Bayramın En Tatlısı Ramazan Bayramı

Bayram öyle bir kelime ki her zaman olumlu bir anlam taşıyor. Her daim mutluluğu, sevinci, sarılmayı ve umudu anlatan bir kelime olan Bayramlar arasında ise Ramazan Bayramının yeri de hep çok özel. Ülkemizde Cumhuriyet tarihinde Şeker Bayramı olarak da yan bir söyleniş olan Ramazan Bayramı, çağımızın hızlı giden ve çalışma hayatının yoğun yer kapladığı ortamında aynı zamanda uzun tatil beklentisi olarak da karşılanıyor. 2019 yılının Ramazan Bayramı ise 4 Haziran Salı günü başlayıp 6 Haziran Perşembe günü sona erecek. Hükümetin arefe günü olan Pazartesi ile bayram çıkışı olan Cuma gününü de ekleyerek hafta sonları ile birlikte toplam 9 günlük tatili ilan etmesi ise hayli önce oldu. Hal böyle olunca da Ramazan Bayramı tatilinin turizm yönünden karşılığı da büyüdü. Özellikle 16 Milyon nüfusu ile Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’un bayramda boş günler yaşaması beklenirken ülkenin turizm başkenti Antalya başta olmak üzere Çanakkale, İzmir, Muğla gibi deniz kıyısı illerin ilçelerinde boş yer kalmadı.

Tatil Beldeleri Doldu

9 günlük uzun bir tatilin olması elbette yalnızca turizm açısından değil bayramın geleneğinde var olan akraba, eş, dost ziyaretleri açısından da bir fırsat doğurdu. 3 günlük bayramda insanların kendi şehirlerinde yapacakları ziyaretlerle sınırlıyken bu defa şehirlerarası ziyaretler için de bir imkan sağlanmış oldu. İklimsel değişiklikler nedeniyle kimi zaman olması gerekenden sıcak kimi zaman da soğuk dönemlere sıkça rastlamaya başladığımız son yıllara nazaran bu Ramazan Bayramı’nda havalar mevsim normallerinde hatta üstünde bir sıcaklıkla bizleri karşıladı. Henüz Mayıs ayı bitmeden başlayan yaz sıcakları, Bayram tatilini fırsat bilerek deniz kıyısına tatil planı yapanlar için de iyi bir haber oldu. Tam da bu şartlar sebebiyle turistik bölgelerdeki işletmeciler, rezervasyon yapmayanın gelmemesini çünkü hiç yer kalmadığını belirtiyorlar. Yani, bu yıl yaz aylarına girişe denk gelen Ramazan Bayramı, aynı zamanda ülkenin ekonomisi açısından da ekstra bir katkı sunmuş oldu.

İslam dininin iki bayramından biri olan Ramazan Bayramı, 30 gün tutulan oruçlar ve kılınan teravih namazları sonrasında yepyeni bir tazelik sunar. Kendine has bir kültüre sahip olan Ramazan ayının devamında gelen bayram hem neşe hem de geride bırakılan Ramazan ayının huzurunu taşır. İslamiyet’in var olduğu ülkelerin toplumları, zaman içerisinde kendilerine ait bayram kültürleri doğurmuşlardır. Çünkü bayramlar, aynı zamanda evrenseldir. Yazının girişinde de belirttiğimiz gibi bayram kelimesi, tüm dillerde, inanışlarda ve yaşam kültürlerinde bir şekilde sevincin, kutlamanın karşılığı olarak kendisine yer bulur. Aile büyüklerine, dostlara, komşulara yapılan ziyaretler ve bu ziyaretlerde sunulan ikramlar ile edilen sohbetler, Ramazan Bayramı’nı ülkemizde yalnızca dini bir gün olmanın ötesine taşıyan bir güzelliğe dönüştürmüştür.

Şeker Bayramı Nasıl Ortaya Çıktı?

Ramazan Bayramı’nın bir yandan da Şeker Bayramı olarak anılmasına gelince. Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan bayramlaşma kültüründe ikram olarak genelde Türk kahvesi ile tatlının sunulması geleneği, halkın bu bayrama bu şekilde ilave bir ismi benimsemesini güçlendirirken diğer yandan da bayramın yukarıda sözünü ettiğimiz güzel ve olumlu havasını da Şeker sözcüğünün anlatması da etkili olmuştur. Ancak İslam dininde Şeker Bayramı şeklinde bir bayram tanımlaması da yoktur. Türkiye kültürüne ait bir kültürel tanım olmakla birlikte bu konuda son dönemde iki farklı görüş de ortaya çıktı. Tarihçi Murat Bardakçı’ya göre Arapça Iyd-ı Fıtır olan bayramın Türkçe’ye Şükür Bayramı olarak dönmesinden Şeker Bayramı’na geçiş oldu. Bardakçı, bu konudaki görüşlerini şu şekilde belirtti:

Eski asırlarda, bugün de olduğu gibi Ramazan nihayete erince dinî mükellefiyetlerini yani oruç tutma vazifelerini ifa edebilenler, görevlerini yerine getirmenin verdiği memnuniyetle “Allah’a şükürler olsun, oruç ve diğer ibadetlerimizi yerine getirdik ve mübarek bir Ramazan ayını daha hayırlısı ile idrâk ettik” derlerdi. İfadede geçen “şükür” kelimesi zamanla bayramın da ismi oldu ve Ramazan Bayramı’na asırlarca “Şükür Bayramı” dendi.

Derken, “şükür” kelimesi “şeker”e döndü ve “Şükür Bayramı” da “Şeker Bayramı” haline geliverdi! Kelimenin değişmesinin sebebi, bir okuma hatasıydı…

“Şükür” ve “şeker” kelimeleri eski harflerle aynı şekilde yani “şın-kef-rı” ile yazılırlar. Metinde geçen kelimenin “şükür” mü yoksa “şeker” mi olduğu sözün gelişinden anlaşılır ve kelime nasıl gerekiyorsa öyle okunur.

Halkın “Şükür Bayramı” dediği eskinin “ıyd-i fıtr”ının zamanla “Şeker Bayramı” hâlini almasının sebebi, işte bu okuma hatası idi. Asırlar boyunca doğru şekilde, yani “şükür” diye okunan kelime sonraları bu hatâ neticesinde “şeker” zannedilince bayramın ismi de değişiverdi.

Bir başka görüş ise geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz ekonomist- yazar Güngör Uras’tan gelmişti. Uras’a göre ise Şeker Bayramı nasıl ortaya çıktı sorusunun cevabı şöyleydi:

“Ramazan sonu kutlanan üç günlük bayramın “Şeker Bayramı” olarak adlandırılması Osmanlı döneminden kalmadır. Sarayın, ramazanın on beşinden sonra askerlere tepsi tepsi baklava göndermesi, oruç sonunda insanların tatlı yemesi, oruç dönemi tamamlandıktan sonraki kutlamalarda insanlara şeker ikram edilmesi, çocukların bayram harçlığını alır almaz şekercilere koşması nedeniyle bu bayram “Şeker Bayramı” olarak anılmaya başlanmıştır.”

Ramazan Bayramı Gelenekleri ve İbadetler

Bayram öncesi anlamına gelen arefe gününde son oruç tutulur ve o gün Akşam ezanı ile açılan oruçlarla birlikte dinen Ramazan ayı da son bulur. Arefe gününden bir gün önce ise son teravih namazı kılınır. Teravih namazı, usulen Ramazan ayının başladığı ilk gün öncesindeki Yatsı namazı sonrasında başladığı için Ramazan’ın son gününden önceki gece de sona erer. Yani, Ramazan’ın son iftarı ile birlikte aslında Ramazan Bayramı’na da merhaba denilmiş olur. Peki, Ramazan bayramında neler yapılır?

Ramazan Bayramı geleneklerini aslında deyim yerindeyse tatlı bir telaş olarak tanımlayabiliriz. Arefe günü, evlerin temizliği yapılır, bayramda giymek için yeni kıyafetler alınır ve elbette ertesi gün gelecek konuklara ikram etmek için başta baklava olmak üzere tatlılar hazırlanır. Tüm bu hazırlıkların içinde yine ülkemizde var olan çocukların kapı kapı gezerek istediği bayram hediyesi için de ayrıca şeker ve çikolata alışverişi de vardır. Bayramların bir geleneği olan kabir ziyaretini ise kimileri arefe günü, kimileri de Bayramın ilk günü, bayram namazı sonrasında bayramın ilk kahvaltısını yaptıktan sonra gerçekleştirilir. Erkeklere vacip kılınan Bayram namazı, sabah namazı sonrasına yani çok erken saate denk gelir ve bu nedenle de bayram sabahlarında erken kalkılarak tüm bu gelenekleri gerçekleştirmek için hazır olunur. Dinen bayramda oruç tutmak da haram kılınmıştır.

Barışın, umudun, sevginin ve bereketin yaşadığı nice bayramlara, Ramazan bayramınız kutlu olsun.