıldığına ve savaş sporlarına önem verildiğine, hamamların da özellikle sporcuların dinlenme, yağlanma ve spora hazırlanma yeri olduğuna şahit oluyoruz. Frigadarium, içinde havuz da bulunan soğuk bölümdür. Sudatorium, terleme odasıdır. Yani soğuk bölümde üstünüzü çıkartır, hamama girmek için bir ön hazırlık yapar, soğuk da olsa belki bir ıslanır duşunuzu alır, sonra terlemek için Sudutarium’a geçersiniz. 3. Numaralı oda, Caldarium hipokaust adı verilen ve zeminin altında bulunan fırın tarafından ısıtılan, ısıyı yansıtan duvarlardan oluşan sıcak bir odadır. Yerden ısıtma sistemi ile ısıtılan Roma banyolarının ılık banyo bölümüdür. 4. oda Tepidarium, insan vücudunu duvarlardan ve zeminden doğrudan etkileyen hoş radyant[1] ısı hissi veren bir bölümdür ve hamama yolu düşenler, yeniden 5 numaralı Tepidarium’a vardıktan sonra hamam sürecini tamamlamış olurlar. İnsan bunları okuyunca hayrete düşüyor değil mi? O yüzyıllarda dahi bir hamamın bölümlerini incelediğinizde aynı zamanda insan sağlığı için de ne kadar profesyonelce düşünüldüğünü, gerek mimari gerekse sağlık bakımından yaratılan bu hamam bölümlerinin, özellikle tansiyon hastalığı (herhalde o yıllarda da böyle bir hastalık vardır) ve vb insanlar için d ene kadar büyük bir bilinçle düşünüldüğünü görüyoruz. Yaş itibariyle de baktığımızda hamamların çocuklar için de oldukça uygun şartlarda hazırlanmış olabileceğini tahlil edebiliriz. Sanıyorum bizler büyük oranda ve genel olarak halen Roma döneminde Anadolu’da var olan bu hamam geleneğinin binde birini dahi yaşayamıyoruz. Bizim yüzyılımızda bu kadar düşünülmüş mekânlar ancak beş yıldızlı diyebileceğimiz spam olarak geçen ve belli müşterilerine hizmet veren yerlerde var. Onun dışında halkın böyle bir hizmet alması mümkün olmadığı kadar maliyetli bir iş.

İşte günümüzde müzeye dönüştürülen hamamın bahçesinde Selçuklu Dönemi’ne ait mezar kitabeleri ve yazıtlarının yanı sıra Roma Dönemi’ne ait lahitler, sütunlar ve sütun kaideler, frizler, mozaik parçaları, büstler, heykeller yer almaktadır. Müzedeki teşhir salonlarında ise silah kabartmaları, roma güneşi saati, cam eserler, sikkeler, kandiller, lahitler, heykelcikler, takılar, bir takım süs eşyaları, heykeller yer almaktadır. M.S. 2. yüzyıla ait güzelliği, zarafeti ve bereketi simgeleyen Üç Güzeller Heykeli, Side Müzesi’nin en nadide eserlerinden biridir. HeraAphrodite ve Athena ile özdeşleştirilen üç güzel, müze salonunda zarafetleri ve güçleriyle göz kamaştırmaktadır.

Bu yazıda gördüğünüz fotoğrafların hepsi Sayın Serdar Özen’e sevgili eşi Esra Özen’e aittir. Bu tarih severdir güzel çift Side Antik Kenti’ne yapmış oldukları anlamlı seyahatlerinde çekmiş oldukları resimleri bu yazımda kullanmam için izin verdiler. Hem tarih sever oldukları için hem de çektikleri fotoğrafları benimle paylaştıkları için kendilerine ayrıca buradan da teşekkür ederim.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı


[1] Radyant Isıtma; bir alevden ya da ısıtılmış bir yüzeyden çıkan ışınlardan faydalanılarak diğer nesnelerin ısıtılmasıdır. Güneşin dünyamızı ısıtması prensibe en iyi örnektir.