Roma İmparatoru I. Justinyen Adına Üç Kıtada Justinianopolis Adında Şehirler Kuruldu

Roma İmparatoru I. Justinyen/Justinianos adına üç kıtada da “Justinianopolis” adında şehirler kuruldu ya da şehirlere onun ismi verildi. O şehirlerden bir tanesi de Alanya’da bugün Karaburun olarak bildiğimiz mevkide olmasına rağmen ne yazık ki bu önemli tarihi bilgi literatürlere bir türlü geçmedi. O nedenle bu yazımı bilimsel anlamda ve bilim adamlarımızın ilgisini çekmek anlamında çok önemsediğim gibi, bu gibi antik kentlerin kimliğinin ortaya çıkartılıp tanıtılmasını bölgenin turizmi ve ülkenin bilimsel olarak dikkat çekmesi açısından, ekonomiye maddi ve manevi katkısı bakımından değerli buluyorum.

Alanya’nın Karaburun Mevkiinde Bulunan Justinianopolis Antik Kenti

Alanya’ya 40 km uzaklıkta olan Justinianopolis Antik Kenti Antalya-Alanya karayolu ile deniz arasında yer almaktadır. Bugün Karaburun olarak anılan bölgede Roma dönemi eseri olan antik kentin merkezi fazla yüksek olmayan bir tepenin üzerine kurulmuştur. Kent denize kadar uzanmaktadır. Kentin etrafını çevreleyen sur duvarlarının yanı sıra su kemeri, mezar ve bir takım yapılarla kentin aslında köklü bir geçmişe ait olduğunu görmek mümkündür. Antik kente ait bir de hamam vardır ve hamamın hemen yakınlarında antik dönmelerinden gümümüze kadar ulaşabilmiş su kaynağı, günümüze kadar ulaşabilmiş en büyük miraslardan biridir. Aynı zamanda bir liman şehri olan Justinianapolis Antik Kenti’nin aynı zamanda Son Roma ve ilk Bizans imparatorlu olarak da tarihe adını geçiren Justinyen’in adını taşıyor olması, bölgemizin tarihi ve turizm adına çok önemli bir tarihi kayıttır. Bu konunun gündeme taşınması, bölgede gerekli arkeolojik kazı çalışmalarının başlatılıp, özellikle halen varlığını sürdüren ve eskiden de antik dönemin hamamına kaynaklık eden suyun bugünkü durumu değerlendirilmeli ve mutlaka buraya eski hamam kalıntılarının yeniden ayağa kaldırılarak restorasyonu ile ön plana çıkacak olan bir Roma Hamamı eskisi gibi canlandırılmalıdır.

Justinianos (Justinyen) İlirya Kabilesinden Trakyalı Bir Köylü Ailenin Çocuğuydu

Şimdiye kadar kaleme aldığım tüm yazılarım insanlık tarihi açısından oldukça önemli konular, kaynaklar ve belgeler içermekteydi. İşte onlara çok önemli bir şahsiyet olarak hafızalarımıza kazınması gereken önemli bir kişiliği bu yazımızla yakından tanıma fırsatı bulacağız. O isim Roma İmparatoru I. Justinyen’dir. Tarihte çok önemli insanlar gelip geçti bu dünyadan. Bunlardan kimi insanlık için yaptığı iyiliklerle anılıyorken, kimileri de tam tersi olarak göçüp gittiler. Kanımca Justinyen/Justinianos da kendi zamanında iyi şeyler yapmış önemli isimlerden biridir.

  1. Falvius Petrus Sebbatius Justinyen 482 yılında Makedonya’da doğmuş, 565 yılında Konstantinapolis’de (İstanbul) ölmüştür. Jüstinyen’in köklerinin bugünkü Arnavutların ataları olan İlirler’e dayandığı söylenmektedir.[1] Bu kaynakta, bugünkü Arnavutluk Yunanistan’ının büyük bir kısmının Makedonya, Kosova, Sırbistan ve çevresindeki ülkelerin İlirlerin yaşadığı bölge olduğundan bu toprakların “İlirya” olarak ayrıldığı ve İlirya’nın çeşitli kabilelere ayrıldığını, Justinianos’un İlirya’nın doğal bir bölgesi olan ve İlirlerin yaşadığı Tauresium (Kentin Roma zamanındaki bilinen Latince ismi. Tauresium tarihte aynı zamanda burada Daryan adlı bir İlir kabilesi yaşadığı için burası Dardania olarak da bilinmektedir.) bugünkü Üsküp yakınlarında 482 yılında doğduğu, Dardania’nın Makedonya’nın Kuzeyi, Kosova ve bugünkü Sırbistan’ın büyük bir kısmını kapsadığı söylenmektedir.[2] Wikipedia’da da Jüstinianus’un ailesinin köylü olup babasının adının Sabbatius, annesinin adının da Vigilante olduğu, Aielsei içinde o tarihten 100 kadar yıl sonra kaybolan Trakyaca dili konuşulduğu iddia edildiği, ayrıca bu aile içinde Latince’de konuşulduğu, Trakyalı-Romalı ya da İliryalı Romalı asıllı olduğu yazmaktadır.[3][4]
  2. Justinianos M.S. 527-565 yılları arasında yaşamış, 38 yıl görev yapmış 85 yaşındayken vefat etmiştir. Nika ayaklanması, Aya Sofya Kilisesi, Roma Hukuku ve Jüstinyen Vebası ile tarihte anılmıştır.

Justinianos imparator olmadan önce amcası I. Justin Biazan İmparatoruydu ve I. Justin genç Justinianos’u önce saray muhafızlığına getirdi, ardından “patrikhos” olarak görevlendirerek idari yeteneklerini artırdı. I. Justin’in ölümünden sonra I. Justinianos olarak Doğu Roma (Bizans) tahtına geçti. Tarih yazarları kendisini “Büyük Jüstinianos” olarak yazdıran Justinianos kitaplarda da bu atıfla her zaman dikkat çeken bir isim olmuştur. Bunun en baş sebeplerinden biri Roma İmparatorluğu’nun saltanat döneminde yakaladığı o eski büyüklüğü ve ihtişamı kendisinin yeniden yakalamış olmasından kaynaklanmaktadır. I. Jüstinyen olarak da bilinen imparator, Roma İmparatorluğu’nun elden çıkmış olan Batı kısımlarını kendi topraklarına katmak için büyük bir gayret göstermiş, onun zamanı Bizans İmparatorluğu en parlak dönemlerini yaşamıştır. O nedenle Klasik antik çağlar sonrasında en önemli kişilerin başında geldiğinden ve Latince bilen son imparator olduğundan dolayı tarihçiler kendisini “Son gerçek Romalı imparator” olarak da tanımlamaktadırlar.

Roma İmparatoru I. Justinyen adına bastırılmış bir sikke.

 

 

 

 

 

 

Justinianos’un Bir Pagan Rahibesi’nin Kızı Olan Theodora’ya Olan Aşkı Thedora’yı İmparatoriçe Yaptı

Roma İmparatoru I. Justinyen ve eşi İmparotiçe Theodora

Bir pagan rahibesinin kızı olan ve tiyatro panayırlarında dansçılık yapan Theodora, aslında bir fahişedir. Babasının donanma subayı olduğu yönünde bir takım teyit edilmemiş bilgiler de mevcuttur. Aralarındaki ilişki büyük bir aşka dönüştü ve Justinianos’un İmparatorluk basamaklarına kadar yükselmesi, Theodora’ya da imparatoriçelik basamaklarını hazırladı.

Roma İmparatorluğunun doğuda “Bizans” olarak devam eden yılları, çok önemli bir çağ olarak kabul edilmekle birlikte, imparatorluk döneminin zamanları, etkileri, içinde yaşadığı ülkenin sınırlarını büyük ölçüde aşmıştır. Justinianos’un saltanatı dönmelerindeki gelişmelerin temel taşı ise “Antik Roma İmparatorluğu’nun yeniden ayağa kaldırılıp, zarar görmüş ne varsa her şeyin yeniden restorasyonu yapılarak ayağa kaldırılması” tutkunluğu olarak kendini göstermiştir.[3] Batı Roma İmparatorluğu yönetimi altında bulunan arazilerin çoğunu yaptığı savaşlarla kendi sınırları içerisine almayı başarmıştır. General Belisanius ile Vandallar Savaşı ile kuzey Afrika’da, General Belisarius ve Narses ile Gotlar Savaşı (535-554) ve Dalmaçya’yı, İtalya’yı ve Vali Liberius’un İber Savaşı ve Hispania Fethi ile güney İberik yarımadası bölgesini, Fas Savaşı ile Kuzey Afrika’yı eline alması; Justinianus’un hep yeniden Roma İmparatorluğu’nu ayağa kaldırma hayallerinden kaynaklanmaktadır. BU askeri kampanyalar Doğu Avrupa İmparatorluğu’nun batı Akdeniz bölgesindeki kontrolünü sağlamış, Doğu Roma İmparatorluğu’nun mali vergilerinin yıllık hasılatını 1 milyon solidus altınını artırmıştır.[5]

Konstantinapolis’e (İstanbul) Bugünkü Ayasofya Kilisesi’ni Justinianos Yaptırmıştır

Ayasofya
Ayasofya Kilisesindeki iç duvarlarında bulunan I. Justinyen ikonu.

İmparator Konstantion (337-361) tarafından yapıla birinci kilisenin üstü ahşap bir çatı ile örtülüydü. İmparator Arkadios’un (395-408) karısı İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul patriği İoannes Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilince bu anlaşmazlık halk ayaklanmasına dönüştü ve 404 yılında kilise yakılıp yıkıldı. Günümüze Ayasofta’nın kuzey tymphanon duvarında halen görülen mozaik tasvirinin ve müze deposunda bulunan Megale Ekkesia[6] damgalı tuğlaların bu dönme ait olduğu düşünülmektedir. İmparator II. Thedosion (408-450) 415 yılında İkinci kiliseyi beş nefli, ahşap çatı örtülü ve anıtsal bir girişe sahip bazilika planlı bir yapı ile yeniden inşa ettirdi. Kilise İmparator Justinianus’un beşinci saltanat yılında aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin, o dönemin siyasi iki partisi olarak İmparatorluğa ve devlete karşı birleşmesi sonucunda Konstantinapolis’te Hipodrom’da “Nika! Nika!”[7] diye bağırıp alkış tutmalarından çıkan ve bu sebeple tarihe “Nika İsyanı” olarak geçen büyük halk ayaklanması sonucunda 13 Ocak 532 yılında yeniden yıkıldı.

Soldaki sütun Ankara’da bugünün Ankara’sının simgelerinden birdir. “Belkıs Minaresi” olarak da bilinen Jüstinyen sütunu 1943 yılında Ulus’daki taşhan’ın yanındaki yerinden kaldırılarak Ankara Valiliği’nin önüne taşınmıştır. Yıllarca Ankarayı simgeleyen posta pulları ve kartpostalları süslemiş, üstüne yuva yapan leylekler, tarih, zaman, mekan ve doğa ilişkisi içerisinde zamanın tanıklık edişine önemli bir miras olarak Ankaralıların göz bebeği olmuştu. Artık leyleklerin yuva yapmayıp onların da terk ettiği sütun hakkında günümüz insanı çok da bilgili değildir. Sağdaki Jüstinyen sütunu ise İstanbul’da Jüstinyen’in zaferleri anısına diktirdiği sütunlardan birdir. Theodosius’un heykelinin bazı kısımları kullanılmış ve Justinian ata binerken, önünde dizleri üstünde ona hürmet sunan üç barbar kral ile tasvir tamamlanıyordu. 16. yüzyıla kadar ayakta kalan sütun, Osmanlı İmparatorluğu tarafından kaldırıldı.

Tarihçi Prokopios’un aktardıklarına göre; İmparator Justinianos, Ayasofya Kilisesi’ni yeniden ayağa kaldırmak için dönemin iki önemli mimarı olan Miletoslu (Milet) İsidoros ile Trallesli (Aydın) Anthemios’a 23 Şubat 532 yılında inşaat çalışmalarını başlattı. Mabedin çok görkemli ve gösterişli olmasını isteyen Justinianos, tüm eyaletlere haber göndererek en güzel mimari parçaların Ayasofya’da kullanılması için toplatılmasını emretti. Yapıda kullanılan sütun mermerler; Aspendos, Ephesos, Baalbek, Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’deki antik şehir kalıntılarından getirildiği gibi, Ephesos’tan getirilen yeşil sütunlar, burada bulunan meşhur Artemis Tapınağı’ndan alınmıştır. Efes, Artemis Tapınağı’ndan getirilen sütunların neflerle, Mısır’dan getirilen sekiz adet porfir sütununun ise yarım kubbeler altında kullanılmıştır. Beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, yeşil somakiler Eğriboz Adası’ndan, pembe mermerler Afyon’dan ve sarı mermerler Kuzey Afrika’dan getirtilerek Ayasofya’da kullanıldı. Yapının iç kısmında yer alan duvar kaplamalarında tek blok halindeki mermerlerin ikiye bölünerek yan yana getirilmesi ile simetrik şekiller ortaya çıkartılmış, damarlı renkli mermerlerin iç mekânda kullanımıyla dekoratif bir zenginlik oluşturulmuştu. Yapıda 40 tanesi alt galeride, 64 tanesi ise üst galeride olmak üzere 104 adet sütun bulunmaktadır. Ayasofya’nın mermer kaplı duvarları dışında tüm yüzeyler birbirinden güzel mozaiklerle süslenmiştir. Mozaiklerin yapımında altın, gümüş, cam, pişmiş toprak ve renkli taşlardan oluşan malzemeler kullanılmıştır. Yapıdaki bitkisel ve geometrik mozaikler 6. yüzyıla, tasvirli mozaikler ise ikonaklazma (Tasvir Kırıcılık Dönemi 730-842) sonrasına tarihlenmektedir. Ayasofya, Doğu Roma Dönemi’nde İmparatorluk Kilisesi olması nedeniyle İmparatorların taç giyme merasimlerinin yapıldığı mekandır. Bu sebeple Ayasofya’daki Ana mekânın (naos) sağında bulunan, renkli taşlardan yuvarlak ve geçmeli desenli yer döşemesi (omphalion), Doğu Roma İmparatorlarının taş giydiği bölümdür.[8]

27 Aralık 537 yılında yeniden ayağa kalkarak ibadete açılan kilise beş yıl gibi kısa sürede tamamlayan İmparator Justinianos’da Ayasofya’da taç giyen imparatorlar arasındadır. İmparator Justinianos açılış gününe mabedin içine girdiğinde “Tanrım, bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kast ederek, “Ey Süleyman seni geçtim.” diye bağırdığı tarihi kayıtlara geçmiştir. Bugün dahi İstanbul’da en çok uğrak yerlerinden biri olan Ayasofya Kilisesi, uzun yıllar Ortadoks Hristiyan mezhebinin merkezi olmuştur. Justinianos, Doğu Ortadoks Hristiyan Kilisesi tarafından bir “aziz” olarak kabul edilmiş ve 14 Kasım olan ölüm günü “aziz yontu günü” olarak kabul edilmiştir.

Jüstinyen Vebası

İskenderiye ve Filistin’den gemilerin demirlediği iskelelerden yayılarak büyük sonuçlar yaratan ve Kosntantinapolis’in 542 yılında gerçekleştirilen kuruluş kutlamalarında şehre amansız bir veba salgını olarak ulaşmış, tıpkı “nika” ayaklanması gibi şehrin başına gelen bu ikinci felaket tarihe “Jüstinyan Vebası” olarak geçmiştir. Veba salgını 750 bin nüfuslu olan şehri 450 binlere inmesine neden olmuştur. Şehri kısa zamanda ele geçiren veba nedeniyle sokaklar boşaltılmış, ticaret ve tarim neredeyse durma noktasına gelmiştir. Bu dönemde kıtlık ve açlık baş göstermiş, paranın değeri düşmüş, hastalık balkanlara kadar yayılmıştır. Salgın Noel’e doğru geldiğinde şehri hızlıca terk etmiştir.

Justinianos’un Bugün Dahi Batı Avrupa ve Diğer Ülkelere Olan Katkısı

Justinianos’un emirleri ile Roma Hukuku’nun kanunlaştırma hareketi, Doğu Roma ülkesinde yürürlüğe girmiş, çok değişik dönmelerde de ortaya konulmuş olan bu kaideler ve kanunlara dayanan özel hukuk sisteminin tümü imparatorluk alanında tek düzen olarak bütün eski saf haliyle uygulanmasının sağlanmıştır. Roma Hukuku “Corpus Luris Civikis adı verilen bir kanunlar külliyatı içinde toplanmış ve bugün modern devletlerde özel hukukun temelini teşkil etmiştir. Bu çalışmalar genellikle “Ouestor” (Sayıştay benzeri Roma merkezi devler dairesi reisi olarak görevli Romalı devlet memuru) olan Tribonianus’un çabaları ile mümkün olmuştur.[9][10]

Jistinianos Döneminde Kosntantinapolis yeniden güçlenmiş, Roma İmparatorluğu toparlanma dönemine girmiş, İstanbul Ayasofya ile birlikte gözde bir kent haline gelmiş. Sanatta ve mimaride önemli gelişmeler olduğu gibi göçmen kavimlerle en iyi şekilde mücadele edilmiş, hukuk reformları yapılmış, Antakya yeniden inşa edilirken, tek bir isyanda 30 bin insan Hipodrom’da katledilmiş ve 38 yıl süren bu iktidarlık zaman zarfında bir taraftan istikrar hüküm sürerken diğer tarafta halk giderek yoksullaşmış, hemen her alanda konulan ağır vergiler, devleti güçlendirmiş halkı açlığa itmiştir.

  1. Justinianos ve II. Justinianos’tan sonra Bazı Kıta ve Şehirlerde İsimlendiren Şehirler Şöyledir

Avrupa

* Kıbrıs                      : Justinianopolis          Eski Adı: Salamis       Kıbrıs
* Arnavutluk              : Justinianopolis          Eski Adı: Epir             Epirus
* Makedonta              : Justinianopolis          Eski Adı: Kastoria      Yunanistan
Asya
* Trakya (İstanbul)      : Justinianopolis            Eski Adı:                    Türkiye
* Erzincan                   : Justinianopolis         Eski Adı: Erzincan      Türkiye
* Bithynia                   : Justinianopolis           Eski Adı: Bithynia      Türkiye/Eski Gönen
* Kırşehir                    : Justinianopolis          Eski Adı: Kapadokya  Türkiye
* Didim                       : Justinianopolis          Eski Adı: Karia           Türkiye
* Kilikya                      : Justinianopolis           Eski Adı: Anavarza     Türkiye
* Alanya /Karaburun  : Justinianopolis          Eski Adı: Antalya       Türkiye
* Galatya                    : Justinianopolis          Eski Adı: Sivrihisar     Türkiye
* Frigya                       : Justinianopolis          Eski Adı: Pepuza       Türkiye
* Isparta/Psidia           : Justinianopolis          Eski Adı: Conana      Türkiye
* Finike                       : Justinianopolis          Eski Adı: Huwwarin   Suriye
* Burquş                     : Justinianopolis          Eski Adı: Burquş        Suriye
Afrika
* Sousse                      : Justinianopolis          Eski Adı: Sousse        Tunus
* Chebba                    : Justinianopolis          Eski Adı: Chebba       Tunus
* Mısır                         : Justinianopolis          Eski Adı: Oift             Mısır
 
Silvan Güneş
Biyografi Yazarı
 
Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

* https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvSnVzdGluaWFub3BvbGlz
* https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/anavarza-antik-kenti/5
* https://www.tarihiistanbul.com/roma-imparatoru-1-justinyen/
* İstanbul’daki Jüstinyen Sutununun kaldırılamsı: TEZCAN Hülya, Topkapı Sarayı ve Çevresinin Bizans Devri Arkeolojisi, Turing Yayınları / Yayınevi Genel Dizisi İst. 1989, s.33-35.
* Delphin Group Hotel: https://www.delphinhotel.com/de?gclid=EAIaIQobChMIgJTIh97G5gIVmOiaCh0bFQlyEAAYASAAEgJPKfD_BwE&gclsrc=aw.ds
[1] Genti FANİ, <http://www.arnavuthaber.com/ilir-kokenli-dogu-roma-bizans-imparatoru-1-justinianus-ve-hukuk-reformlari.html>, 15.12.2019, s. 00:08 Kaynaklar: John Norwich, “Bizans”, Aleksander StipçeViç, “İliret”,
[2] Gebti Fani, a.g.e.
[3] Sima M. Cirkoviç (2004). The Serbs (Sırplar). Wiley.
[4] Byzantine Constantinople: Monuments, Topography and Everday Life, BRİLL, 2001
[5]  H303 /handouts/ Finances.htm “History 303: Finances under Justinian” |url= değerini kontrol edin (yardım) (İngilizce). Tulane.edu.
[6] Megale Ekkesia: Hagia Sophaia (Ayasofya)’nın ilk adı. Anlamı, büyük halk meclisi, büyük kilise demektir.
[7] Nika: “Kazan” demektir. “Kazanan sen ol.” manasına gelmektedir. 532 yılında şehrin gördüğü en en şiddetli ayaklanmadır. Kargaşa nedeniyle çıkan yangınlar şehre büyük zarar vermiştir. İmparator I. Justinianos ayaklanan 30 binden fazla kişiyi hipodromda toplattırıp katlettirmiştir. Hypatius ve Pompsius askerler tarafından öldürülüp denize atılmış, böylece ayaklanma da son bulmuştur. Kaynak: < https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTmlrYV9heWFrbGFubWFzJUM0JUIx>, 21.12.2019, s 14:19.
[8] https://www.cnnturk.com/seyahat/ayasofya-ile-ilgili-bilmeniz-gereken-her-sey?page=5
[9] John Henry Merryman ve Rogelio Pérez-Perdomo, (2007)The Civil Law Tradition: An Introduction to the Legal Systems of Europe and Latin America, 3.ed., Stanford: Stanford University Press,, pp.9-11
[10] Çelebican, Özcan, (2013 16.baskı). Roma Hukuku (Tarihî Giriş-Kaynaklar Genel Kavramlar-Kışîler Hakların Korunması) Ankara: Yetkin Yayınevi ISBN 9754642540
[11] Bitinya Krallığı veya Bitinya, MÖ 377 ve MÖ 64 yılları arasında Nikea başkentli, İzmit Körfezi, İstanbul, Sakarya ve Bursa arasında kalan bölgede hüküm sürmüş, Trakya kökenli Bitinler tarafından kurulmuş devlet.