Gedelme Kalesi

Gedelme Kalesi, Antalya’nın Kemer İlçesi’nin 12 km batısındadır. Güneşli – Gedelme yerleşimi içerisinde, iyi korunmuş bir Bizans Ortaçağ kalesidir. Günümüze kadar gelebilmiş bu kale R. Jacobek tarafından M.S. 9. yüzyıla tarihlenmiştir. “Gedelme”, “Tahıl Phrygmos’u, tahıl kurutma, tahıl koruma, hububat çukuru” anlamına gelmektedir. 670 rakımlı, oldukça kalın, geniş bir araziyi içeren ve korunaklı olan Gedelme Kalesi, her türlü tahılı kurutma, depolama kapasitesine sahiptir. Ayrıca kalede bir de büyükçe bir mağara bulunmaktadır. Belki de bu mağara da özlelikle süt ürünlerinin saklanmasında oldukça iyi bir soğuk hava deposu özelliğiyle iş görüyordu, kimbilir?..

Gedelme Kalesi: (Fotoğraf: Ersin Demirel)

Gedelme Kalesi Yiyecek Deposu

Böylesine büyük bir depo-kale olma özelliği olan Gedelme, belli ki bölgedeki pek çok antik kentin, özellikle de kıyı şeridindeki kentlerin yiyecek ihtiyacını önemli oranda karşılayan bir stop kale görevini üstleniyordu. Akdeniz bölgesinin yaz aylarındaki sıcaklık oranını düşünecek olursanız, hem coğrafya ve iklim şartlarının hem de bölgenin özellikle meyvecilik alanında bereketli olmasına bağlı olarak, hem üretimde hem de depoyu koruma amaçlı böylesine güçlü bir kalenin yapılması, hayal dünyamızı biraz zorlarsak kalenin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bölgenin her yüzyılda gerek korsanlar, gerekse savaşlarla geçen kadim tarihi, bu bölgeye böylesi stratejik bir kalenin yapılmasında ve özellikle de toprakları koruyan askerlerin aç kalmaması için orduya düzenli yemek sağlamak amacıyla da böyle bir kalenin kurulmuş olması muhtemeldir. Her ne kadar Gedelme Kalesi’nin geçmişte taşıdığı tarihi misyonu ve coğrafya olarak belirlenme amaçları amaca ve şartlara uygun olsa da bu durum bugün dahi geçerli bir durumdur.

Tarım Bakımından Zengin Bir Bölge

Günümüzde Gedelme Kalesi ile neredeyse iç içe yaşayan Kuzdere Köylüleri, “tarih” deyince, “tekerrürsen ibaret olduğu” söylemini kanıtlarcasına bugün halen doğanın onlara sunduğu bereketle yaşayarak hayatlarını idame ettirmektedirler. Tarihçilere göre 2000 yıllık olduğu söylenen kalenin sahip olduğu coğrafya, bugün tarım bakımından zenginliğiyle çalışkan Türk köylüsünün ürettiği nice besinin ambarı niteliğinde bir bereketi, bugünün insanının damak tadına sunmaktadır.

Türk Yörük halkının yaşadığı ve Gedelme Kalesi’nin etrafına uzun yıllar önce kurulmuş olan Kuzdere Köylüleri, yazın takriben 30 km daha yukarılara çıkarak köyün kendisine ait yaylasını yazlak olarak kullanarak kaç bin yıllık geleneklerini Torosların en göz alıcı manzarası içerisinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Gedelme Yaylası’nda elma ve ceviz yetiştiren Kuzdereliler, zaman içerisinde nüfusun artmasıyla, Gedelme yaylasını uzun yıllar yaz kış kullanmaya başlamışlardır. Gedelme yaylasındaki 28 m. boyunda, 4.54 m. çapında, 14.26 m. çevresine sahip bir çınar ağacı, yörenin en gözde uğrak yerlerinden biridir. Anıtlar Kurulu tarafından korumaya alınan ağaç, “Gedelme Çınarı” olarak turistlerin de dikkatini çekmekte, özellikle yaz aylarında günübirlik turlarla ağacı görmeye gelen turist sayısı azımsanmayacak kadar bölge turizmine önemli bir katkı sağlamaktadır. Gedelme Kalesi’nin 2000 yıllık olduğu söylenirken, ağacın yaşının 2700 olarak belirlenmesi ve kaleden daha yaşlı olması ise, ağacı ihtişamının yanı sıra, tarihe tanıklığıyla da özel kılmaktadır.

Türkiye’de Yaşlı Ağaç Turizmini Dile Getirmeliyiz

Kadim Anadolu asırlar boyunca gerek coğrafik yapısı nedeniyle insanoğlunun en çok rağbet gösterip yurt edindiği ve nice medeniyetlerin filizlenip serpilirken, bir diğerinin ona sahip olarak zeminde var olan kültürle kendi kültür ve anlayışıyla yeniden şekillendirdiği önemli ve stratejik bir bölgedir. Hal böyle olunca, bölgenin gerek tarımsal alanı içerisindeki katma değeri gerekse bölgelere göre farklı türdeki asırlık ağaçların abide gibi yükseldiği önemli bir alanda da dikkat çekilmesi gereken bir değere sahiptir.

Ülkemizde Gedelme Çınarı gibi nice çınarların yerlerinin belirlenip haritasının çıkartılması ve özellikle doğa severlerle ağaç seyahatleri için gezginler yaratmalı ve bunu tüm dünyaya üstünde iyi düşünülmüş dikkat çeken sloganlarla yaygınlaştırmak gerekir. Özellikle de tüm dünyayı saran bu pandemi, tam de böyle bir zamanda belki de “Kadim Ağaçların Yaşatılması”gibi ya da üstünde düşünülecek başka bir çağrı ile dikkatleri üstüne çekilecek, yeni turizm arayışları geliştirmek gerekir kanısındayım; peki siz bu fikre ne dersiniz?

Kadim Ağaçlar Deyince İlk Aklımıza Gelen Önemli Bir İsim Mustafa Aydemir

Bu arada ağaç, yeşil ağaç ve çınar deyince aklıma araştırmacı, yazar, su altı arkeoloji meraklısı ve dünyanın en büyük anfora koleksiyomu sahibi dalıcı, koleksiyoner Sayın Mustafa Aydemir’den bahsetmemek ayıp olur. Çünkü kendisi “Belgesel Hikâyeleri ve Efsaneleri, Türkiye’nin Tarihi Ulu Çınarları” adlı oldukça geniş, kapsamlı ve takdire şayan bir çalışması vardır. Bu eseri herkesin okumasını, özellikle de çocuklarınıza okutmanızı tavsiye ederim.

Tarihi Likya yolunun beycik-yaylakuzdere-gedelme-göynük yaylası güzergahında bulunan Gedelme Yaylası, bölgeyi ziyaret eden trekking gruplarının en önemli uğrak yerlerinden birisidir. https://www.gezginsozluk.org/e/gedelme-yaylasi-76718
Tarihi Likya yolunun beycik-yaylakuzdere-gedelme-göynük yaylası güzergahında bulunan Gedelme Yaylası, bölgeyi ziyaret eden trekking gruplarının en önemli uğrak yerlerinden birisidir. https://www.gezginsozluk.org/e/gedelme-yaylasi-76718

Fotoğraf Sanatçıları İçin Eşsiz Bir Doğa Harikası

Gedelme Kalesi ve Kuzdere Köyü’ne ait fotoğrafları, yine bölgeyi çok iyi tanıyan doğa meraklısı, Likya Yol güzergahının bugünkü haline gelmesi ve bu güzergahın özellikle yerli, yabancı turistlerin kullanılarak, bölgedeki turizme, yarattığı hareketliliği ve de hatta istihdamına katkıları bulunan, tarihi, doğanın korunmasında, tanıtımında önemli bir isim olan Sayın Ersin Demirel’e çok teşekkür ederim. Kendisine ait www.ersindemirel.blogspot.com şahsi bloğundan ve “es_demirel” adlı Instagram hesabından kendisi hakkında söylediklerimin çok daha fazlasını yaptığına tanık olabilirsiniz.  

Doğa, tarih, kültür alanındaki seçkin değerleriyle her zaman gözbebeğimiz olan Antalya’mızın tanıtımının doğru yapılması, bölge halkının ise yaşadığı yöreyi daha iyi tanıması, değerlerine sahip çıkıp koruması, kendisine gezip görecek yeni alternatifler yaratması amacıyla kaleme aldığım bu yazımın doğru yerlere ulaşması ve değerlerimizin korunmasında farkındalıklarımızın artması dileğiyle.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı

%d blogcu bunu beğendi: