Antalya’nın Elmalı İlçesi Doğal Otantik ve Şirin Bir Cennet Köşesi

Elmalı İlçesi Akdeniz Bölgesi’nde Toros Dağları’nın Batı Akdeniz Bölgesine uzanan kıvrımları arasına sıkışmış çanak şeklinde bir plato üzerine kurulmuştur. 2053 metre yüksekliğe varan Elmalı Dağı’nın kuzey eteğine kurulan ilçenin kuzeyinde Elmalı Dağı, doğusunda Tilkicilik Tepesi, batısında Topdağı Tepesi, güneyinde de Elmalı Ovası yer almaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1050-1150 metreler arasında değişmektedir. Elmalı’nın denize 40 km gibi bir dikeyde olması yanında rakımı göz önüne alınınca, ısı ortalamasındaki sahil yayla etkileşmesi açıkça kendini göstermektedir. Antalya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Elmalı İlçesi, halen doğallığını yitirmemiş ve Türkiye’nin eski kasaba havasını taşıyan en güzel ilçelerinden biridir. Bir Asya kavimi olan Likyalılar tarafından kurulan kentin tarihi MÖ 5 ve 4. yüzyıllara dayanmaktadır. Kent daha sonra Roma ve Bizans, Selçuklu İmparatorluğu’nun Teke Beyliği Yönetiminde ve Osmanlılarının egemenliği altına girmiştir. Kent bugünkü haliyle kültürel ve sanatsal olarak Selçuklu ve Osmanlı’nın izlerini daha çok taşımış, Kabalı, Ameles ve Elmalı isimlerini almıştır. Bu isimlerin ilçeye neden verildiğine dair herhangi bir bilgi yoktur.  Bölgede yapılan arkeolojik kazılarda her döneme ait önemli eserler ortaya çıkartılmıştır. Likya Yolu, Kızılbeli Mezarları, Fildişi Çoruhlu kadın heykeli, Gümüşten kral heykeli, Semahöyük küp mezarları, Yapraklı Köyü yazılı kaya, Armutlu Köyü kaya mezarı, Söğle Yaylası arı serenleri yörenin en önemli tarihi mirasları arasındadır. İlçenin doğusunda yer alan Semahöyük Köyü yakınlarında Karataş’ta, batısında kalan Beyler Köyü yakınındaki Beyler Höyüğünde yapılan kazılar bölgenin Bronz Çağdan bu yana iskân edildiğini anlaşılmıştır.

Osmanlı Dönemi’nde Teke Beyliği’nin merkezi olması nedeniyle, Elmalı İlçesi Teke Paşalarının ikametgâh adresi olması özellikle bugün dahi mimari etkisini gözler önüne sermektedir.  Yöresel anlamda üretimin sahip olduğu bir ekonomiye sahip olan kent, eski dönemlerde çeşitli hayvansal ürünlerin toplandığı, pamuklu bez dokumacılığının ve dericiliğin varlığını sürdürdüğü bir ticari hayata sahipti. 19. Yüzyıldan bu yana halen varlık gösteren yapılar arasında yirmi tane cami, üç Rum ve bir Ermeni olmak üzere dört tane kilise, beş tane hamam, üç tane de han bulunmaktadır.  1940 yıllarda büyük bir yangın sonucu tamamen yanan Elmalı İlçesi daha sonra yeniden imar edilmiştir.  Elmalı İlçesinde 1883 yılında bir de telgrafhane de bulunmaktadır. El sanatları ve zanaatları oldukça gelişen ilçede bakır işçiliği, demircilik, kuyumculuk, halı-kilim-çuval-heybe dokumacılığı gelişmiştir. Taş işlemeciliği, kahve değirmeni ve ahşap işçiliği bakımından da el sanatlarında oldukça önemli bir değeri bünyesinde barındırmaktadır.  Dokumacılığın her türünde önemeli bir gelişmişlik gösteren ilçede dayanıklılığından dolayı çadır kullanılmıştır. Keçi kılından kilimler ve çullar Selçuklulardan bu yana yapılagelmiş zengin motif örnekleriyle ön plana çıkmıştır.

Elmalı ilçesi şenlikleriyle de ünlüdür. Tarihi Elmalı Yeşilyayla Güreşleri, Gömbe Festivali, Elmalı – Tekke Köyü Abdal Musa Şenlikleri ve Hıdrellez Şenlikleri yöre halkının en çok varlık gösterdiği ve yaşatarak sosyal yaşantısına kattığı önemli kutlamalarıdır. Yeşilyayla Güreşleri günümüzde de Ata sporu olarak halen sürdürülmektedir. Altı yüz elli küsur yıldır sürdürülen Elmalı Yeşil Yayla Yağlı Pehlivan Güreşleri yöre halkının canla başlı sahip çıktığı geleneksel değerleri arasındadır. Bu şenliklere yörenin çevre köylerinden de katılım halen ilgi görmektedir. Bu kültürel değerler hakkında günümüzde sempozyumlar düzenlenmekte, sergiler açılmakta ve tarihsel izleği gelecek nesillere neşriyat olarak da yazılı hale getirilmektedir.

Elmalı deyince akla gelen en önemli değerlerinden biri de Elmalı evleridir. Mimari bakımdan oldukça dikkat çeken ahşap evler, sedir ağacının sağlam yapısı sayesinde yıllarca ayakta kalabilmiş, beş yüz yıllık örnekleriyle karakteristik özelliklerini taşıması insanı hayretlere düşürmektedir. Cumbalı evlerin yer aldığı dar sokaklar insana sanki zaman tüneline girmiş bir hisle kendine hayran bırakmaktadır. Evlerin süslemeleri stilize edilmiş çiçek motifleri ve motiflerle Anadolu kültürünün derinliğini bizlere anlatan ve günümüze taşıyan önemli ve zengin bir aktarım olarak müze kategorisinde değerlendirilmelidir. Bune örnek yapılardan bir tanesi de “Yeşil Kapı” olarak bilinen yapıdır. 1600 yıllık bir tarihe sahip olan yapının ahşap işçiliği paha biçilmez bir değerdedir. Toros dağlarının sedir ağaçlarıyla bezenmiş doğal güzellikleri ve iklimiyle çok yönlü bir turizm potansiyeline sahip olan ilçenin etrafının ormanla çevrili olması, haliyle mimaride malzeme olarak ahşabın kullanılmasında etkili olmuştur. Elmalı Evleri en çok çıkan mimari örnekleri, Tahtamescit Mahallesinin Aylar Sokağı’ndadır.  Ayrıca Elmalı tarihi evlerinin restorasyon çalışmaları halen sürdürülmektedir.

Elmalı ilçesinin adı üstünde elmaları da çok ünlüdür. Amasya elması kadar lezzetli elmasının yanı sıra Elmalı’da öyle enteresan bir bal evi vardı ki, yöre halkının Antik Likya lahitlerinden esinlenerek inşa edilen ve yöre halkının “dirim evi” olarak isimlendirdiği arı evlerinde yörede arıların da bu tür yapıları benimseyip petek petek bal yaptığı eşsiz bal merkezleridir. Yüksekliği yedi metreyi bulan, 3, 4 metre kadar taş bir kaidenin üstüne ardıç ağacın desteğiyle kullanılarak yapılan dirim evleri, aynı zamanda arının güvenli bir şekilde bal yapmasını da sağlamaktadır. Kaidenin üstünde arılar için ahşaptan yapılmış piramit şekilde dizilmiş 30û kuzey yönüne 30’u güne yöne bakan toplamda 60 odacık vardır. Bu odalarda da ardıç ağacından oyulmuş, kovan görevi gören boru şeklinde ardıç kütükleri yerleştirilmiştir. Bu ahşap kovanlarla birlikte dirim evlerinin yüksekliği 7 metreyi bulmaktadır.

Silvan Güneş

Biyografi Yazarı