Gelidonya Feneri Türkiye Kıyılarının En Yüksek En Güzel Manzaralı Feneridir

“Işık Ülkesi” anlamına gelen “Likya” ya da “Lisiya” olarak da bilinen bu muhteşem uygarlık, Anadolu’da Akdeniz’in güneyinde, bünyesindeki nice kentleriyle her yönüyle insanlık tarihinin biçimlenip serpildiği önemli bir bölgeyi kapsıyor. Likya bölgesinde antik kentlerin oluşturduğu bir federasyon bölgesi olarak tarihe damgasını vuran bu uygarlığın bölgedeki köklü tarihini anlat anlat bitmiyor. Çünkü o kadar çok zengin ve anlatılacak o kadar çok değere sahip ki, onun her bir zerresini bilimsel verilerle doğru ortaya koymak, gerçekçi saptamalarda bulunmak ve gelecek nesillere doğru aktarmak, bugünün bilim adamları için de büyük bir sorumluluk taşıyor. İşte o değerlerden bir tanesi de antik kentlerin kıyısında yer alan deniz fenerleridir. Türkiye kıyılarının en yüksek fenerlerinden biri olan ve Likya dilinde “kırlangıç” anlamına gelen Gelidonya Feneri, adını kırlangıçların her yıl burada yuva yapmasından almıştır. 227 metre yüksekliği ve sahip olduğu panorama ile günümüzde halen yerli ve yabancı turistlerin önemli bir durak noktasıdır. 

Gelidonya Feneri, Antalya’nın Kumluca İlçesi’nde bugün “Gelidonya Burnu, Kırlangıç Burnu ya da Taşlık Burnu” olarak bilinen mevkide yer almaktadır. Denizciler, Gelidonya Feneri’ni “Beş Adalar” olarak isimlendirirler. Karagöz, Adrasan ve Kumluca arasında bulunan “Gelidonya Feneri, Adrasan’ın merkezine ve Karaöz’e 8 km mesafededir. 227 metre yükseklikte ve 3 km içeride yer alan fener, sivri kayalıklar üstüne inşa edilmiştir. 1934 yılında Fransızlar tarafından yeniden inşa edildiği tahmin edilen feneri 1936 yılında işlemeye başlamıştır. Üç kuşaktır fenerin bekçiliğini yapan ve günümüzde de bu ailenin bir mensubu olan Mustafa Demir, bu işi bir aile yadigarı olarak görmektedir. Ulaşımın oldukça zor olduğu fenere uzun yıllar elektrik ulaştırılamadığı için fener elle çalıştırılmış, bu durum 2000’li yıllara kadar böyle devam etmiştir. Bu durum da haliyle fenerin otantik yapısındaki bu işleyişi aslında daha özel kılmıştır. Şimdi ise Güneş enerjisi sistemi ile çalışan fener, Mehmet Demir’in buraya haftada bir defa uğramasıyla işlevini yerine getirmektedir. Doğanın denizle buluştuğu, çam ormanlarının ve kayalıklarının karadan ve denizden ulaşımı oldukça zor kıldığı bu bakir yere ancak yürüyerek gidebilirsiniz. Bu yolun açılmasını sağlayan önemli bir isim olan Kate Clow, Fethiye’den başlayıp Antalya’ya kadar uzanan, tarihte “Likya Yolu” olarak da bilinen ve günümüzde de bu adla anılan bu önemli yol güzergâhı için 1992 yılında başlattığı çalışmalarını 1999 yılında bitirmiş, bu tarihi eski yol bu kez günümüzde önemli bir tarih, yürüyüş ve keşif yolu haline gelmiştir. Gelidonya Feneri, hem bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerinin keşfi hem de turizm açısından önemli durak yerlerinden biri olarak destinasyona eklenmesiyle bölgeye gelen herkesin gitmek için programına eklediği önemli bir güzergâh olmuştur. Kısacası Kate Clow’un yedi yılda verdiği emek karşılığını –bu noktada- bulmuştur.

Bölgenin yaz aylarında oldukça sıcak olması, Likya Yolu güzergâhı üstünde bazı yolların güçlüğü nedeniyle de değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini ortaya koymuştur. İşte onlardan biri de Gelibonya Feneri’dir. Bu bunaltıcı sıcaklar, o zorlu yolları herkesin kolaylıkla aşması anlamına gelemeyeceğinden bu yürüyüşlerin ancak kendini her bakımdan sağlıklı hissedenlerin yapması, diğer doğa ve tarih severlerin ise bu tecrübeleri ocak ayına saklaması gerektiği konusunda tecrübe etmiş kimseler tarafından bizlere aktarılan önemli saptamalardır. Ayrıca Karagöz’den devam eden yolun ilk 4 kilometresi tek şeritli asfalt ve toprak karışık bir yol olmasına rağmen, aracınızla bu mesafenin ancak 2 kilometresine kadar gidebileceğinizi, bundan sonra iri ve büyük taşların aracınıza büyük zarar vereceğini bilmenizi isterim. Oldukça bakir bir bölgede olduğunuzu, yanınıza her türlü yiyecek, içecek ve ilk yardım ihtiyacınızı almadan yola koyulmamanız gerektiğini, çocuklarınızla ise bu deneyimi ancak onlar büyüdükten sonra birlikte yapabileceğinizi unutmamanızı dilerim. Zorlu bir yolun sonunda sizi muhteşem bir manzara ve inanılmaz bir keyifle tarifsiz duygular bekliyor. Buraya ulaşana kadar çektiğiniz bütün bir zahmete değdiğini, deneyiminizi ve tarifsiz güzel duygularınızı çevrenizdeki insanlarla paylaşmayı da unutmayınız ki, bu bilgiler ve şimdiye kadar anlatılmamış olanlara değerli bir katkınız olsun… Çünkü bu gördüğünüz manzara 2007 yılında Türkiye’nin en güzel manzarası seçilerek çekilerek fotoğraflardan ödül almıştır. Bu ödülü kendine verenler de bu dünyaya geldiklerinde “yapmadan dönmedim” diye kendilerine kazandırdıkları bu özel anların şansını herkese ilan etmekten asla geri durmamıştır…

Tatiliniz zengin, deneyimleriniz hep seçkin ve özel olması dileğiyle

Silvan Güneş

Alıntı & Kaynak & Fotoğraflar

Biyografi Yazarı